Size daha iyi hizmet verebilmek adına sitemizde çerezler bulundurmaktayız. Gizlilik Politikamızı öğrenmek için tıklayınız. Ayrıca kişisel verilerin koruması kanunu kapsamında TESAD ile iletişime geçen her birey, iletişim verilerinin paylaşılmasını ve ilgili TESAD birimlerince kullanılmasını kabul beyan ve taahhüt eder.
Ekonomi
www.rethinkeconomics.org'dan alınmıştır.

Ekonomistler ve Krizler

Rethinking Economics Hakkında

Rethinking Economics, ekonominin merkeziyetini toplumlarımıza gösteren ve aynı zamanda geleneksel ekonomik düşüncenin birçok başarısızlığını ortaya koyan bir kriz olan Küresel Mali Kriz sonrasında kurulmuştur.

Biz, ekonomi alanında müfredatın yeniden düzenlenmesi için kampanya yürüten öğrencilerden, akademisyenlerden ve profesyonellerden oluşan uluslararası bir ağız. Vizyonumuz çoğulcu, uygulamalı, eleştirel ve çeşitli bir disiplindir.

Araştırmaların, etkinliklerin ve ilgi çekici projelerin bir karışımı ile Rethinking Economics, ekonominin geleceği için gereken değişimi tartışmak, icra etmek ve ekonominin bugün ne olduğu konusundaki elzem tartışmayı canlı tutmak için dünyanın her yerindeki insanları birbirine bağlar.

 

İçindekiler

Önsöz, Jayati Ghosh  4

Özet    5

Giriş    6

Metodoloji      7

COVID-19     9

Sistemik Ön Yargı ve Sosyal Dışlanma         12

Çevresel Krizler          16

Sonuç  19

Kaynakça        20

Ekler   22

Önsöz, Profesör Jayati Ghosh

 

Bu kısa ama etkili rapor, ekonomi mesleğinin çağımızın merkezindeki ekonomik sorunlarına (devam eden sağlık krizi ve ekonomik kriz, iklim değişikliği ile başa çıkmak için gereken ekonomik stratejiler, artan servet, gelir ve fırsat eşitsizliği) etkili bir şekilde değinememesinin bir iddianamesi niteliğindedir. Bu, disiplinle uğraşanların başarısızlığından daha fazlasıdır; aynı zamanda teorik çerçevelerde, deneysel yaklaşımlarda ve daha tanınmış uygulayıcılarda çeşitlilik kaybına yol açan güç dengesizliklerini de yansıtır. Bu da ekonomide hem araştırmanın hem de öğretimin verimsizleşmesine yol açmıştır.

Bugün “ana akım ekonomi” olarak görülen şey, ahlak felsefesinin bir dalı olarak başlasa da oryantasyon ve metodoloji açısından bundan çok daha uzak kalmış, halkın sorgusundan kaçmak için teknolojik dili kullanan politika önerileri aracılığıyla resmi politikaları belirlemede gittikçe daha sıra dışı ve daha güçlü hale gelmiştir. Aynı zamanda, günümüzün ekonomik zorlukları ile başa çıkmakta daha az başarılı ve hatta daha az heveslidir. Bu zorluklara değinip eleştiren kişiler çoğunlukla disiplininden çıkarılmış, aşırı yandaş gibi görülüp kolaylıkla ötekileştirilmişlerdir. Neyse ki, artık buna karşı büyük bir tepki var ve en büyük umut kaynağı giderek artan bu tepkilerin dünyanın her yerindeki genç ekonomistlerden geliyor olmasıdır.

Dünya çapında 920 ekonomi öğrencisi ile yapılan bir ankete dayanan bu rapor, ekonominin daha geniş toplumlarda öğretilme biçiminde yanlış olan şeylerin açık, tutarlı ve keskin bir tanımıdır. Öğrencilerin, öğretmenlerinden ziyade disiplinin çelişkileri ve başarısızlıklarının daha çok farkında olduklarını fark etmek rahatsız edicidir. Raporda, “Küresel ekonomik krizde, çözüm için çağrıda bulunanlar şu anda karşı karşıya bulunduğumuz ekonomistlerdir, bu sebeple de ekonomi derslerinin pandemi sırasında hayati önem taşıdığı kanıtlanmış, alışılmışın dışındaki politikaları kapsaması son derece önemlidir.” ifadesi yer alıyor. Üstelik öğrencilere, pandemi sırasında temel mal ve hizmetlerin teslimatı için piyasa mekanizma alternatifleri veya izin planları gibi iş gücü piyasası müdahalelerinin rolü öğretilmiyor.

Ankete dâhil edilen öğrenciler ağırlıklı olarak “toplumdaki değeri ve özellikle farklı işçi türlerinin ücretlerini belirliyor muyuz, neden “önemli işçilerin” maaşları topluma olan değerlerini yansıtmıyor?” gibi önemli sorularla ilgileniyorlar. Sadece müfredatta bu tür soruların bulunmamasından değil, aynı zamanda cevaplar verildiğinde, bunu açıkça belirtmeden belirli sosyoekonomik ve diğer çıkarlara hizmet edebileceklerinden de endişe duyuyorlar. Raporda, “ana akım ekonomistlerin makalelerinin ve önerilerinin ön yargılarıyla ilgili açık ve şeffaf bir şekilde nadiren sunulduğundan” bahsedilmektedir. Ayrıca öğrenciler bunun olası nedenleri hakkında, disiplinin kapı bekçilerine pek yansıtmadan, oldukça tok sözlüler.

Bu rapor büyük bir uyarı görevi görmelidir çünkü bu tür bir nedenin acilen gerekli olduğu bir zamanda, aklın sesidir. Sonunda, öyle görünüyor ki, öğrenciler bizi kurtaracak. Kendilerine ve mantıklı, çoğulcu vizyonlarına kuvvet.

 

Özet

Değişim İçin Fikir Birliği

Bu raporda, ekonomi bölümlerinin, öğrencileri ve mezunlarını Covid-19 krizine, çevresel krize ve sistemik ön yargı ve sosyal dışlanma krizine ne kadar iyi hazırladığına dair araştırmamızın sonuçlarını sunuyoruz.

Ankete katılan ekonomi öğrencilerinin ve mezunlarının %78,5’i, bu krizin Ekonomi eğitiminde bir dönüm noktası olması gerektiğine katılıyor ya da kesinlikle katılıyor; değişim için bu fikir birliği, çalışmanın farklı düzeylerinde ve RE üyeliğinde ele alınmıştır (Ek 1).

Ekonomi
www.rethinkeconomics.org’dan alınmıştır.

 

Geleceğin ekonomistlerinin eleştirel, çoğulcu, disiplinler arası ve gerçek dünya sorunlarına uygulanabilir bir eğitim almaları gerektiğini savunuyoruz.

Bu rapor, ekonomi derslerinin şu anda bu vizyonun gerisinde kaldığını ve ekonomi mezunlarını çok sayıda krizin etkilerine hazırlayamadığını göstermektedir. Bu noktadan itibaren disiplinin “gerçek dünyaya” daha iyi uyarlanması, ön yargılar konusunda dürüst olması ve diğer alanlardan ve düşünce okullarından öğrenilerek ekonomistlerine çok güvenen bir dünya için mezunlarını daha iyi donatması hayati önem taşıyor.

Giriş

Ekonomi öğrencilerinin ve mezunlarının ezici çoğunluğu (%78,5) değişim zamanının geldiği konusunda hemfikirdir. Bu rapor, anketin kilit sonuçlarını bahsedilen üç kriz bağlamında incelemektedir: Covid-19, Sistemik Ön Yargı ve Sosyal Dışlanma, İklim Acil Durumu. Bu alanların her birinde, ekonomi öğrencilerinin ve mezunlarının değişimin en gerekli şey olduğuna inandıklarını vurguluyoruz.

Bu raporda “ana akım ekonomi” terimini, dünyadaki ders kitaplarına ve konferans salonlarına hâkim olan neoklasik ekonominin versiyonunu belirtmek için kullanıyoruz (Skidelsky 2020). Ana akım ekonomi, bir çalışma alanı olarak ekonomiden ziyade belirli bir metodoloji ile konuyu tanımlayan ekonomidir.

Neoklasik ekonominin tanımı son birkaç on yılda değişmiş olsa da biz bu raporda üç temel varsayıma dayanan bir metodoloji olarak tanımlıyoruz; bireycilik, optimizasyon ve denge. Daha da önemlisi, bizim argümanımız özellikle “anti-neoklasik” değil, aksine üstünlüğünün diğer düşünce okullarını yaygınlaştırması ve eğitimimizdeki çoğulculuğu bastırmasıdır.

Bu raporda ayrıca birkaç kez “Ekonomi Derecelerine” atıfta bulunulmaktadır. Bunların hepsinin aynı olmadığını kabul ediyoruz; bazılarının içeriğinde eleştirel, uygulamalı, heterodoks ve/veya çoğulcu materyaller bulunuyor. Bununla birlikte, altı kıtadaki 120 üyelik grubumuzun müfredat araştırması ve öz raporlamanın bir birleşimi aracılığıyla, dünya genelinde önemli sayıda ekonomi derecesinin, esas olarak neoklasik bir çerçeveyi öğrettiği açıktır. Bu diplomaların, diğer düşünce okulları ve diğer disiplinlerle eleştirel katılım şartı neredeyse hiç yoktur (Earle, Moran ve Ward-Perkins, 2017).

Toplanan verileri müfredat değişimine duyulan ihtiyacı göstermek ve ekonomi derecelerinin geliştirilebileceği farklı yollar önermek için kullanıyoruz. Umudumuz, bu bulguların kriz dönemlerinde ihtiyaç duyduğumuz ekonomistleri yetiştirmeye kendini adayan, reformdan geçmiş bir ekonomi eğitiminin gelişimine katkıda bulunmasıdır.

Metodoloji

Rethinking Economics (RE), ekonomi derecelerinin öğrencileri karşı karşıya olduğumuz krizleri tanımlayan nesli anlamaya ne kadar iyi hazırladığını araştırmak için bir anket tasarladı ve yayınladı.

Ankette, öğrencilerin ve mezunların (“öğrenciler” olarak beyan edildi) ekonomik durumla ilgili on ifadeye katılıp katılmadığını ya da kararsız olduklarını soruldu. Dikkatli bir inceleme süreci boyunca katılımcılara bu ifadeleri (Ek 2’ye bakınız) çekinmeden cevaplayabilme imkânı sunmaya özen gösterdik. Verilen cevaplardan öğrencilerin ekonomi derecelerinin boyutlarından ne ölçüde memnun olduklarını veya başka şekillerde nasıl hissettiklerini nicel olarak görüntüleyebildik. Bu sonuçları esas olarak genel eğilimleri yakalamak için açıklayıcı istatistikler olarak sunuyoruz, aynı zamanda belirli özelliklerin belirli bir cevapla nasıl ilişkili olduğunu araştırmak için veriler üzerinde temel bir lojistik regresyon çalıştırıyoruz.

Ankette ayrıca öğrencilere, derslerine nelerin eklenmesini istedikleri ve en sevdikleri ekonomistler hakkında açık uçlu sorular da soruldu. Bu sorular, öğrencilerin derslerine nelerin eklenmesini istediklerini detaylıca anlatabilmelerine olanak sağladı.

Ekonomi öğrencileri ve mezunlarından oluşan geniş ve temsili bir örneklem tarafından görülüp doldurulması için anketimizi sürekli olarak tekrarladık. Rethinking Economic sosyal medya platformlarında paylaşmanın yanı sıra, üniversitelerin ekonomi bölümlerinden anketi paylaşmalarını istedik ve RE yankı odasından yeteri kadar uzaklaşabildiğimizden emin olmak için Facebook ve Twitter üzerinden ücretli reklamlar yaptık. Bunlar sayesinde 920 yanıta ulaştık. Anketimizi tamamlayan öğrenci ve mezunların %71,9’u RE veya ortak kuruluşlarımızdan herhangi biriyle ilişkisi yoktu ve hiç olmamıştı. Bu nedenle, elde ettiğimiz sonuçların genel ekonomi öğrencisi yapısının doğru bir yansıması olduğuna inanıyoruz.

Ayrıca, anketi Portekizce, İspanyolca ve İtalyancaya çevirerek İngilizce bilmeyen öğrencilerin de düşüncelerini öğrenebildik. Toplamda altı kıtadan 85 ülkeden öğrenci ve mezun anketi tamamladı. En çok katılım İngiliz, Amerikalı ve Hintli öğrenci ve üniversitelerden görüldü.

Üniversite eğitiminin her kademesinden önemli sayıda öğrenci ve mezun anketi tamamladı. Araştırmaya katılanların %49,7’si lisans düzeyinde, %36,2’si yüksek lisans seviyesinde ve %14,1’i de doktora düzeyinde öğrenim görmekte ve %80,0’den fazlası birincil konu olarak ekonomi öğrenmektedir. Katılımcıların %36,3’ü kadın, %61,9’u erkek ve %2’den azı hiçbiri olarak belirtti ya da belirtmemeyi tercih etti. Bu, ekonomide kadınların yeterli düzeyde temsil edilmediğini yansıtmaktadır. Küresel bir veri olmasa da, İngiltere’de kadın ekonomik lisans öğrencilerinin oranı, ABD ve Avustralya’da benzer bir tablo ile üçte birinden biraz fazladır (Crawford, C. Davies, N. M. ve Smith, S. 2018).

Ankete katılanların %42.1’i 2020’den önce, %19.1’i 2020’de mezun olmuş ve diğerleri (%38.9) en az önümüzdeki yıla kadar öğrenimini sürdüreceğini bekliyor. Katılımcılar Harvard, MIT, Stanford, LSE, Oxford ve Cambridge gibi dünyanın en üst düzey ekonomi bölümlerinin de aralarında bulunduğu çeşitli üniversitede eğitim görmüşlerdir. Katılımcıların %12,7’si Warwick Üniversitesi’nde eğitim görmektedir. Bu biraz aykırı bir durumdur ve muhtemelen departmanın anketi birkaç kez paylaşmasından kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla, sonuçlara ilişkin ön yargıyı azaltmak amacıyla, Warwick’te eğitim görmüş bir bireyin eğitim alıp almadığını gösteren bir kukla değişken tuzağı regresyonlara dahil edilmiştir. Her ne kadar ankette ekonomi öğrencileri ve mezunlarını hedef almış olsak da, hiç ekonomi eğitimi almamış olanların anketimizi doldurması için bir seçenek dahil ettik. Bu seçenek katılımcılara ekonomi ve ekonomistlerin rolü hakkındaki fikirlerini (kesinlikle katılıyorum, katılıyorum, kararsızım, katılmıyorum, kesinlikle katılmıyorum) belirtmelerine imkân sundu.

Halkın disipline bakış açıları hakkında bir fikir sunan bu anketi ekonomi okumayan 174 öğrenci veya mezun doldurdu. Örneklem büyüklüğünün daha küçük olması nedeniyle bu sonuçları bu raporda ayrıntılı olarak ele almadık ancak büyük çoğunluğun bir ifadeye katılıp katılmıyor olduğundan bahsettik. Anketimizi tamamlayan öğrenci ve mezunların %71,9’unun RE veya ortak kuruluşlarımızdan herhangi biriyle ilişkisi yoktur ve hiç olmamıştır.

 

Ekonomi ve Covid-19 Krizi:

Koronavirüs salgını, sosyal ve ekonomik hayatımızda radikal bir sarsıntıya neden oldu. Dünyanın dört bir yanındaki toplumlar yeni alışveriş, çalışma ve sosyalleşme biçimlerine hızla uyum sağlamak zorunda kaldı.

Pek çok ülkede vatandaşlar, panik satın alma ile tedarik zincirlerinin çökertilmesi nedeniyle temel ihtiyaç maddelerinde yaşanan sıkıntılarla karşı karşıya kaldı. Bazı ülkelerde yetkililer, vatandaşların temel gıda maddelerine olan erişimini bile sürdürebilmesini sağlamak için duruma müdahale etmek zorunda kaldı. İşletmeler ve vatandaşlar, eylemde bulunan hükümetlerin yanı sıra başkalarının refahı için sorumluluk üstlendi; dükkânlar, en çok ihtiyaç sahibi insanların mağazalara erişebilmelerini sağlamak için acil durum tedbirleri uygularken, karşılıklı yardım grupları topluluklarındaki savunmasız üyeleri desteklemeye gönüllü üyelerle hızla bir araya geldiler.

K”Econ 101” bize malların fiyat mekanizmasına göre tahsis edildiğini öğretir (Mankiw & Taylor, 2017: Bölüm 3), piyasada daha az tuvalet kâğıdı olması durumunda, yeterli sayıda insan tuvalet kâğıdı “talep etmeyi” bırakana kadar fiyat yükselir. Kıtlık arttıkça, dengeye ulaşana kadar giderek daha fazla insan normal piyasa fiyatlarından daha fazla ödemek zorunda bırakılıyor. Tuvalet kâğıdı veya sabun gibi temel ihtiyaçlar söz konusuyken, özellikle küresel bir sağlık krizinin ortasında vatandaşların “normal piyasa fiyatının çok üstünde fiyatlandırılması” son derece problemli bir durumdur. Hızla yükselen fiyatların sonuçları, arz-talep modeli sınırlarının çok ötesinde hissediliyor ancak bu olgunun ahlakı sınıflarımızda tartışılmıyor.

Ekonomi
www.rethinkeconomics.org’dan alınmıştır.

Karşılıklı yardımların ortaya çıkması ve işletmelerin ve hükümetlerin müdahalelerinin gösterdiği gibi, kaynakların tahsis edilebileceği başka yollar da vardır. Ankete katılanların %76,9’u fiyat mekanizmasının kriz sırasında kaynak tahsisinde en iyi yol olduğunu düşünmese de, ekonomistlere herhangi bir alternatif öğretildiği söylenemez. %42,5’lik bir kesim derecelerinin kendilerine krizde getirilen politika önlemlerini öğretmediğini belirtti. İzin planları gibi radikal politika müdahalelerinin neoklasik ders kitaplarında yer almadığı gibi, karşılıklı yardım grupları ya da büyük işletmelerin, örneğin temel ürünlere sürekli erişim sağlamak için onaylama politikaları getiren özgecil davranışları da tutmuyor. Şu anda karşı karşıya olduğumuz felaket küresel durgunlukta çözüm için kendilerinden yardım istenilen ekonomistler görüyoruz, bu nedenle, salgın sırasında hayati önem taşıdığı kanıtlanan alışılmadık politikaları kapsayan ekonomi derslerinin hazırlanması çok önemli.

Daha önce “düşük maaşlı” veya “düşük vasıflı” olarak nitelenen çalışanlar, medya tarafından “esas” veya “kilit” çalışanlar olarak tanımlanmaya başladı. Ana akım ekonomide öğretilen Rekabetçi İş gücü Piyasası modeli (Mankiw & Taylor, 2017: Bölüm 17), ücretlerin iş gücü ve bireysel işçilerin marjinal üretkenliğine yönelik arz ve talep tarafından belirlendiğini ileri sürmektedir. Derslerin hepsi teori ve soyut sorun setlerine çok sık dayandığından, gerçekte ücret seviyelerinin işçiler ve işverenler arasındaki güç ilişkilerinden veya belirli grupların sistemik baskısından nasıl etkilenebileceği konusunda tartışılacak bir alan yoktur. Verileri inceleyip teori ve politikaların gerçek dünya olaylarıyla ne kadar başarılı şekilde eşleştiğini karşılaştırmak, derslerde daha fazla görmemiz gereken bir faaliyettir.

Ekonominin değersiz bir bilim olarak sunulması, öğrencileri değerler ve ücretler arasındaki ilişkiyi sorgulamaktan, ücretlerin nasıl belirlenmesi gerektiği, toplumda değeri nasıl belirlediğimiz ve ücretlerin hak ettiğimiz seviyelerde olup olmadığı konusunda önemli sorular sormaktan vazgeçirmektedir. Ankete katılan öğrenci ve mezunların %44,0’ı, doktora düzeyindekilerin %39,2’si de dahil olmak üzere, derslerinin kendilerine toplumun işçilere verdiği değer ve maaşları arasındaki bağlantıyı öğrettiğine katılmıyor. Bu arada ankete katılan ekonomi öğrencisi olmayanların sadece %7’si temel işçi ücretlerinin topluma katkılarını yansıttığı konusunda hemfikir. Bu konumun tartışılmaması, ana akım marjinal üretkenlik teorisinin aksine, öğrencilere konuyla ilgili tek boyutlu bir anlayış bırakıyor.

Kampanya yaptığımız eğitim, ücretlerin marjinal üretkenliği yansıtması gerektiği görüşünün açıkça sorgulanıp tartışıldığı, ücretlerin topluma bir katkıyı veya bireysel işçilerin becerilerini yansıtması gerektiği görüşünün yayınlanması ve incelenmesi için eşit bir fırsat verildiği bir eğitimdir.

 

”Ankete katılan öğrencilerin sadece %8,5’i ekonomistlerin önerilerinin siyasi ön yargılardan uzak olduğuna katılıyor.”

 

Ekonomi
www.rethinkeconomics.org’dan alınmıştır.

Bunun gerçekleşmesi için disiplinin, siyasi ön yargının ekonomistlerin politika önerilerindeki rolünü tanıması gerekir. Ankete katılan öğrencilerin sadece %8,5’i ekonomistlerin önerilerinin siyasi ön yargıdan uzak olduğuna katılırken, ana akım ekonomistlerin belge ve önerileri nadiren, eğer varsa, doğuştan gelen ön yargıları hakkında açık ve şeffaf bir şekilde sunuluyor.

Ekonomistlerin siyasi ön yargıları öğrenciler ve mezunlar tarafından geniş çapta kabul görmekte olup, ampirik olarak gösterilmiştir (Javdani ve Chang, 2019). Bir ekonomistin değerleri ve inançları sadece hedeflerini değil bunları başarmak için kullandıkları yöntemleri de şekillendirir, bu durum eğitimde göz ardı edilmeye devam etmektedir.

Bunun bir örneği Randomize Kontrol Çalışması (RCT) yönteminin öğretiminde görülebilir. RCT’ler son yıllarda önemli ölçüde daha yaygın hale gelmiştir ve 2019 yılında başlıca destekçileri olan Esther Duflo, Abhijit Banerjee ve Michael Kremer, İsveç Merkez Bankası tarafından Nobel Ekonomi Bilimleri Ödülü’ne layık görülmüşlerdir. Yöntem, farklı ekonomik iyileştirmelerin gerçek nedensel etkilerini bulduğunu iddia ediyor (aşı, malzeme öğretmeni veya nakit transferi gibi) fakat RCT’lerin sihirli bir değnek olmadığını ve aslında metodolojik, etik ve teorik sorunları olduğunu öne süren, giderek büyüyen bir araştırma var (Deaton ve Cartright, 2018).

Son zamanlarda yayınlanan ve büyük tartışmalara yol açan bir makalede, RCT’lerden Nairobi’deki yoksul mahallelerde su ve kanalizasyon hizmetlerinin ödenmesinin birbiriyle olan bağlantısını kesmenin hükümete verilen siyasi desteğe olan etkisini izlemede kullanılmıştı. Dünya Bankası’ndan üst düzey araştırmacıların da aralarında bulunduğu yazarlar, nedensel iddiaların tedavinin kendisi yapılmasını sağlayan ön yargısız sonuçlar bulsalar dahi, dezavantajlı toplulukların su kaynakları ile olan bağlantılarını kesmek, büyük etik sorunlar ortaya çıkarmaktadır. Çalışmaların temel dayanağı, kabul edilebilir bir müdahaleyi neyin oluşturduğuna dair etik bir muhakemeye dayandığı için, sonuçlar, değersiz veya nötr değildir. İleriye gitmek; öğretimin göstermesi gereken şey budur.

Ekonomik söylemin araştırma ve politikada siyasi ön yargının rolünü kabul etmemesi, ekonomistlerin etik anlayışla ilgili zorlu soruları siyasi ekonomi yöntemleriyle engellemesine olanak sağlamaktadır. Bunun yerine, ekonomi dersleri öğrencileri sadece araştırma kalitesini ve dolayısıyla ekonomistlerin ürettiği politika önerilerini artıracak teorinin temel varsayımlarını eleştirel bir şekilde tartışma konusunda güçlendirmelidir.

Sistemik Ön Yargı ve Sosyal Dışlanma Krizi

Ekonomistler uzun zamandır, sistemik yanlışı kendi disiplinimiz içinde incelemeye ve bunun toplum içindeki belirli grupların baskı ve marjinalleşmesine olan katkısını inceleme konusunda isteksizdir. Son zamanlarda, özellikle Siyahların Yaşamları Değerlidir hareketi, ekonomistler ve ekonomi kurumları arasında, ırkçı kimliklere karşı ön yargıyı sürdürmedeki rolleri üzerine geniş çaplı bir hesaplaşmaya yol açtı. Anketimizden elde edilen sonuçlar böyle bir eğilimin varlığını doğruluyor ve öğrencilerin çoğunluğunun ekonomi derslerinde sistemik bir ön yargı olduğuna inandığını gösteriyor.

Böyle bir soru, kaçınılmaz olarak, katılımcıların dahi aktif şekilde farkında olmayabilecekleri bilinç dışı ön yargının varlığını tam olarak tespit edememektedir. Bununla birlikte, öğrencilerin %64,5’inin derslerinin sistematik olarak taraflı olduğuna inanması çok temel bir sıkıntının nedenidir.

Ekonomi
www.rethinkeconomics.org’dan alınmıştır.

Böyle bir tepki şüphesiz, kısmen, disiplin boyunca farklı grupların dışlanmasına gösterilen dikkatsizlikten kaynaklanır.

Çoğu “Ekonomi 101” dersinin (Earle, Cahal Moran ve Zach Ward-Perkins, 2017) temel taşı olan Mankiw’in en çok satan ders kitabının sadece 7 sayfası ayrımcılığa ayrılmışken, 1990 ve 2018 yılları arasında ilk beş ekonomi dergisinde, 7567 makalenin sadece 49’u (%0.65) ayrımcılığı açıkça ele aldı (Bohren ve ark., 2020). Belki daha da çarpıcı bir şekilde, 500 akademik ekonomistle yapılan yakın tarihli bir ankette, ana akım ekonomi bölümlerinde bulunanların sadece %38’inin ırksallaştırılmış eşitsizliklerin anlaşılmasına olanak tanıyan ve/veya ekonomik sonuçları şekillendirmede Avrupa sömürgeciliğinin rolünü tanımlayan dersler verdiğini iddia ettikleri ortaya kondu. Öte yandan çoğulcu ya da heterodoks bölümlerdeki ekonomistlerin %87’si, ve diğer bölümlerdeki ekonomistlerin %84’ü (“diğer” ifadesi, geliştirme çalışmaları, siyasi ekonomi, siyaset ve disiplinler arası bölümleri kapsamaktadır) ırksal eşitsizlikler ve sömürgeciliğin bu şekilde anlaşılmasına izin verdiğini iddia etmiştir (Kvangraven ve Kesar, 2020).

Ayrımcılığın ekonomi derslerinden çıkarılması, söz konusu marjinal grupların devamlı olarak yetersiz temsil edilmesiyle desteklenmektedir. Ankete katılanların %45,9’u farklı etnik ve coğrafi kökenlerden gelen erkek ve kadın ekonomistler olduğunu gördüklerine katılmıyorken yalnızca %39.9’u katılıyor.

Bu yetersiz temsil, bir sır değil. ABD’de kırktan fazla ekonomi programında birinci sınıf doktora öğrencilerinin %30’unu kadınların oluşturuyor olmasına rağmen, ekonomist Caroline Krafft’ın araştırmasının da açıkça vurguladığı gibi, ilk beş akademik dergide yayınlanan makalelerin sadece %17’sinde kadın yazar var. Ekonomi mesleğinin, hem genel nüfusa hem de diğer akademik disiplinlere kıyasla, tarihi açıdan yetersiz temsil edilen ırksal ve etnik azınlık gruplarının orantısız şekilde az sayıda üyesi vardır (Bayer ve Rouse, 2016). Sanki bahsi geçen dışlama yetmezmiş gibi, engelleri aşan ve bunu, konu liderliğindeki eski Fed ekonomisti Claudia Sahm’in üst kademelerine yerleştirecek olan öğrencilerin ve mezunların yüz kızartıcı muamelesi, markanın ekonomisine utanç verici bir şekilde yansıdı. Tacizin yaygın olduğu ve cezasız kaldığı bu toksik kültürde Harvard Üniversitesi’nde görev yapan ekonomistlerin diğer öğrencilere göre anlamlı bir şekilde daha depresif ve endişeli olması şaşırtıcı olmamalıdır; Amerikan Ekonomik Birliği tarafından yapılan bir araştırmada 44 yaşın altındaki ekonomistlerin sadece %31’inin disiplin içinde kendilerine değer verildiğini hissetmesi sonucu da şaşırtıcı olmamalıdır.

Ekonomi
www.rethinkeconomics.org’dan alınmıştır.

Disiplin içinde yetersiz temsil ve marjinalleşme önemlidir. Kadın olarak tanımlanan anket katılımcılarının, derslerinin cinsiyet çizgisine göre ön yargılı olma ihtimalini %83,9 oranında daha yüksek bulmaktadır (bu Lojistik Regresyon hakkında bilgi için Ek 3’e bakınız). Zengin ve beyaz erkeklerin, standart olarak alınan ve teori ve modellerine işlenen deneyimleri nedeniyle, ekonomik düşünce ve politikalardaki doğal ön yargıların farkına varma olasılıklarının çok daha düşük olması şaşırtıcı değildir. Aynı şekilde, cinsiyetler arasındaki maaş farkından etkilenen kadınların, iş gücünün, işverenlerin ön yargılarının veya mevcut doğum desteğinin yokluğunun değil, üretkenliklerinin bir yansıması olduğunu söyleyen bir teoride doğadaki ön yargıları tanımlamaları daha muhtemeldir.

Günümüzde, zevkine yapılan ayrımcılık (Becker, 2010) ve istatistiksel ayrımcılık (Arrow, 1998), genel ekonomide ayrımcılığa dair iki baskın bakış açısıdır. Her iki perspektif de ağırlıklı olarak bireylerin bilinçli kararlarına odaklanmaktadır. Bununla birlikte, Harvard Üniversitesi Sosyoloji Profesörü Mario Small’un da belirttiği gibi, bu durum, tablonun iki önemli parçası olan örtük ön yargıyı ve kurumsal ayrımcılığı tartışmak için derslere pek bir alan bırakmıyor. Eğer ana akım ekonomistler çerçevelerini diğer sosyal bilimlerden elde edilen iç görüleri de içerecek şekilde genişletselerdi, tek pazardaki aktörlerin hatalı karar vermelerinden ziyade, ırk, cinsiyet veya sınıf temelli ayrımcılığı, ekonomilerimizin ve kurumlarımızın nasıl işlediğinin temel bir parçası olarak kabul etmek konusunda daha iyi donanımlı olurlardı. Howard Üniversitesi Ekonomi Bölümü eski Başkanı William Spriggs’in yakın tarihli bir açık mektubunda ekonomi dalındaki marjinal analiz ve politikalarla sistemik sorunları çözmeye çalışmayı bırakması için tembihleniyor ve disiplini diğer sosyal bilimlere katılmaya ve yarışı sosyal bir yapı olarak tanımaya teşvik ediliyor.

“Piyasaların ayrımcılığa karşı doğal bir çözüm içerdiğini” tereddütsüz iddia etmek yerine (Mankiw, 2008: 409) ekonomi dereceleri, ayrımcılığın neden ve nasıl devam ettiğine dair daha eksiksiz ve disiplinler arası bir anlayış formüle etmek için katmanlandırma ve feminist ekonomi gibi farklı düşünce okullarından alınmış edebiyattan yararlanmalıdır. Nitekim anketimizden elde edilen sonuçlar da bu tür kapsamlı bir yaklaşım için öğrencilerden muazzam bir destek göreceğini gösteriyor.

“Kadın olarak tanımlanan anket katılımcılarının, derslerinin cinsiyet çizgisine göre ön yargılı olma ihtimalini %83,9 oranında daha yüksek bulmaktadır.”

Ankete katılan öğrenci ve mezunların %89,2’si ekonomistlerin diğer sosyal bilimlerle daha fazla etkileşim kurmaları halinde krizlere daha iyi yanıt vereceklerine katılıyor veya kesinlikle katılıyor. Sosyoloji, antropoloji, psikoloji, siyaset ve tarih, çok sayıda yöntem ve araç kullanarak ayrımcılığı ve sistemik baskıyı inceleme geleneğine sahip. Daha önce de bahsettiğimiz gibi bu yaklaşım, ekonomistlerin sosyal bağlamdan bağımsız olarak “evrensel yasaları” uygulamaya yönelik geleneksel açıklamalarıyla taban tabana zıttır. Bu yasaların evrenselliğini meşrulaştırmak için, ana akım ekonomistler, bireyleri “homo-economicus (iktisadi insan)” seviyesine indirdiler. Bu da, sınırsız sayıda rasyonel karar alma yeteneğine sahip, atomist bir birey olmakla birlikte, tek endişesi faydasını maksimize etmektir. Bu insanlık modeli, diğer sosyal bilimlerden alınan tüm kanıtlarla çelişse de, dünya genelindeki üniversitelerde öğretilen ana akım ekonomi teorisinin temeli olmaya devam etmektedir. Ekonomistler, kolaylık sağlamak için, insan olmanın ne olduğuna dair daha gerçek bir anlayış geliştirmek istiyorlarsa, tamamen ayrıştırılmış basitleştirmeye (Henrich, J ve ark. 2001) güvenmek yerine bireyin daha bütünsel bir resmini ortaya koymalıdır. Bu yalnızca daha sadık bir güvenilirlik değildir; aynı zamanda böyle bir eğilim hem ayrımcılığa dair disiplinleri hem de bu disiplinin analizinin kullanılabilirliğini iyileştirecektir.

 

“Ekonomistler diğer sosyal bilimlerle daha fazla etkileşim kurarlarsa krizlere daha iyi yanıt verirler.”

 

Ekonomi
www.rethinkeconomics.org’dan alınmıştır.

Ekonomi ve Çevre Krizi

Dünya genelinde bir haftalık iklim grevlerinin, devam eden çevresel tahribatı protesto etmek için 7.6 milyondan fazla insanın sokaklara dökülmesinden bu yana, çok uzun bir süre de olsa, bir yıldan biraz fazla bir süre geçti. Son 12 ayda, benzeri görülmemiş yangınlar Brezilya, Avustralya ve Amerika Birleşik Devletleri’nin Batı Kıyısını süpürdü; rekor kıran seller Bangladeş’in üçte birini su altında bıraktı ve Grönland’ın buz tabakası geri dönüşü olmayan bir şekilde eridi (King, Howat, Candela, Noh ve ark. 2020). En sıcak on yılın dokuzu 2005’ten bu yana gerçekleşti (NOAA, 2020) ve yakın tarihli bir WWF raporu 1970 yılından bu yana %68’lik bir düşüş gösteren gezegendeki vahşi yaşam nüfuslarında insan kaynaklı çevresel yıkımın ne kadar yıkıcı olduğunu gösterdi (WWF, 2020).

Durum, giderek daha ciddi hale geliyor ve en az sorumlu olanlara yük olmanın etkisiyle daha orantısız hale geliyor (Oxfam, 2020).  Ekonomiler küresel ısınmanın etkilerini azaltmak için altyapılarını dönüştürmeye çalışırken, ekonomistler bu dönüşümün yönlendirilmesinde merkezi bir rol üstlendiler. Araştırmamızın sonuçları, her geçen gün artan ivediliğe rağmen, ekonomi öğretiminin, mezunların iklim değişikliğinin etkilerini anlamalarına yardımcı olmayı henüz tam anlamıyla başaramadığına işaret ediyor.

Ekonomi
www.rethinkeconomics.org’dan alınmıştır.

 

“Ekonomi sınıfı öğrencilerinin ve mezunlarının %42,3’ü ‘Ekonomi Dersimde ekonominin çevreye nasıl bağlı olduğunu öğrendim.’ ifadesine katılmıyor.”

 

Bu sonuç, lisans öğrencilerinin %42,2’si, yüksek lisans öğrencilerinin %43,0’ü ve doktora öğrencilerinin %40,8’inin ekonomi derslerinin ekonomi ve çevre arasındaki bağlantılara hiç değinmediğini düşündüklerini gösteriyor. Ekonomi öğrencileri, derslerindeki örnekler ve teoriler ekonomi ile çevrenin birbirinden tamamen bağımsız olduğunu dayatırken nasıl su döngüsündeki değişikliklerin sebep olduğu deniz biyoçeşitlilik kaybına veya tarımdan sağlanan kazancın azalmasına odaklanabilir ki?

Bazı ekonomistlerin teorik modelleri ile gerçeklik arasındaki uçsuz bucaksız uçurum giderek daha belirgin hale geldi. Örneğin, 2018 Nobel Ekonomi Ödülü sahibi William Nordhaus küresel ısınmayı uzun vadede daha sıcak bir gezegenin maliyetleriyle dengeleyen matematiksel “DICE modelini” kullanarak küresel ısınmanın 4 derecelik düzeyini optimal olarak hesaplamıştır.

4 derece. bilim insanlarının medeniyetlerin yıkılmasına yol açacağını söyledikleri bir sıcaklık artışı (Moses, 2020). Nordhaus’un görünürde saçma olan “optimize edilmiş” politika önerisinin yaygın şekilde kabul görmesi, disiplinlerin çevreyi, ekonomi hakkındaki öğretilerine uygun bir şekilde entegre etmemeleri ile pekiştirilmiştir. Mezunların Nordhaus gibi ekonomistlerin hatalarından ders alıp daha anlamlı tahminler ve öneriler yapabilmeleri için ekonomi derslerinde ekonomilerin ve çevrelerin ayrılmaz bir şekilde birbirine bağlı olduğunun kabul edilmesi son derece önemlidir.

Ayrıca, ekonomilerimizi dönüştürecek ve iklim hedeflerimize ulaşacaksak iklim değişikliği, ekonomistlerin göz ardı edemeyeceği, vazgeçilmez uzmanlığa ve bilgiye sahip olduğu bir başka alandır. Nordhaus’un en büyük hatalarından biri, sıcaklık artışının olası maliyeti konusunda ekonomistlerin tahminlerine daha çok güvenmesiydi, ki ekonomistlerin tahminleri çevrebilimcilerinkine kıyasla çok daha ölçülüydü (Keen, 2020). Ekonomi, iklim krizine çözüm arayışında yardımcı olmak için uzmanlarla işbirliği yapmaya çalışmalıdır. Bunun yanında, öğrencilere gelecekte derslerine hangi başlıkların, temaların veya metodolojilerin eklenmesini istedikleri sorulduğunda, artan çevresel ve ekolojik içerik en yaygın isteklerden biriydi.

Öğrencilerin ve mezunların tüm ekonomik faaliyetler açısından çevrenin merkeziliğini gözeten dersler geliştirme taleplerini karşılamak, ekonomi bölümlerinin görevidir. Bunun için, öğrencilerin iklim kriziyle başa çıkabilmek için ihtiyaç duydukları bütünsel ekonomi eğitimini alabilmeleri amacıyla ekonomi bölümlerinin farklı düşünce okulları ve disiplinlerden bilgi birikimini bir araya getirmesi hayati önem taşımaktadır.

Ekonomi eğitiminizde daha çok neyi görmek istersiniz?

Sonuç

Bugün ekonomi alanında eğitim gören pek çok öğrenci için, Küresel Mali Kriz “hayatta bir kez yaşanan” cinste ilk krizdi. Şu anda ikinci bir “hayatta bir kez” krizinin ortasındayız ve bu arada sürekli eşitsiz toplumlarda sürdürülebilir olmayan ve geri döndürülemez çevresel bozulma yolunda ilerlemeye devam ediyoruz.

Sonuçlarımız açıkça gösteriyor ki, öğrencilere göre bu krizler kendi eğitimleri bağlamında doğru öğretilmiyor ve anlaşılmıyor. GFC’nin yavaş da olsa hızlandırdığı bu güzel müfredat değişikliği, yarının ekonomistlerinin, toplumların karşı karşıya olduğu krizlerle başa çıkabilecek şekilde hazırlıklı olmaları için çok daha hızlı bir tempoda devam etmelidir.

Bu, disiplinin kendisini gerçek dünyaya daha iyi uygulamasını, ön yargılar hakkında dürüst olmasını ve kendi ekonomistlerine çok bağlı bir dünya için mezunlarını daha iyi donatabilmek için diğer düşünce alanlarından ve okullarından öğrenmesini gerektirecektir.

Daha iyi bir ekonominin kampanyasını yapmak için bize katılın:

Faydalı kaynakları keşfetmek, etkileşimli etkinliklere katılmak ve çoğulcu, realist ve bağımsızlığını kazanmış bir ekonomi için kampanyalar düzenlemeye yardımcı olmak için Rethinking Economics ağının üyesi olun.

  • Zenginleştir ve Bağımsızlaştır eylem çemberi, sömürgeciliğin kalıcı etkilerini daha doğru bir şekilde gösteren ve daha çeşitli, temsili bir ses bolluğunu tanıyan ve platformlayan bir ekonomi disiplini için kampanyalar düzenlemelidir.
  • Müfredat Araştırması eylem dairesi, nasıl geliştirilebileceklerine dair uygulanabilir iç görüler sunmak için dünyanın çeşitli üniversitelerindeki ekonomi müfredatlarını özellikle araştırır.
  • İklim bilimini ciddiye alan bir ekonomi için Gelecek İçin Ekonomistler kampanyası, yakın tarihte bir rapor yayınlayarak reform çağrısında bulunan bir açık mektup yayınladı.

İster öğrenci ister uygulamacı veya öğretmen olun, sizi dinlemek istiyoruz. Nasıl katılabileceğiniz hakkında daha fazla bilgi için lütfen [email protected] adresine başvurun.

 

Kaynakça

Allgood, S., Badgett, L., Bayer, A., Bertrand, M., Black, S.E., Bloom, N. and Cook, L.D., 2019. AEA Professional Climate Survey: Final Report.

Arrow, K.J., 1998. What has economics to say about racial discrimination?. Journal of economic perspectives, 12(2), pp.91-100.

Bayer, A. and Rouse, C.E., 2016. Diversity in the economics profession: A new attack on an old problem. Journal of Economic Perspectives, 30(4), pp.221-42.

Becker, G.S., 2010. The economics of discrimination. University of Chicago press.

Bohren, J.A., Haggag, K., Imas, A. and Pope, D.G., 2020. Inaccurate Statistical Discrimination: An Identification Problem.

Chopra, A. and Cooper, A, M. Large Percentage of Economics Ph.D. Students Report Depression, Anxiety Symptoms. https://www.thecrimson.com/article/2018/4/26/econ-grads- peer-support-network/ Accessed 02/10/2020

Cooney, R. 2020. Mutual aid groups have had a ‘bigger impact than government-backed volunteering schemes’ Third Sector. First Accessed 01/10/2020.

Coville, A., Galiani, S., Gertler, P. and Yoshida, S., 2020. Enforcing Payment for Water and Sanitation Services in Nairobi’s Slums (No. w27569). National Bureau of Economic Research.

Crawford, C. Davies, N.M. and Smith, S., 2018. Why do so few women study economics? Evidence from England. Royal Economic Society.

Deaton, A. and Cartwright, N., 2018. Understanding and misunderstanding randomized controlled trials. Social Science & Medicine, 210, pp.2-21.

Earle, J., Cahal Moran and Zach Ward-Perkins (2017). The econocracy : The perils of leaving economics to the experts. Manchester Manchester University Press.

Henrich, J., Boyd, R., Bowles, S., Camerer, C., Fehr, E., Gintis, H. and McElreath, R., 2001. In search of homo economicus: behavioral experiments in 15 small-scale societies. American Economic Review, 91(2), pp.73-78.

https://www.bbc.co.uk/news/world-europe-52707551

Javdani, M. and Chang, H.J., 2019. Who said or what said? Estimating ideological bias in views among economists.

Keen, S., 2020. The appallingly bad neoclassical economics of climate change. Globalizations, pp.1-29.

King, M.D., Howat, I.M., Candela, S.G., Noh, M.J., Jeong, S., Noël, B.P., van den Broeke, M.R., Wouters, B. and Negrete, A., 2020. Dynamic ice loss from the Greenland Ice Sheet driven by sustained glacier retreat. Communications Earth & Environment, 1(1), pp.1-7.

Kvangraven, I. H. and Kesar, S. 2020. Why do economists have trouble understanding racialized inequalities? Institute for New Economic Thinking. Accessed 24/09/2020.

Mankiw, N. G., & Taylor, M. P. (2017). Economics.

Mankiw, N. Gregory. 2008. Principles of Economics, 6th ed. Mason, OH: South-Western Sengage Learning

Moses, A. (2020). ‘Collapse of civilisation is the most likely outcome’: top climate scientists. Voice of Action. Melbourne, Australia.

NOAA, 2019. 2019 was 2nd hottest year on record for Earth say NOAA, NASA. Accessed 25/09/2020.

Nordhaus, W. (2018). Nobel lecture in economic sciences. Climate change: The ultimate challenge for economics. https://www.nobelprize.org/uploads/2018/10/nordhaus-slides.pdf

OECD, (2020). Beyond Growth: Towards a New Economic Approach, New Approaches to Economic Challenges, OECD Publishing, Paris, https://doi.org/10.1787/33a25ba3-en

Oxfam, 2020. Confronting Carbon Inequality: Putting climate justice at the heart of the COVID-19 recovery. Accessed 27/09/2020.

Schellnhuber, H.J. and William, H., 2012. Turn Down the Heat: Why a 4 C Warmer World Must be Avoided. A Report for the World Bank by the Potsdam Institute for Climate Impact Research and Climate Analytics. International Bank for Reconstruction and Development.

Skidelsky, R (2020). What’s Wrong with Economics? A Primer for the Perplexed

Small, M. 2020. Rethinking Racial Discrimination. American Economic Association. https:// www.aeaweb.org/research/economics-racial-discrimination-mario-small.Accessed 30/08/2020.

WWF, 2020. Living Planet Report. https://livingplanet.panda.org/en-gb/

 

Ekler:

Ek 1

“Bu kriz ekonominin nasıl öğretileceği konusunda bir dönüm noktası olmalıdır.”

Ekonomi
www.rethinkeconomics.org’dan alınmıştır.

Ek 2

Ekonomi
www.rethinkeconomics.org’dan alınmıştır.

Ek 3

Topladığımız veriler, katılımcıların cinsiyeti ile rotalarında cinsiyet yanlılığı tespit edip etmedikleri arasındaki korelasyonu görmek için temel bir logit regresyonu belirlememize olanak sağlamıştır.

“Zi”nin dahil edebildiğimiz kontrol değişkenlerini temsil ettiği aşağıda görülen spesifikasyonu kullandık. Bu kontroller şunlardır: Cevap veren kişinin o sırada öğrenci olup olmadığının ispatı (bir paravan olarak); Katılımcıların yaşına göre kategorik bir değişken; Rethinking Economics ile ilişkili olup olmadıklarına dair sahte bir değişken; Yüksek öğrenim görmüş mezunlar ve doktoralar için hazırlanan bir kukla; Katılımcının Warwick’te eğitim görüp görmediği ve nihayet katılımcının yaşadığı ülke için kategorik bir değişken olarak eğitilip incelemediği taktiğidir.

Cinsiyet yanlılığı = β + β Kadın + βZ +ϵ [2]

Bu logit regresyonu incelendiğinde, kadın olarak tanımlanan katılımcıların, yüzde 1’lik önem düzeyinde istatistiksel olarak anlamlı olan korelasyonu, diğer erkek veya söylememeyi tercih eden erkek katılımcılara kıyasla, kendi rotalarında cinsiyet eşitliğini tespit etme ihtimallerinin yüzde 83,9*** daha yüksek olduğu görüldü. Bu, katsayıların marjinal etki olarak raporlandığı aşağıdaki Tablo 1’de görülebilir. Aynı zamanda, kontrol olmadan taban regresyonun sonuçları da bu tabloya dahil edilmiştir.

 

Tablo 1: Cinsiyet ve Cinsiyet Yanlılığının Belirlenmesi

Ekonomi
www.rethinkeconomics.org’dan alınmıştır.

Lütfen örneklem büyüklüğünün azalma sebebinin RE üyeliği ile ilgili sorunun katılımcılar arasından 839 kişi tarafından cevaplanmasından kaynaklandığını unutmayın.

Ek 4

The Econocracy: The Perils of Leaving Economics to the Experts (Joe Earle, Cahal Moran and Zach Ward-Perkins) kitabından alındığı gibi, Neoklasik Ekonominin üç ucu şunlardır:

Bireycilik: Neoklasik kuram, bireysel ajanların davranışlarına odaklanır; “ajan” bir tür ekonomik karar belirleyici olarak tanımlanır. Bu ajanlar arasında, ne satın alacağına karar vermesi gereken tüketiciler gibi ajanlar yer alıyor; ancak, şirketlerin üretim kararlarını ve hatta hükümetlerin siyasi kararlarını bireysel kararlar olarak modellemeyi de içeriyor. Dolayısıyla neoklasik ekonomi, dünyaya karşı atomist bir bakış açısına sahiptir ve bireylerin verdiği kararlarla, ekonomiyi bir bütün olarak anlamaya çalışır.

 

Optimizasyon: Bu ajanlar davranışlarındaki açık hedefleri optimize etmeye çalışırlar. Optimizasyonun tanımı “bir kaynak durumunu en iyi ya da en etkin şekilde kullanmaktır.” Tüketici, sahip olduğu parayı en çok istediği malı almak için kullanmak isteyebilir. Bir firma mevcut malzemeler ve sahip olduğu teknolojik imkanlar göz önüne alındığında en yüksek kârı elde etmek isteyebilir. Temsilcilerin hedefleri çok çeşitli olabilir ve hatta yanlış karar verme sorunu yaşayabilirler ama neoklasik ekonomi temsilcileri bir hedefi neredeyse her zaman optimize eder.

 

Denge: Her bir ajanın kararları, denge durumuna geçmelidir. Acenteler, ne üretecekleri, alacakları ve satacakları hakkında kararlar verirler ve bu kararlar doğru olduğu takdirde hiçbir temsilcinin davranışlarını değiştirmeye yönelik bir teşviki olmayacaktır. Ajanlar, kendi kişisel yargılarına göre, kendileri için en iyi sonucu elde edene ve herhangi birinin davranışını değiştirmesi için bir neden kalmayana kadar davranışlarını düzenlemektedirler. Sonuç istikrarlı bir dengedir.

Yazarlar Hakkında

Ekonomi
www.rethinkeconomics.org’dan alınmıştır.

Oliver Hanney

Oliver Hanney, Warwick Üniversitesi’nde ekonomi lisansında son sınıf öğrencisidir. Pompeu Fabra Üniversitesi Ekonomi Bölümünde Araştırma Asistanı olarak çalışırken, aynı zamanda hem araştırma ekibinin bir parçası olarak Rethinking Economics kuruluşuyla yoğun olarak ilişki kurmuş ve yeni bir RE webinar serisinin düzenlenmesine yardımcı olmuştur.

 

Ekonomi
www.rethinkeconomics.org’dan alınmıştır.

Catriona Watson, Rethinking Economics Eş Direktörüdür. Manchester Üniversitesi Kriz Sonrası Ekonomi Topluluğu’nun kurucu üyesi olan Sarah, kuruluşundan bu yana ekonomide çoğulculuk hareketine katılmıştır. “Rethinking Economics: Çoğulculuğa Giriş” adlı kitabın editörlüğünü yaptı ve şimdi öğrenci hareketini büyütmek ve dünyanın her yerinde ekonomik eğitimde reform yapma kampanyalarını desteklemek için çalışıyor.

 

Ekonomi
www.rethinkeconomics.org’dan alınmıştır.

Bandile Ngidi

Bandile Ngidi, IEJ’de Rethinking Economics Projesi Koordinatörü olarak görev yapmaktadır. Bandile, daha önce Ulusal Asgari Ücret Araştırmaları Girişimi’nde ve Oxfam Güney Afrika’da çalışmıştır.  Gelişim Teorisi ve Politikası alanında yüksek lisans derecesini Almanya’da tamamlamıştır. Ağustos 2018’de IEJ’ye katıldı. Bandile, IEJ’nin Rethinking Economics projelerinin bir parçası olarak, Afrika için Rethinking Economics hareketini (öğrenciler, akademisyenler ve daha geniş sivil toplum) desteklemektedir. Hareket, ekonomik çoğulculuğu ve alternatif ekonomik söylem ve ekonomi politikasını desteklemektedir. Proje aynı zamanda Güney Afrika’daki emek ve sivil toplum arasında ekonomik okuryazarlık çalışmaları yapıyor.