Size daha iyi hizmet verebilmek adına sitemizde çerezler bulundurmaktayız. Gizlilik Politikamızı öğrenmek için tıklayınız. Ayrıca kişisel verilerin koruması kanunu kapsamında TESAD ile iletişime geçen her birey, iletişim verilerinin paylaşılmasını ve ilgili TESAD birimlerince kullanılmasını kabul beyan ve taahhüt eder.
sosyal medya
Kaynak: The Guardian

Facebook’u Kontrol Etmek ve Parçalanmış Toplumları Onarmak… Keşke Bu Kadar Basit Olsaydı

Tüm sorunlarımızın sebebi sosyal medya değil. Kültürümüzü daha derinlemesine incelemeliyiz.

 Londra mülk sahipleriyle dolu. Belediye binasının çevresindeki alandan Olimpik Park’ın bazı kısımlarına kadar düzinelerce “özelleştirilmiş kamusal alan” var. Bunlar, kamuya açık gibi görünen ancak özel şirketlere ait ve kendi düzenlemeleri olan yerler. Örneğin çoğu evsizin ve protestocunun buralara girmesi yasak. Bununla birlikte, kendi polislik faaliyetlerini yürütüyorlar. Mal sahipleri de kendi alanlarında uyguladıkları kuralları kamuya açıklamak zorunda değiller.

Böyle alanlar sadece fiziki olanlar değil; sosyal medya da öyle. Facebook, Twitter ve Instagram yalnızca kişisel bağlantıları sağlamak için değil demokratik tartışmalarda yer almak için de gerekli olan kamusal alanlar olarak varlıklarını sürdürüyorlar. Ancak tümü, genellikle şeffaflık ve tutarlılık olmadan kendi kurallarını uygulayan özel şirketlere aittir.

Trump’ın sosyal medyadan engellenmesi ve Parler uygulamasının çevrim içi platformlardan çıkarılması, çevrim içi dünyanın nasıl düzenleneceği sorusunu tartışmanın ön saflarına itti. Bu ise yeni bir tartışma değil. Son 25 yılın çoğunluğunda ve Facebook ile Twitter iPhone’larımızda belirmeden çok önce bu sorunun üzerinde çokça duruyorduk.

Sorun, sadece sosyal medyanın hem kamusal hem de özel alan anlamında anormalliğe sahip olması değil. Aynı zamanda iyi şeyler için rekabet etmekle de karşı karşıyayız. Çoğu insan muhtemelen sosyal medyanın ne yapması gerektiği konusunda hemfikir olacaktır: Kamusal tartışma için açık alan sağlamak, nefret söylemini ve tehditleri en aza indirmek, şirketlerin gizliliğimizi ihlal etme ve erişim sağlayabileceğimiz görüşleri kontrol etme gücünü azaltmak ve devletin siyasi söylemleri sansürleme yetkisini kısıtlamak.

Sorun şu ki, bir şey genellikle diğerinin pahasına elde edilir. İfade özgürlüğünün genişletilmesi, nefret söylemi için daha fazla alan bırakabilir. Daha sert düzenlemeler de muhalefeti sindirmek için şirketleri veya politikacıları daha fazla güçlendirmek anlamına gelir.

Böylelikle, çoğu insan iyi şeyin neler olduğu konusunda hemfikir olsa da belirli ürünlere verdikleri öncelikler konusunda keskin bir şekilde ayrılıyorlar. Ben daha liberal bir görüşe sahibim çünkü benim küçümsediğim fikirleri sansürlemenin veya platformlardan çıkarmanın nasıl daha kapsamlı kısıtlamalara yol açabileceğini görüyorum. Bir suikast girişiminin ardından Almanya’da tedavi gören Rus muhalif Aleksey Navalni’nin attığı tweet içinde belirttiği gibi Twitter’ın Trump’ı engellemesi, tüm dünyada “konuşma özgürlüğü düşmanları tarafından sömürülecek.” “Birini susturmaları gerektiğinde, bu yaygın bir uygulamadır, Trump bile Twitter’da engellendi.” diyecekler. Uganda’dan Hong Kong’a otoriter rejimler, muhaliflerini susturmak için sosyal medyada sansür uyguluyor.

Bazıları, konuşma özgürlüğünün geniş sonuçları ne olursa olsun daha fazla düzenlemeye tabi tutulmuş kamusal alanları tercih ederek buna katılmıyorlar.

Rekabet halindeki ürünlerle uğraştığımız için de tüm tedbir teklifleri mutlaka eksi ve artılarıyla gelir. Sorun şu ki, bu tartışmalara katılanların çoğu (ve buna kendimi de dahil edeceğim) yaklaşımlarının artılarını diğer insanlara mal olacak eksilerini vurgulamak istiyorlar. Bu, doğru tedbirleri ve uygun politika önerilerini engelleyebilir.

Teknoloji şirketlerinin sahip olduğu gücün demokrasiye zarar verdiğine ve herhangi bir demokratik sorumluluğu üstlenmeden denetçi veya bekçi olarak hareket ettiklerine dair gittikçe artan bir anlayış var. Bu yüzden, teknoloji tekellerinin kırılması ve faaliyetlerinin siyasi anlamda daha fazla incelenmesi için çağrılar var. Büyük teknolojileri bölmek gerekli olabilir, ancak aynı zamanda bunun özellikle nefret veya tehditleri engellemeyerek daha da parçalanmış bir çevrimiçi kamusal alan yaratması da muhtemeldir. Ayrıca demokratik hesap verilebilirlik çok önemliyken, şirketler yerine devletlerin denetçi olarak hareket etmeleri meseleleri daha iyi hale getirmeyecektir.

Polonya, geçen hafta hukuki içeriği kaldıran sosyal medya şirketlerine para cezası kesmeye başladı. Başbakan Mateusz Morawiecki, “Sansüre izin verilemez.” diye belirtti. Ayrıca geçen hafta içerisinde de Polonya, Meryem Ana’yı gökkuşağı halesiyle tasvir eden LGBTİ aktivistleri “dini duyguları incitmekten” yargıladı. Sosyal medya şirketleri meşru faaliyetleri yasaklamamalıdır. Ancak sansüre meydan okumak, teknoloji devlerini hizaya getirmekten çok daha fazlasını ifade eder.

Büyük teknolojilere de büyülü güçler yüklememeliyiz. Örneğin neden Trump’ı dizginlemek için Twitter’a ihtiyacımız olduğunu hayal ediyoruz? Trump olgusunu yaratan, Cumhuriyetçi Parti’yi seçilmiş kılanlardan ve tüzel destekçilerden, Demokratların ve solun terk edilmişler ve mülkü elinden alınmışlara ulaşmadaki başarısızlığına kadar, ABD’nin siyaseti ve kurumlarıdır. O da kamusal alanın bozulmasının ve kapsamlı bir nezaket çöküşünün ürünüdür. Sıklıkla, sosyal ve kültürel sorunlara karşı teknolojik ya da yasal çözümler ararız ve sonrasında bunlar işe yaramadığında da şaşırırız. Teknolojiye ait sorunlar olarak gördüğümüz şeylerin çözümleri hiç de teknolojik olmayabilir.

Yazar: Kenan Malik

Kaynak: The Guardian