tesad yazı göktürk tarih

Göktürkler Devletinde Gerileyiş ve Çöküş Evreleri Bölüm 2

İsmail A. Karaarslan[1]

Giriş

Göktürk devleti incelemesi iki ana makalede ele alındı. Göktürk devleti genel bakımdan değerlendirildiğinde tarihte kurulmuş olan diğer Türk devletlerinden biraz farklıdır. Bunun temel sonuçları pek tabi mevcuttur. Hülasa, Göktürklerin ilk makalesinde ortaya çıkış efsanesi, devletin kuruluşu, en parlak dönemi hakkında genel analiz yazısı şeklinde sistematik çıkarımlar geliştirilmiştir. İkinci yazımızda devletin gerilemesi, çöküşü ve kültür medeniyeti hakkında analizimiz ile çıkarımlar geliştirilecektir.

 

1. İşbara Kağan’ın Tahta Çıkması

Göktürkler özellikle Mukan kağan döneminden sonra ciddi anlamda bir çöküş dönemine geçmiştir. Çünkü devletin genel kabullerine bakılacak olursa, Mukan dönemi en parlak dönem kabul edilir. Bu bağlamda ekonomik ve siyasi anlamda bir yükselişten söz edilir. Fakat Göktürk tarihi derinden incelenirse görülecek olan önemli bir husus söz konusudur. Devletin kurucusu olan Bumin Kağan’ın kardeşi İstemi devletin yabguluğunu yapmaktaydı. İstemi’ nin vefatı ile devletin içindeki bilhassa dengelerin değiştiğini gözlemliyoruz. İstemi’ nin oğlu Tardu babasının yerine yeni yabgu olarak tahta çıktığını görüyoruz. Ta-po (Taspar) Kağan’ın din değiştirme girişimi devleti temelden sarstı. Budizm’in etkisinde kaldı. Bir Budist pagodası (yüksek tapınak) yaptırttı ve Nirvana Sutra gibi, adı geçen dinin kutsal kitaplarını Türkçeye çevirtti. (575 yılı)[2]. Bu dönemden sonra Göktürk tahtında mücadeleler yaşandığını kaynaklardan tasdik ediyoruz. Taspar, devleti din değiştirme girişimi ile sarsmakta kalmamış ayrıca ölmeden yerine vasiyette bulunmuştur. Taspar, Göktürk devleti geleneğine uymayan ağabeyinin dahi veliaht olarak göstermediği, annesi Türk olmayan Ta-lo-pien’i tahta vasiyet etmekle devletin iç huzurunu bozmuştu.[3] Bu girişim toy tarafından reddedilmiştir. Devletin tamamen tek kişinin ağzı ile hareket etmediğini, bilakis toyun ne kadar kuvvetli olduğunu görmemiz bize Türk demokrasisinin ne derece etkili olduğunu göstermektedir.An-lo bu dönemde kısa bir süre Göktürk kağanı olmuştur, daha sonra onun bu işlerde çok da iyi olmadığı, tahta uygun bir hakanolarak yöneticilik yapamayacağı anlaşılınca tahtan uzaklaştırılmıştır. She-t’u tahta geçmiştir. Biz onu İşbara kağan olarak biliyor ve tanıyoruz. Bu İşbara onun unvanıdır.

Fakat Kağan olamadığı için çok öfkeli olan Ta-lo-pien kuzey taraflara çekilse de huzursuzluğu dinmemiştir. İşbara ’nın olağan üstü saygı değer bir makamda oturduğunu söylüyor ve neden böyle? Diye soruyordu.[4]  Batı’da ise Tardu yönetime gelmiştir. İstemi ‘den sonra yerine geçen oğlu Tardu (576-603) cesareti ve savaşçılığı ile babasına benzemekte idi ise de, siyasi ihtirası yüzünden, T’a-po zamanında açılmış olan ayrılık çizgisini büsbütün derinleştirdiğini görmekteyiz.[5] İşbara bir sürü hadiseden sonra kağan seçilebilmiş, ancak adı gibi çok cesur ve bilge bir şahsiyete sahip olduğu için, devlete bağlı tüm boyların kalbini kazanmıştı.[6] Devlete bağlı boylardan kastımız töles[7] boylarıdır. Devletin kuruluşunda Bumin’in itaat altına alıp Juan-juan’lara karşı başlattığı istiklal mücadelesinde önemli görevlere tabi bırakılan boylardan söz ediyoruz. İşbara Kağan’ın adını bazı kaynaklarda She-tu olarak tasdik edebiliyoruz.[8]

İşbara çatlamış olan devleti yeniden otorite altına alarak disiplinli bir düzen sağlamaya çalışıyordu. Fakat bazı durumlar için geç kalınmış olduğu dönemin kaynaklarından ve siyasi konjonktürden anlaşılıyordu. Çin’in diplomatı Ç’ang-sun Şeng, Çin imparatoruna çok etkili bir rapor yazmıştı. Ç’ang-sun Şeng ilk defa 580 yılında prensesin gelin olarak gönderilmesi sırasında elçiye yardımcı tayin edilmişti[9]. Diplomatın en iyi özelliği iyi nişancı olması idi, bu şekilde devletin üst kademesinin dikkatini çekecek ve sızıntı için iyi bir şans elde edecekti. Bu bağlamda Göktürk devletini ilk önce bölmek istiyordu.. İhanet planını yapması için daha da derinlere sızıp Göktürk hakanının yanına girmesi lazımdı. Ç’ang-sun Şeng isimli diplomatın meşhur raporunun özü şöyledir;

 Türkleri rahat bırakmak ahmaklık olacağı gibi, bizim için tehlikelidir. Çünkü devamlı ülkemize akın yapma gücüne sahipler ve istekliler. Fakat durumun sıkıntılı tarafı da var, Türklere direkt saldırmak imkânsız ama iç dengelerine müdahale edersek devleti derinden sarsarız. Tavsiyesinde bulunmuştur. Devletin aynı yıllarda en yumuşak karnı batı kağanlığıdır. Tardu, babasının politikasından ayrı bir politika gütmektedir. Onun siyaseti genç ve heyecanlı bir yabgu ’nun profilini bize çiziyor. Stratejik olarak iyi bir tahlil yapan Çin devleti Tardu’ya altın kurt başlı sancak göndererek onu Göktürk hakanı olarak tanıdığını bildirdi.[10] Göktürkler zamanında Türkler devletçilik itibari ile ilerlemişti[11], fakat bu ilerlemenin İşbara-Tardu dönemine kadar olduğu tezini savunabiliriz. Türkler bu zamana kadar muhteşem bir sistemle ilerlemişti evet gayet tabi kabul edilir ama realist olursak birlik ve beraberlik bağlarının zayıflaması, Taspar zamanında bu sistemin derinden çatlaması devleti ikiye ayırdığı gibi büyük yıkıntıya sebep oldu.

T’o-po Kağan’ın (Taspar; 572-581) saltanatı sırasında henüz her şey yolundadır. Ancak halefi, (Çin yıllıklarında Sapo-lio diye geçen İşbara Kağan (581-587) Tardu’dan başka lider istemeyen Bazı Tu-kiulerini razı edemez. Derken başka adayların da katılmasıyla bu gözü pek iki prens arasında, boylarının isyan etmesiyle gittikçe şiddetlenen bir çatışma patlak verdiğini gözlemliyoruz.[12]

Sancağı aldıktan sonra Tardu’nun tutumu değişti, kendisini bağımsız bir hakan olarak görüyor ve tek gücü kendisinde sanıyordu. Belki de Çinli diplomat istediğini başarmış, Tardu’yu ihanetin eşiğinden içeri sokmuştu. Geniş bakarsak; Büyük amcadan[13] sonra devlet resmi olarak ikiye ayrılmıştı. Realist bakarsak görülecek olan husus nettir. Mukan Kağan’dan sonra devlet açıkça çökmeye yüz tutmuş ama İstemi Yabgunun başarılı ve ilerici siyaseti sayesinde bütünlükle kalabilmişti. Ama malum, onun ölümü devletin törenin tam tersine ikiye ayrılmasına sebebiyet vermişti. Böylece, 350 yıldan beri ilk defa Çin’de siyasi birliği kurarak sonraki kudretli T’ang sülalesine siyasi yönden basamak vazifesi görmüş olan Sui sülalesi iktidarının başladığı yıllarda, Göktürk Hakanlığını resmen ikiye bölmüş oldu.[14]

 

2. Devletin Resmen İkiye Bölünmesi Hususu

Türk kağanlığı, Tardu’nun sancağı kabul etmesi ve İşbara ’nın teklifini reddetmesi üzerine resmen ikiye ayrılmıştır. Bu Sui hanedanlığının işine siyasal, sosyal ve ekonomik olarak çok fazlasıyla yaramıştır. Nedeni ise nettir, Türk kağanlığı tek bir güç olamayacak ve kendi içinde çekişmelerle birbirini yerken Çin hanedanlığının siyasal olarak varlığını Türklere kabul ettirip, Türkleri vassalı[15] yapacaktı. Bunu yaptığını görüyoruz. Filhakika Türklerin bağımsızlığına düşkün bir millet olması, tarihin en eski dönemlerinden beri dünya siyasetine rüzgar veren bir çınar olması hasebiyle yeniden istiklal elde edilecekti. Bakıldığı zaman dünyanın güçlü düzenli kara ordusu olarak sayılabilecek ordu M.Ö. 209’de Göktürklerin atası Mo-To tarafından kurulmuştu, tüm dengeler bu asil gerçeğin farkındaydı.

Doğu’da çok zor şartlar altında hareket eden İşbara otoriteyi güç ile sağlamak istiyordu. Kendisine ihanet eden tüm askerlerini cezalandırıyordu. Belki derin inceleme söz konusu olduğunda İşbara, T’alo-pien ve Tardu’nun ihaneti ile çok sarsılmıştı. Bu cezalandırdığı askerler ise Çin’den yardım istediler.[16]584 yılına gelindiğinde iç karışıklıklar ve kıtlık sebebiyle Göktürk askerlerinin sayısı hızla azaldı. Özellikle devlete bağlı boylar arılıyorlardı. Suni boyu on binden fazla insanla Çin’e gidip Suei imparatorluğuna bağlandı. Diğer taraftan Tardu, İşbara’ya karşı onun muhaliflerini destekliyordu.[17] Bu şekilde İşbara ve iktidarı içten içe zayıflıyor ve hareket kabiliyeti küçülüyordu. İşbara içerden ve dışardan ciddi anlamda baskıya maruz kalıyordu. Devlet belki de en zor zamanını yaşıyordu. Aynı zamanda ekonomik sıkıntılar kendisini ciddi anlamda gösterdi, merkezi otorite boşluğu ile devletin kuruluşunda yer alan birçok töles boyu Göktürk akdinden ayrılıyordu.

tesad tarih yazı göktürk

İşbara, Göktürk hakanları arasında belki de en şanssız olanı idi. Hakanlığı dönemi boyunca çatırdamış bir devleti ele almakla kalmadı, iktidara gelmek için çok büyük mücadeleler etti. İşbara bundan sonra büyük bir kıtlıkla karşılaştı. Orduda yiyecek bulamadığı için kemik tozu yemek zorunda kaldılar[18]. Orduda bu yemek kıtlığı yüzünden salgın hastalıklar boy gösterdi ve askerlerin çoğu öldü. İşbara ihanetler ayrıca ordunun kıtlığı derken artık köşeye tamemen sıkışmıştı. Hanımının da tavsiyesi ile Türk tarihinde çok önemli bir olaya imza attı. Sui hükümdarından askeri ve siyasi yardım istedi. Bu tam bir teslimiyetti. Köşeye sıkışan İşbara tıpkı bir korkak gibi Çin’e teslim ediyordu asil milletini. Bununla kalmayıp barış teklif ediyordu. Teklifi sevinçle kabul eden Wen-ti’nin derhal yolladığı heyetin başında Yü Küng ile beraber çok tanıdık bir isim, devletin çöküşüne sebep olan Ç’ang-sun şeng vardı. Hatta İşbara’ya “Çin İmparatorunun oğlusun” yakıştırması yapıldığını dönemin Çin kaynaklarından elde etmekteyiz. Bu hakanı aşağılamaya kadar gitti. Çin İmparatorunun oğlu yakıştırmasını mecburen kabul eden İşbara Çin ekibini uğurladı. Daha sonra Çin İmparatoru İşbara’ya baskı yapmaya başladı. Yazdığı mektuplarda Çin kültürünü zorla yaşatmaya çalıştı. İşbara burada çok sıkı durdu, hakan imparatora gönderdiği 585 tarihli mektupta bu talepleri cevaplandırmakta idi:

Size bağlı kalacak, haraç verecek, kıymetli atlar hediye edeceğim. Fakat dilimizi değiştiremem, dalgalanan saçlarımızı sizinkine benzetemem, halkıma Çinli elbisesi giydiremem, Çin adetlerini alama. İmkân yoktur, çünkü bu bakımlardan milletim fevkalade hassastır, âdeta çarpan tek bir kalp gibidir.” Ve ilave diyordu: “Sui imparatoru dünyanın gerçek hâkimidir. Gökte iki güneş olmadığı gibi, yerde de iki hükümdar olmamalıdır[19]”.

İşbara bu olayların daha yeni dinmesinden kısa bir süre sonra öldü. Kendisinin yerine Ç’u-lo-hou’yu vasiyet etti, ve Baga Kağan unvanı ile Göktürk hakanı oldu. Yeni kağan hemen Çin’e elçi gönderip bağlılığını bildirdi. Çünkü artık İşbara döneminden sonra Çin hâkimiyeti Göktürklerde ciddi anlamda etkili idi. Apa Kağan devletin iç işlerinde önemli sorundu. Baga bunu kaldırmak için çok çaba gösterdi. Ama Çin siyasal olarak  Apa’yı yok etmek istemiyordu. Çünkü Göktürkler içişlerinde bağımsız olursa Çin’e karşı ciddi bir direniş gösterecekti. Baga kağan 589 yılında batı yönünde, adını kaynakların bildirmediği bir ülke üzerine sefere çıktığında alnından vurularak öldürüldü.[20]

Baga’dan sonra tahta Shih-pi (Şi-pi) kağan çıktı. Şi-pi, devleti biraz da olsa parlak bir dönemece soktu. En azından Mukan döneminden sonra siyaset üreten bir hakandı deme imkânımız oldukça yüksektir. Bu dönemde en önemli gelişme ise Göktürklerin Çin’e gönderdiği verginin kesilmesidir. Onun güçlenmesine karşı gelen Çin devleti farklı entrikalar üretmiştir. En önemli entrika ise yıllardan beri gelen ihanet ettirme politikasıdır. Şi-pi kağanda “livaretüs” töresini görüyoruz. Bu töre dul kalan anne ile evlenmedir. Fakat burada hatun olan annenin sözünü devam ettirmek emeli vardır. Burada anne ile cinsel bir münasebet olmaz, tek amaç siyasidir. Çinliler entrikada Çi-çi Şad’a hakanlık teklif etmiştir. Fakat Çi-çi diğerleri gibi ihanet etmemiştir.

Şi-pi kağan çok büyük bir dâhidir. Buna yapılan siyasi ve askeri planlamalardan çıkarıyoruz. Bu dönemde yapılan seferlerde kazanılan zaferler ile Çin bir müddet vergiye bağlanmıştır. Bu nokta çok önemlidir. Görülen nettir, devlette ihanet eden şad olmazsa, iç karışıklıkta kağan inisiyatif kullanıp idareyi ele alırsa millet istiklalini pek tabi sağlıyordu. Göktürk tarihinde Şi-pi kağan dönemi öğreticilik bakımından oldukça kuvvetlidir. Şi-pi kağan, 619 yılının şubat ayında Çin’e karşı büyük bir akın gerçekleştirirken ölmüştür.[21]

Çu-lo kağanın bu tarihten itibaren tahta gözükür. Şi-pi mükemmel işler yapmıştır. Siyasi olarak Göktürk devleti bağımsız olmuştur. Entrikalara karşı seferler ile cevap vermiştir. Çu-lo kağan aynı sert siyaseti devam ettirmek arzusunda idi. Fakat zehirlendi, Çin’e karşı çok büyük bir sefer planlarken bir Çin planına yenik düştü ve öldü. Yerine Bagatur Şad’ın İl kağan unvanı ile çıktığını görüyoruz.[22] İl kağan sahip olduğu güçlü siyasete rağmen önemli hatalarda bulunmuştu. Göktürk töreleri, kanunları devlette söz sahibi olan; aynı zamanda yüksek kadrolara yerleşen Çinli ve Soğdlular tarafından derinden çatlatıldı. İl Kağanın iktidarı da bu sebepten ötürü zayıfladı. Devletin bu derecede sarsılması merkezi otoriteyi de gayet tabi zayıflattı. Bumin döneminde itaat altına alınan töles boyları zamanla devletten ayrılmıştı, kalanlar da sürekli ses çıkarıyordu. Artık genel bir isyan başlattılar bu isyana öncelik eden siyasi topluluk ise Sir tarduş siyasi birliği idi. Bu birlik töles boylarına komuta ediyordu. Boşlukta ortaya çıkan bir yapı olarak tanımlayabiliriz, kaldı ki; çeşitli kaynaklardan da bunu tasdik etmekteyiz. İl kağan iktidarını kaybetti. Daha sonra kendisi yakalanarak Çin’e götürüldü.(630) Doğu Göktürk devleti böylece ortadan kalkıyordu. Orada 634 yılında üzüntüsünden öldü.[23]

 

3. Fetret Devri, Başkaldırı, Mefhumları

3.1 Fetret Devri

630-680 yılları arasında Göktürkler kağansız kalmış, çok acı günler yaşamıştı. Hunlardan beri bağımsızlık ve istiklaline düşkün olan bu asil millet ağır durumdan dersler çıkarmak için çeşitli anıtlar dikmiştir bu anıtlarda neden bağımsızlığın kaybedildiğini açıkça belirtmişler ve bunlardan ders çıkarmak istemişlerdir. Göktürk devletinin yıkılış sebebi üç önemli noktada toplanmaktadır. Devletin yıkılmasında birinci derecede sorumlu olarak, başarılı kağanlardan sonra tahta geçen başarısız kağanlar tutuluyordu. İkinci derecede sorumlu milletti. Millet, devletine karşı vazifelerini yerine getirmemişti. Üçüncü derecede tesir eden sebep Çinlilerin sürekli çevirdiği entrika ve kurnaz siyaset Göktürk devletini yıkılışa götüren başlıca ana unsurlar idi. Göktürklerin merkezi otoritesinin zayıflamasının ardından halkın durumu çok kötü idi. Aç ve perişandı.

tesad yazı göktürk tarih
Kırgızistan, İslamiyet’ten önce Orta Asya’da Türk adıyla kurulmuş ilk devlet olan Göktürklere ait insan biçimli taş heykellere ev sahipliği yapıyor.
( Nezir Aliyev – Anadolu Ajansı )

3.2. Başkaldırı

Başkaldırma durumu ile alakalı çok kafa karıştırıcı durumlar mevcuttur. Özellikle Atsız hocanın azdığı eserlerde “Kür-şad” ayaklanması olarak geçen bu olayda böyle bir kişinin olmadığı Çin kaynaklarından tasdik edilir. Atsız hoca bir edebiyatçıdır. Kendi romanlarında gayet tabi bir durum olarak karakter uydurması yapmıştır. İsim olarak Kür-şad kesinlikle roman karakteridir. Bu isyan Prof. Dr. Taşağıl hocanın bahsettiği gibi Chie-Shih-shuai isyanıdır. Bu kişiye Çin sarayında generallik rütbesi verilmesi ile başlayan bir süreçtir aslında. Çapkın bir karakter olduğu abisi tarafından azarlandığı Çin Kaynakları tarafından bildirilmektedir.[24] Başkaldırı girişimini daha önce planladılar. Plan, Çin imparatoru karşılığında Türk milletine bağımsızlık istemekti. O gece ciddi anlamda yağmur bastırdı, her zaman dışarı çıkan imparator bugün çıkmadı. Plan ertelenirse açığa çıkma tehlikesi meydana geldi. Saraya baskın düzenlendi. Giriş kısmındaki muhafızlar halledildi fakat ileriye gitmek oldukça zorlaştı. 40 Türk, sarayı ele geçirip başkente hakim olmayı düşünüyordu. Yüzlerce muhafız telef edildi ise de dışarıdan sevk edilen ordu ile başa çıkılamadı. İehir yakınındaki Wei ırmağına doğru çekilen Chie-Shih-shuai (Küt-şad) ve arkadaşları yakalanarak öldürüldüler.[25]

 

Sonuç

552 yılında kurulan bir Türk kağanlığının kuruluşundan yıkılışına kadar geçen siyasi olaylara yer verilmiştir. Bunlardan çeşitli çıkarımlar yapılmıştır. Devletin kuruluş efsanesinde özellikle kurt figürü ciddi manada önemlidir. Aynı mit Roma devletinin kuruluşunda da geçmektedir. Devletin kuruluşunda siyasi olarak güçlü olması ve yanına töles boylarını toplaması tabi ki ayrı bir öneme sahiptir. Göktürklerin önemi ise çeşitli tarihçilerin çıkarımları doğrultusunda Türk devletleri tarihinde model bir devlet olabileceğidir. İsim olarak, adında Türk geçen ilk devlet olması açısından da bakıldığında önemi ortaya çıkmaktadır. Göktürk yazıtlarında da geçtiği gibi başarılı hakanlardan sonra başarısız hakanların gelmesi siyasal olarak devleti zora sokmuştur. Devletin siyaset üretmede eksik kalması halkı aç bırakmıştır. Bu bakımdan halka karşı sorumlu olan hakan görevini yerine getirememiştir. Devletin kuruluşunda, yükseliş döneminde ve çöküşüne ilişkin çeşitli çıkarımlar geliştirilmiştir.

[toggle title=”Kaynakça” state=”close”]

İ. Durmuş, Türkler’de Cumhuriyet Fikrinin Tarihi Temelleri ve Günümüze Yansımaları, Gazi Akademik Bakış yayınları,(2007), Ankara, S.57

Jean-Paul, R. (P. D.-L. Arslan-Ozcan, Çev.), Türklerin Tarih, KABALCI YAYINEVI, (2002). İstanbul, S.102

Kafesoğlu, İ. Türk Milli Kültürü, Ötüken Neşriyat, (1977),Ankara, S.102.103.104.106

Nimet Kurat, Göktürk Kağanlığı, Türkler Ansiklopedisi,Yeni Türkiye Yayınları, 2.Cilt (2002), Ankara,S.301

Taşağıl, A. Göktürkler I, Türk Tarih Kurumu, (1995), Ankara,S.34,36,41

Taşağıl, A. Kök Tengri’nin Çocukları,Bilge Kültür Sanat, (2013), İstanbul,S.141,143,148,155

A . Zeki Velidi Togan,. Umumi Türk Tarihine Giriş,Enderun Kitabev,  (1981), İstanbul, S.53

Dipnotlar

[1]Karabük Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Tarih bölümü Öğrencisi.

[2]A.Taşağıl, Kök Tengri’nin Çocukları, Bilge Kültür Sanat, 2013, İstanbul,s. 133

[3]A. Taşağıl,Göktürkler I, Türk Tarih Kurumu, 1995, Ankara, s. 34

[4]A. Taşağıl, Göktürkler I, Türk Tarih Kurumu, 1995,Ankara, s. 35

[5]İ. Kafesoğlu,Türk Milli Kültürü, Ötüken Neşriyat, 1977, Ankara, s. 104

[6]A. Taşağıl, Göktürkler I, Türk Tarih Kurumu, 1995, Ankara, s. 35

[7] Töles, Temel bakımdan genel Türk boylarına verilen isimdir.

[8]A. Nimet Kurat, Göktürk Kağanlığı, Türkler Ansiklopedisi, Yeni Türkiye yayınları, 2002, Ankara , s. 301

[9]A. Taşağıl, Göktürkler I, Türk Tarih Kurumu, 1995, Ankara, s. 36

[10]İ. Kafesoğlu,Türk Milli Kültürü, Ötüken Neşriyat, 1977, Ankara,s. 102

[11] A. Zeki Velidi Togan, Umumi Türk Tarihine Giriş, Enderun Kitabevi, 1981,İstanbul ,s. 53

[12]Jean-Paul, Türklerin Tarihi, Kabalcı Yayınevi, 2002,İstanbul,s. 102

[13] Büyük Amca tabiri, birinci makalede olduğu gibi “İstemi Yabgu” için kullanılmıştır.

[14]İ. Kafesoğlu,Türk Milli Kültürü, Ötüken Neşriyat, 1977, Ankara, s. 102

[15] Vassal: Nüfuzu altına almak, tebaa haline getirmek.

[16]İ. Kafesoğlu,Türk Milli Kültürü, Ötüken Neşriyat, 1977, Ankara, s. 103

[17]A.Taşağıl, Kök Tengri’nin Çocukları, Bilge Kültür Sanat, 2013, İstanbuls. 141

[18]A. Taşağıl, Göktürkler I, Türk Tarih Kurumu, 1995, Ankara, s. 41

[19]İ. Kafesoğlu,Türk Milli Kültürü, Ötüken Neşriyat, 1977, Ankara, s. 103

[20]A.Taşağıl, Kök Tengri’nin Çocukları, Bilge Kültür Sanat, 2013,İstanbul, s. 143

[21]İ. Durmuş,Türklerde Cumhuriyet Fikrinin Tarihi Temelleri ve Günümüze Yansımaları, Gazi Akademik Bakış,  2007, Ankara, s. 57

[22]A.Taşağıl, Kök Tengri’nin Çocukları, Bilge Kültür Sanat, 2013, İstanbuls. 147

[23](a.g.e, s. 148)

[24]a.g.e, s. 155

[25]İ. Kafesoğlu,Türk Milli Kültürü, Ötüken Neşriyat, 1977, Ankara, s. 106

[/toggle]