Ana Sayfa / Çeviriler / Dünyanın İlk Bilgisayar Programcılarından Ada Lovelace ile Tanışın
İngiliz sosyetesi Lady Ada Lovelace, dünyanın ilk bilgisayar programcılarından biriydi. (Kaynak: Wikimedia Commons)

Dünyanın İlk Bilgisayar Programcılarından Ada Lovelace ile Tanışın

Yazar: Natasha Ishak

1800’lü yılların ortalarında Ada Lovelace, bilgisayarların tam potansiyellerini bir asır önce görmüştü. 

Çoğunlukla “Sayıların Büyücüsü” adıyla anılan Lady Ada Lovelace, bir İngiliz sosyetesiydi ve dünyanın ilk bilgisayar programcılarından biriydi. Öğrenmeyi seviyordu ve söylentilere göre doğuştan zekiydi. Akademik bir makale için yaptığı dipnot çeviriler, bilime sağladığı en kalıcı katkı olacaktı.

36 yaşındaki ani ölümüne kadar sürdüğü hayata bir bakış atmak, böyle bir kadının 19.yüzyılın başlarında erkeklere ait bir dünyada iz bırakmayı nasıl becerebildiği sorusunu akıllara getiriyor.

Parçalanmış Fakat Seçkin Bir Ailenin Kızı

Ada Lovelace’ın büyüleyici hayat hikâyesi o daha doğmadan başlıyor.

Babası George Gordon Byron, İngiliz bir şairdi. Kendisine Lord Byron da deniliyordu. Öte yandan annesi Annabella Milbanke başarılı bir matematikçiydi. Ona da iki evlilikten sonra Lady Byron deniyordu. Anne ve babasının sahip olduğu mükâfatlar ve ayrıcalıklar vardı ama gel gelelim ki birliktelikleri daha en başından lanetlenmişti.

Birliktelikleri tamamıyla ticari bir işten ibaretti; Milbanke, seçici biri olmayan şairi “çok kötü ve çok iyi bir adam” olarak tanımlarken Lord Byron, eşiyle alay ederek “mükemmelliğinden birazcık olsun ödün verseydi, Milbanke’yi severdim.” cevabını vermişti. Milbanke daha sonralarında ise şunları yazdı: “Düğün bir felaketti.”— “Arabaya biner binmez Gordon’un yüzü düştü, karanlığa büründü.” — çünkü şairin gözü, Milbanke’ye düşen mallardaydı.

Lord Byron’un kadınlara karşı bilindik bir arzusu vardı. Milbanke kısa sürede eşinin, en güvendiği sırdaşlardan biri ile yaşadığı ensest ilişkiyi öğrendi: Byron’un üvey kız kardeşi Augusta Leigh. Doğan ilk çocuğa, ironik bir şekilde bu isim verilmişti.

Varlıklı ailenin ilk çocuğu Augusta Ada Byron doğduğunda; annesi, babasını terk etmek üzereydi. (10 Aralık 1815) Milbanke, 1816’nın ilk haftasında Lord Byron’u terk etti ve beş haftalık Ada’yı da yanına aldı.

Skandal ayrılık, boşanmak için gerekli olan 3 farklı suçlama ile gerçekleşmişti. Milbanke, Byron’dan boşanmak için yapmıştı bu 3 farklı suçlamayı. Bunlardan biri ise o dönemlerde yasal olmayan homoseksüellikti.

Suçlamalar yavaş yavaş yayılınca Lord Byron, rezil olmamak için İngiltere’yi terk etti. Ada Lovelace, babasını bir kere bile görmeden büyüyecekti. Babası, Ada 8 yaşına geldiğinde öldü.

Boşanma olayının üstünden pek bir süre geçmeden Lady Byron iftira yağmuruna tutuldu. Eski eşinin, üvey kardeşi ile yaşadığı ilişkinin herkes tarafından duyulmasının ardından çıkan haberler Lady’nin ününe ün kattı.

Evlendikten yıllar sonra babasının korkunç ihanetiyle ilgili haberleri öğrendiğinde Ada Lovelace, “Korkunç gerçekler karşısında yaşadığım korkuyu ve şaşkınlığı anlatmamda bana yardımcı olacak kadar güçlü terimler bulabilmem için yeni bir dil gerekli.” diye bağırdı. İddialara göre de babasının arkada bıraktığı kötü izlerden uzaklaşmak için soyadını Lovelace olarak değiştirdi.

Birçok bekâr anne gibi, dul kalan Lady Byron da bir babanın yokluğunda kızının hayatına birazcık olsun durağanlık katmakta kararlıydı. Ada’nın, babası gibi her işte bocalayan biri olmamasını ise adeta kendine görev bildi. Ve tüm bunları yapabilmek için kızını, dersleri ve günlük işleri içeren sıkı bir programa soktu ve dikkatini edebiyat yerine matematiğe vermesini sağladı.

Ada Lovelace’ın “Şairane Bilim”i Keşfi

Ada çabuk öğrenen ve zeki bir çocuktu. Özel hocalarından aldığı dersleri adeta yutuyordu. Hastalığa karşı hassastı ama aynı zamanda çok geniş bir hayal gücüne sahip enerjik bir çocuktu. Sık sık uçmayı hayal ediyordu. Lady Byron, kızının içine hapsolmuş olan bu merakı yönlendirmek için onu kendi uzmanlık alanıyla, matematikle tanıştırdı.

Yaptığı ilk çalışmalardan biri, kendisini neyin uçurabileceğini araştırmaktı. Kuşların kanatlarını inceledi, vücuda uygun bir kanat yüzdesi elde etti, uçmada en faydalı olacak materyalleri belirledi ve buhar gücünün de gerekli olduğunu anladı. Yaptığı işlere göre oldukça küçük olan bu kız, buluşlarını Flyology adını verdiği bir kitapta topladı.

Ada Lovelace’ın doğuştan gelen yeteneği en yakınları tarafından doğrudan doğruya fark ediliyordu. Öğretmenleri de durumun farkındaydı. Matematik profesörü August De Morgan, Lovelace’a akıl hocalığı yaptı, mektuplaşma yoluyla ona üniversite seviyesinde matematik eğitimi verdi. Sonralarda De Morgan, annesi Lady Byron’a genç kadının zekâsını öven bir mektup yolladı.

Morgan, “Genç, erkek bir öğrenci Lovelace’daki yeteneklere sahip olsaydı onu gerçek bir matematik araştırmacısı ya da yüksek itibar sahibi birisi yaparlardı.” demişti.

Her şeye rağmen Ada, bir skandala bulaştı. Skandala göre Ada genç yaşta akıl hocalarından birine kaçmıştı. Neyse ki olası bir aile faciası önlendi.

Lady Byron’un zenginliği ve sosyal sınıfı, Ada’nın paranın alabileceği en iyi akıl hocalarına ve İngiltere’deki en parlak zekâlara erişmesini sağladı. Ada gelişim yıllarında ünlü düşünürlerin yörüngesinde döndü. Bu düşünürlerin arasında İskoçyalı bilim insanı Mary Somerville de vardı. Mary Somerville, Lady Byron’un sevdiği bir arkadaşıydı.

Yüksek sosyetede yer alan bir geleneğe uygun olarak; Ada Lovelace sosyeteye 17 yaşında girdi. Kısa bir süre sonra Somerville, çaylak düşünürü salona götürdü. Salonun sahipliğini bir başka olağanüstü zekâ, İngiliz mucit Charles Babbage yapıyordu.

Babbage ile kurduğu dostluk öylesine beklenmedik bir dostluktu ki, Ada’yı farkında olmadan bilgisayar bilimi denilen dünyaya yönlendirebilecekti.

İlk Bilgisayar Kodu BasılıyorDipnotlar halinde

Güvenilir bir aile dostuna dönüşen Somerville, Ada Lovelace’ı William King ile tanıştırdı. İyi yetiştirilmiş birisiydi ve Kont adayıydı. 1835’te Ada ile evlendi. Evlendiklerinde Ada henüz 19 yaşındaydı.

King, 1838’de Kont unvanını alınca genç eşi Lady unvanını aldı. Annesine benzer olarak Lady Lovelace da evlilik hayatının akademik hedeflerine herhangi bir zarar getirmeyeceğinden emin oldu. Somerville’e göndermiş olduğu mektuplardan biri bunu apaçık ortaya koymuştu:

“Her gün matematikle ilgili bir şeyler okuyorum, trigonometriyle uğraşıyorum ve kübik ve dördüncü dereceden denklem için ön hazırlık içerisindeyim. Yani anlayacağınız üzere evlilik, hiçbir şekilde benim bu hedeflerime olan tutkumu ve onları çalışmaya devam etmemi sağlayan kararlılığımı azaltamamıştır.”

3 çocuk (iki oğlan bir kız) doğurduktan sonra bile bu yazdıklarını kendine bir söz saymıştır. Genç anne 20’li yaşlarının başında bile hala, bilim ve bilgi arayışı içindeydi. Tıpkı planladığı gibi…

Dikkat çeken yaş farkına rağmen (Babbage 43, Ada 17) Ada Lovelace ve Charles Babbage ortak ilgi alanlarını paylaşa paylaşa yakın çalışma arkadaşları oldular. Entelektüel seviyede birbirlerine bağlıydılar. Matematik ve bilim üzerine çalışırken yaklaşık 20 yıl sürecek mükemmel bir uyum sağlayacaklardı.

Ada’nın tüm dikkati, Babbage’nin ilk icatlarından biri olan “Farklılık Motoru”nun, Babbage’ın ona makineyi ilk gösterişinden beri üzerindeydi.

Babbage’nin ilk icatlarından biri “Farklılık Motoru”ydu. Babbage Ada’ya makineyi ilk defa gösterdi. Ada makineyi görür görmez bütün dikkatini onun üstüne verdi. Makinenin dişlileri ve kolları vardı. Bu dişli ve kollar hareket ettirildiğinde matematiksel bir çözüm üretiyorlardı. Bu da onu otomatik hesap makinesinin ilk modeli yapıyordu.

Durmadan işleyen bu makine, İngiltere’nin bilimle ilgilenen sosyete toplumunun dilindeydi ve Ada’nın doğal hayal gücünü çok yükseklere çıkarmıştı.

Ada Lovelace, Babbage’ın motorları üzerine çalışmaya devam etti. Amacıi çalışmasını insanlara aktarmaktı. Ada ve Babbage, Babbage’ın Jacquard dokuma makinesinden edindikleri fikri kullanarak kendi icadını geliştirmek isteyene kadar sürecek bilimsel bir ortaklık içine girdi. Jacquard dokuma makinesinin ördüğü çiçek desenlerinin aksine yeni makine, cebirsel desenler örüyordu.

Babbage, Jacquard dokuma makinesindeki mantığı kendisinin gelişmiş icadına adapte etti. Makine, desenler içeren işlem kartları üretiyordu. Bu kartlar makinenin içine konulabiliyorlardı ve üzerlerinde yönergeleri içeren kodlar bulunuyordu. Bu kodlar aracılığı ile çeşitli hesaplamalar yapılabiliyordu.

 Bu yüzden Babbage’ın sadece tasarıda kalan ilk icadı, dünyanın ilk bilgisayarıdır. Babbage ona “Analitik Motor” adını vermiştir.

 Yeni makinenin potansiyelini hemen hemen kimse bilmiyordu ve makinenin kendi mucidi dahi makinenin potansiyelinden bihaberdi. Ta ki Lovelace makinenin tam potansiyeline özene kadar. Zeki matematikçi, Babbage’ın yeni icadı hakkında verdiği bilgileri toparladı ve onları detaylandırdı. Detaylandırırken makinenin yapabileceği şeyleri gösteren uzun notlarını ekledi.

Bilim dünyasına sağladığı en büyük katkı, dünyanın basılan ilk bilgisayar kodu. (Kaynak: Wikimedia Commons)

“Analitik Motor’un herhangi bir şeyi yaratma, oluşturma gibi bir iddiası yok. İstemesini bildiğimiz herhangi bir şeyi yapabilir.” diye yazdı Ada Lovelace.

 Ada Lovelace’ın çok methedilen bu notları (Notlar) Babbage’ın Analitik Makinesi’nin üzerine yazılan İtalyanca bir teze eklenerek basılmışlardı. Ada Lovelace bu makaleyi çevirmişti. Ada’nın notları, orijinal tezden 3 kat daha uzundu.

Yazdığı notlar, bilgisayarın mekanizmasını, neleri yapabildiğini makinenin işlem kartlarında kullanılan kodlanmış bir dizi yönergeyi tanımlıyordu.

Böylelikle genç bilim insanı, dünyanın elle yazılmış bilgisayar kodlarını içeren ilk satırlarını kâğıda dökmüş oldu. Tüm bunları yaptığında daha 27 yaşındaydı.

Bazı araştırmacılar; Ada’nın yazdığı kodların, akıl hocası Babbage’ın önceden yazmış olduğu kodların değişik bir versiyonu olduğuna inanıyor. Bilgisayar bilimine sağladığı katkılar bu kadarla sınırlı kalmıyor.

Bilgisayarların sayıları çıkartmaktan daha fazlasını yapabileceklerini anlayan ilk kişiydi. Ona göre bilgisayarlar daha soyut ve sanatsal şeyler ortaya çıkarabilirlerdi.

“Ahenk bilimindeki tiz seslerin, müzik kompozisyonuyla olan ilişkilerinin bu türden ifadelere ve adaptasyonlara karşı hassas olduğunu farz edersek; motor, herhangi bir derecede, zorlukta ya da boyutta süslü ve bilimsel müzik parçaları oluşturabilir.” diyordu.

Hatta bilgisayarların, o zamanlarda daha ortaya çıkmamış bir alan olan yapay zekânın belirtilerini öngörmüştür. “Analitik Motor’un herhangi bir şeyi yaratma, oluşturma gibi bir iddiası yok.” diye açıkladı. “İstemesini bildiğimiz herhangi bir şeyi yapabilir. Analizleri takip edebilir fakat herhangi analitik bağıntıyı ya da gerçeği öngörecek güce sahip değildir.”

Maalesef, onların zamanında diğer birçok dehanın fark edilmeden yitip gitmeleri gibi, Charles Babbage’ın icat ettiği, Ada Lovelace’ın desteklediği Analitik Motor da bilim alanında pek önemsenmedi. Lovelace’ın, makinenin canlanacağı yönünde yaptığı çarpıcı savlar zamanın mühendisleri için imkânsızdı.

Dahası, Bobbage’ın Farklılık Makinesi, finansal bir engele takıldıktan sonra bir fiyaskoya dönüştü. (Makine pahalı ve binlerce metal parçalara gerek duyuyordu.) İcat edildikleri zamanlarda karmaşık makinelerin ikisi de bir yere ulaşamadı. Tabi şu an, günlük hayatlarımızı bilgisayarların yardımı olmadan hayal bile edemiyoruz.

Ada Lovelace’ın notları; dijital çağda yaşayan gözcülere yardım eden bir altyapı oldu. Büyük buluşu ise pek önemsenmedi. Yaklaşık on yıl sonra, 36 yaşında rahim kanserinden öldü. (Babası da 36 yaşındayken ölmüştü.) Hiç tanımıyor olmasına rağmen babasının yanına gömülmeyi istedi.

Ada’nın Babbage ile yaptığı çalışma 20.yüzyılda yeniden gün yüzüne çıktı. Bilim dünyasına sağladığı katkılar öylesine çoktu ki ABD Savunma Bakanlığı, vefat eden bilim kadınının onuruna, üst düzey bilgisayar kodlama dilini “Ada” olarak değiştirdi. Ada Lovelace günü her Ekim, bilimde, teknolojide, mühendislikte ve matematikte yer alan bilim kadınlarının şerefine kutlanır.

O zamandan beri de onun gibi güçlü bir zekâya sahip olan kadınlar “kadın olmayan”, “kadına özgü olmayan” şeklinde adlandırıldılar. Hatta London Examiner’da yer alan kısa biyografisinde zekiliğinin “tamamıyla erkeksi” olduğu belirtilir.

Babbage’a ait makinenin analitik hesaplamalarının derinlerine inmesi, yeni bir dönemin gelişini simgeliyordu.

Walter Isaacson, The Innovators adlı kitabında şöyle demişti: “[Ada Lovelace’ın] anlayış tarzı, dijital çağın temelini oluşturacaktı. Herhangi bir içerik, veri ya da bilgi (müzik, yazı, resim, sayı, sembol, ses, video) dijital formda gösterilebilecek, makineler tarafından işlenebilecekti.”

Hatta büyük bir bilim adamı ve kâşif olarak bilinen Charles Babbage, genç meslektaşına “sayıların büyücüsü” lakabını takmıştı: “Büyüsünü en soyut bilimin etrafına doğru atmıştı ve öyle bir güçle kavramıştı ki, en azından bizim ülkemizdeki birkaç dâhi erkek bunu güçlükle karşılayabilirdi.”

Kadınların seçkin bir düşünür veya yaratıcı olmalarının beklenmediği bir zamanda Lovelace’ın ihtişamı öne çıktı, “Lady” ve bilimci olmanın ne anlama geldiğini gösteren çağ dışı diktelere meydan okudu.

Bu makaleye atıf için: Ad soyad, Kurum Adı, Sayfa Adı ya da Başlığı, Yayın Tarihi , Web Adresi, ( Son Güncellenme Tarihi / Erişim Tarihi ) formatında belirtilmesi gerekmektedir.
Telif Hakları hakkında detaylı bilgi için tıklayınız.

Ali Ayberk Şipal

Ali Ayberk Şipal
TESAD İngilizce Çevirmeni

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir