Ana Sayfa / Haber Çevirileri / Afrika / DNA KEŞFİ, ESKİ MISIRLILARIN GENETİK TARİHİNİ ORTAYA KOYUYOR

DNA KEŞFİ, ESKİ MISIRLILARIN GENETİK TARİHİNİ ORTAYA KOYUYOR

Çeviren: Çisem Zeybekoğlu

Eski Mısırlılar ve onların modern karşılıkları düşündüğünüzden daha az ortak şeye sahipler.

Yani en azından genetik olarak bir grup bilim insanının bulduğuna göre bu böyle.

Tuebingen Üniversitesi’nden araştırmacılar ve Almanya’daki Jena’da İnsanlık Tarihi Bilimi’ne ait Max Planck Enstitüsü, ilk kez Eski Mısırlıların genomunu beklenmedik sonuçlarla çözümledi.

Bulguları Nature Communications’ta yayınlanan çalışma, Orta Mısır’daki Abusir-el Meleq’te bulunan kalıntılarla Yakın Doğu, Anadolu ve Doğu Akdeniz Avrupalılarının Neolitik ve Bronz Çağı popülasyonlarının en yakın genetik akrabaları olduğuna karar verdi.

Modern Mısırlılar karşılaştırıldığında Sahraaltı nüfusu ile çok daha fazla DNA paylaşıyorlar.

Bulgular, yıllardır süren teoriyi başına çevirdi, Mısırlıların bölgenin tarihini yeniden değerlendirmelerine ve sahada çalışan bilim insanlarının yeni araçların kilidini açmalarına neden oldu.

Geçmişteki Hataları Düzeltme

Eski Mısırlılar, Antik Çağ’da en çok araştırılan insanların imtiyaz ve cimriliğine sahiplerdir.  Bilim insanları mezarların ilerisinde çıplak mumyalar bulmuş ve 3000 yıllık dolandırıcılığı açığa çıkarmışlardır.

Bununla birlikte genom verileri çıkarmak bilim insanları için yeni bir sınırdır.

Bilim insanları MÖ 1400 ile MS 400 yıllarına ait 151 mumyadan 166 kemik numunesi aldı. 90’ının DNA’sı ve tam genomunun üç olguda haritası çıkarıldı.

“Daha önce araştırması yapılan mumyaların DNA analizi gerekli bir dozda şüphecilikle yeniden işlem gördü.” diye açıkladı Max Planck Enstitüsü’nden Profesör Johannes Krause. “Bir kemiğe dokunduğunuzda muhtemelen kemikte olandan daha fazla DNA bırakırsınız. Kirlilik büyük bir sorundur… Sadece son beş altı yıldır eski insanların DNA’sını incelemek mümkün hale geldi, çünkü ancak şimdi DNA’nın eski olup olmadığının kimyasal özelliklerini gösterebiliriz.” dedi.  Mumyaların mezarlarındaki ısı ve yüksek nemin DNA’nın bozulmasına sebep olduğunu, ancak yine de bulguların Eski Mısırlılar için ilk güvenilir veri seti olduğunu da belirtti.

Araştırmacılar bin yılı aşkın örnekleri analiz ederek şimdiki Mısırlılardan genetik farklılıklar aradılar. Örneklem kümesinin Akdeniz’in Doğusu’nda bulunan eski Afrikalı nüfus gruplarıyla güçlü bir bağlantı gösterdiğini buldular.

Krause, mitokondriyal genomlara bakarak elde edilen geniş kapsamlı veri setini şöyle anlatıyor: “Bu sadece bir kişinin DNA’sı değil; anne, baba, dede, büyük dede, büyük büyük dede ve onların da dedelerinin DNA’sı.”.

“Yani Sahraaltı Afrikalı soy bulamazsak, bu en azından Orta Mısır için iyi bir temsilci olur.”.

Krause’un hipotezi, çok değilse de Antik Kuzey Mısır’ın Yakın Doğu ile neredeyse aynı olduğu yönünde.

Ancak Güney Mısır için farklı bir durum söz konusu olabilir; nüfus, şimdi Sudan’daki ‘Kara Firavunlar’ın evi olan Nubia’ya daha yakın yaşıyordu.

Tarihi Fetihler

“Abusir el-Meleq topluluğunun genetiği, incelediğimiz 1300 yıllık zaman aralığında önemli bir değişiklik göstermedi.” diyor Max Planck  Enstitüsü’nde grup lideri olan Wolgang Haak.

Bu dönemde Büyük İskender (MÖ 332-323), Ptolemaik Hanedanı (MÖ 323-30) ve Roma kurallarının bir parçası (MÖ 30- MS 641) hüküm sürdü. Spesifik olarak, bu topluluklardaki etnik çizgide evliliğin, sıkı sosyal yapıların ve yasal teşviklerin Mısırlıların genetik duruşuna etki ettiği söylenebilir.

“Bölgeye gelen birçok yabancı istilacı genetik çeşitliliği arttırdı.” diyor Krause. “İnsanlar zamanla Mısır’ın daha Avrupai olmasını bekliyordu, ancak görüyoruz ki tam tersi oluyor.”.

Modern Mısırlıların, incelenen mumyalardan Afrikalı atalarına göre %8 daha fazla soy miras aldıkları bulundu.

Aynı zamanda Nil Nehri boyunca hareketlilik de artan ticarete ve Sahra ötesi köle ticaretine bağlanıyor.

Araştırmacılar yine de ikaz ediyor: “Tüm genetik veriler Orta Mısır’daki tek bir siteden elde edildi, Eski Mısır’ın tamamı için temsilci olmayabilir.”.

Çalışma kapsamı sınırlı da olsa ekip bazı teknik atılımların gerçekleştiğine inanıyor.

Krause: “Önümüzdeki birkaç yıl içinde Eski Mısır mumya genomlarının (haritalarının) bir ton olacağını bekliyoruz.” derken liderlik ettiği takımın birçok grubu takip ettiğini de ekledi.

“Yapabileceğimiz her zaman daha fazla araştırma var. Bu son değil, sadece başlangıç.”.

 

Kaynak: http://edition.cnn.com/2017/06/22/health/ancient-egypt-mummy-dna-genome-heritage/index.html?sr=fbCNN062317ancient-egypt-mummy-dna-genome-heritage1100PMStoryLink&linkId=39051343

 

Çevirmen Hakkında  

Çisem Zeybekoğlu
İstanbul Üniversitesi
Hukuk Fakültesi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir