Kaynak: HuffPost

En Sıcak On Yılı Yaşadık

Bir iklim uzmanı, “Küresel ısınmanın giderek artan etkilerini şu an gerçekten hissediyoruz.” açıklamasını yaptı.

NASA verileri ve Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi’nin belirttiği üzere şu ana kadar kaydedilen en sıcak 10 yılı yaşıyoruz.

15 Haziran’da yayınlanan bu veriler gösteriyor ki geçen 5 yıl, 140 yıl önce kayıt tutma başladığından bu yana geçirilen en sıcak 5 yıldı.

NASA, NOAA ve Berkeley Dünya Araştırmaları Topluluğu tarafından ortaya konulan sıcaklık seviye verilerinin yanı sıra Büyük Britanya Meteoroloji Merkezi ve ayrıca Cowtan & Way’in yaptığı analizler, geçtiğimiz on yılın şu ana kadarki en sıcak on yıl olduğu konusunda hemfikir.

NASA’nın Goddard Uzay Araştırmaları Enstitüsü yöneticisi Gavin Schmidt yaptığı basın toplantısında, “1960’lı yıllardan bu yana her on yıl bir diğerinden daha sıcak geçmişti.” diye belirtti.

Veriler, son birkaç yıldır ortaya konulan ve uzak bir tehdit sanılan iklim değişiminin artık geldiğini, buna insanların sebep olduğunu ve hepimizin bundan payını alacağını teyit eden raporlar dizisine dayanıyor.

Stanford yer bilim profesörü ve ayrıca Standford Woods Çevre Enstitüsü’nde kıdemli olan Noah Diffenbaugh, İklim Muhabere Grubu olan Climate Nexus’ta iklim uzmanlarıyla beraber gerçekleştirdiği basın konuşmasında “Küresel ısınmanın giderek artan etkilerini şu an gerçekten hissediyoruz.” ifadesini kullandı.

Ayrıca son raporunun, “ekvatordan kutuplara, okyanuslardan karalara, kıyı bölgelerinden yüksek rakımlara, insanlar ve ekosistemlerin, yeryüzünün tamamının etki altında olduğuna dair kesin bir kanıt” sunduğunu belirtti.

Amazon’dan Avusturalya’ya, Kaliforniya ve Lübnan da dahil yüzbinlerce dönüm arazi geçtiğimiz yıl kül oldu. Bu sıcaklık, kuraklık ve tutuşmaya müsait olma durumlarının yerküre sıcaklığını arttırdıkça meydana gelme olasılığı da bir o kadar artmakta. İnsanlar ve hayvanlar yaşamlarını yitirdiler, birçoğu evlerini kaybetti ve ağaçların depoladığı şaşırtıcı miktarda karbon, atmosfere tekrar salındı.

Son on yıl, rekor kıran sıcaklık dalgalarına şahit oldu ve bilim bize bu iklim değişikliğinin sonucunda bu dalgaların çok daha şiddetli ve meydana gelme olasılığının daha yüksek olduğu haberini veriyor. Bilim insanları yaptıkları bir araştırmada Kuzey Yarımküre’deki 2018 sıcaklık dalgasının, iklim değişikliği olmasaydı meydana gelmeyeceği konusunda “neredeyse kesin” olduklarını belirtti.

Teksas Teknoloji Üniversitesi’nden iklim bilimci Katharine Hayhoe, Climate Nexus tarafından verilen bir demeçte, “Biliyoruz ki yerküre, insan uygarlığının bu gezegendeki tarihinin herhangi bir periyodunda olduğundan daha hızlı ısınmaktadır. İklim değişikliği sadece bilim veya çevresel bir sorun değil, farkında olsak da olmasak da bugün bu dünyada yaşayan her canlıyı yakından ilgilendiren bir sorundur.” dedi.

Kaynak: Mario Tama / Getty Images

Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi’nin bildirdiğine göre ABD, son on yılda milyarlarca dolara mal olan hava ve iklim felaketleri ile iki kez karşı karşıya geldi. Daha sıcak atmosfer, daha nemli hava ve daha şiddetli fırtınalar anlamına geliyor – Sandy, Harvey, Maria, Florence ve Michael fırtınalarında görüldüğü gibi.  2010 ve 2019 yılları arasında bu olayların verdiği zarar “tarihsel açıdan çok genişti”: 119 farklı milyar dolarlık felaketlerin zararı 800 milyar doları aşan rakamlardı.

Ayrıca iklim değişikliğinin sonuçları korkunç olabilir. Aşırı sıcaklığın sadece ABD’de her yıl 1.300 ölüme ve buna ek olarak binlerce diğer sıcaklığa bağlı hastalıklara –felç ve susuzluk- sebep olduğu tahmin ediliyor. Bu hafta yapılan bir araştırmaya göre, eğer dünya sanayi öncesi sıcaklıkların 2 derece üzerine çıkarsa, yıllık ölümlerin 2.000’i aşacağı bekleniyor.

Birleşmiş Milletler’in 2018 yılında yaptığı uyarıda, “dönüşümsel” değişimin 1,5°C derece de sınırlanmasının gerekeceğini belirtti.  Bu duyarlılık, geçen son baharda iklim acil durumu olarak tanımlanarak binlerce bilim adamı tarafından yankı buldu ve raporda, “tanımlanamaz insani sorunların” köklü bir değişim gerçekleşmedikçe “önlenemez” olduğu belirtildi.

Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp bölümü profesörü Renee Salas basın konuşmasında, “İklim değişikliğine karşı ihmalkâr davranmaya devam etmek ileride bizi etkileyecek.” dedi. Ayrıca “Bu sıcaklıklar sadece birer istatistikten ibaret değil, her birinin ayrı isimi ve hikayesi var.” diyerek ekledi. Küresel ısınma ısıl gerilimden etkilenen anne karnındaki bebeklerden hava kirliliğinden etkilenen üniversitelerdeki atletleri, inşaat işçilerini ve klimasız yaşayan yaşlı insanlara kadar herkesi tehdit eden bir durumdur.

2019 yılı sonunda Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi ve NASA tarafından birçok korkutucu rapor yayınlandı. Bu raporlar dünyanın tehlikeli birkaç kritik eşiği çoktan geçmiş olabileceğini belirten ifadeler içeriyordu. Bu kritik eşikler buzullardaki aşırı erime ve donmuş toprakların çözülmesi gibi iklim değişikliğinin etkilerinin durdurulamaz olmasıdır.

Üretim Açığı Raporu 2030 yılına kadar sıcaklığı 2°C dereceye sınırlayarak içerdiğinden %50 daha fazla fosil yakıt üreteceğine karşı uyarıda bulundu. Dünya Meteoroloji Teşkilatı, iklimin ısınmasına yol açan sera gazları konsantrasyonunun 2018 yılında en ufak yavaşlama belirtisi göstermeden rekor seviyeye ulaştığını gösterdi.

Dünya çoktan sanayi öncesi sıcaklık seviyesinden 1°C derece daha fazla ısınmış durumda. Uzmanların bildirdiğine göre, mevcut gidişata göre ve köklü bir değişiklik yapmazsak, dünyamız 3 ila 5 derecelik bir ısı yükselişiyle yüzleşecek. Diffenbaugh’un dediği gibi, “Küresel ısınmayı yaşamaya devam ettikçe etkilerinde devamlı bir yoğunlaşma beklemekteyiz.”

Salas, iklim değişikliğini “gezegen çapında bir ateşlenme” olarak tanımlarken, bunun nedenin çok açık olduğunu söylüyor: “İnsan kaynaklı sera gazları emisyonu ve fosil yakıt yakımı.” Çözüm ise bu iki faktörün de azaltılmasını sağlamaktır.

Kaynak: Justin Sullivan / Getty Images

“Neyse ki çözümlere zaten sahibiz. Gereken ise gezegenimizi ve kendimizi kurtarabilmek amacıyla cesurca davranabileceğimiz siyasi istek ve iradedir.”

*İklim Değişikliğinin Ardındaki Siyaset Bilimine Bakma Zamanı

Muhabir: Kyla Mandel

Kaynak: HuffPost