Ana Sayfa / Yazılarımız / Ekonomi / Ekonomide 1 Trilyonluk Durgunluk

Ekonomide 1 Trilyonluk Durgunluk

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 3. çeyrek büyüme rakamlarını açıkladı. Öncelikle, büyüme rakamlarını geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre yıllık bazda ele alalım ve yıllık değişimi ortaya koyalım. Sonrasında ise çeyreklik bazda değişimi irdeleyelim ve ekonomik aktivitenin trendini anlamaya çalışalım.

Türkiye ekonomisi, 2018 yılının Temmuz-Ağustos-Eylül aylarını kapsayan 3. çeyreğinde geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre reel olarak %1,56 oranında büyüdü. İlk olarak Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH)’ya üretim tarafından bakalım. TÜİK, büyüme verisini yayımladığı haber bülteninde en önemli 4 sektördeki gelişmeleri paylaşıyor. Buna göre, tarım sektörünün %1, sanayi sektörünün %0,3, ticaret, ulaştırma, konaklama ve yiyecek hizmeti faaliyetlerinin toplamından oluşan hizmetler sektörünün %4,5 büyüdüğünü görüyoruz. İnşaat sektörü ise %5,3 daralmış durumda. Bunun yanında, diğer sektörlerin büyüme oranları ve GSYH’deki payları Tablo 1’de görülmekte. Bu sayede sektörlerin toplam büyümeye olan katkılarını daha iyi anlayabiliriz.[1]

büyüme oranları

Büyümenin ticaret, ulaştırma, konaklama ve yiyecek hizmeti faaliyetlerinin toplamından oluşan hizmetler sektöründen geldiği açık. GSYH içerisinde %24 paya sahip ve %4,5 büyüme sergilemiş durumda. En çok büyüme gösteren sektör, yeşil ile boyalı. Birazdan kamuya ayrıca değineceğiz ama GSYH içerisindeki payı çok yüksek olmasa da kamuya dair sektörlerin en yüksek büyümeye sahip olduğunu burada da görüyoruz.

Kırmızı ile gösterilen sektör ise en çok düşüş yaşanan alan. Bu noktada, en fazla ikinci daralma oranı gösteren inşaat sektörüne ise ayrı bir parantez açmamız gerekiyor. Çünkü Grafik 1’de 2002 sonrası GSYH’deki payının değişimini gösterilen inşaat, uzun yıllardır ekonomin lokomotif sektörlerinden biri konumunda ve bu çeyrekte ciddi bir daralma görüyoruz.[2] Ancak daha da önemlisi, bu düşüş inşaat için yeni değil. İnşaat sektörü, toplam büyümenin %5,3 olduğu 2. çeyrekte de sadece %1 büyüyebilmişti. Rakamlar inşaat sektöründe 2018’in başından itibaren bir geriye gidişin olduğunu ortaya koyuyor.

Grafik 1

inşaat sektörünün gsyh'deki payı

Kaynak: TÜİK

Sektörlerin performanslarının ötesinde makroekonomik dengeleri ise GSYH’ye harcama yöntemiyle baktığımızda daha iyi anlayabiliyoruz. 3. çeyrekte hanehalklarının tüketim harcamaları %1,1 kamunun tüketim harcamaları ise %7,5 arttı. Kamunun büyümeyi desteklemek adına sınırlarını zorladığını görüyoruz. Ancak kamu harcamalarının toplam GSYH’deki payı 3. çeyrek itibariyle %13,2. Hanehalkı tüketim harcamalarının payı ise %56 olduğu için kamunun toplam etkisi oldukça sınırlı kalıyor.[3]

Gelelim yatırımlara. Yatırımlar, yıllık bazda %3,8 oranında azaldı. Yatırımlar konusunda ilginç bir istatistik söz konusu. Türkiye’de yatırımlar en son 2009 yılı 4. çeyreğinde azalma gösterdi. Yani tam 35 çeyrek önce. Ancak yatırım kaleminin ayrıntılarına baktığımızda nedenini anlıyoruz. Yatırım deyince akla ilk makine ve teçhizatları gelmesine rağmen inşaat da yatırım olarak hesaplanıyor. 35 çeyrek sonra gelen daralma da uzun yıllardır iyi performans gösteren inşaattaki daralmanın etkisiyle olmuş durumda.

Aşağıdaki Grafik 2’de de görüldüğü gibi kırmızı renk ile gösterilen toplam yatırımlar 2017’nin ortalarından itibaren ivme kaybetmekle birlikte ilk defa bu çeyrekte sıfırın altına iniyor. Mavi renkli inşaatın performansının da toplam yatırımlara eşlik ettiğini görüyoruz. Yatırımların diğer alt kalemi olan makine ve teçhizat kalemi ise maalesef geçtiğimiz çeyreklerde de birçok kere daralma yaşadı.

Zaten, makine ve teçhizatın bu görüntüsü, sadece bu çeyrek verileri üzerinden değil daha geniş bir perspektiften de bakıldığında en çok dikkat edilmesi gereken konuların başında geliyor. Çünkü makine yatırımları ekonominin üretim potansiyeli ve geleceği hakkında fikir veriyor. Bu alanda yakalanan bir istikrar sürdürülebilir bir büyüme patikasının da habercisi konumunda. Ancak maalesef özellikle belirsizliklerin artış gösterdiği 2013 sonrası bu parametrede ciddi bir oynaklık, son zamanlarda ise ciddi bir düşüş söz konusu. Bu yılın 3. çeyreğinde ise %8,5 oranında bir düşüş söz konusu. Bu daralma, üreticilerin önümüzdeki dönem ekonomik büyüme beklentileri konusunda ipuçları veriyor.[4]

Grafik 2

yatırım ve alt kalemleri değişimi

Kaynak: TÜİK

GSYH’nin son bileşeni ise dış talep. Bu dönemin yıldızı dış talep diyebiliriz. Bu dönemde mal ve hizmet ihracatı reel olarak %13,6 artarken mal ve hizmet ithalatı ise %16,7 azaldı. Bu iki rakam net dış talebin çok güçlü olduğunu gösteriyor. Ancak, sadece net dış talebe bakmanın ötesinde bu iki rakama ayrı ayrı bakmamız gerekiyor. Çünkü iki rakamın arkasında farklı nedenler var.

Olumsuz taraf ile başlayalım. Reel ithalat %16,7 azaldı. 2017 yılı rakamlarına göre ithalatımızın %87,5’i üretimde kullanılan sermaye malı ve ara maldan oluşuyor. Yani Türkiye üretmek için ithal ediyor. Haliyle, bulunduğumuz dönem içinde net dış talebe olumlu katkı sunuyor olsa da ithalattaki azalmayı üretimdeki ve geleceğe dönük üretim beklentilerindeki azalma olarak okumamız gerekiyor.

Olumlu taraf ise ihracat. Reel olarak %13,6 artan ihracat içerde talebin kısıldığı bu ortamda kur artışının da etkisiyle ciddi bir artış kaydetmiş ve içerden gelmeyen talep dışardan gelmiş. Bu noktada şu soruyu sormamız gerekiyor: “İhracat %13,6 artarken toplam üretim nasıl olur da sadece %1,56 artar?”. Cevap çok net: Stoklar. Bu dönemde dışardan güçlü bir talep geliyor ancak Türkiye bu talebi üreterek karşılamıyor. Daha önce ürettiği stokları satıyor. Haliyle dışarıya çok mal satılmasına rağmen bu hareket büyüme olarak yansımıyor ve büyüme %1,56’da kalıyor.

Aşağıdaki Grafik 3’de 2018 yılında görülen büyümelere hangi kalemin ne kadar katkı sunduğu gösteriliyor. 3.çeyrekte oluşan toplam %1,56’lık büyümeye yapılan katkılara bakalım. Özel ve kamu tüketimi, tam büyüme miktarı kadar, 1,55 puan bir katkı sunuyor. Yatırımlar ise 1,1 puan aşağıya çekiyor. Ancak dış talep 6,73 puan daha katkı yapıyor. Yani dışardan gelen talep içerdeki üretim ile karşılansa yüksek bir büyüme oranı görmemiz içten bile değil. Ancak bu talebin 5,6 puanı stoklar eritilerek karşılandığı için ortaya bir büyüme çıkmıyor ve toplam büyüme %1,56 seviyesinde kalıyor.

Grafik 3

büyümeye katkılar

Kaynak: BloombergHT

Bu büyüme kompozisyonu bize ilginç bir şey söylüyor. Ağustos ayındaki sert kur artışının ardından Türkiye’nin ihracatta avantajlı konuma geçebileceği ve dış talep kaynaklı bir büyüme yakalayabileceğimiz konuşuldu. Rakamlar, bu dönemde beklendiği gibi dış talebin arttığını ancak bu talebin büyüyerek değil stoklar ile karşılandığını ortaya koyuyor. Bu durum, dış talebin nasıl ve hangi ortamda arttığının ne kadar önemli olduğunu ortaya koyuyor. İç talepte durgunluk ve kurda da belirsizliğin olduğu bir dönemde ani bir kur artışının, birden dış talebe yönelik bir üretime dönüşmediğini görmüş durumdayız. Şirketler önceden ürettikleri stokları satarak ihracatı arttırdılar ancak sadece ani bir kur şokuyla gelen bu artışın devamından emin olamadıkları için yeni stok üretmediler. Kısaca, şirketler belirsizliğin getirdiği müşteriyi kalıcı olarak görmemiş ve üretimini ona göre ayarlamış.

Üçüncü çeyrekte yıllık bazda böyle bir görüntü var. Ancak büyümedeki trendi anlayabilmemiz için geçtiğimiz yıla göre değil bir önceki çeyreğe göre karşılaştırma yapmamız gerekiyor. Bunun için mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış büyüme rakamlarına bakalım. Aşağıdaki Grafik 4’te toplam GSYH ve hanehalkı tüketim harcamalarının çeyreklik değişim oranları var.

Türkiye, 2018 yılı 3. çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre %1,1 oranında küçüldü. Bu noktada küçük bir es verelim ve başlıktaki 1 Trilyon ifadesini açıklayalım. Türkiye’nin bu çeyrekte ürettiği GSYH’nin cari fiyatlarla değeri 1,013 Trilyon TL. Bu rakama ekonomik bir anlam yüklemek doğru olmaz. Sonuçta reel büyüme oranlarını ortaya koyduk. Artan enflasyonun da katkısıyla 2018 yılının 3. çeyreğinde üretilen GSYH 1 Trilyon TL’yi geçti. Ancak bu tarihimizde ilk defa oluyor. Bir şekilde Türkiye ekonomisi bu açıdan ‘Dalya!’ diyor. Bunu ekonomik gidişattan ziyade magazinsel bir şey olarak düşünebiliriz. Bu “Dalya”nın ekonominin daraldığı bir dönemde gerçekleşmesi de işin diğer tarafı.

Çok daha önemli olan konumuza geri dönelim. Grafikte en dikkat çekici nokta toplam GSYH’deki ivme kaybının 2016 yılı 4. çeyrekten itibaren başlamış olması. 2017 yılında verilen teşvikler ile tüketim canlanmış olsa da toplam büyümedeki aşağı yönlü trend devam ediyor. 2018’in 2. çeyreğiyle birlikte ise her iki parametre de düşüşe geçiyor. Bu grafik, büyümedeki düşüşü sadece ağustosta yaşanan kur krizine bağlamamız gerektiğini gösteriyor.

Grafik 4

hanehalkının tüketim harcamaları

Kaynak: TÜİK

Grafikte ivme kaybı net şekilde görülüyor. PMI verileri, ithalat ve kredi genişlemesi gibi öncü göstergeler ise daralmanın devam edeceğinin sinyallerini veriyor. Grafik 5’te de görüldüğü gibi kredilerdeki daralma çok sert. Harcama iştahının yanında bankalardaki sorunlu alacakların artışıyla da alakalı olan bu durum, iç talepteki daralmanın en net göstergesi. Bankaların sermayelerini güçlendirmesi ile birlikte kredilerin de artışa geçmesini bekleyebiliriz. Ancak beklentilerin düzeltilmesi ve sermayelerin güçlendirilmesi zaman alacak.[5]

Grafik 5

toplam krediler

Bu yüzden 2018 son çeyreği ve 2019’un ilk çeyreğinde yıllık bazda negatif büyüme oranları sürpriz olmayacaktır. Tüketici güvenindeki gerileme, yatırım ve stoklardaki erime, hem talep hem arz tarafının temkinli olduğunu ve toparlanmanın zaman alacağını ortaya koyuyor. 2018’in son çeyreğinde büyüme oranı yıllık -%1 olursa 2018 yılı toplam büyüme oranı %3, son çeyrek -%3 olursa toplam büyüme %2,4 olacak. Hükümetin Yeni Ekonomi Programı 2018 yılı tahmini olan %3,8’e ulaşmak için ise son çeyrekte %1,9 oranında büyümemiz gerekiyor.[6]

Ancak bu noktada 2019 yılı Mart ayındaki yerel seçimleri unutmamamız lazım. Önümüzdeki iki çeyrek boyunca negatif gelebilecek bir büyüme, işsizliği ve tüketici güvenini olumsuz etkileyebilir. Bu yüzden hükümetin, yabancı yatırımcıları ürkütmeyecek şekilde ekonomiye destek olması ve seçimlere bu şekilde girilmesi durgunluğun beklenenden daha az derinleşmesini engelleyebilir. Son olarak aşağıdaki Tablo 2’de bazı ulusal ve uluslararası kurumların 2018 ve 2019 tahminlerini paylaşarak yazımızı tamamlayalım.

büyüme tahminleri

Kaynakça

İSO, Türkiye PMI, http://www.iso.org.tr/projeler/iso-turkiye-ve-istanbul-imalat-pmi/, (ET: 12.12.2018)

TÜİK, Dönemsel Gayrisafi Yurt İçi Hasıla, III. Çeyrek: Temmuz – Eylül, 2018, http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=27828 (ET: 12.12.2018)

TÜİK, Harcama Yöntemi ile GSYH, Cari Fiyatlarla, http://www.tuik.gov.tr/PreTablo.do?alt_id=1105 (ET: 12.12.2018)

TÜİK, Harcama Yöntemi ile GSYH, Zincirlenmiş Hacim Endeksi, http://www.tuik.gov.tr/PreTablo.do?alt_id=1105 (ET: 12.12.2018)

TÜİK, Üretim Yöntemi ile GSYH, Cari Fiyatlarla, http://www.tuik.gov.tr/PreTablo.do?alt_id=1105 (ET: 12.12.2018)

Hazine ve Maliye Bakanlığı, Yeni Ekonomi Programı, https://www.bumko.gov.tr/Eklenti/11246,yeni-ekonomi-programipdf.pdf?0&_tag1=03F8430E41D6C09174BC80D0975E9C5F93036164 (ET: 12.12.2018)

Dipnotlar

[1]TÜİK, Haber Bültenleri.

[2]TÜİK, Üretim Yöntemi ile GSYH, Cari Fiyatlarla.

[3]TÜİK, Harcama Yöntemi ile GSYH, Cari Fiyatlarla.

[4]TÜİK, Harcama Yöntemi ile GSYH, Zincirlenmiş Hacim Endeksi.

[5]İSO, Türkiye PMI.

[6]Hazine ve Maliye Bakanlığı, Yeni Ekonomi Programı.

Yazar Hakkında

Furkan Gün  /  TESA Ekonomi Masası Yazarı

TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi

İşletme Yüksek Lisans Öğrencisi

TESAD

Tarih Ekonomi ve Siyaset Araştırmaları Derneği

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir