Ana Sayfa / Yazılarımız / Tarih / Avrupa Tarihi / DARBELERLE ÖRÜLÜ BİR TARİH: YUNAN CUMHURİYETİ (1922-1945)

DARBELERLE ÖRÜLÜ BİR TARİH: YUNAN CUMHURİYETİ (1922-1945)

 

Yazan: Eray KONYA

Giriş 

19. yüzyılın ilk yarısında Osmanlı İmparatorluğu’ndan bağımsızlığını kazanan Yunanistan Devleti,ülkenin şekillenmeye başladığı 1821 yılından itibaren Cumhuriyet sistemine geçiş yapmıştı. Kurtuluş Savaşı’nın ardından Yunanistan’da, 100 yıl sonra, 1924 senesinde İkinci Helenya Cumhuriyeti kurulmuştu. Savaşın bitmesiyle birlikte Yunanistan’da başlayan iç hesaplaşmalar 1924 devrimlerini doğurmuştu. 1922-1945 yılları arasında kraliyet ailesi için sık sık sürgünler söz konusu olmuştu. Ancak cumhuriyet rejimine geçilse de, Yunanistan demokrasisi henüz emekleme evresinde olduğundan birçok sorunla karşılaşılmıştı. 1935’e kadarki süreçte çeşitli siyasi ve askeri grupların denediği darbe girişimleri arka arkaya geldi. Bu evre, Yunanistan’ın İkinci Dünya Savaşı’na dahil olduğu 1941 yılına dek devam etti. Çalışma süresince, 1922-1945 yılları arasındaki 23 yıllık dönemde Yunanistan’da yaşanmış bu darbe girişimleri ve Yunan siyasi hayatının önemli noktaları ele alınacaktır.  

1.Kurtuluş Savaşı’nın Ardından Yunanistan İç Siyasetinde Yaşanan Gelişmeler 

1.1 Altılar Davası  

1919-1922 arasında verilen Türk bağımsızlık savaşı, Yunan kaynaklarında kendisine “Küçük Asya Harekatı” veya “Anadolu Harekatı” olarak yer bulmuştur. Askeri alanda alınan mağlubiyet üzerine Yunanlı tarihçiler, bu devri tanımlamak için “Küçük Asya Felaketi” ifadesini ortaya atmışlardır.1 Daha önce 1909’da gerçekleşen ve Yunan siyasetini derinden etkileyen Gudi Darbesinde, cuntanın etkinlik kazanmasını sağlayan Venizelist subaylar arasında kendisine yer bulan Nikolas Plastiras, Anadolu Harekatı sonrasında da Yunanistan’da önemli bir figürdür. 1909 Gudi Darbesi, Jön Türkler’in hayata geçirdiği II. Meşrutiyet’ten esinlenerek gerçekleştirilmiş bir hareketti.  

Bu darbe, Yunan siyasetinin en başat isimlerinden birisi olan Girit Anayasası’nın yazarı, devlet adamı Elefterios Venizelos’u siyaset sahnesine çıkarmıştı.2 1922 yılında ise, yine Plastiras önderliğinde örgütlenen Yunan subayları, Yunanistan siyasetine yeni bir yön tayin etme gayesiyle bir İhtilal Komitesi vücuda getirdiler.  

Tarihe 11 Eylül 1922 Devrimi olarak geçen bu hareket, prestiji sarsılan Yunan ordusu ve hükümetine mensup, mağlubiyetten sorumlu tutulan kişilerin yargılanmasını hedef almaktaydı. 1923-1924 yıllar arasında gerçekleşen mübadele göçü nedeniyle Yunanistan’a yerleşen ve sayıları 1 milyonu aşan Anadolu Rum’u, bu dönemdeki karşı hareketi gerçekleştiren kurmaylar için önemli bir gerekçe teşkil etmiştir. Bu çerçevede, 26 Eylül tarihinde ihtilalcilerin bildirilerini taşıyan uçaklarla durum halka ilan edilmişti. Takip eden süreçte devrin bakanları da tutuklanacaktı.3 Bu dönemde firari askerlerin de desteği alınarak başarısızlığın sebebi olarak görülen kral ve beraberindeki bürokrat kadrosunun idamı istenmiştir. Plastiras ve yandaşları ayrıca, Kral Konstantinos’un ülkeden ayrılması yönünde de baskı uygulamış, bunun üzerine kral 30 Eylül’de Yunan yurdunu terk etmiştir. Ardından bu göreve uygun olacağı düşüncesiyle yerine oğlu II. Georgios getirilmiştir.4  Bu gelişmeyi takiben, mağlubiyetin günah keçisi olarak lanse edilen siyasi ve askeri görevlilerin yargılanma süreci başlatıldı. Yunancada; “İdiki Ton Eksi” adıyla bilinen “Altılar Davası”  bu hesaplaşma sürecinin son noktasını teşkil etti.  

İki ay süren duruşmaların ardından 2 Kasım’da sonuçlanan mahkeme kararına binaen infazlar gerçekleştirilmiştir. Karar uyarınca, aralarında eski başbakanlar Dimitrios Gunaris, Protopapadakis ve eski Yunan ordusu başkomutanı Hacianaestis’in de bulunduğu sanıklar kurşuna dizilmişlerdir. Aynı şekilde yargılamalar sonucunda iki Yunan bürokrat daha hapis cezasına çarptırılmıştır. 5 İnfazlar aşağılayıcı olması amacıyla sanıklar sandalyeye ters oturulduktan sonra sırtlarından kurşunlanmaları suretiyle gerçekleştirilmiştir. Esasında idam edilenlerin arasında savaş karşıtı isimler de vardı.  

Örneğin Gunaris, Yunanistan’da bu dönemin başbakanıydı ve Sakarya Savaşı sonrası Anadolu Harekatı için: “Artık yöneticiler de bakanlar da bu savaşı durduramazlar.” sözünü söylemişti. 6 Gunaris, bu kısa süreç içerisinde kurduğu hükümetlerden üç defa istifa etmek zorunda kalmıştı. Kendisine yönelik getirilen suçlamalardan bir tanesi, İngiliz desteği kesildiği halde, kamuoyuna bu desteğin devam ettiği yönünde haberler yaptırması olarak kendisini göstermişti.7  

Aynı şekilde hayatı darağacında son bulan Yunan orduları başkomutanı Georgios Hacıanestis de, Küçük Asya Harekatı’nı İngiliz dayatmaları nedeniyle sürdürdüklerini ve İngilizlerin elinde oyuncak olduklarını belirterek savaş karşıtı tavrını gözler önüne sermişti.8 Hacıanaestis, Balkan Harpleri’nden itibaren orduda çeşitli komuta kademelerinde görevler almış ve esir edilmesinden üç ay önce başkomutanlık statüsüne yükseltilmişti.  

Konuya ilişkin olarak 2010 yılında, duruşmalar sonrasında idam edilen devrin eski başbakanlarından olan Petros Protopapadakis’in torunu Mihalis Protopapadakis tarafından “Dedem hain değildi.” söylemiyle açılan temyiz davası sonrası Altılar Davası yeniden görüşülmeye başlanmıştır.9 Lozan görüşmelerinin devam ettiği sıralarda gerçekleştirilen yargılamaların ardından, Venizelos yanlısı komite, sonraki iş olarak Venizelos’un Lozan sürecinde Yunanistan’ı temsil edecek kişi olarak görevlendirilmesini sağlamaya çalışmıştır. Tüm bu süreçte, Yunanistan’da askeri yönetim hüküm sürdüğünden, Lozan Antlaşması’nın bu dönemde Yunan meclisinde ne tür yankılar uyandırdığını görmek mümkün olamamıştır. 

Lozan Barış Antlaşması’nın 23 Temmuz 1923’te imzalanmasından sonra Yunan siyasi hayatı farklı bir yöne evrilecektir. İhtilal komitesinin lideri Plastiras, Kral Konstantin’in yerine göreve gelen II. Georgios’un etki alanı dahilinde, Leonardopulos’un liderliğini üstlendiği bir karşı darbe girişimini savuşturmuştur. Bu gelişmeyi takiben Kral Georgios’un 1935’e kadar devam edecek 12 yıllık sürgünü başlayacaktır. Kralın ülkeyi terk edişinin ardından yerine vekaleten Kunduriotis adlı bir devlet adamı göreve getirilecektir.  

 2.1924-1928 arası 

 2.1 İkinci Helenya Cumhuriyeti ve 24 İhtilali 

Nikolaos Plastiras, One of the leaders of the 1922 Revolution on September 11, along with, Colonel Stylianos Gonatas and Commander Phokas
13 April 1923

Plastiras, bu gelişmelerin ardından, komşu ülke Türkiye’de geçilen cumhuriyet rejmini Yunanistan’da da uygulamak isteyenlerin görüşlerinin yolundan giderek, ülkeyi cumhuriyete geçip geçmeme konusunda nihai kararı belirleyecek bir referanduma götürmek istedi. Bir yıl sonra, 1924 yılının Ocak ayında gerçekleştirilen referandumda, Cumhuriyet’e geçme yönünde kullanılan evet oylarının %70 oranında çıkması sonucu, vekil olan Kunduriotis’in başkanlığında Cumhuriyet rejiminin ilk hükümetinin kurulması sağlanmıştır. Yunanistan’da artık Cumhuriyet rejimi vardı ve bu yeni devlet, İkinci Helenya Cumhuriyeti olarak anılacaktı. 

1924 yılında, cuntanın görevi siyasilere devretme vaadiyle girilen ilk cumhuriyet seçimlerini Venizelos kazanmıştır. Ancak başlayan Yunan baharı kısa ömürlü olmuş, bir yıl sonra ülkede yeniden totaliter bir rejim tesis edilmiştir. 1925 yılında, daha önce Birinci Dünya Savaşı’nda Yunan ordusunun başında Makedon cephesinde savaşmış olan General Pangalos bir hükümet darbesiyle yönetimi ele geçirmiştir. 10  

2.1.1 Pangalos Dönemi 

Krallığın yeniden ihdası olarak da anılan bu ket vurucu gelişmenin ardından, 1926’ya kadar süren Theodoros Pangalos diktası başlayacaktır. Pangalos, daha önce de 1920 seçimlerinin hemen başında, darbe yapma ihtimaliyle ortaya çıkmış ancak bu girişimi için somut bir ortam bulamamıştı.11 Pangalos, milli mücadele sonuna doğru Trakya’da kılıç artığı Yunan birliklerini toparlayarak düzenli bir ordu vücuda getirmişti. Bu gelişmenin Yunan heyetinin Lozan görüşmeleri sırasında elini kuvvetlendirdiği ve antlaşmanın seyrine etki eden bir yapı arz ettiği söylenebilir. Askeri diktatör Pangalos, Altılar Davası yargılamaları için hayata geçirilen üst düzey askeri mahkemenin komisyon başkanlığını da yapmıştı. Pangalos ayrıca, 2009-2012 yılları arasında Yunanistan’da başbakan yardımcılığı görevinde bulunmuş olan Theodoros Pangalos’un dedesiydi. 12 Bizatihi meclisten aldığı yetkiyle parlamentoyu fesheden Pangalos’un liderliği sırasında Türk-Yunan ilişkileri ekseninde yeni gelişmeler yaşanmıştır. 

Yunanistan’ın iç karışıklıklarla çalkalandığı bu dönemde, Türkiye de Musul meselesiyle meşgul olmaktaydı. İngiltere ve Türkiye arasında Musul’un istikbaldeki statüsünü tayin etme noktasında çetin tartışmalar yaşanmaktaydı. Pangalos, Türkiye’nin bu hassas gündeminden faydalanarak Yunanistan’ı Türkiye ile savaşa sokma yönünde gerekli askeri hazırlıklara başlanması talimatını vermişti. 13 Pangalos diktatörlüğünü sürdürdüğü sürece uzlaşıdan uzak bir politika izliyordu. Bu nedenle dış politikadaki yaklaşımı düşmancaydı. 14 Pangalos’un saldırgan tutumuna, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk barışçıl bir politika izleyerek yanıt vermiştir. Bu nedenle iki devlet arasında, 3 yıl sonra yeni bir savaşın çıkmasının önüne geçilmiştir.  

İlişkilerin gergin devam ettiği bu sıralarda, Yunan devlet adamı Kundilis’ten bir karşı darbe denemesi daha gelmiştir. Bu kez darbecilerin gayesi, Yunan siyasetini eline almış bulunan Pangalos’u devirmektir. Başarılı sonuçlanan bu girişimin ardından Pangalos görevinden uzaklaştırılacaktır. Bir diğer deyişle, darbe ile göreve gelen Pangalos, darbe ile görevinden olmuştur.15 Bir baba figürü olarak Yunan siyasetinde ağırlığını hissettiren ve alınan büyük mağlubiyete karşın Yunanistan’da destek gören Venizelos, 1926 yılından itibaren özgür seçimlere gidilmesiyle yeniden iktidarı sahiplenmek için girişimlerde bulunmuştur. Kondilis’in başbakan, Kunduriotis’in devlet bakanı olarak görevde bulunduğu bu süreçte, sık sık koalisyon hükümetleri göreve geldiğinden yönetimsel anlamda bir bütünlük sağlanamamıştır. Helenya Cumhuriyeti’nde demokrasinin kökleşmesi gerekirken, bu dönemde görev almış devlet idarecilerinin amacı demokrasiyi sağlamlaştırmaktan ziyade askere kontrol altında tutmak olmuştur.  Zira, komutan-politikacı bağlarının çok sıkı olduğu ve öteden beri politik hamlelere bir tür baskı unsuru olarak dahil edilen Yunan ordusu, tüm bu süreç boyunca Demokles’in Kılıcı misali üçüncü bir göz olarak siyasete nizam vermeye kalkmıştır. Bu havada gelinen 1928 seçimlerini, Liberal Partili Eleftherios Venizelos kazanarak başbakanlık koltuğuna oturmuştur 

Konumunu sağlamlaştırmak için Yunanistan’ın komşusu olan ülkelerden destek arayan Venizelos son derece barışçıl politikalar izlemeye başlamıştır. Bu müspet strateji, Balkanlar’da ve özellikle Türkiye’de karşılık bulacaktır. Venizelos, göreve geldikten yalnızca 11 gün sonra, 30 Ağustos 1928 tarihinde kendi el yazsıyla İsmet İnönü’ye bir mektup yazmıştır. Redaksiyona tabii tutulmayan mektupta, Venizelos’un kendi notları da bulunmaktaydı.  

İki ülke arasında tahsis edilen dostluğun sağladığı kolaylık, Yunanistan’da demokrasinin rayına girmesine zemin hazırlamıştı. Bu süreçte düzenlenen serbest seçimlerden birisi olarak 1933 yılında gerçekleştirilen Yunan Genel Seçimleri’ni, liberal partili Venizelos’u mağlup eden Halkçı Parti lideri Panagis Tsaldaris kazanmıştı. 1928-1933 arası, Venizelos’un son dönemi olarak bilinen süreç de bitmişti. 16 

Venizelos’un kan kaybettiği seçim sonrası 24 devrimi sırasında kralcı bir tutum takınarak muhalif kanadı temsil etmiş Panagis Tsaldaris’in göreve gelişi Yunan siyasi arenasında muhaliflerce pek hoş karşılanmamıştı; Tsaldaris, daha önceki siyasi kariyeri itibariyle de tanınmış ve kendisine düşmanlar edinmiş bir politikacıydı. Venizelos’a karşı 1920 yılında hayata geçirilmiş “Birleşik Muhalefet Cephesi”ne, o dönem sürgünde olan Gunaris ile birlikte katılmıştı.17 Bu hareketin itici gücü olan Gunaris ve beraberindekiler Korsika’da bulunan meşhur hapishane Grand Hotel Continental’den kaçmıştı. 18 Gunaris’in güvenilmez bir tekneyle, fırtınada oradan oraya sarsılarak yaptığı bu yolculuğunda, kendisiyle birlikte adadan kaçanlar arasında, 1935-1941 yılları arasında Yunan siyasetini elinde bulunduracak olan, sürgündeki albay İoannis Metaksas da vardı.19 Daha sonra İon Dragoumis’in dahil olduğu bu sürgün kaçağı ekibe ve diğer muhaliflere çeşitli baskınlar düzenlenmiş, hatta Dragoumis, emniyet mensubu bir tim tarafından otomobili kurşuna dizilerek öldürülmüştü. Bu olay öncesinde de Venizelos’a, Kral Konstantin yanlısı iki subay tarafından ateş edilmişti. Ancak Venizelos bu suikast girişiminden hafif sıyrıklarla kurtulmuştu.  

1920 ve 1930’lu yıllar Yunan siyasetinin en önemli özelliklerinden birisi de, sürekli aynı simaların, farklı yıllarda siyaset sahnesine çıkmaları ve geçmişte arzuladıkları Yunanistan’a şekil vermek için rol kapma yarışına girmiş olmalarıdır. Çalışmada bahsi geçen her ismin, önceki dönemlere ait çeşitli arka planları mevcuttur ve bu siyasetçiler daima Yunanistan’a egemen olma isteği içerisindeydiler. Bu asker kadrosu bağlamında, ağırlıklı grup Venizelistler de denen, Venizelos yanlısı subaylar oluşturmaktaydı. Venizelistler, Venizelos’un siyaseten etkinlik kaybına girdiği her dönemde, darbe de dahil olmak üzere çeşitli yollarla iktidarı ele almayı denemekteydiler.  

Örneğin, 1923 yılında denenen ve başarısızlıkla sonuçlanan Kral yanlısı darbe girişiminin bastırılmasında görev alan Venizelos yanlısı bir subay olan Georgios Kondilis, 1920 seçimleri sırasında Salihli’deki sandıkları yerlerinden kaçırarak, içine Venizelosa atılmış oyların bulunduğu sandıklarla yer değiştirmişti20 

3.1930 Sonrası 

3.1 Venizelistler Tekrar Devrede, 1933 Girişimi 

Panagis Tsaldaris’in seçimleri kazanması, Yunan ordusu içerisinde Venizelos yanlısı bazı gruplarda muhalefete neden olmuş ve ülkenin idaresini ele alma yönünde yeni bir askeri hareketin yeşermesini olanaklı kılmıştı. 1935 yılında kral Gregorios’un yeniden yurda dönme ihtimalinin belirmesi üzerine 1924 yılındaki İhtilal Komitesinin lideri Plastiras’ın dava arkadaşlarıyla beraber denediği darbe, 6 Mart 1933’te tam anlamıyla bastırılmıştır. Darbe kısa süre bastırılmış olmakla birlikte, Serez, Sakız ve Midilli gibi adalarda yayılmıştı. Kundilis’in başarılı takibi neticesinde Selanik’te darbeye karışanlar idam edildi. Plastiras bu hadise üzerine sürgüne gitmiş, işgal yıllarında sağcı vatansever grup Edes’in başına geçmek için ülkeye dönene dek sürgünde kalmıştır.21  

Kundilis’in kararlı tutumu neticesinde Venizelos sürgüne yollanmaktan kurtulamamıştır. Venizelos, 1935 yılında Yunan siyasetinden tamamen çekilerek Paris’te ikamet etmeye başlayacak ve burada ölecektir. Venizelos, hayata gözlerini yumduğunda gıyabında çıkarılan idam cezası geçerliliğini korumaktaydı. Bu darbe kral Gregorios’u yurda dönmesi yönünde harekete geçirdi. Ülkedeki kralcı hava arttı ve değişen ortamda başbakan Kundilis ülkeyi referanduma götürmeye karar verdi. 26 Kasım 1935’te düzenlenen referandumda %97 gibi ezici bir oranla Yunanistan’a yeniden monarşi geldi ve krallık rejimi işlemeye başladı. Halkoylamasının hemen ardından II. Gregorios yurda dönerek kral oldu. Ancak kralın gelir gelmez iç barışı teskin etmek için darbeye kalkışmış Venizelist subaylar hakkında af çıkarması darbeyi bastıran gücün lideri Kundilis ile yollarının ayrılmasına neden oldu. Bu gelişmeleri müteakiben, darbe kahramanı Kundilis görevinden istifa etti.  

Boş kalan başbakanlık makamına İoannis Metaksas’ın göreve geldiği 4 Ağustos 1935 tarihine dek Konstantinos Demertzis seçildi.22 

4.Son ve Sivil Darbe: İoannis Metaksas 

Daha önce Hür Fikirler Partisi ile seçimlere katılmış, 1927’de Zamis’in kurmuş olduğu hükümette Ulaştırma Bakanlığı görevinde bulunmuş olan İoannis Metaksas, Yunan siyasetini düştüğü kaostan kurtaracak kişi edasıyla, bir tür kriz reçetesi olarak görülmüştür. Görev günü ciddi bir güvenoyu olarak başbakanlık pozisyonuna getirilen Metaksas’ın siyasi arenaya dahil olduğu 1936 yılı, Yunanistan siyasetine yön veren tüm başat aktörlerin bir bir hayata gözlerini yumduğu yıl olmuştur. Bu yılda Tsaldaris, Kundilis ve Venizelos’un vefat etmeleri, Metaksas’ın siyaseten yoluna yalnız devam etmesini sağlayacaktır.  

Metaksas, Alman hayranı olarak bilinmesiyle birlikte, tam bir komünizm karşıtıydı. Bu nedenle yeni başbakan, Yunan Komünist Partisi tarafından (KKE) büyük muhalefet görmüştür. Metaksas’ın başbakanlığa seçildiği 4 Ağustos’tan yalnızca bir gün sonra, 5 Ağustos’ta Komünist Parti ve sendikalar, ülke çapında büyük bir grev hareketi başlattılar. Bunun üzerine Metaksas hızlı bir şekilde Anayasa’da yer alan temel hak ve özgürlükleri belirleyen maddeleri askıya aldı. Grev, gösteri ve yürüyüş yapma hakları feshedildi ve sendikalar kapatıldı. Bu değişimlerin arasında en radikali, parlamentonun feshedilmesiydi. 23 1940 yılına gelindiğinde tüm bu komünizm karşıtı politikaların sonucu olarak 2000 dolayında aktif ve pasif komünist çeşitli Yunan adalarında sürgün hayatı yaşamaktaydı. Muhaliflerin tümden sindirildiği bu süreçte, Metaksas totalitesine karşı bir askeri veya siyasi hamle gelmemiştir. Bu girişimlerde bulunacak kuvvet odaklarının da ortadan kalktığı düşünüldüğünde, Yunanistan’ı sivil darbeyle yöneten Metaksas rejimi, uyguladığı baskıcı politikalar sayesinde devamlılığını sağlamayı bilmiştir.  

Ancak 1930’ların başından itibaren Yunanistan devleti idarecilerinin en çok korktuğu senaryo gerçeğe dönüşmüş ve Yunanistan 1941 yılında İtalya ve Yunanistan arasında başlayan I. Yunan-İtalyan Savaşı ile İkinci Dünya Savaşı’na dahil olmuştur. Beklenilmeyecek bir şekilde İtalyanları püskürterek Güney Arnavutluk’a giren Yunan orduları daha sonra Alman desteği alan İtalyan ve Bulgar orduları tarafından mağlup edilerek ülke işgale açık hale gelmiştir. Tüm bu süreçte Yunanistan; Alman, İtalyan ve Bulgar olmak üzere üç işgal bölgesine bölünmüştü.  

1941 yılında Metaksas’ın ölümü üzerine Almanlar burada Yorgos Çolakoğlu adında bir idarecinin denetimine tabii kılınan kukla bir hükümet kurmuştu. 1941-1945 döneminde Yunanistan’da siyasi hayat felce uğramış, savaş öncesinin idarecileri kral II. Gregorios ve hükümeti sürgüne yollanmıştır.  

Sonuç 

1922-1945 yılları arası, Yunan siyasetinin en bunalımlı dönemlerinden birisidir. İki kez krallığın geldiği, üç kez rejimin değiştiği ve beşten fazla başarılı/başarısız darbe girişiminin yaşandığı bu dönemin genel karakteristiği güce hükmeden zümrelerin bekalarını sağlamak isteği ve bu yönde taraftar gruplarla işbirliği yapmalarıdır. Asker-bürokrat ortaklıkları darbelerin oluş sebebini teşkil etmektedir. Bu yıllardaki darbe hareketleri pek çoğu kez halkın iradesinden bağımsız, yalnızca devlet mekanizmalarının araçlarıyla bastırılmıştır. Venizelos, Kundilis, Tsaldaris, Pangalos, Plastiras ve Metaksas gibi isimler bu 23 yıllık dönemin (hatta öncesinin) önemli aktörleridir. Yunan siyaseti, uzunca süre bu kişilerin tekelinde kalmış, aralarında siyasi husumet bulunan ideolojik franksiyonlar, Yunanistan’da demokrasinin kökleşmesini sağlayacak yenilikler yapamamıştır.  

Kurtuluş Savaşı’nı takiben başlayan iç hesaplaşmalar, 1935’de Metaksas’ın tek adam olmasıyla durulsa da, Metaksas’ın öldüğü 1941 yılından sonra Mihver güçleri tarafından işgal edilen Yunanistan savaş sonuna dek hem istilacıların, hem de karşıt ideolojik grupların savaştığı bir alan haline gelmiştir. 

DİPNOTLAR 

1 Bruce Merry, The Asia Minor Disaster is a Watershed in the History of Hellenism, Encyclopedia of Modern Greek Literature, Greenwood Publishing Group, 2004, s. 29 (çevrimiçi) 

2 Damla Demirözü, Megali İdea’dan Ankara Antlaşmasına(1930) Eleftherios Venizelos, Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi, Sayı: 35-36, Mayıs-Kasım 2005, s. 298 

3 Seçil Akgün, Yunanistan’da Kurtuluş Savaşı’nı İzleyen Gelişmeler, DEU Çağdaş Türkiye Tarihi Araştırmaları Dergisi, Cilt:1, Sayı: 3, s.14 

4 Elçin Macar, İki Dünya Savaşı Arası Türkiye ve Yunanistan, Çağdaş Türkiye Seminerleri 

5 Çiğdem Kılıçoğlu Cihangir, Lozan Barış Konferansının İlk Aşaması ve Konferansının Kesintiye Uğradığı Dönemde Yunanistan, Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi, Sayı: 53, (Lozan Antlaşması Özel Sayısı) 2013, s. 134 

6 Akgün, a.g.e., s. 12 

7 Murat Köylü, Yunan Siyasi Tarihinde Siyasal Çalkantıların (1909-1922) İstiklal Harbine Etkisi, Toros Üniversitesi İİSBF Siyasal Bilimler Dergisi, Cilt:2, Sayı:4, Aralık 2015, s.50 

8 Akgün, a.g.e., s. 13 

9 “Yunanistan’da 88 Küçük Asya Felaketi Davası Yeniden Açıldı”, Radikal Gazetesi, 23 Ocak 2010, http://www.radikal.com.tr/dunya/yunanistanda-88-kucuk-asya-felaketi-davasi-yeniden-acildi-976281/ 

10 Demirözü, a.g.e., s. 305 

11 Türkmen Parlak, Yunan Ege’den Nasıl Gitti Cilt 2, s. 14 

12 “Yunanistan 1922 İdamların Günah Çıkardı, Türk İnfo, 21 Ekim 2010, (Çevrimiçi). http://www.turkinfo.nl/yunanistan-1922-idamlarinda-gunah-cikardi/3051/ 

13 Harry J. Psomiades, The Diplomacy of Theodoros Pangalos 1925-1926, s.11 

14 Psomiades, a.g.e., s. 15 

15 Şevket Ovalı, Tarihsel Bir Perspektiften Batı-Yunanistan İlişkisinin Siyasal Arka Planı (1821-1945) Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi, Cilt: 62, Sayı: 1, 2007, s. 187 

16 Ovalı, a.g.e., s. 187 

17 Parlak, a.g.e., s. 15 

18 Parlak, a.g.e., s. 15 

19 Parlak, a.g.e., s. 15 

20 Parlak, a.g.e., s. 22 

21 Zafer Çakmak, Yunanistan Başbakanı Panagis Tsaldaris’in Türkiye’yi Ziyareti (10-17 Eylül) Turkish Studies, İnternational Periodical For The Languages, Literature and History of Turkish and Turks, Cilt 2/4, Güz 2007, s. 1276 

22 Elçin Macar, İki Dünya Savaşı Arası Türkiye ve Yunanistan, Çağdaş Türkiye Seminerleri 

23 Elçin Macar, İki Dünya Savaşı Arası Türkiye ve Yunanistan, Çağdaş Türkiye Seminerleri

KAYNAKÇA 

Akgün, Seçil:  Yunanistan’da Kurtuluş Savaşı’nı İzleyen Gelişmeler, DEU Çağdaş Türkiye Tarihi Araştırmaları Dergisi, Cilt:1, Sayı: 3, p.p. 9-20 

http://web.deu.edu.tr/ataturkilkeleri/pdf/dergisayi3/c1_s3_secil_akgun.pdf 

 

Cihangir, Çiğdem Kılıçoğlu: Lozan Barış Konferansının İlk Aşaması ve Konferansının Kesintiye Uğradığı Dönemde Yunanistan, Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi, Sayı: 53, (Lozan Antlaşması Özel Sayısı) 2013, p.p 129-154 

http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/45/1909/20039.pdf 

 

Çakmak, Zafer: Yunanistan Başbakanı Panagis Tsaldaris’in Türkiye’yi Ziyareti (10-17 Eylül) Turkish Studiesİnternational Periodical For The LanguagesLiterature and History of Turkish and Turks, Cilt 2/4, Güz 2007, p.p. 1271-1282 

http://www.turkishstudies.net/dergi/cilt1/sayi6/sayi6pdf/79.pdf 

 

Demirözü, Damla: Megali İdea’dan Ankara Antlaşmasına(1930) Eleftherios Venizelos, Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi, Sayı: 35-36, Mayıs-Kasım 2005, p.p. 291-312 

http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/45/788/10114.pdf 

 

Köylü, MuratYunan Siyasi Tarihinde Siyasal Çalkantıların (1909-1922) İstiklal Harbine Etkisi, Toros Üniversitesi İİSBF Siyasal Bilimler Dergisi, Cilt:2, Sayı:4, Aralık 2015, p.p. 31-56 

http://dergipark.ulakbim.gov.tr/iisbf/article/view/5000154915 

 

Macar, Elçin: İki Dünya Savaşı Arası Türkiye ve Yunanistan, Çağdaş Türkiye Seminerleri 

http://www.obarsiv.com/pdf/vct_elcinmacar.pdf 

 

Merry, BruceThe Asia Minor Disaster is a Watershed in the History of Hellenism, Encyclopedia of Modern Greek Literature, Greenwood Publishing Group, 2004, s. 29 (çevrimiçi) 

 

Ovalı, Şevket: Tarihsel Bir Perspektiften Batı-Yunanistan İlişkisinin Siyasal Arka Planı (1821-1945) Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi, Cilt: 62, Sayı: 1, 2007, p.p. 165-195 

http://dergipark.ulakbim.gov.tr/ausbf/article/view/5000053461 

 

Parlak, Türkmenİşgalden Kurtuluşa (2) Yunan Ege’den Nasıl Gitti, s. 14 

 

Psomiades, Harry J.: The Diplomacy of Theodoros Pangalos 1925-1926, s.11 

 

http://hellenicresearchcenter.org/wp-content/uploads/2016/04/THE-DIPLOMACY-OF-THEODOROS-PANGALOS.pdf 

 

“Yunanistan 1922 İdamların Günah Çıkardı”, Türk İnfo, 21 Ekim 2010, (Çevrimiçi). http://www.turkinfo.nl/yunanistan-1922-idamlarinda-gunah-cikardi/3051/ 

 

Yunanistan’da 88 Küçük Asya Felaketi Davası Yeniden Açıldı”, Radikal Gazetesi, 23 Ocak 2010, http://www.radikal.com.tr/dunya/yunanistanda-88-kucuk-asya-felaketi-davasi-yeniden-acildi-976281/ 

 

Yazar Hakkında

Eray KONYA

İstanbul Üniversitesi

İnkılap Tarihi Enstitüsü

Yüksek Lisans Öğrencisi

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir