Ana Sayfa / Yazılar / Siyaset / Makaleler / Eleştirilerle Liberal Teori, Savaş ve Barış

Eleştirilerle Liberal Teori, Savaş ve Barış

Öz

Uluslararası ilişkilerin ana akım teorilerinden biri olan Liberal teori savaşların önlenebileceğine ve barışın sağlanabileceğine inanmaktadır. Okuyacak olduğunuz bu yazı anarşik olduğu kabul edilmiş bir sistemde devletler savaşmak yerine barışı sağlayabilir mi sorusuna liberal geleneğin verdiği cevap ve çözümlerin yanında bunlara gelen eleştirileri inceleyecek olup son olarak da Kant’ın Ebedi Barış kavramı üzerinde duracaktır.

 Anahtar Kelimeler

 Liberalizm, Neoliberalizm, Anarşi, Savaş, Barış, Ebedi Barış

Giriş

Teorilere bakıldığında liberal gelenek devletlerin işbirliği ve barış içinde yaşayabileceğine dair inancı içeren bir gelenektir. Liberal düşünce geleneğini savunanlar genelde ütopyacı olmakla eleştirilirler. İlk kez 1939 yılında yayınlanan Yirmi Yıl Krizi adlı kitabında Edward Hallett Carr ütopya ve gerçeklik antitezi olarak karşılaştırdığı bu geleneği ‘‘ dünyanın kendi politikalarına uyduğunu hayal edenler ve politikalarını dünyanın gerçekliğine uyduranlar arasında ebedi bir tartışma vardır.’’[1]  cümlesinden yola çıkarak ‘‘Ütopyacı, gözlerini geleceğe sabitleyerek, yaratıcı kendiliğindenlik çerçevesinde düşünür: geçmişte olan gerçekçi nedensellik çerçevesinde düşünür. Her sağlıklı insan ve dolayısıyla her sağlıklı düşünce, ütopya ile gerçeklik arasında, özgür irade ile belirlenimcilik arasında bir denge kurmalıdır.’’[2]   Ütopyacıların siyaset teorisini siyaset pratiğin uyması gereken bir norm haline getirdiğini,  amaca tek önemli olguymuş gibi muamele ettiklerini ve dilek kipindeki önermeleri haber kipinde çektiklerini söyler. ‘‘Akıl uluslararası anarşinin saçmalığını gösterebilir ve artan bilgiyle yeterli sayıda insan buna bir son vermek için rasyonel olarak bunun saçma olduğuna ikna edilebilirdi’’[3]   fakat ‘‘rasyonalizm bir ütopya yaratabilir, ama onu gerçek kılamaz.’’[4]  şeklinde eleştirisini devam ettirir.

Liberal gelenek savaşın olmamasını ve barışın hangi koşullarda ve neler ile sağlanacağını nasıl açıklar?

1. Sistemin Anarşikliği, Savaş ve Barış Üzerine

Liberal teoriler genelde savaşların tamamen yok olduğunu söyleyemeseler de tarihsel bir perspektif ile savaşlara bakıldığında İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra savaşa bağlı ölümlerin giderek azaldığını ‘‘Ölümler artık milyonlarla değil, binlerle ifade edilir hale gelmiştir. Silahlı çatışmalar iki veya daha çok ülkeler arasında değil, aynı ülkelerin sınırları dahilinde, iç savaş boyutunda yaşanır.(örnek olarak bakınız Yugoslavya, Ruanda, Somali, Endonezya)’’[5] şeklinde ifade ederler. Neorealistler ise sistemi ve savaşı şu şekilde açıklarlar: Kenneth  N. Waltz Uluslararası Politika Teorisi adlı kitabında ‘‘ iç politika hiyerarşik olarak düzenlenmiştir. Birimler – kurumlar ve kuruluşlar- birbirlerine karşı üstlük ve astlık ilişkileri içinde konumlanırlar.’’[6]  Oysa hegemon bir üst otoritenin bulunmadığı uluslararası sistem anarşik olacaktır der. John Baylis’ in devletlerin tek yapabileceği şeyin aralarından birinin mutlak bir güç kazanmasını engellemeye çalışmak olduğunu söyleminden de yola çıkarak amaçları anarşik olan bu sistemde devamlılığı sağlamak olan devletlerin varlığıyla uluslararası politika hem geçmişte hem de gelecekte şiddete meyilli olmaktan kendini alamayacağı dolayısıyla tekrar eden çatışma ve savaşların meydana geleceği neorealistler tarafından vurgulanacaktır.

Neoliberal kuramsalcılar tıpkı neorealistler gibi sistemin anarşik olduğunu kabul etmişlerdir. Fakat sistem anarşik olsa da savaş önlenebilir ve barış sağlanabilir derler. Peki bunu nasıl yapacaklardır?

1.1 İşbirliği ve Kurumlar

Neoliberallere göre anarşik olan bu sistemde devletler, işbirliği yoluna gidebilir böylece çatışma ve savaşların önüne geçilebilmektedir. Realistler ise işbirliğini sağlamak ve sürdürmenin zorluğunu vurgular bunu da devletlerin birbirlerini aldatma ihtimallerinin varlığına ve göreli kazançlara olan ilgilerine bağlarlar. Geyik avı oyunundan yola çıkarak işbirliği değerlendirilecek olursa: ‘‘Bir grup avcı bir geyiğin etrafını sararlar. Eğer bütün avcılar geyiği tuzağa düşürmek için işbirliği yaparlarsa, hepsinin karnı doyacaktır ( İİ ). Eğer bir avcı oradan geçen bir tavşanı kovalamak için ayrılırsa, geyik kaçacaktır. Ayrılan avcının karnı az doyacakken ( Çİ ), geri kalanlar aç kalacaktır ( İÇ ). Eğer hepsi tavşanı kovalarsa, hepsinin tavşanı yakalama ve az da olsa doyma şansları olacaktır ( ÇÇ ). Her avcının tercih sıralaması: İİ>Çİ>ÇÇ>İÇ şeklindedir. Diğer sonuçlara kıyasla bol av eti vaat eden karşılıklı çıkar tercihi  ( İİ ) çekilmeye karşı ağır basmaktadır. Öte yandan eldeki bir tavşan (Çİ), çalıdaki bir geyikten ( İÇ ) daha iyi olduğundan, işbirliği sadece her avcının diğer avcıların işbirliği yapacaklarına inanmasıyla gerçekleşir. Tek seferlik Geyik Avı oyununda, diğerlerinin çekilmesine karşı korunmak için çekinmenin cezbedeciliği genel tercihin tavşan yerine geyik olmasıyla dengelenmektedir.’’[7]

Tekrarlanmayan oyunlarda işbirliği yerine kendi çıkarların daha ön planda olduğu  gözükmesine rağmen her yeni bir gün yeni bir oyunu beraberinde getirmektedir ve iş birliği yapmak daha avantajlı olacaktır. Devletler geyik avı oyunundaki avcılara benzetilir ve oyunların tekrarlandığını varsayılırsa devletler işbirliği yapmanın devamlılığını ve gerekliliğini düşünecektir. Anarşik olan sistemde gelecekte oyunların tekrarlanacağı ya da işbirliği gerektiren durumların ortaya tekrar çıkacağı varsayımı işbirliği olasılığını arttıracaktır. Bir kere ihanet eden avcı geyik avı grubuna katılamayacak ve her ne kadar tavşan avlama olasılığı devam etse de karnı tam olarak doymayacaktır. Özetlenecek olursa geyik avındaki avcılara benzetilen devletler işbirliğine ihanet ederlerse ya da işbirliğine hiç yanaşmazlarsa diğer devletler tarafından fark edilecek ve tekrarlanan diğer oyunlarda sergilenecek hal ve tavırlar buna göre şekillenecektir. Devletlerin bu durumda sadece kendi çıkarları bağlamında hareket edip, işbirliği yapıp geyik avlamak yerine tavşanın peşinde koşmak kararını verme olasılığı düşecektir. Ayrıca işbirlikleri ve ortak amaçla kurulan kurumlar devletlerin diğer devletlerin davranışlarıyla ilgili bilgi almalarını ve onları tanımalarını kolaylaştıracak,  daha önce bu tür bilgilerin edinilmesi için harcanan işlem maliyetleri azalacak, iletişim kurmak için geçen zaman süresi kısalacaktır böylece kurumlar devam ettirilebilecek bir barışın öğesi olabileceklerdir.  Örneğin herhangi bir BM toplantısında az önce sıralanan birçok aşamaya gerek kalmadan diğer devletlerle bir araya gelebilir işbirliği ve anlaşma yoluna daha kolay ulaşabilirler. Ortak çıkara dayalı bir paydada buluşmanın ve kurumsallaşmanın da savaşı önleyeceği söylenir.  Avrupa Birliği’ne Giriş adlı kitabındaki Avrupa Birliği ile ilgili  ‘‘Öylesine bir model ki, Fransa ve Almanya arasındaki yüzlerce yıllık husumeti başarılı bir şekilde sona erdirebilmiş ve hatta son genişleme dalgasıyla birlikte Polonya ve Almanya arasındaki husumete son verebilmiştir. Bu yönüyle AB, barışı inşa eden ve hatta inşa ettiği barışı çevresine ihraç eden bir ‘‘barış projesi’’ olarak da adlandırılabilir.’’[8] cümleleri bu fikre örnek olmaktadır.

1.2. Karşılıklı Bağımlılık, Ticaret, Norm 

Devletler arasındaki ortak ticari ve iktisadi çıkarlara dayanan bağımlılıklar devletlerin birbirleriyle savaşmak yerine ortak bir çıkar ya da karşılıklı çıkarlar uğruna işbirliği yoluna girmelerine sebep olur. Karşılıklı bağımlılıklar norm ve kuralların oluşmasına sebep olurken bu norm ve kurallar oluşturulmaya çalışılan barış ve işbirliği ortamının devamının sağlanmasına yardımcı olmaktadır.  Oluşturulan normlara uymayan devletler ilişkilerinde işbirliği ve güven olasılıklarını düşürecek dolayısıyla kazançlarını azaltacaktır. Karşılıklı bağımlılığın yüksek olduğu sistemde normlar caydırıcı bir rol oynayacak ve barışın tesis edilmesine yardımcı olacaktır. İktisadi karşılıklı bağımlılığın devletlerin davranışlarını etkilemekte olduğunu küreselleşmenin de getirisiyle artan ticaret ilişkileri devletlerin ekonomik işlerinde diğer devletlere giderek daha bağımlı hale geldiğini ileri sürerek karşılıklı bağımlılığın ve ticaretin barışı tesis edeceğini savunurlar. Realistlerin benimsediği sıfır toplamlı kazançlar yerine kazan kazan mantığını benimserler. Diğer devletin sizden fazla kazanmasına takılı kalmak yerine kazanmış olmanın verdiği mutluluğa odaklanacaklarını vurgularlar. Ticaret yapan devlet anlayışının giderek artacağını söylerler. Fakat Waltz Karşılıklı Bağımlılığın Zayıf Etkisi başlığı altında  ‘‘Göreceli olarak bağımsız devletler göreceli olarak bağımlı devletlere göre daha güçlü konumdadır.’’[9]   ve ‘‘ Uluslararası ve ulusal politikalar eşitsizlik üzerinedir.’’[10]  cümleleriyle karşılıklı bağımlılığın barışı sağlamak kadar savaşa neden olabileceğini de vurgulayarak eleştirir.

1.3. Demokrasi

Liberal teoriler sistemi içerden dışarıya doğru okumaları dolayısıyla realist teoriler tarafından eleştiriye maruz kalmaktan kaçamamışlardır. Sistemi devletlerin rejimlerine bakarak değil de sadece devamlılığını sağlamak üzere eylemlerini planlayan devlet anlayışlı realistlerin aksine liberal teoriler devletlerin sahip oldukları rejimlerin uluslararası ilişkilerdeki davranışlarını etkilediklerini söylerler. Demokratik olan devletlerin savaşmak yerine barışı sağlamak da daha istekli olduğunu savunurlar.  Paine’ e göre ‘‘ ‘savaş sistemi’ prenslerin devlet adamlarının, askerlerin, diplomatların ve silah üreticilerinin güç ve konumlarını korumak için tertip edilmektedir.’’[11]   Oysa Kant’ın da belirttiği gibi cumhuriyet rejimlerinde savaş kararı halkın onayına sunulacağından liderlerin savaş kararı vermesi çok da kolay olamayacaktır. Demokratik devletler savaşmak yerine diğer devletler ile işbirliği ve anlaşma yollarına giderek barışı sağlamaya çalışacaktır. İlerleyen yıllarda geliştirilen Demokratik Barış Teorisi’ne göre demokrasiyle yönetilen devletler birbirleriyle savaşmayacaktır tezi ortaya çıkacak birbirleriyle savaşmayan demokratik devletler zorunda kalırlarsa demokratik olmayan rejimlere karşı savaşma yoluna gidebileceklerdir. Savaş kararını verecek olan halkın da demokratik olamayan bu rejimlere karşı olası bir savaş ihtimalinde destekleyeceklerini söylerler.  Bu Demokratik Bariş Teorisi Waltz’ un ‘‘ Soğuk Savaş Sonrasında Yapısal Realizm ’’ adlı makalesinde ‘‘ Demokratik barış tezi, demokrasilerin demokrasilerle savaşmadığını savunur. Demokratik barış ‘‘tezi’’ dedim, ‘‘teorisi’’ değil. ’’[12]  cümlesinin yanında  ‘‘ Christopher Layne , demokrasiler arasındaki bazı savaşların demokrasilerin birbirleriyle savaşmaya isteksiz olmalarından değil, üçüncü bir grubun korkusundan kaynaklandığını göstermektedir- ki bu iyi bir realist gerçektir.’’[13]  şeklindeki yorumuyla eleştirisini devam ettirir. Bunun yanı sıra demokrasilerin barışı muhafaza etmek için demokratik olmayan devletleri yenip onları demokratik yapmaya çalışmaya çalışırken savaşı teşvik ettiklerini söyler.

2. Kant: Ebedi Barışı Üstüne Felsefi Bir Değerlendirme

Kant’ın ebedi barış sözünün ‘‘Hollandalı bir otelcinin, otelin kapısına astığı bir mezarlık tablosundaki bu hicvi başlık, acaba, umumiyetle bütün insanlara mı, yoksa, hususiyle harpten usanmayan devlet şeflerine, yahut kendilerini ebedi bir sulh hülyasına kaptıran filozoflara mı hitap ediyordu, bilinmez.’’[14]  ‘‘ Birinci durumda ebedi barışın ancak resimdeki mezar gibi ölümcül huzurda mümkün olduğu belirtilirken, ikinci durumda harbe doymayan hükümdarlar yoluna gitmiştir. Ebedi barışın savaşa doymayan hükümdarların bütün dünyayı yok edip, insanlığı ortadan kaldırmasından sonra mümkün olacağını belirtir. Üçüncü olarak, ebedi  barışın hayalperest filozoflar tarafından uydurulan rüya bir hal olduğunu, erişilememesi dolayısıyla ölümün gerçekliliğinde bulunabileceğini söylemiştir. Bu mezarlık resmi ve ebedi barış eşleşmesi hiciv olarak ifade edilmektedir. ’’[15]

‘‘Eser 1795 yılında ilk defa ve 1796 yılında biraz genişletilmiş bir şekilde ikinci bir baskı olarak yayın alanına çıkarılmış olan ebedi barış adlı eser altı ön madde, üç esas madde, iki ek madde ve bir lahikadan terekküp eden bir barış antlaşma tasarısı şeklinde kaleme alınmıştır.’’[16]

2.1. Ön Maddeler

1 ‘’İçinde gizlenmiş yeni bir harp vesilesi bulunan hiçbir anlaşma bir barış anlaşması sayılamaz.’’ [17] Eğer bir barış anlaşması gelecekte başka bir savaşa neden olacak hükümler içeriyorsa bu anlaşmaları ateşkes olarak değerlendiren Kant’a göre barış anlaşmaları düşmanlıkları ve tüm savaşları sonlandırmalıdır.

2) “İster küçük ister büyük olsun, hiçbir bağımsız devlet, diğer herhangi bir devletin hakimiyeti altına tevarüs, mübadele, alım-satım veya hibe yollarıyla asla geçmemelidir.

3) Daimi ordular zamanla ortadan tamamıyla kalkmalıdır.

4) Devlet, dış menfaatlerini desteklemek için borçlanmalara girişmemelidir.

5) Hiçbir devlet, diğer bir devletin esas teşkilatına veya hükümetine zor kullanarak karışmamalıdır.” [18]

6) ‘‘Bir harpte, sulh vakti gelince, taraf devletlerin birbirlerine olan karşılıklı itimatlarını imkânsız kılacak mahiyette hasmane hareketlere, ki bunların arasında meslâ hasım tarafın ülkesinde katillik eden, zehir kullanan kimseleri istihdam etmek, kapitülâsyonları ihlâl etmek, hainliğe tahrik ve teşvik etmek gibi hareketler bulunmaktadır müsaade edilmeyecektir. ’’[19]

2.2 Nihai Maddeler

Kant’ın üç maddede açıkladığı nihai maddeler incelenecek olursa: Birinci maddesine bakıldığında Cumhuriyetin barışa götüreceği söyleminin yanında cumhuriyetçi rejimin dışındaki rejimlerde örneğin mutlak monarşilerde savaş kararını tek başına hükümdar verirken cumhuriyet rejiminin hakim olduğu devletlerde bir savaşın olup olmayacağı halkın onayına bırakılacağını dile getiren Kant’a göre liderler bir savaş kararı almadan halkın oyuna başvuracaklarından cumhuriyetçi yönetim biçimleri barışçıl ilişkiler ortaya çıkaracaktır.  Ayrıca eğer bir savaş kararı alınırsa bundan herkes etkilenecektir.

İkinci esas maddeye göre, savaşın bir hukuk yolu olarak kullanmasını reddedecek olan akıl barışı bir görev alarak tanıyacak, bu barışın sağlanabilmesi için ise hür devletlerin ittifak yapması gerekeceğini vurgulanacaktır.  Yapılacak bu ittifak ile bütün savaşların son bulunacağına inanılmakla beraber özgür devletlerin oluşturduğu bu federasyon devlet hukukunu tesis etmelidir.

Dünya vatandaşlığı hukuku üzerinde durduğu üçüncü esas ilkeye bakıldığında Kant’ın dünya vatandaşlığı kavramını misafirperverlik (konukseverlik) anlayışıyla bağdaştırdığı görülmektedir. Misafirperverlik kelimesinden kasıt yeryüzü bütün insanlara ait olmakla beraber başka bir ülkeye giden vatandaş o ülke tarafından hasımca müdahaleler görmemelidir.

2.3. Kant, Savaş ve Barış

Savaşın doğal durumlarda geçerli zorunlu bir araç olduğunu söyleyen Kant hukukun olduğu durumlarda savaşın zorunluluğunun ortadan kalkacağını vurgular. Ebedi Barış Üstüne Felsefi Bir Deneme adlı eserinde anayasal cumhuriyetçi rejimler, bu rejimlere sahip özgür devletlerin işbirliği sonucu oluşan federasyon ve dünya vatandaşlığı kavramlarıyla barışın tesis edilebileceğine inanmaktadır. ‘‘Barış ideali, devletlerin kararlarına yahut yöneticilerin egemen iradelerine teslim edilmemeli, bütün yurttaşlar tarafından kamusal bir yaşantı içerisinde daimi bir biçimde talep edilen bir şey olarak sürdürülmelidir.’’ [20] Filozofların, aydınların fikirleri dikkate alınmalı barışın tesisini sağlayabilecek olan bu fikirlerin ifade edilmesi engellenmemelidir.

3. Sonuç

Savaşın engellenebileceğini ve barışın sağlanabileceğini söyleyen liberalizm aslında olan üzerine değil de olması gerektiğine inandıkları üzerine yoğunlaşmalarının yanında barışı tesis edebileceğine inandıkları Milletler Cemiyeti’nin barışı sağlama konusundaki başarısızlığından, sistemi içeriden dışarıya okumasıyla,  genel anlamda bir barış tesisinin değil de demokratik devletlerin barışından söz etmesiyle, liberal devletlerin liberal olmayan devletlerle ilişkilerinde kurduğu bağlar her ne kadar kırılgan olabilse de, liberal devletlerin birbirleriyle kurduğu bağlar sağlam olacak ve barış tesis edilebileceği ve savaşçı devlet anlayışı yerine geçebilecek olarak savunduğu ticaret ile uğraşan devlet anlayışlarına kadar birçok alanda eleştiriye maruz kalmıştır.

Teoriler her zaman başka teoriler tarafından eleştirilmiş ve eleştirilmeye devam edilecektir. Dünya dönmeye ve insanlar düşünmeye devam ettiği müddetçe yeni varsayımlar yeni fikirler ortaya çıkacaktır. Ortaya atılmış her bir fikir toprağa gömülmüş bir tohum gibidir. Bazı tohumlar hemen filizlenip büyüyüp ağaç olabilir fakat istenilen meyveleri veremeyebilirler; bazı tohumların büyüyüp meyve verebilecek bir ağaç olması çok uzun yıllar sürebilirken, büyümüş fakat hiçbir meyvesi olmayan ağaçlar da var olacaktır. Sonuç olarak teorilerin, fikirlerin, varsayımların oluşturduğu bu uluslararası ilişkiler ormanı ne olursa olsun savaşların bitmeyeceğini savunacak ağaçların yanında barışın sağlanabileceğini savunacak ağaçları, ya da bunların dışında bireye, topluma, kadına, çevre gibi konulara doğru kök salmış ağaçları da içerecektir. Kant’ın Ebedi Barış fikri ya da Liberallerin anarşik bir sistemde savaşların önlenebileceği ve barışın sağlanabileceği fikrinin gerçekleşip gerçekleşemeyeceğini akıp giden zaman gösterecektir.

Kaynakça

Kaynakça

Ağcan, Muhammed, ‘‘Uluslararası İlişkiler Teorileri’’, Küre Yayınları 5 Baskı, 2013, pp. 85-122.

Balta, Evren, ‘‘Küresel Siyasete Giriş’’, İletişim Yayınları, 2014,  pp 133-150.

Bozkurt, Enver, ‘‘Kant’ın Ebedi Barışı Üzerine Denemesinin Günümüze Yansıması’’ , Anayasa Yargısı Dergisi, Cilt 24, 2007, pp. 501- 523.

Carr, Edward Hallet , ‘‘Yirmi Yıl Krizi’’, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, çeviren: Cam Cemgil, 2.Baskı, 2015.

Diri, Esra, ‘‘Uluslararası İlişkilerde Anahtar Metinler’’, Der Yayınları, 2013, pp 317-340,

pp 733- 769.

Hirş, Ernest, ‘‘ Kant’ın Ebedi Barış Üzerindeki Felsefi Denemesi ’’ ,  Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi,  Cilt 3 Sayı 1, 1946 .

Kaya, Ayhan;  Aydın-Düzgit , Senem; Gürsoy, Yaprak; Onursal- Beşgül, Özge, ‘‘Avrupa Birliği’ne Giriş’’, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, 3.Baskı, 2016 .

Tunçel, Ahu, Siyaset Felsefesi Tarihi, Doğu Batı Yayınları, 2014,  pp 309- 325.

Waltz, Kenneth N. , ‘‘Uluslararası Politika Teorisi’’ , Phoenix Yayınları, 2015, çeviren: Osman S. Binatlı.

DİPNOTLAR

[1] A. Sorel, L’Europe et la Revolution Française, s.474, Aktaran: E. H. Carr, Yirmi Yıl Krizi, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2.Baskı, 2015, çeviren: Can Cemgil sayfa 61

[2]  E. H. Carr, Yirmi Yıl Krizi, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, çeviren: Cam Cemgil, 2.Baskı, 2015, sayfa 61-62

[3] A. g. e. 76

[4] A. g. e. 77

[5] Evren Çelik Wıltse, ‘‘Liberalizm, İşbirliği, Kolektif Güvenlik ve Neoliberal Kuramsalcılık’’ ,   Küresel Siyasete Giriş, İletişim Yayınları, 2014, 5.Bölüm, sayfa 134

[6] Kenneth N. Waltz , ‘‘ Uluslararası Politika Teorisi’’ , Phoenix, 2015,  çeviren: Osman S. Binatlı, sayfa 104

[7] Kenneth A. Oye  , ‘‘Anarşi Altında İşbirliğini Açıklamak: Varsayımlar ve Stratejiler ’’, Uluslararası İlişkilerde Anahtar Metinler, Der Yayınları, 2017, çeviren: Barış Terzioğlu,  sayfa 323 – 324,

[8] Ayhan Kaya, Senem Aydın Düzgit, Yaprak Gürsoy, Özge Onursal, ‘‘Giriş’’, Avrupa Birliği’ne Giriş, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, 3.Baskı,  sayfa 1

[9] Kenneth N. Waltz,  ‘‘Soğuk Savaş Sonrasında Yapısal Realizm’’ , Uluslararası İlişkilerde Anahtar Metinler, Der Yayınları, 2017, Çeviren: Dr. Papatya Alkan Genca,  sayfa 743,

[10] A. g. e. , 744

[11] M. Howard,   ‘’War and The Liberal Conscience’’  (Oxford), 1978, Aktaran: Scott Burchıll, ‘’Liberalizm’’, Uluslararası İlişkiler Teorileri, Küre Yayınları, 4.Basım,2013,  sayfa 90,  Çeviren: Muhammed Ali Ağacan, Ali Taslan

[12] Kenneth N. Waltz,  ‘‘Soğuk Savaş Sonrasında Yapısal Realizm’’ , Uluslararası İlişkilerde Anahtar Metinler, Der Yayınları, 2017, Çeviren: Dr. Papatya Alkan Genca, sayfa 734,

[13] A. g. e. , 735

[14]   Ernest,  Hirş,   ‘‘ Kant’ın Ebedi Barış Üzerindeki Felsefi Denemesi ’’, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 1946, Cilt 3 Sayı 1,  sayfa  5

[15]Kaan Harun Ökten, ‘‘Immanuel Kant’ın ‘‘Ebedi Barış Üzerine Felsefi Deneme’’ Adlı Eseriyle Ortaya Koyduğu Ebedi Barış Fikri ve Bu Fikrin Uluslararası İlişkiler Düşüncesinde Yarattığı Etki’’, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yayınlanmamış Doktora Tezi, İstanbul 2001, Aktaran: Enver Bozkurt ,  ‘‘ Kant’ın Ebedi Barış Üzerine Denemesinin Günümüze Yansıması’’, Anayasa Yargısı Dergisi, Cilt 24, 2007,  sayfa 504

[16] Ernest,  Hirş,  ‘‘ Kant’ın Ebedi Barış Üzerindeki Felsefi Denemesi ’’ , Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 3 Sayı 1, 1946,  sayfa 6,

[17] Kaan Harun Ökten, ‘‘Immanuel Kant’ın ‘‘Ebedi Barış Üzerine Felsefi Deneme’’ Adlı Eseriyle Ortaya Koyduğu Ebedi Barış Fikri ve Bu Fikrin Uluslararası İlişkiler Düşüncesinde Yarattığı Etki’’, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yayınlanmamış Doktora Tezi,  İstanbul 2001, s. 94-95, Aktaran: Enver  Bozkurt , ‘‘ Kant’ın Ebedi Barış Üzerine Denemesinin Günümüze Yansıması’’, Anayasa Yargısı Dergisi, Cilt 24, 2007,  sayfa 504

[18] Kaan Harun Ökten, ‘‘Immanuel Kant’ın ‘‘Ebedi Barış Üzerine Felsefi Deneme’’ Adlı Eseriyle Ortaya Koyduğu Ebedi Barış Fikri ve Bu Fikrin Uluslararası İlişkiler Düşüncesinde Yarattığı Etki’’, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yayınlanmamış Doktora Tezi,  İstanbul 2001,s. 99 – 130, Aktaran: Enver Bozkurt,  a. g. e. ss. 505-507.

[19] Ernest, Hirş, ‘‘ Kant’ın Ebedi Barış Üzerindeki Felsefi Denemesi ’’ ,1946, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 3 Sayı 1, 1946,  sayfa 7,

[20] Özlem Duva, Immanuel Kant, Siyaset Felsefesi Tarihi, Doğu Batı Yayınları, 2014, sayfa 324

Bu makaleye atıf için: Ad soyad, Kurum Adı, Sayfa Adı ya da Başlığı, Yayın Tarihi , Web Adresi, ( Son Güncellenme Tarihi / Erişim Tarihi ) formatında belirtilmesi gerekmektedir.
Telif Hakları hakkında detaylı bilgi için tıklayınız.

Rümeysa Karagöz

Rümeysa Karagöz
TESAD Siyaset Masası Yardımcı Direktörü

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir