siyasalfelsefe.blogspot.com'dan alınmıştır.

Fârâbî-İdeal Devlet Kitap İncelemesi

Öz

Hayatımız boyunca bir şeyler okuyor ve öğreniyoruz. Bazı durumlara kafa yoruyor ve o durumlar hakkında yorumlar yapıyoruz. İnsanoğlu olarak gelişiyoruz. Kimilerimiz farklı alanlarda kendini geliştiriyor ve o alanda uzmanlaşıyor. Bana göre bir alanda uzmanlaşmak için o alanın ve/veya bilimin felsefesini öğrenmemiz gerekir. Bir yazı yazarken, bir şey öğrenirken hep temelden alırız. Temelden alırız ki öğreneceğimiz şeyi daha iyi kavrayalım. Siyaset de böyledir. Felsefe, bütün bilimlerin anası olduğu için Siyaset biliminin de felsefesini anlamalıyız. İnsanların yaşayış tarzı geliştikçe düşünce tarzları de gelişti, böylelikle Felsefe ortaya çıktı. Felsefe geliştiği için Bilimi de ilerlettik. İnsanlar ilk çağlarda kendi güvenlikleri için gruplar halinde yaşamaya başladılar. Grup halinde olunca kendilerini güvende hissettiler. Daha sonra kendi haz, istek ve çıkarları çatışında gruplarda, toplumlarda huzursuzluk ortaya çıktı. Bunu düzeltmek ve işleri yoluna sokmak için gruplar kendi temsilcilerini seçmeye başladılar. Devlet kavramı ve Siyaset böyle böyle gün yüzüne çıktı. Kimi düşünürler, bizleri Aristokratlar yönetmeli dedi, kimileri ise; bizleri kimse yönetmemeli insanlar hür olmalı dedi. Devlet ve toplum nasıl olmalı? Adalet nasıl sağlanır? Toplum  nasıl gelişir ve ilerler? Bunların cevabını aramak için düşünürler onlarca kitap yazdı. Türk-İslam Filozoflarından Farabi de bunlardan bir tanesi. Bizler, felsefe denilince akla Antik Yunan Filozofları geldiği için genellikle Platon’un ‘’Devlet’’ kitabını, Aristoteles’in ‘’Politika’’ kitabını okuyarak devlet yapısının ve siyasetin felsefesini çözmeye çalıştık. Farabi’de bu tip filozoflardan etkilenerek güzel bir eser ortaya çıkarmış. Türk ve İslam dünyası tarih boyunca onlarca devlet kurduğu için ve siyasetle içli dışlı olduğu için bu eserin ne denli önemli olduğunu anlayabiliyoruz.

Anahtar Kavramlar:

Varlık, Madde, Devlet, Yönetici, İlk Var Olan, Töz, Cisim, Şehir, Erdem

Giriş

‘’Fârâbî 870-950 yılları arasında yaşamış bir Türk-İslam filozofudur. O, klasik Yunan felsefesi, özellikle Yunan siyaset felsefesi ile İslam’ı birbiriyle uzlaştırmaya çalışmış olan ilk filozoftur.Farabi, iki özelliği ile, yani genel olarak Antik Yunan felsefesi, özel olarak Platoncu-Aristotelesçi siyaset felsefesini İslam’la bağdaştırmak, uzlaştırmak çabası ve bu amaçla kurduğu sistemi ile İslam düşüncesini ve kendisinden sonra gelen diğer filozofları derinden etkilemiştir.Platon tarafından Yasalar’da ele alınan ‘’İdeal Devlet’’, ideal toplum öğretisiyle İslam’ın birçok temel görüşü arasında çarpıcı benzerlikler mevcuttur: Her ikisi de Tanrı’yı nihai yasa koyucu neden olarak ele almakla başlar ve gerek tanrısal, gerekse tabii olan hakkında sahip olunması gereken doğru görüşleri iyi bir siyaset sistemi veya rejiminin inşası için zorunlu unsurlar olarak kabul ederler. Yine her ikisi de din ve/veya devlet kurucusunun ve yasa koyucunun toplum ve devletin organizasyonu ve devamı için merkezi bir önemi haiz olduğunu düşünürler. Yine her ikisi de, içinde yaşanılan dünyanın dışında ve üstünde bir diğer dünya (İdealar dünyası veya gelecekteki hayat) olduğuna inanırlar; ahlak ve estetiklerini esas olarak bu diğer dünya, üst  dünya, mutluluk ve kurtuluş dünyasının istek ve taleplerini karşılayabilecek bir tarzda düzenlemek isterler.’’[1]Din ve etik açısından bakarsak Fârâbî, her iki bakış açısında da iyiyi istemiştir. Dinde de amaç iyiye ulaşmaktır aynı şekilde Etik Felsefede de amaç iyidir. Fârâbî, bu eserinde iyi bir devletin, yöneticinin, yönetilenlerin nasıl olması gerektiğini, çatışmasız nasıl bir düzen olması gerektiğini, ahlakı anlatarak İslam Felsefesinde yerini edinmiştir. Nitekim Fârâbî hakkında her ne kadar ‘’Dinsiz’’ denilse de o, Din’in içinde olan ve din’in emrettiği kuralları da barındıran Etik ile birleştirip sentez yapmıştır. Fârâbî, her ne kadar yöneten hakkında düşüncelerini söylese de kainat’ın yöneticisi (İlk Var Olan) hakkında ve onun tözü hakkında analizler yapmış, tanrısız düzenin olamayacağını savunmuştur. Nihai olarak Tanrı, en baştaki yasa koyucudur.

Kitap Hakkında

1. İlk Var Olan Hakkında

Fârâbî bu bölümde Tanrı’nın yani İlk Var Olan’ın nitelikleri hakkında konuşmuştur. İlk Var Olan Mavcud’tur (İlk Var Olan) ve Sabab’tır (Bütün Varlıkların Nedeni) demiştir. Ayrıca İlk Var Olan Afdal (En Üstün) ve Akdal (Diğer Varlıklardan Önce Olan) nitelikleri taşımaktadır. Farabi her ne kadar Platon’dan etkilense de Platon, açıkça yaratıcı bir Tanrının varlığından bahsetmemektedir. Platon’un bu konu hakkında bir çok ideaları vardır. Fârâbî’ye göre tanrı, bütün maddelerin sebebi ve yaratıcısıdır. O Uludur (Calal) ve şerefi (Macd) de uludur. Tözü bakımından iyi durum da aynıdır. O nedensizdir ve tektir fakat var olanlar çok sayıdadır. İlk Var Olan tek olduğu için onun zıddı yoktur. Yani İlk Var Olan’ın her alandan baktığımızda ne düşmanı ne de rekabet edecek bir varlık vardır. O tek olduğu için bu durumlardan bahsedemeyiz. Fârâbî’ye göre ilk var olan ‘‘Cömert, diri ve bir olandır.’’

1.1. İkinci Var Olanlar ve Bir’den Çok’un Taşması Hakkında

İlk Var Olan bir sebep olduğu için ondan taşanlar ikinci var olanlardır. Birden çok varlık onun tözünden taşmıştır. İlk Var Olan cömert ve adil olduğu için onun tözünden taşanlar da adil ve cömert olmalıdır. İlk Var Olan hatasız olduğu için ondan taşanlarda hata payı vardır. Fârâbî, bu bölümde bu durumu İhtiyari yani insan iradesi ve seçimi olarak yorumlar. Fârâbî’ye göre ikinci var olanlar cisimsel olmayan tözdür ve madde değildir. İkinci var olan hem kendi özünü hem de İlk Var Olan’ı yani Tanrıyı düşünür. Üçüncül Var Olan ise akıldır. Akıl da kendi özü ile birlikte Tanrı’yı düşünür.

2. Dünyadaki Cisimler , Varlıklar ve Göksel Cisimler Hakkında

Kainatta varlıklar arasında yani İlk Var Olan’ın yarattıkları arasında bir hiyerarşi vardır. Değerli varlıklar ve az değerli varlıklar. Mesela Fârâbî bunlardan bazıların Ay Altı Varlıklar demiştir. Ay Altı Varlıklar, noksandan mükemmele doğru sıralanırlar.Ay Altı cisimler birbirlerini andıran fakat farklı görevler gören varlıklardır. Mesela ateş ve duman gibi. Duman ateşten çıkmaktadır fakat ikisinin de görevleri ya da durumları farklıdır. Kainatı yaratan İlk Var Olan, Göksel cisimler ile ilgili de bir düzenle bir mizan yapmıştır. Göksel Cisimlerin dokuz farklı grubu vardır. Her grubu farklı tek daireler temsil eder. Her grubun hareketi farklıdır ve kendine özgüdür. Her şey yerli yerindedir. Hiçbir varlık birbirine karışmaz ve düzen bozulmaz. Bu cisimler de İlk Var Olandan farklıdır. Göksel cisimler de varlıktır ve İlk Var Olan’dan taşmışlardır.  İlk Var Olan, bütün kainatta ondan taşanlar için ayrı düzenlemeler ve kanunlar koymuştur.

3. İnsan Ruhu ve Bedeni Hakkında

Fârâbî, İlk Var Olandan taşan bütün varlıklar hakkında yorum yapmış ve düzeni anlatmıştır. Bu bölümde de Göksel Cisimler gibi büyük varlıklardan o varlıklara göre daha küçük kalan insan ruhu ve bedeni hakkında yorum yapmış ve sistemini analiz etmiştir. İnsan, iki varlıktan oluşur. Beden ve Ruh. Ruh’un beş ana kuvveti vardır; Besleyici Kuvvet, Duygusal Algı Kuvveti, Tahayyül Kuvveti, Akıl Kuvveti ve Arzu, İsteme Kuvveti. Göksel cisimlerde olduğu gibi ruhta ve bedende de birbirinin işlerine karışmayan ve kendi eylemlerini yapan ayrı ayrı işleyişi olan kuvvetler veya varlıklar vardır. İnsan Bedeninde de bu iş ayrımı ve hiyerarşi vardır. Örneğin Kalp, vücutta amir organdır. Kalp durursa vücut işlenmez hale gelir. İkincil Amir organ ise Beyindir. Beyinden sonra rütbe bakımından sırasıyla, karaciğer, dalak ve üreme organları gelir.

 4. Erdemli Toplum ve Devlet

Sosyolojide de bildiğimiz gibi insanlar grup oluşturma ihtiyaçlarının sebeplerinden biri de güvenliklerini temin etmek içindir. Bir arada duran insanlar kendilerini güvende hissederler. Fârâbî de burada insanların tek başına eksik olduğunu, ancak bir araya gelerek Erdemli bir Toplum oluşturabileceklerini anlatmıştır. Her insan olduğunda güven içinde ve korkudan uzak yaşamak ister.Etikte ve Dinde iyiyi amaçlamak vardır ve bunu güvenliklerini oluşturmak için Erdemli bir Toplum oluşturmak için bir araya gelen insanlar da amaçlamaktadırlar. Fârâbî, toplumları ikiye ayırmıştır. Mükemmel ve Eksik toplumlar. Nitekim kendi güvenliklerini temin etmek için İdeal bir Toplum oluşturmak için bir araya gelen toplulukların içinde güvenliklerini tehdit edebilecek insanlar veya kendi içinde gruplaşmış insanlar da olabilir. Bundan dolayı bu gruplar iyiye ulaşamazlar ve eksik kalırlar. Burada insan iradesi devreye girer. Yani insanlar ihtiyaçları doğrultusunda bir araya gelip toplum oluştururlar.

4.1. Erdemli Şehir (El- Medinetü’lFâzıla) Hakkında

İnsan bir varlıktır. O varlık mükemmel ve adil olan İlk Var Olan’dan taşmıştır. Bundan dolayı da insan vücudunda harika ve aksamayan sistem vardır. Diğer bölümde bahsettiğimiz gibi göksel cisimlerde olan adil düzen insan organlarında da olmaktadır. Bu ideal bir durumdur. İdeal bir devlette de kendi işlerini en iyi şekilde yapan ve birbirlerinin işine karışmayan Organlar bulunmalıdır. Bu organlar göksel cisimlerin çizdiği daireler gibi birbirleriyle çakışmayacak ve işlettikleri toplumu en iyi şekilde idare edecek şekilde olmalıdır. Bu organları temsil eden yani gruplar vardır. Fârâbîbu grupları şöyle sıralayıp açıklamıştır. Bunlar; Erdemliler (Filozoflar ya da büyük önemli işlerde söz sahibi görüş sahibi olanlar.), Dil Sahipleri ve Din Adamları, Meslek Sahipleri (Zanaatkarlar), Mücahitler (Askerler) Mal Sahipleri (Tüccarlar ve zengin insanlar vs.)

4.2 Erdemli Şehrin Yöneticisinin Özellikleri Hakkında

Fârâbî, Aristo-Plato felsefesinden etkilendiğini burada bariz bir şekilde belli etmiştir. Ona göre herhangi bir insan yönetici olamaz. Yöneticilik vasıflarını her insan kazanamaz ve nadiren doğuştan gelir. Yönetici olacak kişi aklını iyi kullanmalı, Peygamber veya Filozof olmalıdır. Yani bir nevi Aristokrat olmalıdır, filozof krallar gibi. Buradan anlayacağımız üzere her insan yönetici olamaz bundan dolayı belirli ve üstün özellikler taşımak zorundadır.Fârâbî, bir yönetici de olması gereken özellikleri şöyle sıralamıştır:

‘‘Organları tam ve eksiksiz olmalıdır ki kendi üzerine düşen görevleri gerektiği gibi yerine getirebilsin. O, bu organlarla ilgili bir fiili yerine getirirken kolayca yapabilmeli. Yönetici, kendisine söylenen her sözü konuşanın amacını ölçerek kolayca anlayabilme yeteneğine de sahip olabilmeli. Anladığı, gördüğü, duyduğu şeyleri kolayca zihninde saklayabilme yeteneğine sahip olmalı, hemen hemen hiçbir şeyi unutmamalıdır. Çok zeki ve uyanık olmalı, bir şeyle ilgili bir delili gördüğü zaman onun neye işaret ettiğini kolayca sezebilmeli. Zihninde bulunan her şeyi kolayca ifade edebilme yeteneğine sahip olmalıdır. Bilgi edinmeyi ve öğrenmeyi sevmelidir. Doğası gereği doğruyu ve doğru insanları sevmeli, yalandan ve yalancıdan nefret etmelidir. Yemeği, içmeyi, cinsel zevkler peşinde koşmayı sevmemeli ve onları arzulamamalıdır. Gümüş, altın ve benzeri cinsten dünyevi amaçlar peşinde koşmamalıdır. Yüksek ruhlu olmalı, şerefi, ululuğu sevmeli, ruhunu aşağılık ve çirkin olan şeylerin üzerinde tutmalıdır. Adaleti ve adil insanları sevmeli, baskı ve zulümle hareket eden insanlardan nefret etmelidir. Başkalarına karşı insaflı olmalıdır. Baskıya maruz kalan insanlara acımalı, güzel, asil ve doğru gördüğü şeyleri desteklemeli, adaleti uygulamaya davet edildiğinde onu gerçekleştirmede isteksiz ve inatçı olmamalıdır. Yapılmasını istediği şey konusunda ısrarcı, azimli olmalı, korku ve zaaf göstermeksizin cesur bir şekilde onu gerçekleştirmelidir. ’’[2]

Bunun yanı sıra Fârâbî, ikinci yöneticilerin de Filozof, kanun ve yasaları iyi bilen, savaş stratejisi gelişmiş kişilerden oluşması gerektiğini de belirtmiştir. Yani bir nevi vezirlerden bahsetmiştir. Bu ikinci yöneticiler ayrıca birinci yöneticileri de frenleme görevindedir.

4.3. Erdemli Şehire Zıt Olan Şehirler Hakkında

İlk Var Olandan taşan ve İlk Var Olan gibi adil ve cömert, erdemli olan varlıklar, kendi akıl iradeleriyle bu durumdan şaşabilir. Spinoza da İnsanların sınırlı imgelemleri ve kendilerini doğanın merkezindeki özel varlıklar sanmaları nedeniyle hile, kin öfke ya da çatışma gibi durumları doğadaki bir bozukluğun sonucu sanma yanılgısına düştüğünü söyler. Yani her ne kadar özel varlıklar düşünen varlıklar olsa da kainatın hali bizi değiştirebilir. Zıt şehirler de böyledir. Burada organlar düzenli işlemez. Her nasıl insan vücudunda organlar düzenli işlemez ve sağlıklı insana zıt olarak hastalıklı insan ortaya çıkar aynı şekilde ideal devlete zıt şekilde erdemsiz şehirler ortaya çıkar. Buradaki insanlar gruplaşma içindedir. Yöneticiler riyakarlık içindedir. Böyle toplumların ömürleri kısa sürelidir ve bu toplumlardan başarı çıkmaz.

Sonuç

Farabi, bu eseri ile dünya üzerinde doğrudan ya da dolaylı yoldan bağlantı içinde olduğumuz varlıklara açıklama getirmiş ve İdeal bir Devlet’in nasıl olması gerektiğini, sosyokültürel yapısının nasıl olması gerektiğini ve liderinin nasıl olması gerektiğini açıklamıştır. Bu kitabın belki de bana göre en güzel özelliği bu. Temelden başlayıp, yani insan doğasından, yapısından, doğanın yapısından bahsedip daha sonra Devlet yapısını anlatmıştır. O, bu açıklamalarda bulunurken ilk önce İlk Var Olan’dan yani Tanrı’dan bahsetmiş daha sonra insan yapısı ve ruh, gök cisimleri ve insanların ilişkilerinden bahsedip Devlet yapısından da bahsederek aslında klasik bir İslam Filozofu gibi tüm bu varlıkların sebebini İlk Var Olan’a yani Tanrıya bağlamıştır. Aslında her şey birbirleri ile bağlantılıdır. Gökte kendi çizgileri içinde hareket eden cisimler, insanın içinde kendi görevlerini yapan organlar ve toplumlarda kendi işlerini yapan görevliler. Tam bir ideal yapı. Bu ideal yapı da İlk Var Olan’dan çıkmıştır. Daha sonra değişen toplum yapıları, insanların çıkar çatışmaları sonucu bu duruma zıt durumlar ortaya çıkmıştır. İlk Var Olan’ın zıttı yoktur sadece. Ondan taşan varlıkların eylemleri sonucu zıtlıklar ortaya çıkmıştır.  Ona göre ideal bir yapı olması için insanlar mutluluğu amaçlamalıdır. Bu kitap ideal bir devlet yapısının nasıl olabileceğini, İslami felsefeye göre nasıl var olduğumuzu neden var olduğumuzu açıklamakta işimize yarayan adeta bir kılavuzdur.

Künye

İsim: İdeal Devlet

Yazar: Fârâbî

Basım: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları 5. Basım / 2018

Çeviren: Ahmet Arslan

 


 

KAYNAKÇA

Farabi, İdeal Devlet, İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, 2018, V. Baskı

M. Mahdi, ‘’Al- Farabi’’, ‘History of PoliticalPhilosophy’ içinde; yay. Leo Strauss- J. Cropsey, 2. Baskı, Chicago 1972 (Farabi, İdeal Devlet, İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, 2018, V. Baskı, sf.6.)

Dipnotlar

[1] M. Mahdi, ‘’Al- Farabi’’, ‘History of PoliticalPhilosophy’ içinde; yay. Leo Strauss- J. Cropsey, 2. Baskı, Chicago 1972, s. 183.

[2] Farabi, İdeal Devlet, İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, 2018, sf. 107.