Size daha iyi hizmet verebilmek adına sitemizde çerezler bulundurmaktayız. Gizlilik Politikamızı öğrenmek için tıklayınız. Ayrıca kişisel verilerin koruması kanunu kapsamında TESAD ile iletişime geçen her birey, iletişim verilerinin paylaşılmasını ve ilgili TESAD birimlerince kullanılmasını kabul beyan ve taahhüt eder.
sanat
Kaynak: BBC Culture

Gelecek 20 Yıl “Sanatı” Nasıl Şekillendirecek?

Devon Van Houten Maldonado, sanatçılar ve küratörlerden gelecek 20 yıl içinde dünyayı etkileyecek değişimleri ve yeni trendleri tasavvur etmelerini istedi.

Gelecek belirsiz olabilir ancak iklim değişikliği, demografik hareketler ve jeopolitik gibi bazı dinamikler su götürmez gerçeklerdir. Tek garanti ise bir şeylerin değişecek olması. Hem harikulade hem de korkutucu. Sanatın şu an ve gelecekte hangi amaca hizmet ettiği ve sanatçıların bu değişimlere olan yanıtlarının ne olacağı konusu, üzerinde biraz kafa yormaya değer.

Raporlar 2040 yılında insanın sebep olduğu iklim değişikliğinin kaçınılmaz bir hal alacağını ve bu durumun 20 yıl içerisinde hayat ve sanat için büyük bir sorun yaratacağını bildiriyor. Gelecekteki sanatçılar post-Antroposen çağı ve insanüstü yapay zekâ, uzaydaki koloniler ve potansiyel kıyamet gibi ihtimallerle burun buruna gelecek.

sanat
İklim değişikliği ile ilgili eserler üreten sanatçılardan Justin Brice Guariglia’ya ait bir kurgu. (Kaynak: EPA)

#MeToo (#BenDe) ve #BlackLivesMatter (#SiyahlarınHayatlarıÖnemlidir) hareketleri çevresinde ortaya çıkan sanatta görülen kimlik politikaları, çevrecilik, sınır politikaları ve göç konuları daha çok odak noktası haline geldikçe büyüyecek. Sanat, artarak daha da çeşitlenecek ama umduğumuz “sanat” gibi görünmeyebilir. Gelecekte hepimiz için çevrimiçi olmak hayatımızdan bıktıracak hale gelince ve özelimiz yitip gittiğinde, anonim olmak ünlü olmaktan çok daha cazip hale gelebilir. Binlerce, hatta milyonlarca beğeni ve takip etme sayısı yerine daha çok bağlantı ve gerçekliğe muhtaç kalabiliriz. Bu durumda sanat, bireysel olmanın aksine kolektif ve deneyimsel hale gelebilir.

Daha kolektif bir sanat dünyası mı oluşuyor?

Küratör Jeffreen M. Hayes, BBC Culture’a yaptığı konuşmasında, “Medya, geleneksel algı ve sanat çeşitleri arasındaki sınırların ortadan kalkışı açısından 20 yıl içerisinde sanatın, bugün olduğundan çok daha pürüzsüz olacağını düşünüyorum. Ayrıca gelişimimizin ve toplumlar arası geçişin daha çok tanıtıcısı olacağını bekliyorum. Bu da daha çok ressam, daha çok kadına özgü eserlerin ve bunların arasında bulunan her şeyin gün yüzüne çıkması anlamına geliyor.” diyerek ifade etti.

Geleceğin sanatı siyahtır – Modou Dieng

Hayes’in, Venedik Bienali’nde 2019 yılının resmi ikinci sergisi olarak seçilen sergisi olan AfriCOBRA: Nation Time, uluslararası katılımcılara 1960’larda Chicago’nun güney yakasında çalışmalarını yürüten, oldukça az tanınan bir grup siyahi ressamın eserlerini sergiliyor.

Hayes, “20 yıl içinde sanat yön değiştirip ressamlar buna ön ayak oldukça, kuruluşların sadece yönelimsel olmakla kalmayıp sanatın daha farklı nasıl sunulabileceğine kafa yoran bir hal almaya başlayacağını umuyorum. Ve böylece daha kolektif, daha kapsayıcı olacak. Vasiliği değil önderliği gerektirecek.” diyor.

Senegalli ressam ve küratör Modou Dieng BBC Culture’a, “geleceğin sanatının siyah” olduğunu ifade ediyor. Bugün, sömürgecilik ve siyahi vücudun ötesindeki söylemlerle uğraşan Afrikalı diaspora sanatçılarının gün yüzüne çıkardığı Afrika, Afro-Amerika, Afro-Avrupa ve Afro-Latin sanatı küresel boyutta çok rağbet görmekte. Siyahilerin soyut çalışmaları, sergi düzenleme ve performansı tamamen merkezi bir konumda. Senegal’de toplum olarak yeni bağımsız kimliğini arayarak büyüyen ve eserleri ABD Dışişleri Bakanlığı kalıcı koleksiyonuna dahil edilen Dieng, “Göç etmeyi bir hal-çare olarak kabul ettik, problem olarak değil.” diyerek sözlerine devam ediyor.

sanat
Senegalli küratör ve sanatçı Madou Dieng, 2009’da BBC Culture’a “Sanatın geleceği siyahtır.” ifadesini kullandı. (Kaynak: Getty Images)

Hayes ve Dieng tarafından öngörülen bu değişim; siyahi, Latin, LGBT, yabancı (dışlanmış), feminist ve “diğer” sanatın bu hareketlerin kendi içerisinde köklü tarihleri olduğu için yeniden doğuşu olarak düşünülmemelidir. Ancak bu durum, sadece piyasa ve kuruluşlar tarafından benimsenmiş olacakları anlamına geliyor. Kendileri daha çok çeşitlenip Avrupa merkezci, Batı Kanonu ve baskın olanın dışında tarihten beslenmektedir.

Aktivizm

Aktivist sanat kampanyaları, sorumluluğa karşı bir trend değişiminin göstergeleridir. Ayrıca sanat dünyasındaki sabit güç dinamiklerini ve kara para durumunu açığa çıkarmaktadır. Kendilerini “Yerli mücadele, Kara kurtuluş, Özgür Filistin, küresel ücretli çalışanlar ve değersizleştirme etrafında konuşlanan eyleme yönelik bir hareket” olarak nitelendiren düzensiz bir sanatçı ve aktivist grubu olan Decolonize This Place, New York’un Whitney Müzesi’nde dünyanın dört bir yanındaki mazlum insanlara karşı kullanılan göz yaşartıcı gaz üreten bir şirketin sahibi olan Başkan Yardımcısı Warren B. Kanders’a karşı protestolar düzenliyor.

Decolonize This Place hareketinin sanatçı-aktivistleri tarihte ilk ezber bozanlar değildir. I. Dünya Savaşı sırasında kendilerine Dada ismini veren bir grup sanatçı kargaşa çıkarmaya, savaşın anlamsız şiddetine karşı protesto amaçlı deneysel kompozisyonlar başlattı. 1960’larda sosyal ve sanatsal algıyı değiştirmek amacıyla anlamsızlık ve şok etkisi yaratmaya çalışan Fluxus sanatçıları tarafından yürütülen “Dada” 20. yüzyılın en radikal ve yenilikçi hareketi olarak kabul edildi.  Bu eylemsel hareketlerin varisleri Paul McCarthy ve Robert Mapplethorpe gibi sanatçılar oldu. Dorothée Brill’in Dada ve Fluxus Sanatında Şok ve Anlamsızlık kitabında, “Bu hareketlerin asıl amacı ‘şok etkileri’ ile toplumu değiştirmek üzerineydi. Bütün bu çaba, sanatçının ürettiği eserlerin bir anlam ifade etmesi gerektiği düşüncesine karşı bir duruş olarak ortaya çıkarılacaktır.” yazıyor.

sanat
Aktivistlerin New York Whitney Müzesi’ndeki “Decolonize This Place” (Buradan Sömürgeciliği Kaldırın) protestosu. Kaynak: Getty Images

Chris Sharp, BBC Culture’a “Umarım sanat; kapitalizmin, siyasetin ve ideolojinin araçsallaştırma pençesinden kurtularak ne nitel ne de nicel olabilen düşünceden ziyade doğru veya yanlış düşünce ortamına mahal bırakmamak için yeniliklere, radikal deneyimlere ve kuralsızlığa açık bir zemin olmaya devam eder.” sözlerini ifade ediyor. Konuştuğumuzda Sharp, Mayıs ayındaki fuar için Dr. Zara Stanhope ve Dane Mitchell ile beraber New Zealand Pavilion sergisini hazırladığı Venedik’e gitmeden önce Mexico City sergisi için Milan’da bir fuardaydı.

“Sanat sanat içindir” anlayışını benimseyenler, sanatın sosyal ve ideolojik normların ya da başka bir şeye dönüşebilmenin dışında kalması gereken ölçülemez bir güç olduğunu düşünebilir. Sharp gibi bazı uzmanlar, sanat aktivizme meyletmeye başladığı zaman bu zeminin kaygan olduğunu ifade ediyor. Çünkü tek nokta bu değil. (Küratör ayrıca sanatın apolitik olmasının imkânsız olduğunu savunuyor.) Sanata başlı başına bir güç olarak yaklaşmak, sanat eserinde sonuç veren radikal bir deneyim, soruşturma hatlarından biri, bir sonun resmedilmesi veya anlam taşıyan bir objeyi nakşetmek anlamına gelmez. Şimdi veya gelecek için sanat hakkında bir çıkarım yapılamaz. Çünkü sanat, sanatçılar tarafından sanki bir anda araya girip dünyaya “Uyan!” demek gibi, evrenselciliğe karşı bir güçtür.

Ressamlık Öl(me)di!

20 yıl içinde Paul Delaroche “Ressamlık öldü” diyeli 200 sene geçmiş olacak. Ve bir yenilenme aracı olarak medyumun ne kadar amacına uygun olduğuna karşı mantıksal argümanlar bulunmakta. Delaroche’nin orijinal fikri, yeni medyumlar kendi yolunu spot ışıkları altında veya dışında çizdiği için sonsuza değin tekrar edildi ve yeniden dönüştürüldü. Ancak ressamlık bir yere gidiyor gibi görünmüyor.

20 yıl içinde modern tabloların hâkim olduğu piyasa, bugünkünden daha farklı bir çizgide olmayacak.

Tablo satışları tüm rekor kıran sanat eseri satışlarıyla hala müzayedelerin, sanat sergileri ve fuarlarının temel taşıyıcılarıdır. 20. yüzyılın ilk yarısında çizilmiş modern tablolar piyasadaki en fazla rağbet gören ve en pahalı sanat eserleri oldukları için aynı çizgiyi korumaya devam ediyor. Şu ana kadar satılmış en pahalı 10 eserin 9’u 1892 ve 1955 yılları arasında resmedilmiştir. Tek istisna ise 1490-1519 yıllarından, 450,3 milyon dolar fiyatla şimdiye kadar satılan en pahalı sanat eseri olan Leonardo da Vinci’nin “Salvador Mundi” tablosudur. Listede yer alan tüm tablolar beyazlar tarafından çizilmiştir. Nedense bu, eşitliğe dair hiç ümit verici bir tablo gibi görünmüyor.

sanat
2017 yılında Leonardo da Vinci’ye ait Salvador Mundi tablosu müzayedede bugüne kadarki en yüksek fiyata, 450,3 milyon dolara satıldı. (Kaynak: Getty Images)

Belki de 20. yüzyılın ikinci yarısında kadınların ve yerel sanatçıların yaptıkları sanat eserleri değer kazanır. (2017 yılında Jean-Michel Basquiat’ın Untitled (1984) tablosu, 110,4 milyon dolar fiyatla çağdaş sanat eseri olarak satılan en pahalı tablo oldu.) Geçtiğimiz yıl çağdaş Afrika ve Afrika diasporası da Kerry James Marshall’a ait Past Times (1997) tablosu 21,1 milyon dolarla rekor kırdı.

Çoklu Gelecekçilik

Chicago Sanat Enstitüsü’nde tasarım ve mimari küratörü olan Maite Borjabad, “Hiç beklemediğiniz şeyler için dahi hazırlıklı olmalısınız.” dedi.

Diğer bir deyişle, tek bir gelecek bekleyemeyiz, birçok farklı geleceğe hazırlıklı olmalıyız.

Bence çeşitli ve farklı olan gelecek, gelecek değildir – Maite Borjabad

Müze, sadece eşyaların var olduğu bir yer değil; içerisinde diğer seslerin de yankılanması gereken bir platformdur. Dolayısıyla Borjabad’a göre küratör bir arabulucudur. Mesela, komisyonlar aracılığıyla müze sadece sanatın gösterildiği bir yer değil, aynı zamanda yeni eserlerin üretilmesi için “fikirlerin kuluçkaya yattığı” yerdir. Borjabad, “Bana göre çeşitli ve çoğul olan gelecek, gelecek değildir.” diyor.

sanat 20
Kerry James Marshall’ın Past Times tablosu (1997), yaşayan bir Afrikalı-Amerikalı sanatçı için rekor bir fiyata, 21 milyon dolara satıldı. (Kaynak: Alamy)

Borjabad, “Kültürel enstitüler ve koleksiyonlar çok politiktir ve tarihin oldukça dogmatik olan anlayışına dayanmış ve onu devam ettirmiştir. Bu nedenle Sanat Enstitüsü gibi koleksiyonlar, bizim tarihi tekrar yazmamıza yardımcı olacak mükemmel bir materyaldir ve sadece tarihten ziyade çok boyutludur.” diyerek devam etti.

2040 yılında sanat, bir tablo olmadıkça sanat gibi görünmeyebilir ancak onun dışında her şey gibi görünebilir. Zamanın ruhunu sanatçıların da olduğu gibi çoklu ve çeşitli şekilde yansıtacak. Aktivist-sanatçılar politikanın yükselişinde rol oynayacak, yeni medyumları keşfeden deneyler ve ortamlar (uzay bile) oluşacak; Latin Amerika, Asya ve Afrika’da piyasalar güçlenecek. Böylelikle bu kültür dünyasında Batı, kendini yakalamaca oynarken bulabilir.

Yazar: Devon Van Houten Maldonado

Kaynak: BBC Culture