Dumas
Kaynak: Die Welt

Fransız Edebiyatı’nın Titanı: Alexandre Dumas

Alexandre Dumas, zamanının en üretken ve popüler yazarıydı. “Monte Christo Kontu” ve “Üç Silahşörler” romanları, bugün bile dumher yaştan insan için popülerliğini koruyor. Google, büyük yazarı 150. ölüm yıldönümünde andı.

Yaklaşık yüz tiyatro oyunu ve üç yüz romanın tek bir kişi tarafından yazılmış olması inandırıcı geliyor mu? Fransa için çok acı sonuçları olan Fransa-Prusya Savaşı’nın ortasında bundan tam 150 yıl önce ölen Baba Alexandre Dumas (oğlunun adı da Alexandre Dumas’tı ve o da bir yazardı), bu üretkenliğiyle çağdaşlarını hayretten hayrete düşürüyordu.

Kitaplarıyla paha biçilmez bir servet elde eden bu inanılmaz düzeydeki üretken yazar, doğumundan itibaren bir yazarlık kariyerine sahip olacağı tahmin edilmiyordu. Babası onun kaderini önceden belirlemiş, onun bir general ve hatta Napolyon yönetimi altında bir dük olmasını sağlamıştı. Annesi, Santo Domingo’dan gelen siyahi bir köleydi. Kıvırcık saçları ve koyu kahverengi teniyle Fransız edebiyatının bu dev yazarlarından olan Dumas, başlangıçta hiç de öyle ciddiye alınacak bir izlenim verememişti insanlara.

Romantizm Hareketi

Ancak Dumas şanslıydı. 24 Temmuz 1802’de doğan yazar, hızlı bir şekilde doğru insanların grubuna, yani romantik hareketten Victor Hugo’nun kafilesine katıldı. Ayrıca Bourbon Restorasyonu kapsamında edebiyat dünyasından da faydalandı. Napolyon Savaşları’nın yorucu maceralarının ardından Fransa, 1815’ten Temmuz Devrimi’ne kadar, kültürel bir altın çağı kapsayacak olan bir dinlenme dönemine girmişti. 19. yüzyılın en önemli romancısı Balzac, en önemli ressamı Delacroix ve o yılların en sevilen bestecisi Rossini’nin ilk başarılarının da görüldüğü bu nispeten kısa dönemde Alexandre Dumas da çok iyi bir başlangıç ​​yaptı.

En iyi yaptığı işle, yani tiyatro oyunlarıyla, kendini göstermeye başlayan Dumas büyük bir başarı yakaladı. Yıllar geçtikçe romanlar yazmaya başladı. Her yıl birkaç tane roman yazıyordu. En bereketli yılı 1844’tür. O zamanlar zaten çok sayıda “yazı kölesi” çalışırdı ve bu nedenle, piyasaya yılda 16 kitaptan daha fazlasını sürdü- ki bunların hepsi uluslararası düzeyde en çok satılan kitaplardı.

Sadece “Üç Silahşörler” ve “Monte Cristo Kontu” gibi kitaplardan bahsetsek, nasıl bir üne ve kaliteye sahip olduğu anlaşılır. Bugün bile oldukça popüler olan bu macera romanları dünya edebiyatını klasiklerini oluşturmaktadır. O zamanlar alışılmış olduğu gibi, hepsi iyi okunan dergilerde (en çok para kazanan) ön baskı olarak çıktı.  Ama bitmiş kitaplarla da -elbette- tekrar nakit para kazanabiliyordu.

Bu arada Fransızlar, “Kendinizi zenginleştirin” sloganını çıkaran kral Louis-Philippe çağına gelmişlerdi. Alexandre Dumas da buna bağlı kaldı. 1847’de kendisi için bir şato inşa edebilecek kadar büyük bir servete kavuşmuştu. Hala Paris yakınlarındaki Pont-Marly’de bulunan şato, bugün bile gidip ziyaret edilebilir. İçeriye girenler gözlerine inanamayacağı şatafattaki bu şatoda 600 kişiyle görkemli bir açılış partisi yapıldı. Ancak Temmuz monarşisinin sloganlarından biri olan “Kazanıldığı gibi eridi” özdeyişi Dumas’ın hayatında da yer alıyor.  Tiyatrosu 1850’de iflas etti. Aynı yıl kaleyi satmak zorunda kaldı.  Bu arada o kadar çok borç biriktirmişti ki Belçika’ya kaçmak zorunda kaldı. Burada ikinci kariyeri olan seyahat yazarlığına başladı. Ancak 1855’te 2700 sayfalık romanı “Paris’in Mohikanları” (Les mohicans des Paris) ile en sevdiği edebi türe dönüş yolunu bulduğunda, kısa sürede tekrardan zirveye çıktı. Mükemmel zanaatkar, usta komplocu, sonuna kadar yorulmaksızın aktif kaldı ve artık o kadar moda olmasa bile, o güne kadar kendisine hala sadık olan okuyucularının kalbinde kalıcı olarak yer aldı.

Yazar: Tilman Krause

Kaynak: Die Welt