millet mektepleri

Erken Cumhuriyet Döneminde Yetişkin Eğitimi

Giriş

…Yurttaşlarım!

Az zamanda çok ve büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, temeli, Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyeti’dir. Bundaki muvaffakiyeti, Türk milletinin ve onun değerli ordusunun bir ve beraber olarak, azimkârane yürümesine borçluyuz. Fakat yaptıklarımızı asla kâfi göremeyiz; çünkü, daha çok ve daha büyük işler yapmak mecburiyetinde ve azmindeyiz…

                                                                                                              Gazi Mustafa Kemal Atatürk[1]

Mustafa Kemal, 1932’de cumhuriyeti ilan ettiği zaman önünde çok uzun ve çetrefilli bir yol vardı. Modern ordunun kurulması, hukuk düzeninin tahsisi, ekonomik kalkınmanın sağlanması ve sosyal devletin oluşturulması en mühim görülen gereklilikler olarak sayılabilirdi. Ancak, Genç Cumhuriyet en büyük atılımı eğitim meselesinde gerçekleştirmiş ve tüm gücünü bu sorunun çözümü için harcamıştır. Yurdun dört bir tarafında açılan okullar ile başlatılan eğitim seferberliği, kapsamlı ve planlı bir biçimde ilerlemiştir.

 Dönemin şartlarını düşündüğümüz zaman bu konunun ne kadar önemli olduğunu kavrayabiliriz. Çünkü savaşlar ve toprak kayıpları sebebiyle genç nüfusun büyük bölümünü kaybeden devletinin elinde pek bir imkan da mevcut değildi. Halkın büyük bölümü Anadolu’nun köylerinde yaşıyor, zar zor geçiniyor ve okuma yazma dahi bilmiyordu. Eğitimli olan kesim ise İstanbul, Ankara ve İzmir gibi şehirlerdeki az sayıda bir topluluktan ibaretti. Tüm bu şartlar altında başlatılan eğitim seferberliğinin faydalarını görmek ise uzun bir bekleyiş gerektiriyordu. Çünkü, yeni sistemin oturması ve bu sistem altında yeni bir neslin yetişmesi en az 20 yıl gerektiren bir çalışmanın sonucu olacaktı. Ancak, 20 yıllık bir süreç yeni kurulmuş bir devlet ve bu devletin kadrosu için kabul edilemezdi.

Çözüm için ise eğitim reformlarının bir parçası olan‘yetişkin eğitimi’ne yönelik projeler yürürlüğe koyuldu. Yerli ve yabancı uzmanların raporları doğrultusunda bazı projeler hazırlandı. Bu projelerin başında “Millet Mektepleri” geliyordu. Millet Mektepleri’ni destekleyici kurumlar olarak ise “Halkevleri” ve çeşitli kurslar oluşturulmuştur. Bu kurumlarda sadece temel eğitim dersleri değil oluşturulmak istenen yeni toplum ve kültür yapısının da temelini atacak dersler veriliyordu. Temel amaç olarak “iyi vatandaş” yetiştirmek hedeflenmişti. Mustafa Kemal’in doğrudan denetimi ve gözetimi altında yönetilen proje, kısa zamanda sonuç vermeye başlamış ve hedeflerine yaklaşmıştı.Elbette birtakım engeller ve aksiliklerle karşılaşılan bu plan, erken cumhuriyetin en önemli kazanımlarından birisini oluşturmuştu. Sadece yeni harfler halka öğretilmemiş, nitelikli ve oluşturulmaya çalışılan yeni kültüre entegre bir toplum oluşturulmuştu. Ve bu yazımızda Cumhuriyet’in en önemli projesi olan “Eğitim Reformu”nu inceleyeceğiz. Odak noktamız ise yetişkin eğitimi konusunda yapılan atılımlar olacak.

Osmanlı’da Eğitim

Özelllikle Tanzimat sonrası oluşan fikir akımlarıyla birlikte eğitim meselesi de tartışılmaya başlanmıştı. Dönemin aydınlarının bir çoğu devletin toparlanması için eğitim faaliyetlerinin reforme edilmesi gerektiğine inanıyorlardı. O dönemde açılan ortaokul, lise ve yüksek okul seviyesinde kurumlarla birlikte toplumda modern bir tedrisattan geçen bir kitle oluşmaya başlamıştı. Bu kitlenin devlet yönetimine yönelik yeni fikirleri de vardı. Özellikle aşırı reformist fikirleri ile dikkat çeken Garpçılar ise özellikle eğitim konusunda yeni öneriler ortaya atmışlardı. İşte bu Garpçılardan birisi olan Abdullah Cevdet, yetişkin eğitimi meselesini gündeme getirip tartışmaya açtı.

Türk-İslam tarihinde bu konsepte örnek olarak Ahilik Teşkilatı, Kur’an kursları, halk arasında anlatılan efsaneler/ öyküler veya iş kursları gösterilebilir. Ancak bunlar düzenli, planlı ve denetimli olmadığı için bizim anlayışımızdaki “yetişkin eğitimi” kavramını tam olarak karşılamaz.[2] Bizim incelediğimiz “yetişkin eğitimi” devlet tarafından tüm halka ulaştırılan planlı ve denetimli bir eğitim programı olmalıdır.

Bu açıdan Türk Ocakları’nı, bir eğitim kurumu olarak ele alırsak, bahsettiğimiz anlayışın ilk örneği olarak değerlendirebiliriz. Ancak bu örnek, bahsettiğimiz “halkın her kesimine ulaştırılan eğitim programı” özelliğini tam olarak karşılamayacaktır. Çünkü Türk Ocakları, Osmanlı tebaası içinde bulunan Türklerin örgütlenmesini sağlamak için kurulmuş bir kurumdu. Yine,Türk Ocakları’nın siyasi faaliyetleri de bizim aradığımız özellikleri karşılamasına bir engel teşkil eder. Böylece Osmanlı döneminde yetişkin eğitimini tam anlamıyla icra eden bir kurum olmadığını söyleyebiliriz.

Öte yandan, Osmanlı Devleti’nin son yıllarında eğitim sisteminde karmaşık bir hal hakimdi. Her gelen padişah, kendi idealindeki modern okulları açıyor ancak topyekün bir reform hareketine girişmiyordu. Bu yüzden ülkenin çeşitli bölgelerinde farklı derecelerde okullar eğitim veriyor ancak bunlar belli bir düzen ve ahenk içerisinde çalışmıyorlardı. Özetlemek gerekirse eğitim sistemi temel olarak, eski tarz eğitim veren mektep ve medreseler, modern devlet okulları, misyonerlik faaliyetleri yürüten özel okullar ve Gayrimüslim cemaat okullarından oluşmaktaydı. Bu okulların temel amacı kendi anlayışlarıyla örtüşen bireyler yetiştirmekti, aralarında bakış açısı olarak çok büyük farklılıklar bulunmasına rağmen temel misyonları ortaktı. Bu okulların toplumsal bir eğitim hedefi olmadığı gibi,nitelik olarak birikimli ancak nicelik bakımından sayısı dar bir kitle oluşturmaktaydılar.

Bir diğer husus ise alfabe meselesiydi. Öyle ki, Arap harfleriyle yazılan Osmanlıcanın halkın büyük bölümüne zorluk yaşattığı artık kabul edilen bir gerçekti. Hatta dönemin Maarif Nazırı olan Mehmet Münif Paşa 1862’de verdiği bir konferansta mevcut alfabenin okuma ve yazmayı zorlaştırdığını savunmuştur. Ayrıca, harflerin ayrı yazılması ve daha fazla hareke kullanılması suretiyle reforme edilmesini önermiştir.[3] Zira, yıllar sonra Enver Paşa bu sorunun çözümü için tüm seslilerin yazıldığı “Enveri” yazıyı icat edecek ancak bu daha büyük kargaşaya sebep olacaktı.

Tüm bunların ışığında söyleyebiliriz ki yeni kurulan cumhuriyetin öncelikle eğitim kurumlarını düzenlemesi ve acil bir eylem planı olarak yetişkin eğitimine eğilmesi gerekmekteydi. İlk sorunun çözümü olarak 3 Mart 1924 günü Tevhid-i Tehdrisad Kanunu kabul edildi.  Diğer soruna bir çözüm olarak ise 24 Kasım 1928’de Millet Mektepleri’nin açıldığı Resmi Gazete’de ilan edildi.

Millet Mektepleri

Esasen, Latin harflerinin kabulü yıllardır dile getirilen ve İbrahim Temo, Abdullah Cevdet ve Kılıçzade Hakkı gibi Garpçı aydınlar tarafından şiddetle savunulan bir meseleydi. Cumhuriyet döneminde de gündeme gelen tartışma, çok sert muhalefete uğramasına karşın kararlı bir biçimde uygulanmıştır. Harf Devrimi’nin kuşkusuz en büyük sebebi, kapsamlı eğitim reformunun temelini oluşturmaktı. Bir diğer sebebi ise siyasi bir konuydu: 1926 yılında Sovyetler, egemenlik kurduğu Türkî halkları Arap alfabesinden Latin alfabesine geçirmişti. Böylece Türkiye de diğer Türk devletleri ile daha yakın etkileşim kurabilir ve bundan siyasi ve kültürel çıkarlar elde edebilirdi. Ancak bu durum Sovyet yönetimini rahatsız edince“Kiril alfabesi”tek ve zorunlu alfabe haline getirildi.

Yüzeysel bir bakış ile baktığımız vakit, Millet Mektepleri’nin 1 Kasım 1928’de tanıtılan yeni harflerin öğretilmesi amacıyla kurulmuş kurslar olduğunu söyleyebiliriz.  Bu yorum doğru olsa da, tam olarak işlevini yansıtmaz. Esasen, Millet Mektepleri sadece birer okuma yazma kursu değil müfredatında temel vatandaşlık eğitimi ve hayat bilgisi bulunduran çok kapsamlı bir eğitim hareketidir. Bu hareketin başından sonuna tüm düzenlemeri “Başmuallim” sıfatıyla Mustafa Kemal tarafından yapılmaktaydı.

Daha önce de bahsettiğimiz üzere, yetişkinlere yönelik bir eğitim kurumu Osmanlı döneminde de mühim bir ihtiyaçtı. Cumhuriyet sonrasında ise eğitimli insan sayısının azlığı en büyük problem olarak göze çarpıyordu. Halkın belli bir kısmına uzun savaşlar süresince okuma yazma öğretilmişti (en azından basit emirleri okuyabilecek, mektup yazabilecek, imza atabilecek düzeyde) ancak tüm bunlar bir okul eğitiminin yerini tutamazdı. Zaten yeni alfabenin kabulünden sonra hâlihazirda Osmanlıca okuyup yazabilen insanlara da eğitim verme gereklilği doğmuştu. Tüm bu sebeplerden ötürü Millet Mektepleri çok önemli bir eksiği tamamlamak için kurulmuştu. Aksi halde yeni alfabeyi okuyabilen neslin ortaya çıkması onyıllar alacaktı.

Sistematik olarak, Mektepler iki kısımdan oluşmaktaydı:

A Dershaneleri: Okuma yazma bilmeyen bireylere yeni alfabe ile okuryazarlık eğitimi veren kurumlardır.

B Dershaneleri: Hâlihazırda eski harfler ile okuma yazma bilen kişilere, latin harfleri ile okuma yazmayı öğretme amaçlı kurumlardır. Ayrıca bu dershanelerde vatandaşlık ve hayat bilgisi dersleri de okutulmaktadır. A Dershanelerini bitirenler, B Dershanelerinde eğitime devam etmektedirler. [4]

Bu idari ayrımdan görebiliriz ki, Millet Mektepleri’nin yapılanmasında gözle görülür bir idari hassasiyet mevcuttur. Ve farklı bilgi birikime sahip hedef kitle için, farklı müfredat hazırlanmıştır. Bu iki husus bu programın son derece dikkatli ve bilinçli bir şekilde oluşturulduğunu ve uygulamaya konduğunu bizlere kanıtlıyor.

Mektepleri başarıyla bitirenler ise mükafatlandırılıyordu. Kuşkusuz bu durum, halkı mekteplere getirmek için bir teşvikti ve kısa sürede işe yaradığını söylememiz mümkündür. Bu mükafatların başında meslek kursları gelmekteydi, kursları bitirip okuma yazma öğrenen kişiler devletin meslek kurslarına kabulde öncelik kazanıyordu. Bu özellikle çırak ve kalfalar için önemli bir fırsattı ve birçoğu bu fırsattan yararlanıp ustalık belgesi aldılar. Ayrıca toplum içinde statülerini arttırmak isteyen kasaba ve köylü sınıf da bu fırsattan yararlandılar. Ek olarak, Millet Mekteplerine devam ederek belge almayanların, 1931 yılı Mayıs’ından itibaren köy ve mahalle kurulları, devlet kuruluşları, belediye, şehremaneti, banka, tekel, demiryolu, liman idareleri, bankalar, en az yirmi memur, işçi yada rençber çalıştıran şirket, fabrika ve çiftliklerde görev alamayacakları belirtilmiştir.[5] Belli ki yeni rejim, sadece halkı eğitmekle yetinmeyip oluşacak olan yeni topluluğu önemli konumlara getirmek niyetindeydi.

Ayrıca sadece teşviklerle sınırlı kalmayan hükûmet caydırıcı cezalar da yürürlüğe koymuştu. Örneğin derslere devam etmeyenlerden 5-60 lira arasında değişen para cezası alınması kararlaştırılmıştır. Bu ceza uygulaması belki ilk başta bir fayda ve teşvik sağlamış olsa bile ilerleyen zamanlarda etkisini yitirecektir.  Ancak bu meseleyi değerlendirirken o dönemin şartlarında düzenli eğitimin -özellikle yetişkinler için- bir külfet olarak görüldüğünü hatırlamak gerekir. Muhtemeldir ki herhangi bir ceza veya teşvik olmasaydı bu uygulamaya çoğu kişi katılmazdı. Örneğin, Cumhuriyet gazetesinin 31 Kanunisani 1929 tarihli haberine göre: Millet Mektepleri’ne devam etmeyen yok gibidir ancak olması halinde 50 liralık para cezası ve hatta hapis cezası ihtimal dahilindedir.[6]Böylece mekteplere devam etmeyen veya gitmeyi reddeden kişiler hem para cezasına çarptırılıyor hem de iş bulma ihtimalleri düşmüş oluyordu.

Millet Mektepleri belki de başlangıçta hedeflenenden büyük bir başarıya ulaşarak 1929-1934 yılları arasında 1.200.000 vatandaşa okuma yazma öğretmiştir. Ayrıca bu insanlara günlük hayatta işe yarayacak hesap işlemleri, iyi birer vatandaş olmalarını sağlayacak vatandaşlık bilgileri ve toplum sağlığını koruyacak önlemlerin sağlanması için temel sağlık bilgisi öğretilmiştir. Dolayısıyla Millet Mektepleri, modern ve bilinçli bir toplumun temellerini atmıştır.

1930 yılların ortalarına gelindiğinde ise ekonomik imkansızlıklar Milli Eğitim bütçesini de etkilemeye başlamıştı. Tüm ülke çapında yürütülen böyle bir projeyi finanse etmek bakanlık içinbir yük haline gelmişti. Ayrıca hedef kitle sadece eğitim alamamış yetişkinlerle sınırlı olduğu için öğrenci sayısı her geçen yıl azalmaktaydı. Sonuç olarak 1932’de açılan halkevleri ile birlikte Millet Mektepleri yavaş yavaş kapanmaya başlamıştı.

Bu noktada ismi geçen halkevlerine de kısaca değinmek faydalı olacaktır. 19 Şubat 1932 günü resmen açılan halkevleri esasen Türk Ocakları benzeri bir yapılanmadır. Cumhuriyet Halk Partisi bünyesinde yer alan kurumlar şehir ve ilçe merkezlerinde konuşlandırılmış ve amaçları halka Cumhuriyet değerlerini öğretmek ve belli başlı konularda eğitim hizmeti sağlamaktır. Millet Mekteplerinden temel farkları ise belli bir sistem ve programa bağlı kalmadan eğitim hizmeti sağlamaları ve siyasi bir yapılanmanın içinde olmalarıdır. Demokrat Parti’nin iktidara gelmesinin hemen ardından ise mallarına el konmuş ve kapatılmışlardır.[7]

İlerleyen yıllarda açılan çeşitli meslek kursları ve halk eğitim faaliyetleri yetişkin eğitimine yönelik daha yakın örneklerdir. Ancak bunlardan hiçbiri Millet Mektepleri kadar geniş kapsamlı ve başarılı olamamıştır. Çünkü Millet Mektepleri, sadece bir halk eğitimi projesi değil eğitim seferberliğinin lokomotifi konumundadır.

[toggle title=”Kaynakça” state=”close”]

Kaynakça

Albayrak, Mustafa. “Millet Mekteplerinin Yapısı Ve Çalışmaları (1928 – 1935).” ATAM. Accessed February 6, 2019. http://www.atam.gov.tr/dergi/sayi-29/millet-mekteplerinin-yapisi-ve-calismalari-1928-1935.

Findley, Carter V. Turkey, Islam, Nationalism, and Modernity: A History 1789-2007.New Haven: Yale University Press, 2010.

Bozkurt, İbrahim, and Birgül Bozkurt. “Yeni Alfabenin Kabulü Sonrası Mersin’de Açılan Millet Mektepleri Ve Çalışmaları.” Çağdaş Türkiye Tarihi Araştırmaları Dergisi, 2009, 117-35.

Jarvis, Peter.The Routledge International Handbook of Lifelong Learning. London: Routledge, 2008.

Kılınç, Mustafa. “Millet Mekteplerinin 1929 Yılı Eğitim Öğretim Faaliyetlerinin Cumhuriyet Gazetesine Göre Basına Yansımaları.” International Journal of Social Science Research, June 30, 2018, 93-102.

Kurt, İhsan.Yetişkin Eğitimi. Ankara: Nobel Yayın, 2000.

Yazar, Taha, İsmail Keskin. “Millet Mekteplerinin 1929 Yılı Eğitim Öğretim Faaliyetlerinin Cumhuriyet Gazetesine Göre Basına Yansımaları.” Hasan Ali Yücel Egitim Fakültesi Dergisi, 2018, 64-83.

Yayla, Deniz. “Türk Yetişkin Eğitimi Sisteminin Değerlendirilmesi”.MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Eğitimi Araştırma ve Geliştirme Dairesi Başkanlığı, 2009. (Rapor)

Zürcher, Erik Jan.Modernleşen Türkiye’nin Tarihi. İstanbul: İletişim,2004.

Dipnotlar

[1]“10. Yıl Nutku.” Accessed February 6, 2019. http://yunus.hacettepe.edu.tr/~sadi/dizeler/onuncu-yil1.html.

[2]Deniz Yayla,”Türk Yetişkin Eğitimi Sisteminin Değerlendirmesi”, Ankara, 2009. sf.9

[3]İbrahim Bozkurtve Birgül Bozkurt. “Yeni Alfabenin Kabulü Sonrası Mersin’de Açılan Millet Mektepleri Ve Çalışmaları.”sf.118

[4]İbrahim Bozkurt& Birgül Bozkurt,”Yeni Alfabenin Kabulü Sonrası Mersin’de Açılan Millet Mektepleri ve Çalışmaları”, sf.120

[5]Mustafa Albayrak,”Millet Mekteplerinin Yapısı ve Çalışmaları (1928 – 1935)”,sf.38

[6]Mustafa Kılınç,”Millet Mekteplerinin 1929 Yılı Eğitim Öğretim Faaliyetlerinin Cumhuriyet Gazetesine Göre Basına Yansımaları”,sf.98.

[7]Findley, Carter V. Turkey, Islam, Nationalism, and Modernity: A History 1789-2007. New Haven: Yale University Press, 2010. sf.186

[/toggle]