Afrika

Emperyalizmin Afrika Sömürgesi Kitap Analizi

Künye

Kitap Adı: Emperyalizmin Afrika Sömürgesi

Yazar: Prof. Dr. TürkkayaAtaöv

Basım: İleri Yayınları / İkinci Baskı- 2018

Giriş

Afrika kıtasında yaşanan emperyalizmi daha iyi anlamak için Afrika’nın tarihini bilmek gerekir. İncelediğim bu kitapta sizlere Afrika tarihini; Sömürgecilik öncesi Afrika tarihi, Batılı misyonerlerin ve Batı sömürgeciliği Afrika’ya girişi, Afrika’nın paylaşımı, Güney Afrika’da ırkçılık ve Apartheid rejimi, Afrika’da ulusal kurtuluş mücadeleleri başlıkları altında anlatacağım.

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Türkkaya Ataöv, Afrika üzerindeki uzmanlığı uluslararası düzlemde kabul görmüş bir yetkilidir. Birleşmiş Milletler Genel Sekreterlik merkezinde Afrika ve ırk ayrımı konusunda seçkin uzmanlarda oluşan dizelgede yıllarca yer alan Ataöv, BM eski Genel Sekreteri Kurt Waldheim (sonradan Avusturya Cumhurbaşkanı) gibi önemli adlarla birlikte çalıştı.

Nitekim Afrika’nın önde gelen üniversitelerinden Bophuthatswana Üniversitesince 1993’te verilen akademik ödülde Prof. Ataöv hakkında şöyle denir: “Afrika bilimine ve araştırmalarına son otuz yıldır yaptığı olağanüstü katkısı ve Afrika’nın oluşumuna hizmetlerinden ötürü…” Ayrıca, Ataöv bağımsızlık sonrası Güney Afrika’daki resmi törenlere bizzat Nelson Mandela tarafından eşiyle birlikte davet edilen ilk ve tek Türk bilim adamıdır.

Sömürge Öncesi Afrika Tarihi

Atlas dağlarının buzullarla kaplı olduğu dönmede kıtada komünal düzenin var olduğuna dair değerlendirmeler bulunmaktadır[1]. İlk yerleşmeler dünyanın çoğu yerinde olduğu gibi Afrika’da da nehir kenarlarında olmuştur ve en iyi örneği Nil vadisidir. Vadinin etrafında tarım faaliyetlerinin gelişmesi ve buna bağlı olarak ticari faaliyetler başlamıştır. Ticaretin ve üretim araçlarının gelişmesi köleliği beraberinde getirmiş ve bu nedenle Afrika’da eski Mısır’da köleliğe dayanan sistemin ortaya çıkmasına neden olmuştur[2].

Avrupa’daki ve ABD’deki kitapların çoğu Afrika’yı Batılıların “keşfettiği” yazar. Böylelikle, Batılıların Anakara üzerinde birtakım haklarının olduğunu düşünürler[3]. Oysa Afrika’da ilk yerleşim yerlerinden biri olan Nil nehri kıyıları ve Mısır’ın nüfusu bu dönemde çok yoğun ve kalabalıktır. 12. yüzyılda İslam dünyasını gezen Benjamin (1165-1173) ve Petachia (1170-1187) adlı iki Yahudi’ye ait seyahatnamelerde Mısır seyahatinde Nil nehrinin aktığı kollar üzerine birçok şehir, kasaba ve köy kurulduğunu belirtmiş ve buradaki nüfus yoğunluğuna “dünyada bu kadar yoğun nüfuslu başka bir yer var mıdır bilmiyorum” sözüyle değinmiştir.[4]

Genel olarak değerlendirdiğimiz zaman, Orta Çağlarda Afrika’da bölgeler arasında dengeli olmamakla birlikte bir gelişmenin var olduğunu görmekteyiz.[5]

Batılı Misyonerlerin ve Batı Sömürgeciliği Afrika’ya Girişi

Günümüzde, siyaset alanı da dâhil olmak üzere, çok etkili olan Hristiyan Evanjelik köktendinciliği Batıyı Avrupa’da ve Kuzey Amerika’da 18. Yüzyılın sonlarıyla 19’uncu yüzyılın başlarında tırmanışa geçmiştir.[6]Bu düşünce, Afrika kıtasına karşı olan girişimleri etkilemiştir.

Afrika kıtasına olan ilk girişim denemesi, Batı dinin kıtaya tanıtılması ile başlamıştır. Batılıların Afrika’yı sömürmek için öncü kuvvet olarak görevlendirdiği misyonerler¸ inanılmaz miktarlarda paralar harcayarak Afrika’yı Hıristiyanlaştırmışlardır.[7]Afrika’daki misyoner faaliyetlerin amacı¸ sadece insanları Hıristiyanlaştırmak değil¸ onları sömürge hâkimiyetine hazır hale getirmekti.[8]Cenevre Birleşmiş Milletler Başarı sağladığı ilk yer Sierra Leone’dir. Batı’nın dinini yayanlar içerisinde Siyah Anglikan papazı Samuel Ajayi Crowther’dir. Hristiyanlığın bir ölçüde yayıldığı ikinci yer ise Güney Afrika’dır.

Bir diğer girişim ise bilimsel buluş aracılığıyla olmuştur. Bu amaç Afrika kıtasının iç kısımlarına doğru girmeyi ve tanımaya sebep olmuştur. Batılılar karşılaştıkları hastalıklarla mücadele etme ile halkı kendisine çekmiştir.

Batı sömürgesinin Afrika’ya girişinin birçok sebebi var. Bunlar; Sömürgeci Batı için Afrikalıların kendi tarihlerinin yok olduğunu düşünmesidir. Batı Sömürgeciler Afrika tarihinin olmadığını ve orada ulusun değil kabilelerin olduğunu, kendi kaynaklarında anlatmıştır. Batılılar sömürge gücünü tanrının takdiri olarak görmüşlerdir. Batı’nın Afrika’da bulunmasının bir diğer sebebi ise Batı Avrupa iş yerlerinin ürünleri kendi yurttaşlarının satın alıp tüketemeyecekleri sayılara erişmişti[9]. Böylelikle ürünlerin elden çıkarmak için yeni Pazar arayışı içinde olmalarıdır.

Afrika’nın Paylaşımı

Berlin Batı Afrika Konferansı, 1884-1885 tarihinde Afrika’nın kıyılarında ve büyük nehirlerde ticaret serbestliğinin sürekliliğini sağlamak ve bu kıyılardaki yeni yerlerin işgal koşullarını belirlemek amacıyla 15 Kasım 1884-26 Şubat 1885 tarihleri arasında Berlin’de toplanan uluslararası konferans ile Afrika paylaşılmıştı. Bu anlaşma ile sınırlar değişti, uluslar bölündü ve kaynaklar paylaşıldı. Afrika’da sömürge döneminde çizilen bu sınırlar ile kabilelerin eski doğal sınırları arasındaki farklılık Afrika’daki çatışmaları ve anlaşmazlıkları körüklemiştir[10]. Yerlilerle yapılan muamele beyazlara yapılan muameleden daha kötü idi. Batılı emperyalistler kendi amaçları için yerlileri kendi amaçları için savaştırıyorlardı. Batı’nın Afrika sömürgelerindeki genel siyaseti, başka yerlerde olduğu gibi, “böl ve yönet” ilkesiydi[11]. Kıtada eski toplumsal kadroların yerleri yeni oluşumlar yüzünden sarsılmıştır.[12] Bu sarsıntı sonucu oluşan gelenek ve modernlik karşıtlığı sonucu kabile savaşları meydana gelmiştir.Batılı emperyalistler yerlilerin kendi devletini ortadan kaldırması sonucu yeni yönetime alışamayan Afrikalılar kabile şeklinde devam ettiler. Kısaca, Batı’nın Afrika halkını bölmesi sonucu kabilecilik anlayışının artmasına, uluslaşmanın ertelenmesine neden olmuştur.

Güney Afrika’da ırkçılık ve Apartheid rejimi

Apartheid Rejimi 1948 yılı sonrasında Güney Afrika’da Ulusal Parti’nin iktidara gelmesiyle başlayan, kurumsallaşarak ilerleyen ve ırk ayrımına dayanan bir rejimdi.[13]Doğa ve insan kaynaklarının ekonomik sömürüsü beyaz azınlığın zenginliğini artırma, ucuz siyah emeğini sömürme ve beyazın ırk üstünlüğünü sürdürmek için yabancı yatırım çekme yollarıyla Apartheid denilen ırkçılığın hizmetindeydi.[14]Oradaki ırkçılık siyah derili çoğunluğun alın terinden büyük kazançlar sağlayan ekonomik düzeninin siyasal olarak kurumsallaşmasıydı.[15]

Afrika’da Ulusal Kurtuluş Mücadeleleri

Afrika’daki bağımsızlık süreci İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra güçlenmiş ve daha sonra 1960’lı yıllarda dekolonizasyon hareketinin hızlanması sonucu bütün kıta bağımsızlığa kavuşmuştur.[16]Dekolonizasyon sürecini hazırlayan ve hızlandıran nedenler ise şu şekilde sıralayabiliriz

1- İkinci Dünya Savaşı sonundan yaşanan ekonomik bunalım sonucunda Avrupa ülkelerin sömürgelerin kontrolünü kaybetmeye başlamaları,

2- ABD’nin Avrupa’ya kolonilerini serbest bırakması için baskı yapması.

3- Wilson’un İlkelerinde yer alan self-determinasyon ilkesinin etkisi,

4- Avrupa halkının sömürgeciliğe karşı olumsuz tavrı,

5- BM’nin 14 Aralık 1960 tarihli 1514 sayılı “Koloni Ülkelerinin ve Vatandaşlarının Özgürlüğünün Kabul Edilmesi Deklerasyonu” (Declaration on theGranting of IndependencetoColonialCountriesandPeoples).

Yukarıda belirtilen gelişmeler dekolonizasyon sürecini hızlandırmış ve BM’nin 1514 sayılı kararı ile yabancı müdahale, sömürge ve egemenlik faaliyetlerine karşı insanların haklarının güvence altına alınması BM tarafından kabul edilmiştir.[17] Böylece sömürgeciliğin son bulma süreci hız kazanmış ve birçok Afrika ülkesi bağımsızlığına kavuşmuştur.

Birleşmiş Milletler Afrika halkını örgütlenme adında desteklemiş ve aynı zamanda Süveyş kanalını uluslaştırmak isteyen yerliler için Sovyetler Birliği ’de destekte bulunmuştur. Bu gelişmeler sonucu Afrika Birliği oluşmuştur.

1963 yılında kurulan Afrika Birliği, amaçları arasında Afrika Birliğini ve yardımlaşmasını desteklemek, Afrika halklarının bağımsızlığını korumak, Afrika ülkelerinin toprak bütünlüğünü ve egemenliğini korumak, Afrika’da her türlü sömürgeciliğin kaldırılması ve üye ülkeler arasında çeşitli alanlarda işbirliği oluşturma ve yönlendirme yer almaktadır.[18]Böylelikle Avrupa Birliği’nin benzeri bir yapısı olan Afrika Birliği, Afrika’nın Gelişmesi İçin Yeni Ortaklık (NEPAD), Afrika Kalkınma Bankası ve Afrika Ekonomik Topluluğu gibi kuruluşlarla amaçlarını desteklemektedir.

Sonuç

Afrika halkı, Batı emperyalizmi ile tanışmadan önce kıtada yaşam söz konusudur. Batıulus yapısına sahip olması ve sanayi sonucu ürün fazlası için yeni pazar arayışı sonucu Afrika’yı keşfetmiştir. Bu keşifte Afrika kıtasının kabile hayatı yaşamaları sonucu Batı kıtayı sadece pazar alanı değil aynı zamanda dinini ve kültürünü tanıtmayı görev bilmiş ve üstünlük sağlamaya çalışmıştır. Bu üstünlük çabaları sonucu sömürgeci devletler kendi aralarında kıtayı paylaşmış ve böylece kabileler arası ayrılık yaşanmıştır. Bu ayrılık sonucu Afrika’da kargaşa başlamıştır. Bir diğer değişiklik ise siyasal alana karışarak sömürgeci ülkenin dili konuşulmaya başlanmıştır.Yıllar boyunca süren sömürge İkici Dünya Savaşı sonrasında kıtada bağımsızlık hareketleri başlamıştı. Ancak, sömürgecilikten siyasal anlamda kurtuluş ve Afrika ülkelerinin bağımsızlılarını resmi olarak kazanmaları Batılıların emperyalizmi de artık bir yana koydukları anlamına gelmiyordu.[19]

 


Kaynakça

Akgün, Birol, Çelik, Metin, “Küreselleşme Çağında ‘Üçüncü Dünya’yı Yeniden Okumak, Avrasya Etüdleri Dergisi, Yıl: 13, 2007.

Ataöv, Türkkaya, Afrika Ulusal Kurtuluş Mücadeleleri,Ankara Üniversitesi
Siyasal Bilgiler Fakültesi Yayınları, Ankara, 1975.

Ataöv, Türkkaya, Emperyalizmin Afrika Sömürüsü, İleri yayınları, İstanbul,2018.

Canbolat, İbrahim S. , Gelişmekte Olan Ülkeler ve Dış Politika, Alfa Yayınları, İstanbul, 1999.

Ceylan, İlhan, Güney Afrika’nın ırk ayrımcılığa dayanan rejimi: Apartheid, https://gaiadergi.com/guney-afrikanin-irk-ayrimciliga-dayanan-rejimi-apartheid/, (Erişim Tarihi. 26 Haziran 2019)

Çakan, Mesut, Sömürge Sonrası Dönemde Afrika’da Bütünleşme Hareketleri, Selçuk üniversitesi, yüksek lisans tezi, Konya, 2012.

Hazar, Numan, Uluslararası Politika ve Uygarlıklar, Usak Yayınları, İstanbul,2009.

Özköse, Kadir, Afrika’da Misyonerlik, https://somuncubaba.net/dergi/127-sayi/afrikada-misyonerlik/, (Erişim Tarihi: 25 Haziran 2019).

Dipnotlar

[1]Türkkaya Ataöv, Afrika Ulusal Kurtuluş Mücadeleleri,  Ankara Üniversitesi

Siyasal Bilgiler Fakültesi Yayınları, Ankara, 1975, s.4.

[2] Mesut Çakan, SÖMÜRGE SONRASI DÖNEMDE AFRİKA’DA BÜTÜNLEŞME HAREKETLERİ, yüksek lisans tezi, Konya, 2012, s.23.

[3]Türkkaya Ataöv, Emperyalizmin Afrika Sömürüsü, İleri yayınları, İstanbul,2018, s.21.

[4] Mesut Çakan, SÖMÜRGE SONRASI DÖNEMDE AFRİKA’DA BÜTÜNLEŞME HAREKETLERİ, yüksek lisans tezi, Konya, 2012, s.23.

[5] Mesut Çakan, SÖMÜRGE SONRASI DÖNEMDE AFRİKA’DA BÜTÜNLEŞME HAREKETLERİ, yüksek lisans tezi, Konya, 2012, s.24.

[6]Türkkaya Ataöv, Emperyalizmin Afrika Sömürüsü, İstanbul, İleri yayınları, İstanbul,2018, s.33.

[7] Kadir Özköse, Afrika’da Misyonerlik, https://somuncubaba.net/dergi/127-sayi/afrikada-misyonerlik/, (Erişim Tarihi: 25 Haziran 2019).

[8] Kadir Özköse, Afrika’da Misyonerlik, https://somuncubaba.net/dergi/127-sayi/afrikada-misyonerlik/, (Erişim Tarihi: 25 Haziran 2019).

[9]TürkkayaAtaöv, Emperyalizmin Afrika Sömürüsü, İleri yayınları, İstanbul,2018, s.49.

[10]İbrahim S. Canbolat, Gelişmekte Olan Ülkeler ve Dış Politika, Alfa Yayınları, İstanbul, 1999, s. 132

[11]Türkkaya Ataöv, Emperyalizmin Afrika Sömürüsü, İleri yayınları, İstanbul,2018, s.59.

[12] Mesut Çakan, SÖMÜRGE SONRASI DÖNEMDE AFRİKA’DA BÜTÜNLEŞME HAREKETLERİ, yüksek lisans tezi, Konya, 2012, s.31.

[13] İlhan Ceylan, Güney Afrika’nın ırk ayrımcılığa dayanan rejimi: Apartheid, https://gaiadergi.com/guney-afrikanin-irk-ayrimciliga-dayanan-rejimi-apartheid/, (Erişim Tarihi. 26 Haziran 2019)

[14]Türkkaya Ataöv, Emperyalizmin Afrika Sömürüsü, İleri yayınları, İstanbul,2018, s.68.

[15]Türkkaya Ataöv, Emperyalizmin Afrika Sömürüsü, İleri yayınları, İstanbul,2018, s.69.

[16]Numan Hazar, Uluslararası Politika ve Uygarlıklar, Usak Yayınları, İstanbul,2009, s. 27.

[17]Birol Akgün, Metin Çelik, “Küreselleşme Çağında ‘Üçüncü Dünya’yı Yeniden Okumak, Avrasya Etüdleri Dergisi, Yıl: 13, Sayı: 31-32, 2007, s. 53.

[18] Mesut Çakan, SÖMÜRGE SONRASI DÖNEMDE AFRİKA’DA BÜTÜNLEŞME HAREKETLERİ, yüksek lisans tezi, Konya, 2012, s.72.

[19]Türkkaya Ataöv, Emperyalizmin Afrika Sömürüsü, İleri yayınları, İstanbul,2018, s.71