Ana Sayfa / Yazılarımız / Ekonomi / Eski’nin ve Yeni’nin Küreselleşmesi

Eski’nin ve Yeni’nin Küreselleşmesi

Yazan: Gökhan ÖZENCİ

Giriş

Dünya üzerinde birçok ülke farklı küreselleşme dönemleri geçirmiştir. Her dönemde küreselleşme farklı tanımlara sebep olmuştur. Dünya Bretton Woods Sisteminin çökmesinden sonra ise çok yeni bir döneme girmiştir. Tabii bu döneme, IMF’in açık bir şekilde sermaye piyasalarının serbestliğini istemesi oldukça etkili olmuştur.[1] Küreselleşme dönemleri ise, gerçekleşebildiği takdirde, ticaret yapanlar için fevkalade önemli ve yararlı dönemler olarak düşünülmektedir: Ucuz işgücüne ve hammaddeye kolay erişim, gümrük vergilerinin, kotların düşürüldüğü veya kaldırıldığı ve sermayenin rahat hareket ederek daha fazla getiri (faiz) elde edebilmesine olanak sağlayan veya sağlaması umut edilen dönemlerdir.

Küreselleşmenin yanı sıra bazı ülkeler zaman zaman korumacı eylemlere bürünerek diğer ülkelere ticari engeller koymaktadır ve bölgeselleşme (korumacılık) dediğimiz bir süreci takınarak komşularıyla bir nevi ticari anlamda sınırlarını kaldırarak bloklaşma eğilimi göstermektedir. Bunun tam tersine, küreselleşme savunucusu ülkelere baktığımızda ise, bu ülkeler üretim fazlalarına sahip olmalarının dürtüsüyle pazarlarını genişletme çabası içindedirler.

Çalışmanın öncelikli amacı, küreselleşme kavramının anlaşılırlığını arttırmak ve farklı dönemlerdeki küreselleşmeden bahsetmektir. Tabii bu çabanın anlaşılırlığı tarihsel süreci anlamayla mümkün olacağı için aynı zamanda küreselleşmenin tarihsel süreci hakkında da bilgi verecektir.

Küreselleşme Kavramı

Küreselleşme kavramını açıklamak için birçok tanım yapılmaya çalışılmış ve tartışma süreçlerinde küreselleşme kavramı farklı kapsamlar içine alınmıştır. Küreselleşmenin farklı tanımlanmasının birçok nedeni vardır. Bunlardan bazıları; sosyal bilimlerin diğerlerinden farklı bir yapıda olması, siyasal bakış açıları, değerlendirme ölçümlerinin ve ideolojilerin zaman içerisinde değişime uğraması ve benzeridir. [2]

Bazı fikir adamlarına göre küreselleşme;

Dani Rodrik’e göre; küreselleşme bütün ülkeler için piyasa, sermaye ve teknolojiye ulaşımla beraber iyi bir yönetim yardımı umududur. Yani içerdiği potansiyel ile sebep olan eksiklikleri kapatma becerisine sahiptir. Dolayısıyla gelişmiş ülkeler ile gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkeler arasındaki farkı ortadan kaldırmak için fırsat olmalıdır. [3]

Antony Giddens’a göre; küreselleşme uzak bölgelerde meydan gelen bir olayın bizi önceki zamanlardan daha fazla direkt ve hemen etkilemesidir. [4]

Stiglitz’e göre; küreselleşme, ticaretin önündeki engellerin kaldırılarak serbestleştirilmesi ve ulusal ekonomilerin daha fazla bütünleşmesi içinde dünyadaki herkesi, özellikle de fakirleri zenginleştirecek bir güçtür.[5]

Görüldüğü gibi küreselleşme birçok farklı düşünceye karşılık gelebilmektedir. Yakın tarihte birçok ülkeyi etkisi altına almış olan, ABD menşeili 2008 Mortgage Krizi’nin yayılmacı etkisiyle beraber küreselleşmeye bir örnek teşkil etmektedir. Yaşanan kriz birçok ülkeyi etkilemiş ve küresel diyebileceğimiz bir çapa ulaşmıştır. [6] Bunun yanı sıra bir başka örnek olarak Güney Kore’yi ele alabiliriz. Bilindiği üzere Güney Kore yakın zamanda gelişmiş ülke statüsüne girmiştir ve bunda sermaye hareketlerinin rolü oldukça büyüktür. Nitekim engellerin kaldırılması ve ticari serbestliğin oluştuğu bir ortamı Güney Kore iyi kullanmıştır. Bu serbestliğin (küresel hareketlerin) iyi tarafı için dile getirebileceğimiz bir örnektir. Dolayısıyla küreselleşmenin ticari ve finansal temelli bir etki gücü gibi görüldüğü aşikârdır. Örneğin A ülkesinde bir yatırım için kredi alınıyor ama o kredinin sermayesi B ve C gibi tasarrufa sahip ülkelerden olabiliyor. Yani A ülkesinde yaşanacak bir finansal bunalımın ya da alınan kredi batışlarının diğer ülkeleri etkilemesi bir örnektir.

Küreselleşmenin Tarihçesi

Küreselleşmenin tarihçesi, tanımında olduğu gibi bir tartışma konusudur. Çalışmanın bu bölümünde küreselleşmenin tarihçesi üç bölüme ayrılarak incelenmektedir. Fakat unutulmaması gerekir ki; her dönemdeki küreselleşme kavramının kapsamı değişebilmektedir.

1. Tarih Öncesi Dönem- Asur Ticaret Kolonileri Çağı (M.Ö. 1950-1750)

Bilindiği üzere Anadolu coğrafyası birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Ticaretin dolayısıyla da küreselleşmenin tarihi de bu coğrafya da M.Ö. 1950’lere kadar gidebilmektedir.Bu dönemde Mezopotamya’nın kuzeyinde bulunan Eski Asur Devleti ile Anadolu’da Genç Haitilerin oluşturduğu feodal şehir krallıkları arasında ticaret yapılmaktaydı. Ticaretin konusunu ise Asurların Anadolu’ya getirdiği kalay, keçi kılı, dokuma ürünleri gibi ürünlerin karşılığında aldıkları altın ve gümüş eşya oluşturuyordu. Bu çağın başlangıcına Anadolu medeniyeti için Orta Çağ’ın başlangıcı da denilmektedir. Çünkü tüccarlar beraberlerinde Anadolu’ya dillerini, çivi yazılarını ve silindir mühür geleneklerini de getirmiştir. [7]

2. Ortaçağ Avrupası Dönemi

Avrupa’da Ortaçağ zamanında “burg (derebeylik)” ismi verilen kaba boyutlarında derebeylikler bulunmaktadır. Ekonomik faaliyetlerin ilerlemesi ile beraber tüccarlar için burgların sınırları yeterli gelmemekte ve ticari faaliyetlerin dışarıya dönük olarak da gerçekleştirilmesinin istenmesiyle burgların yerini “krallıklar” almıştır. Krallıklar ticari faaliyetlere, burglara kıyasla, daha geniş bir bölge sunmakla beraber ticari kurallar da getirmiştir. Böylelikle ticaret için daha uygun yapılar, birimler oluşturulmuştur. Fakat zamanla burglarda meydana gelen sorun krallıklarda da görülmüştür. Sonuç olarak, tüccarların sınır ötesinde ticari ilişkilerini geliştirmek istemesi ve krallıkların zaman içinde uygun olmaktan çıkması onları sonlarına götürmüştür. Bundan sonraki süreçte ise krallıkların yerine siyasi ve ekonomik yapı olan “ulus devletler” gelmiştir. [8]

3. Ortaçağ Sonrası Dönem

Dünya tarihinde siyasi, ekonomi ve küreselleşme açısından belli dönemler vardır. Herbir dönem disipline göre değişiklik gösterebilmektedir. Bu bölümde Ortaçağ sonrasında meydana gelen siyasi ve ekonomik olaylar ve durumlar ile küreselleşme arasında ilişki kurulmuştur.

Tarihte birçok olay başka olaylara dolaylı veya doğrudan olarak etki yapmaktadır. Bunlardan bir tanesi Kolombus ve Gama’nın coğrafi keşifleridir.  Özellikle 1497-98 yıllarında Ümit Burnunun keşfinden sonra ticaret oldukça önemli olmuştur. Yanı sıra Atlantik Ticaret Üçgeni diye anılan yapı ile Avrupalılar, tütün, şeker pamuk karşılığında Afrikalı köleleri Amerika’ya getiriyor ve oradaki değerli madenleri Avrupa’ya taşıyordu. Böylelikle coğrafi keşifler uluslararası ticareti tetiklemiş olmaktadır ki bir çalışmaya göre keşiflerden sonraki üç yüzyılda dünya ticareti dünya gelir oranının iki katını geçmiştir. Aynı zamanda yaşanan yüksek düzeydeki ticaretin sebebine, İngiltere gibi ülkeler tarafından imtiyaza tabii tutulan ticari tekeller gösterilebilir. [9]

Gülten Kazgan’a göre; küreselleşme kapsamının içeriği ikiye ayrılmaktadır. Bunlardan ilki küreselleşmenin birinci dönemini başlatan birinci sanayi devrimiyken, bir sonraki 1991 yılında SSCB’nin dağılmasıyla beraber tek kutupluluğun ortaya çıkması sonucu olarak ikinci küreselleşme dönemidir. [10]

1756 yılından İngiltere’de, James Watt’ın buharlı makineyi icadı ve ardından enerji kaynağı olarak kullanılması birinci sanayi devriminin gerçekleşmesini sağlamıştır. [11] James Watt’ın buluşuyla beraber İngiltere’nin hüküm sürdüğü ticari kapitalizm yerini sanayi kapitalizmi almıştır. İngiltere’de merkantilist politikalar ışığında makineleşmenin getirdiği üretim artışı (ölçek ekonomi, üretim fazlası) ile beraber ticarette yeni piyasalara açılma politikası benimsenmiştir ve böylelikle ilk küreselleşme adımını İngiltere üstlenmiştir. Bu dönem 19. yüzyılın birinci yarısında, I. Dünya Savaşı ve İngiltere’nin sömürgelerinde cereyan eden savaşlar sebebiyle son bulmuştur. [12]

I. Dünya Savaşı ve 1929 yılında yaşanan Dünya Büyük Buhranı sebebiyle ticari liberalizm ve akabinde küreselleşme yavaşlamıştır. II. Dünya Savaşı sonrası yaşanan birlik olma, beraber iş yapma anlayışı ile Bretton Woods konferansları yapılmıştır ve bu konferanslar sonucu IMF, Dünya Bankası, GATT, Dünya Ticaret Örgütü gibi kuruluşlar kurulmuştur. Bu kuruluşlar gelişmiş ülkeler ile gelişmekte olan ülkeler arasında bir köprü vaziyeti görerek gelişmekte olan ülkeleri de küreselleşme sürecine dâhil etmiştir. 1970’li yıllarda sabit döviz kuru veya altın penceresi olarak adlandırabileceğimiz Bretton Woods Sistemi çökmüştür ve beraberinde sermaye hareketlerinde bir serbestleşme süreci başlamıştır. Yaşanmakta olan finansal liberalizasyon küreselleşme hızını daha da yukarılara taşımıştır. Ardından 1991 yılında SSCB’nin dağılması ile beraber küreselleşme kavramı zirveye çıkmıştır. Dolayısıyla SSCB’nin dağılmasıyla beraber, öncesinde iki kutuplu olan dünya, artık tek kutuplu olarak ABD’nin serbestleşme politikası ile rotasını çizmiştir. [13]Sonuç olarak, 2. küreselleşme dönemini 1. Küreselleşme döneminden ayıran sermaye hareketlerinin serbest olmasıdır.

Şekil 1: Dünya Ticaret Hacmi

Şekil 1’den incelenebileceği gibi 1980’lerin ikinci yarısından itibaren dünya ticaret hacmi trend halinde artan bir hızla yükselişe başlamıştır. Dünya ticaret hacmi 2008 Mortgage krizinin olumsuz etkilerine kadar pek fazla yaşanan olaylardan etkilenmiş gibi gözükmüyor. Dolayısıyla 2009’da görülen gerilemenin sebebi yaşanan küresel kriz denilebilmektedir ve ardından ticaret hacmi kaldığı yerden devam etmektedir. Zaten grafiğe bakıldığı zaman da yükselişin eğilimli olarak devam ettiği gözükmektedir.

Küreselleşmenin Unsurları

Bir önceki bölümlerde (Küreselleşmenin Tanımı ve Tarihçesi) temelini oluşturduğumuz unsurlar:

“Başlıca unsuralar şu şekilde sıralanabilir:

  • Ülkeler arası serbest mal ve hizmet ticareti
  • Sermayenin ülkeler arası serbest dolaşımı
  • İşgücünün ülkeler arası serbest dolaşımı
  • Teknoloji üretme, kullanabilme, endüstri ilişkilerinde dönüşüm, yeni istihdam biçimleri”. [14]

Sonuç

Küreselleşme, insan gibi iletişim kurma ihtiyacı ve bütün ihtiyaçlarını kendi başına karşılayamayan bir olgu gibi düşünülmelidir. Dolayısıyla devreye, Adam Smith’in 1776 yılında ‘‘Milletlerin Zenginliği’’ adlı kitabında da değinmiş olduğu gibi, uluslararası iş bölümü ve uzmanlaşma girmelidir. Ülkelerde ticarette böyle çift taraflı bir fayda aramaktadır. İş bölümü temelli bir karşılıklı fayda ki, makro bazlı bir teori de bunu açıklayan David Ricardo’nun Karşılaştırmalı Üstünlükler Teorisi’dir. David Ricardo bu teorisinde Adam Smith’in ‘‘Mutlak Üstünlükler’’ teorisini bir adım ileri taşımıştır. Sonuç olarak ticaret yapmamak için teorik temelli pek bir sorun kalmamaktadır. Nitekim bilinen ve temelleri teorilerle desteklenmiş olan bu gerçekler ticari faaliyetlerde liberalleşmeyi faydalı kılmaktadır.

Dünya ticaretinin tarihsel sürecine bakıldığı zaman siyasi temelli sorunsala dayanan politikalara bağlı olarak ticaret çoğu zaman (kısa vadeli) inişli-çıkışlı bir hal almıştır, ta ki 1990’lara kadar. Dolayısıyla teoriler mümkün kılsa da siyasi pozisyonlar geçmiş dönemlerde ticareti mümkün kılmakta zorlanmıştır.

Birçok bilim adamının hem fikir olduğu kadarıyla küreselleşme ekonomi anlamıyla bir etki olgusudur. Yani ulusların ticari ve finansal bağlantıları sonucu kendilerinde meydana gelmeyen bir olay sonucu bu olaydan etkilenmesidir. Bu durum ülkeleri oldukça durgunlaşmaya, krizlere veya kaoslara götürebilmektedir. Öyledir ki, Dünya’nın Kuzey Kutbu’nda meydana gelen bir olayın Güney Kutbu’ndaki insanların yaşamlarını etkilemesi gibi. Bu durumda adaletsizliği doğurmaktadır. Bunun yanı sıra iyi tarafı ticaret konusunda ucu bucağı olmamasıdır. Eğer üretim fazlası olan bir ülke küreselleşme sürecine dâhil oluyorsa oldukça mutlu olacağı aşikâr bir gerçektir. Örnek olarak, I. Sanayi Devrimi’nden sonra üretim fazlası veren İngiltere’nin en büyük küreselleşme savunucusu kesilmesi veya Çin gibi komünist bir rejimle dışa kapalı şekilde yönetiliyorken birden karar değiştirip bir buçuk milyar halkı ile ürünlerini sınır ötesine satmaya çalışan bir ülke diğer ülkelerdeki işçi ücretlerini olumsuz etkilediği veya etkilemeye devam edeceği gözle görülür bir gerçektir. Dolayısıyla küreselleşme kavramı “mutlak” bir kavram değildir. İçinin neyle doldurulduğu en az kendisi kadar önemlidir.

 

KAYNAKÇA

Bayraç, H. Naci: Yeni Ekonomi’nin Toplumsal, Ekonomik ve Teknolojik Boyutları, Osmangazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt:4, Sayı:1, 2003, s. 45.

Elçin, Bora: Küreselleşmenin Tarihçesi, http://www.meritymm.com/wp-content/uploads/2013/05/kuresellesme.pdf, (16.11.2017), 2012,  s. 2-5.

Çeken, Hüseyin; Ökten, Şevket; Ateşoğlu, Levent: Eşitsizliği Derinleştiren Bir Süreç Olarak Küreselleşme ve Yoksulluk, C.Ü. İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, Cilt:9, Sayı:2, 2008, s. 79-95.

http://www.anadolumedeniyetlerimuzesi.gov.tr/, (10.11.2017).

https://www2.deloitte.com/cn/en/pages/about-deloitte/articles/boao2017-pre-conference-report-2017-trade-to-trump-protectionists-and-boost-global-growth.html, (25.11.2017).

Kalkınma Bakanlığı, 2008 Özel İhtisas Komisyonu Küreselleşme Raporu, http://www.kalkinma.gov.tr/Lists/zel%20htisas%20Komisyonu%20Raporlar/Attachments/111/oik560.pdf, (12.12.2017), s. 22-23.

Kazgan, Gülten: Dünden Bugüne Küreselleşmenin Ekonomik Temelleri (No. 2012/53), Tartışma Metni, Türkiye Ekonomi Kurumu, 2012, s. 4-8.

Öztürk, Serdar; Gövdere, Bekir: Küresel Finansal Kriz ve Türkiye Ekonomisine Etkileri, Süleyman Demirel Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, Cilt:15, Sayı:1, 2010, s. 378.

Rodrik, Dani: Akıllı Küreselleşme, Efil Yayınevi, Ankara, 2011, s. 6-121.

Zengingönül, Oğul: Nedir Bu Küreselleşme? Kaçabilir miyiz? Kullanabilir miyiz?, Siyasa, Sayı 1, 2005, s. 85-106.

 

[1] DaniRodrik, Akıllı Küreselleşme, Efil Yayınevi, Ankara, 2011, s. 6-121.

[2] Bora Elçin, Küreselleşmenin Tarihçesi, 2012, s. 2-5.

[3] A.g.e.,DaniRodrik

[4] Oğul Zengingönül,Nedir Bu Küreselleşme? Kaçabilir miyiz? Kullanabilir miyiz?,Siyasa, Sayı 1, 2005, s. 85-106.

[5]A.g.e., Bora Elçin

[6]SerdarÖztürk ve BekirGövdere,Küresel Finansal Kriz ve Türkiye Ekonomisine Etkileri, Süleyman Demirel Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, Cilt:15, Sayı:1, 2010, s. 378.

[7] http://www.anadolumedeniyetlerimuzesi.gov.tr/, (10.11.2017).

[8] Kalkınma Bakanlığı, 2008 Özel İhtisas Komisyonu Küreselleşme Raporu, http://www.kalkinma.gov.tr/Lists/zel%20htisas%20Komisyonu%20Raporlar/Attachments/111/oik560.pdf, (12.12.2017), s. 22-23.

[9]A.g.e.,DaniRodrik.

[10]GültenKazgan, Dünden Bugüne Küreselleşmenin Ekonomik Temelleri (No. 2012/53), Tartışma Metni, Türkiye Ekonomi Kurumu, 2012, s. 4-8.

[11]Naci H. Bayraç, Yeni Ekonomi’nin Toplumsal, Ekonomik ve Teknolojik Boyutları, Osmangazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt:4, Sayı:1, 2003, s. 45.

[12] A.g.e., Gülten Kazgan.

[13]HüseyinÇeken, ŞevketÖkten ve LeventAteşoğlu, Eşitsizliği Derinleştiren Bir Süreç Olarak Küreselleşme ve Yoksulluk, C.Ü. İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, Cilt:9, Sayı:2, 2008, s. 79-95.

[14] A.g.e., Bora Elçin.

 

Yazar Hakkında

Gökhan Özenci / TESA Ekonomi Masası Yazarı 

Trakya Üniversitesi

İktisat Anabilim Dalı Yüksek Lisans Öğrencisi

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir