y kuşağı
Kaynak: ViewApart (iStock)

George Friedman’dan Y Kuşağı Üzerine Değerlendirmeler

Her kuşak kendisinin önceki kuşaktan farklı olduğunu sanır, ardından gerçekler yüzüne vurur.

Son çalışmalar Y kuşağının bir önceki nesle kıyasla daha az vatanperver, daha az dindar ve çocuk sahibi olmada daha az istekli olduğunu gösteriyor. Birçok kişi bu kuşağın eşsiz olduğunu ve düşünce ve yaşam tarzımızdaki önemli değişimlerin öncüsü olduğunu hayranlıkla dile getirmektedir. Kuşağın çektiği dikkat göz önüne alındığında, hassas bir şekilde incelemek faydalı olacaktır.

“Y kuşağı” terimi, 1980 ve 1996 yılları arasında doğanlara verilen addır. Şu an Y kuşağındaki en yaşlı kişi 40’ına yaklaşırken en genci ise 23 yaşındadır. Yirmili yaşlarının başındaki kişilerle neredeyse 40 yaşına girecek kişileri aynı kuşakta değerlendirmek biraz güçtür. Mesele sadece öncekilerin sonradan gelenlerden 2 kat fazla yaşamış olması değildir. Esas olan bu kişilerin hayatlarının farklı noktalarında olmasıdır; sonradan gelenler iş dünyasına öz saygınlıklarının farkında bir biçimde girerken, önceden gelenler bunun sınırlarını keşfetmek için 15-20 yıl uğraşmışlardır.

Kuşak kavramı ihtiyari bir kavramdır. Hayattaki her aşama, siyasete veya kültüre yönelik belli tutumlarla ayırt edilir. Örneğin Y kuşağının genellikle ilerici olduğu düşünülür ancak bir Y kuşağının düşünce ve yaşam tarzı sınıf, ırk ve milliyet gibi daha nice konularda ön yargılıdır. New York’ta yaşayan ve Goldman Sachs’ta çalışan 30 yaşındaki birinin yaşam tarzı, Gürcistan’da yaşayan 30 yaşındaki bir ev yardımcısının yaşam tarzından farklıdır. Keza ikisinin yaşam tarzı da Tibet veya Namibya’da yaşayan 30 yaşındaki birinden farklıdır. Kuşaklar küresel sınıflandırmalar için yapılır, ancak 30 yaşında birinin yaşam tarzı, yaşadığı yere ve sınıfına bağlı olarak çok değişkendir. Bu tartışmayı ABD ile sınırlandırsak bile yine eyaletler ve ekonomik durumlar aynı kuşaktaki insanlarda dahi büyük fark gösterir.

Y kuşağından bahsedilirken sosyalizm kavramını elinde oyuncak eden, esnek çalışma saatlerinde çalışıp bilgisayar oyunu oynayan üniversite öğrencilerinin kastedildiğini anlayabiliyorum. Evet, bu tarz betimlenen insanlar bu kuşağa dahildir, ancak şu da unutulmamalıdır ki lise mezunlarının sadece %70’i üniversiteye girmekte, bunların da yalnızca %60’ı mezun olmaktadır. Bu da demek oluyor ki tüm kuşağın ancak neredeyse yarısı üniversiteden mezun olmaktadır; yani kalan yarıdan fazla kişi tahmin edilen daha farklı bir yaşam tarzı deneyimlemektedir.

Ben “Baby Boomer” kuşağından bir bireyim ve bu kuşak da şimdikinin Y kuşağıyla nerdeyse aynı olarak algılanmıştı; her şeyi değiştirebilecek, sıradan olmayan ve de yaşlıların anlayamayacağı bir kuşak. Bizi muhtemelen en iyi tanımlayan bir Bob Dylan şarkısıydı: “Anneler ve babalar, gelin ülkenin her bir yerinden ve bırakın eleştirmeyi, anlayamadığınızı.” Bu sözler kimisinin daha fazla geçerli sebebi olsa da hemen tüm kuşaklar içindir. Her kuşak birçok farklılığa sahipti ve daha da önemlisi her kuşak yaşlandıkça değişti. “Baby Boomer” kuşağı “beyni özgürleştiren” uyuşturucuların yanı sıra yeni bir cinsellik teorisi keşfettiğini düşündü. En azından herkes bu yaşam tarzına dahil olmasa da bu onların algılandığı haliydi.

Bizim ergenlik ve ilk gençlik yıllarımız kibirle doluydu, belirli ve risksizdi. Ardından evlendik ve asla uymayacağımıza yemin ettiğimiz ebeveynlerimizin yaşam tarzına uyduk. Çocuk sahibi olmanın sevincini ve bezginliğini yaşadık ve artık genç ya da havalı olmadığımızı fark ettiğimizde kendimizi sıkıntı dolu mesleklerde bulduk.  Hatırlıyorum da, 1960’lı yıllarda New York’ta yaşarken o güne kadar kimsenin yapmadığını yaptığımızı, bunun da sadece insanlığın bitmek bilmeyen dramının bir tekrarı olduğunu düşünürdüm.

Bunların hepsi modern Aydınlanma’dan önce anlaşılmıştı. Platon ve İncil sonsuz yaşam süreci ile doludur. Ancak Aydınlanma Çağı, ilerleme kavramını; insanlığın mükemmelliğine giden bir yol olarak her neslin öncekinden daha fazlasını ve ilerisini görerek bir öncekinin fikirlerini taşıması şeklinde ortaya koydu. Bu bilginin merkezinde bilim ve teknoloji vardı. Bunlar insanlığın evriminin son derece önemli ölçütleriydi.

Biz Aydınlanma Çağı’nın yarattığı kültürde yaşıyoruz. Eski zamanlardakiler yaş ve bilgeliğin birbirleriyle ilintili olduğunu varsayarlardı. Aydınlanma Çağı yaş kavramını farklı bir yöne çevirdi. Sonradan gelenler daha bilge olmayabilirlerdi ancak doğa, bilim ve teknoloji konularında ebeveynlerinden daha bilgililerdi. Yaşın getirdiği bilgeliği aramak yerine sahip oldukları bilgiye değer verdiler ve bunun yaşla ilgisiz olduğunun farkına vardılar. Bunun kanıtı öncekilerin sahip olmadığı teknolojinin gelişimiydi.

Y kuşağı, Dylan’ın ebeveynlerinin anlayamadığı şeyleri söyleyen, yeni bir yaşam ve düşünce tarzı getirdiği varsayılan, geçen yüzyılın kuşaklar dizisindeki en son kuşaktır. Getirdikleri yenilikler kesinlikle yenidir ama her zaman daha iyi değildir. Israrlı bir şekilde hala belirtmek isterim ki Blackberry iPhone’dan daha iyiydi. Ancak yine de tüm zamanların en havalı kuşağı olması beklenen “Baby Boomer” kuşağının yapması gereken, sahayı çok yakında yerini yeni gelecek kuşağa kaptıracak olan şimdinin ‘yeni havalı’ kuşağına bırakmaktır.

Aslında Y kuşağı diye bir şey yoktur. Yaş, kültür ve sınıf farkları birçok insanı aynı kategoriye sokmayı imkânsız hale getirir. “Baby Boomer” kuşağı bir efsaneydi. Örneğin Vietnam’da savaşanlar da bu kuşaktandı fakat bu kuşağın hemen herkes tarafından kabul gören tanımına uymuyorlardı.

Bu kuşakların yarattığı tehlike, gelecek hakkında sanrılar yaratmasıdır: 20-30 yaşlarındakilerin hayallerinin gerçekleşeceğine inanılmaktadır. Ve bu kuşak kavramları bu efsanevi kuşağın hayallerini hayal edebilecek olanaklara bile sahip olmayan kişileri de kapsamaktadır.

İstediğimiz yaşamlar ve sahip olduklarımız birbirinden farklıdır. Y kuşağına şu an ne istediklerini soran çalışmalardan çıkanlar, gerçekler yüzümüze çarpmadan önce bizlerin hayalini kurduklarımız olacaklardır. Ancak bir şey gerçek ki, gelecek kuşak ebeveynlerinin ilkel bilgisayar oyunlarına gülecek ve bu sefer her şeyin farklı olacağını söyleyen sosyal medyadaki fikirlerle alay edeceklerdir.

 


https://geopoliticalfutures.com/george-friedmans-thoughts-millennials/