Size daha iyi hizmet verebilmek adına sitemizde çerezler bulundurmaktayız. Gizlilik Politikamızı öğrenmek için tıklayınız. Ayrıca kişisel verilerin koruması kanunu kapsamında TESAD ile iletişime geçen her birey, iletişim verilerinin paylaşılmasını ve ilgili TESAD birimlerince kullanılmasını kabul beyan ve taahhüt eder.
düşman

Düşman Hattında Film Analizi

Giriş

ABD’li yönetmen John Moore’nin yönettiği, senaryosunu David Veloz ve Zak Penn’in yazdığı; Owen Wilson, Gene Hackman ve Vladimir Mashkov gibi ünlü oyuncuların başrolünde olduğu Düşman Hattında filmi bize yakın tarih konusunda açıklayıcı bilgiler vermektedir. 90’lı yıllardaki Bosna Savaşı’nı anlatan filmde NATO kapsamında, Hassas jeopolitik stratejiler çerçevesinde görevde bulunan ABD donanmasına ait uçak gemisinde F18 pilotu olarak görev alan genç Teğmenler Chris Burnett (Owen Wilson), Jeremy Stackhouse (Gabriel Macht) ve geminin Amirali Leslie Reigrat’ın (Gene Hackman) başından geçen olaylar ile Teğmen Chris Burnett’in hayatta kalma hikâyesi anlatılmaktadır. Bu hikâye kapsamında bir donanma subayının nasıl hayatta kaldığını, savaş suçlularının yargılanması için nasıl hayatını tehlikeye attığını görebiliriz. Bu film aslında Amerika Birleşik Devletleri’nin bir Kamu Diplomasisi örneğidir. ABD’nin Bosna Savaşında nasıl tavır aldığını, adalet için nasıl savaştığını göstermek için ve artık bu bölgede egemen biziz demek için dağılan SSCB’ye gövde gösterisi için yapılan bir gönderme olarak da görebiliriz. Bu Kamu Diplomasisi sayesinde ABD’nin, Müslümanlar ve Balkan devletleri için yanında olabilecek bir dost müttefik görüntüsü sağladığını da söylemek mümkündür. Düşman Hattında, savaşın tüm boyutlarını (sosyolojik, fiziksel, tarihsel) ve diplomasinin tüm manevralarını görebildiğimiz bir yapıttır. Ayrıca ABD’nin kendisini NATO’dan (kurulmasında öncülük ettiği örgüt) daha insancıl gösterdiği bir film olarak görmekteyiz.

 

Filmin Özeti

Genç Teğmenler Chris Burnett ve Jeremy Stackhouse, NATO Hassas Jeopolitik Stratejiler çerçevesinde görevde olan ABD Hava Kuvvetleri subaylarıdır. Film, 1990’lı yılların başında cereyan eden Bosna Savaşında geçmektedir. Bu iki hava kuvvetleri subayı, Amiral Leslie Reigrat’ın amiral gemisinde F-18 uçağı pilotu olarak görev yapmaktadır ve bir görev uçuşu için havalanırlar. Bu görev uçuşu sırasında tarafsız bölgeden gelen ve Sırp milisler tarafından ateşlenen bir füze ile düşürülürler. Chris Burnett kurtulsa da Jeremy Stackhouse, Sırp milisler tarafından kısa bir süre esir edildikten sonra infaz edilir ve Chris Burnett bu anları gördükten sonra kaçmaya başlar. Chris Burnett fark edildiğini ve peşinde Sırp milislerin olduğunu bilmektedir. Bu süre kapsamında Amiral gemisi komutanı Leslie Reigrat, subayını kurtarmak için çaba sarf etmektedir fakat NATO Deniz Kuvvetleri Komutanı tarafından engellenmektedir. Chris Burnett, Sırp milislerden kaçarken bir donanma subayında olması gereken özelliklerini kullanarak hayatta kalma prosedürlerini kullanarak kaçmaktadır.

Teğmen Chris Burnett kaçarken bir Müslüman toplu mezarına düşerek kendini cesetler içinde kamufle ederek Sırp milislerin fark etmemesini sağlamıştır. Chris Burnett kaçarken peşine Sırp milislerin en özel Adamı Sasha düşmüştür. Chris, Sasha ile karşı karşıya gelmemek için Müslüman köyün birinde saklanmıştır fakat köyü Sırp milisler basınca ve büyük bir katliam olunca kendi üniforması ile ölen bir milisin üniformasını değiştirerek bölgeden uzaklaşmıştır. Bundan dolayı bir ceset üzerinde olan ABD Hava Kuvvetleri üniformasını gören milisler, Chris’in öldüğünü düşünürler ve bunu medya yoluyla kamuoyu ile paylaşırlar. Chris, kendi Amiral gemisi tarafından da öldü sanılmaktadır.

Chris Burnett, donmuş göl yüzeyine düşen uçağının kokpitine ulaşmıştır. Kendi koltuğunun altında silahsız bölgede illegal şekilde örgütlenen Sırp milislerin çekilmiş istihbarat fotoğrafları vardır. Koltuğun sinyalini çalıştırır ve bu sinyal Amiral gemisine ulaştıktan sonra Chris için kurtarma operasyonu başlar. Teğmen Chris bu süre zarfı içinde onu izleyen Sasha’yı vurur, bu sırada ABD kurtarma ekibi gelir ve genç teğmeni kurtarırlar. Chris Burnett’in elinde, savaştan sonra onlarca kişinin yargılanmasını sağlayacak görüntüler vardır.

 

Tarihsel Arka Plan

Bosna Hersek, ‘’Ulus devletlerin çok büyük bir oranda homojenleştirilmiş olduğu Avrupa, Kuzey Afrika, Ortadoğu ve Balkanlar dörtgeninde Bosna, Katolik, Ortodoks ve Müslüman halkının kısa dönemler hariç yüzyıllardır tanınmış antiteler olarak yaşadığı bir ülkedir.’’[1] Bölgede Katolik, Ortodoks ve Müslüman nüfus çoğunluktadır. Ayrıca bu bölge üç değişik dinin yanı sıra çok sayıda etnik gruba (Boşnak, Slav, Sırp, Hırvat, Arnavut, Makedonyalı ve Sloven) ev sahipliği yapmaktadır. Sovyetler Birliği’nin 1991 yılında dağılmasından sonra Avusturya, Almanya gibi devletler, Sovyetler Birliğinin eskiden dominant olduğu Yugoslavya’ya bağlı Hırvatistan’ı Yugoslavya’dan ayrılmaya zorladır. Her şey bu hamle ile başladı. 1 Mart 1992’de düzenlenen referandum ile Hırvatistan, Yugoslavya’dan ayrılarak bağımsızlığını ilan etti. 5 Nisan 1992’de Bosna-Hersek hükümeti bağımsızlığını ilan etti. 6 Nisan’da da ABD ve Avrupa ülkeleri Bosna-Hersek’in bağımsızlığını tanıdılar. Bu durumdan hoşnut olmayan Sırplar ise Bosna Sırp Cumhuriyetini ilan ettiler.

Bosnalı Sırplar, daha fazla toprak almak için Bosna’da bir etnik temizliğe başladılar. Ayrılıkçı ve Milliyetçi Hırvatlar, Sırplar bölgede Müslümanları katletmeye başladı. Sadece Müslümanlar değil diğer Yugoslav halkı da soykırımdan nasibini alıyordu. Bu soykırımlardan en büyük örneği de Srebrenica soykırımıdır. ‘‘Bosna-Hersek’teki “etnik arındırma” politikasına değinmeden önce, Sırp güçlerinin özellikle camilerin minarelerini yıkmaktan büyük zevk aldıklarını ve Müslüman kültür eserlerine duydukları nefreti tüm bu eserleri “yönetemezsen, yık” prensibine uygun olarak ortadan kaldırdıklarına şahit olunmaktadır.’’[2] 1992-1994 yılları arasında süren bu savaşta Kızılhaç verisine göre Bosna’da 312.000 insan yaşamını yitirmiştir.

NATO’nun belki de tarihte gerçek anlamda insan kıyımı olan bir yere düzenlediği operasyonlar Bosna Savaşında düzenlediği operasyonlardır. Durum böyleyken barış gücü kapsamında Türkiye de bölgedeki Müslümanlara silah yardımı yaparak yardım etmiştir. ABD açısından bu savaşa müdahale edilmesinin temelinde üç sebep yatıyordu. İlk sebep Bosna çatışmasının Amerika’nın bölgedeki Yunanistan, Türkiye, İtalya, Makedonya ve Arnavutluk gibi müttefiklerini istikrarsızlaştırma yönündeki etkisini hissetmesiydi ve bu çatışma daha sonra onun Batılı müttefiklerine de bulaşabilirdi. İkinci sebep küresel zorunluluktu; Bosna çatışması çözümünde Amerikan eksikliği Amerika için dünyadaki diğer çatışmalar açısından kötü bir teamül yaratacaktı. Ve üçüncü sebep ahlâkiydi; dünya ve Amerika Birleşik Devletleri Bosnalı sivillere karşı yapılan jenoside karşı bir tepki vermek zorundaydı.[3]

Mart 1994’de bölgede hava sahasında uçuş yasağı getirildi. Bu yasak Sırpların hava hâkimiyetini kırmış oldu. Bu süre zarfı içinde BM ve AB delegeleri taraflara üç bölgeye ayrılmış haritalar sundu ve müzakereye davet etti. En sonunda uluslararası arenanın baskıları sonucu Bosnalı Müslümanlar (Boşnak) ve Bosnalı Hırvatlar masaya oturdular. 21 Kasım 1994’de Dayton Anlaşması ile savaş son bulmuş ve Bosna Hersek kurulmuştur. Bosna Hersek’in kurulmasına öncülük eden isimlerden birisi de Aliya İzzetbegoviç’tir. Savaş zamanı ülkesinin bağımsızlığı için çok mücadele etmiş ve sonunda Bosna’nın bağımsızlığa kavuşmasında etkin rol oynamıştır.

 

Sonuç

Film, savaşın tüm gerçek yüzünü göstermektedir. Bu filmde konvansiyonel savaş gereği sadece savaşan tarafları görüyoruz. İki devletin askeri güçleri savaşır ve birbirlerine üstünlük kurmaya çalışırlar fakat savaşın iç yüzünü asla bilmeyiz. Soykırımlar ile etnik temizlikler savaşların iç ve çirkin yüzüdür. Bu film hem devletlerarası savaşı hem de gayri resmi şekilde savaşın iç ve çirkin yüzünü göstermektedir. Bir sahnede F-18 ile başka bir devlete karşı savaşırken bir sahnede kendinizi soykırıma uğramış insanların bedenleri arasında bulabilirsiniz. Yani gökyüzünde özgürce uçarken bir anda özgürlüğüne kavuşmak için çatışan insanların cansız bedenleri içinde kendinizi bulabilir ve gerçek savaşı iliklerinize kadar hissedebilirsiniz. Tarihsel olarak da önemli bir konuya değinen bu filmde Bosna Savaşındaki tüm çirkinlikleri ve vahşeti görebiliyoruz. Nitekim çocuk, genç ve yaşlı insanların kurşuna dizilip bataklıklara gömülmesi bize tüm gerçeklikleri göstermektedir.

Kendi özgürlükleri için 14 yaşındaki bir çocuğun elinde AK-47 tüfeği ile tankla baskına gelen düşmana karşı gelmesi de savaşın bir başka acı yüzüdür. Donanma subaylarının sürekli savaşmak isteme azmi, havacılar ve karacılar arasındaki ‘‘en çok savaşan’’ rekabeti de savaş gibi bir trajedide insanların kendi aralarında nasıl rekabet ettiğini de göstermektedir. Bu filmde ayrıca bariz bir Kamu Diplomasisi ile uygulanan Yumuşak Güç’ü görebiliriz. Film; SSCB’nin dağılmasından sonra Rusya’nın Balkanlar bölgesinde yavaş yavaş etkisini yitirmesinden sonra ABD’nin, Bosna savaşına birebir müdahale ederek ‘’Bölgede artık benim etkim var.’’ diyebildiğini aktarmaktadır. Kamu Diplomasisi bağlamında Müslümanların ve Balkan halkının sempatisini kazanmak için göndermeler de yapıldığı gözlemlenmiştir. Bunun dışında filmde, NATO ve ABD içindeki sürtüşmeleri de görebiliyoruz. NATO Deniz Kuvvetleri Komutanının aslında çok insancıl olan bir göreve izin vermemesi ve ABD Amiralinin bu görev için ısrar etmesi hatta görevden alınacağını bile bile operasyon yapması bunun bir örneğidir.

Teknik açıdan filmi incelersek, sahne teknikleri çok iyi kullanılmıştır. Örneğin, F-18 savaş uçağının SA-13 füzesinden kaçış sahnesi en etkileyici sahnelerden biridir. Uçağı düşen bir donanma pilotunun soğukkanlılıkla nasıl hayatta kalabileceğini de gerçekçi bir şekilde gösterilmektedir. Filmde Balkan coğrafyası çok iyi bir şekilde lanse edilmiş olup coğrafyada yaşayan insanların sosyokültürel yapısı gerçekçi bir şekilde yansıtılmıştır. Kısacası filmde ‘‘Bosna’’ ve ‘’Savaşı’’nı tüm gerçekliği ile hem maddi hem de manevi olarak hissedebiliyoruz.

 

Yönetmen: John Moore

 Tür: Aksiyon, Drama, Gerilim, Savaş

 Yapım Yılı: 2001

 Ülke: ABD

 Oyuncular: Owen Wilson, Gene Hackman, Vladimir Mashkov, Joaquim de Almeida, David

Keith, Olek Krupa

 Müzik: Don Davis, Ryan Adams

*Yazarın diğer yazılarına ulaşmak için tıklayınız.


Kaynakça

Bağcı, H., ‘‘Bosna Hersek – Soğuk Savaş sonrası anlaşmazlıklara giriş-’’,

dergiler.ankara.edu.tr, (E.T. 16.11.2019).

Şafak, Y., Bosna Savaşı ve Yugoslavya’nın Parçalanması, Yüksek Lisans Tezi, Kadir Has

Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul: 2010.

Yakın Doğu Haber, www.ydh.com.tr (E.T. 19.03.2007).

Dipnotlar

[1] Yasin Şafak, Bosna Savaşı ve Yugoslavya’nın Parçalanması, Yüksek Lisans Tezi, Kadir Has

Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul, 2010.

[2] Hüseyin Bağcı, ‘‘Bosna Hersek – Soğuk Savaş sonrası anlaşmazlıklara giriş-’’ ,

dergiler.ankara.edu.tr, (E.T. 16.11.2019).

[3] Yakın Doğu Haber, www.ydh.com.tr (E.T. 19.03.2007).