empati
Kaynak: AA

Empati Ayrımcılığı: Sudan’daki Sel Neden Gündeme Gelmedi?

Tarih, empati göz ardı edildiği takdirde yeryüzünde vahşi olayların gerçekleşme ihtimalinin arttığını göstermektedir. Empatinin insanların %98’inde olduğu düşünülmektedir. Geri kalan yüzdelik kısmı ise narsistik ve psikolojik sorunları olan kişiler oluşturmaktadır. Otizmli bireylerde bazen empati duygusu daha yüksek olduğu görülmektedir.

Hayvan Çiftliği romanında George Orwell, hayvanlar arasındaki empati eyleminin seçici bir davranış haline gelene kadar nasıl değiştiğini anlatmaktadır. Başlangıçta bütün hayvanların eşit oldukları söylendi. Sürecin devamında ise bütün hayvanların eşit ama bazı hayvanların diğerlerine göre daha eşit olduğu söylendi.

İngiliz şair John Donne’un meşhur “Her bir insanın ölümü de işte böyle azaltır beni, çünkü ben insanlığın bir parçasıyım.” sözünü hatırlayalım. İşte bu söz günümüze hiç uymuyor, çünkü empatinin de hiyerarşisi kuruldu. Birinci derecede olanlarla, olması gerektiği gibi empati kuruyoruz ama ikinci derecede olanlarla daha az empati kuruyoruz. Geriye kalan bir de kaybedenler var ki kimsenin empati kurmadığı.

“Tanımadığımız için Empati Kurmuyoruz” Peki Neden? Bilmiyoruz!

Muhakkak ki Fransa’da Notre Dame Katedrali’nde çıkan yangını, Beyrut Limanı’ndaki patlamayı ya da herhangi bir Avrupa ülkesinde meydana gelen bir saldırıyı iyi hatırlıyoruz. Peki ya Sudan’da yaşanan seli, Boko Haram terör örgütünün öldürdüğü on binlerce kişiyi ya da Sudan nüfusu çoğunluğunun kıtlık yaşadığı ülkeleri? Bunlarla ilgili ne kadar bilgimiz var?

Belki de o ülkeleri ya da o bölgeleri iyi tanımadığımız için gerekli empatiyi kuramıyoruz. Lâkin Sudan bu ayrımcılığı iki kez yaşadı: İlki eski Devlet Başkanı Ömer Beşir’in kemer sıkma politikalarını ilan etmesinin ardından ülke genelinde temel gıda maddelerinin azalması -Notre Dame Katedrali yangınına denk geldiği için gündeme gelmedi- ve ikincisi ise 7 Eylül haftasında yaşanan sel felaketi -Beyrut Limanı patlamasına denk geldiği için Arap basını başta olmak üzere pek gündeme gelmedi.

Burada sormamız gereken soru, “Neden bazı insanları tanırken diğerlerinden haberimiz olmuyor?” Aslında cevap zor değil. Medya için insanların değeri aynı olmadığından bu şekilde bir taraf seçimine gidiliyor. Düşünün ki insanların değeri kendi para değerlerine göre belirleniyor. Mesela bir Amerikan doları, Sudan Sterlini’nden 57 kat daha değerli ve medya da buna göre haber yapıyor.

George Washington Üniversitesi’nde öğretim üyesi olan Prof. Dr. William C. Adams’ın insanların felaketlere karşı tepkisini ölçen ve 13 yıl süren araştırmasına göre, tepkileri etkileyen en büyük faktör felaketin şiddeti değil felaketten etkilenen kişilerdir. Örneğin; Amerikalılar Guatemala’da deprem yüzünden ölen 4000’den fazla kişi için hiçbir şey söylemezken, İtalya’da 1000 civarında ölen kişilere ise binlerce destek mesajları yolladı. Adams, araştırmasının özetini şöyle veriyor; “İnsanlar coğrafyaya bakmaksızın, kendilerine düşünce ve hayat tarzı bakımından benzeyen kişilere daha güçlü empati kurar.”

“Öteki” İnsan Değil ya da “Tam bir İnsan” Değil

Biz daha çok bize benzeyenlerle ya da tanıdığımız kişilerle empati kuruyoruz. Fakat tanımadığımız ve görmediğimiz kişilerle empati kurabilmek oldukça zordur. Bu davranışa “Seçici Empati” denir. İnsan, insan olduğu için değil; ten rengi, din, hayat tarzı ve dil gibi çok faktörün etkisinden kaynaklı olarak meydana gelmektedir.

Bazen de insanların çile çekmeye alıştığı düşüncesinden dolayı gerekli empatiyi kurmuyoruz. Medya, çocukları hayatta tutmak için mücadele eden bir kadının insanüstü bir güce sahip olduğunu gösterdiği için, insanlar, bu kadınla empati kurmak ve kadının düştüğü durumu kınamak yerine kadının gücünü övmeye başlar.

Ayrıca okulda olması gereken ama sokakta bir şeyler satan ve kameralara gülen kız çocuğun resimlerini sosyal medyada gördüğümüzde ilk tepkimiz maalesef çoğu zaman empati olmaz.

Covid-19 döneminde huzurevlerinde yaşayan yaşlıları korumak için birçok çağrı duyduk. Fakat aynı dönemde, aynı risk altında bulunan mahkumlar için hapishanede kaldıklarından dolayı aynı çağrıları göremedik.

Bazen de kurbanların sayıca çok olması insanlarda “Ben ne yapsam işe yaramaz.” düşüncesine yol açar. İşte Sudan’da olan aslında buydu. Ülkede, son yüz yıldır görülmemiş bir sel yaşandı ve binlerce aile yerlerinden oldu. Fakat maalesef bir çoğumuz sessiz kaldı.

Diğer bir yandan ise insanın kendini meydana gelen tüm bu felaketlerde mağdurların yerine koyması imkansıza yakındır ve insan psikoloji bununla baş edemez. Lâkin buna rağmen abartmadan ve görmezden gelmeden yapıcı bir tutum sergilemektir.

Kaynak: Sasapost