mülteciler
Kaynak: El Cezire

Felaketin Kıyısında: Koronavirüs Mültecileri Nasıl Etkiledi?

Bangladeş ve Myanmar sınırları arasında kalan ve sınıra yalnızca iki kilometre uzaklıkta, tam döşenmemiş bir yolda ve sonu belli olmayan düzlükte, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği personeli tarafından yeni sevk edilen hemşire grubu ile yakındaki Kutupalong Mülteci Kampı’na gitmek için yoldan geçecek aracı bekliyoruz. Kampa sadece dört kilometre kalmıştı, ancak arkadaşımız bitkin düşmüştü ve ne zaman müdürünü aramayı denese, akıllı telefon çekmiyordu.

Rohingyalar Ön Sırada

Geçtiğimiz yılın ortasında Bangladeş hükümeti, 600  Rohingyalı Müslüman mültecinin  yaşadığı bölgenin telefon hizmetini kesti. O zaman bu olayın ciddiyeti fark edilmedi, fakat koronavirüsün yayılmasıyla birlikte bu sorun daha görünür hale geldi. Çünkü bölgede insanî yardım yapan kuruluşların çalışanlarının işi aksamaya başladı. Dolayısıyla internet olmadığı için kampta yaşayanlar arasında virüs söylentileri yayılmaya başladı ve virüs kampta görülmeden önce birçok kişi paniğe kapıldı. Bazı kişiler, virüsün insanî yardım ekiplerince insanları öldürmek için geliştirilmiş bir hastalık olduğunu düşünüyor. Dolayısıyla hastalık belirtileri olan insanlar, bazen sahra hastanelerine gitmeyi tercih etmiyorlar.

Bu kamp ve yaklaşık 300 bin Rohingyalı mültecinin yaşadığı diğer kamplarla ilgili elimizde yeterli bilgi bulunmuyor. Yakın zamanda Bangladeş hükümeti, kampta yaşayan 29 kişinin korona şüphesi dolayısıyla karantinaya alındığını duyurdu. Buna rağmen ISCG, 3 Mayıs’ta Rohingyalı kamplarında herhangi bir vaka görülmediğini açıkladı.

 

Kaynak: El Cezire

Bangladeş’te virüsün durumunun yavaş yavaş kötüye gittiği görülüyor, son günlerde ortalama 1000 vaka tespit ediliyor. Dolayısıyla virüsün kamplara sıçraması an meselesidir. Uluslararası kuruluşlar, kamplarda çalışanların sayısını azaltmaya başladı. Fakat bu virüsü kontrol etmenin o kadar kolay olmadığını ve kontrol etmek için çok sayıda test yapılması gerektiğini gördük. Lâkin o bölgedeki sağlık hizmetlerinin durumunun endişe verici olduğu gözükmektedir.

John Hopkins Üniversitesi’nin yürüttüğü bir araştırmaya göre, mülteci kamplarında virüsün 2 ayda 2000 kişiye bulaşması için tek bir vakanın yeterli olacağı tespit edildi. Bölgede mevcut sağlık hizmetleri yeterli olmamakla birlikte, insanların yardım yapan kuruluşlara olan güveninin oldukça zayıf olması, tüm bu nedenlerle de bu sayıların daha fazla artma olasılığı çok yüksektir.

Çadırlardan Bir Şehir

Dünyanın farklı yerlerindeki mültecilerin -70 milyondan söz ediyoruz- yaşadığı en ciddi sorunlardan biri, sağlık sorunudur. Norveç Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’ne göre, insanlar kampta yaşadığı sürece hiçbir şey olmasa da sağlıkları kötüye gider. Bu dönemde koronavirüs gibi bir virüsün karşısında kampta yaşayanların savunmasız kalacakları aşikârdır.

Araştırma ekibi, çocukların sağlık durumlarının hem yeterli beslenememelerinden hem de sürekli hastalanmalarından dolayı kötüye gittiğini tespit etti. Ayrıca farklı yaş gruplarında kronik hastalıklar görülmesinin yanı sıra çocuklar hâlâ insanlık dışı koşullar altında kamplarda yaşamaya devam ediyor. Günümüzde, mücadele ettiğimiz koronavirüs gibi bir hastalık varken hiç iyi bir sonuç beklenmiyor.

Kaynak: El Cezire

Suriye sınırlarına birkaç kilometre uzaklıkta Ürdün’ün kuzeyinde bulunan Zerka şehrindeki durumların hiç iç açıcı olmadığı görülüyor. Binlerce çadır yan yana sıralanmış ve içinde yaklaşık 120 bin Suriyeli mülteci yaşıyor; Orası, dünyada Suriyeli mültecilerin en çok bulunduğu Zâtari Mülteci Kampı’dır.

Ürdün hükümeti, ülkenin birçok yerinde hareket kısıtlamaları uyguladığı gibi Zâtari Kampı’nda da bu kısıtlamaları büyük bir titizlikle uyguluyor. Kampta bulunan satış yerlerinde alışverişin yapıldığı görülse de şimdiye kadar herhangi bir virüs vakasına rastlanmadı. Ürdün’ün genelinde ise günlük vaka sayısının endişe verici olmadığı biliniyor. Fakat kamp koşulları, böyle bir hastalığın kontrolünü oldukça zor kılmaktadır. Yerler sürekli çamur içinde; su, yemek ve tuvalet vb. ihtiyaçları  gidermek için gün boyunca çadırda kalmak neredeyse imkansız. Ayrıca sağlık hizmetlerinin yeterli olmamasına rağmen şimdiye kadar virüsün yayılmasını engellemek büyük bir başarı sayılıyor.

Mültecilerin durumunu daha iyi anlamak için Wuhan kenti ve Diamond Princess gemisindeki virüsün yayılma hızına bakalım. Gemide insanlar birbirine daha yakın oldukları için Wuhan’a göre 4 kat hızla yayılmıştır. Kamplarda durum ise Diamond Princess gemisinden daha kötü. Örneğin; Bangladeş’teki Rohingyalı kamplarında 40 kişi 1000 metrekarelik bir alanda yaşıyor. Yunanistan’daki Moria Kampı’nda bu sayı 204 kişiye ulaşıyor.

Özelikle Moria Kampı’nda durum çok vahim. Bu kamp 3 bin kişilik kapasiteye sahip olmasına rağmen bu sayının 6 katı kadar kişi yaşıyor. 200 kişi için 1 tuvalet mevcut, su gelse bile günde belli saatlerde geliyor. Doktor çağırma gibi bir şans da yok. Yapılabilecek tek şey, bu inanılmaz kalabalıkta kendini karantinaya almaktır. Mayıs ayında Moria Kampı’nda ilk koronavirüs vakası görüldü.

Lübnan’a gelince, orada Suriyeli mülteciler sadece virüsün getirdiği sorunlarla boğuşmadı. Lübnan hükümetinin uyguladığı birtakım tedbirlerle de uğraştı. Örneğin, aileden sadece bir kişiye dışarı çıkma hakkı verildi. İnsanlar temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorluk çekerken, temizlik malzemelerine ulaşmaları da kısıtlı olmasına rağmen mültecilere verilen yardımlar ülkede hızla büyüyen ekonomik kriz nedeniyle azaldı.

Kakuma Paniğe Kapıldı

Dünya Sağlık Örgütü, böyle bir salgın döneminde mültecilerin en savunmasız grup olduğunu söylüyor. Bu söylemi iyi anlamak için Kenya’nın kuzey batısında bulunan Kakuma şehrindeki olanları ele alalım. Kakuma, Sudan ve Etiyopya olmak üzere Afrika’nın birçok bölgesinden 192 bin mülteciye ev sahipliği yapmaktadır. Kakuma’da koronavirüsün konuşulmadığını düşünemeyiz, bilakis günlük hayatta çok fazla yer alıyor. Şimdiye kadar Kakuma’da virüsün yayılması ile ilgili elimizde bilgi yok, fakat şehrin tamamında hiç bir yoğun bakım yatağı olmadığını biliyoruz.

Kaynak: El Cezire

Ekonomisi iyi olmayan ülkelerde vaka sayısının az olduğunu gözlemliyoruz. Bunun sebebi vakaların olmaması değil, imkân olmadığı için yeterli sayıda test yapılmamasıdır. Neyse ki virüsün yayılması, insan haraketliliğiyle çok ilişkili ve bu bölgeler neredeyse dünyadan izole edilmiş durumda. Dolayısıyla virüsün yayılma hızı daha yavaş.

İnsanlar sürekli ellerini su ve sabunla yıkamak istiyor. Fakat su ve sabun çok nadir bulunan bir şey. Ayrıca bir maske temin etmek için oldukça büyük bir efor sarf etmek gerekiyor. Kamplarda karantina büyük bir lüks ve söylentiler arasında doğru bir bilgiye ulaşmak büyük bir nimet.

Tüm dünya kapılarını kapatırken ilk unutulanlar kapıların dışında kalanlardır. Korktuğumuz için onları unuttuk ve onlar korktukları anda kimseyi bulamadılar.

*Bu yazının orijinal hali, El Cezire sitesinde 17.05.2020 tarihinde yayınlanmıştır. Veri sayıları bu tarihe göre kaydedilmiştir.

Kaynak: El Cezire