Ana Sayfa / Yazılar / Ekonomi / Araştırma Yazıları / Dağkızılca Köyü’nde Kırsal Müşterek Alanları Önemini Neden Kaybetti?
Kırsal Alanlar
Burdurgazetesi'nden alınmıştır.

Dağkızılca Köyü’nde Kırsal Müşterek Alanları Önemini Neden Kaybetti?

Özet

Çalışmamız, İzmir ilinin Torbalı ilçesine bağlı Dağkızılca Köyü’nde kırsal müşterek olan meracılığın günümüzdeki durumunu anlamaya yönelik bir çalışmadır. Yıllar geçtikçe, insanlar daha iyi bir yaşam sürmek istediği için kırdan kente göçler artmıştır. Kırdan kente göçün sebepleri, miras yoluyla küçülen arazi alanları, arazilerin kamulaştırılması, tarım ve hayvancılığın değer görmemesi, insanların kentte yaşayarak daha iyi bir hayat sürmelerini düşünmesi gibi nedenler kır-kent göçünün sonuçlarını göstermektedir. İzmir’de ise, gelişen sanayi kolları ve arazilerin küçülüp çitlenmesiyle veya kırsal soylulaşmayla meracılık daha da zorlaşmaya başladı. Bunun sonucunda, köyde yaşayan gençler, sanayi sektöründe çalışmaya başlayarak kentlere göç etmeye başladı. Yapacağımız bu çalışmada, “meracılık tecrübesini kır halkı nerde kullanıyor?” sorusunu bulmak için, seçilen İzmir köyünde saha araştırması yapmak ve bu saha araştırmasını bilgilerimizle bir araya getirip değerlendirme yapmaktır.

Anahtar Kelimeler: Kırsal Müşterek, Çitleme, Göç, Kırsal Soylulaşma

Abstract

Our study is a study aimed at understanding the rural common pasture of Dağkızılca Village of Torbalı district of İzmir province in the city in today. Over the years, migrations from rural to urban have increased because people want to lead a better life. The reasons of rural to urban migration, land areas shrinking by inheritance, expropriation of land, lack of appreciation of agriculture and animal husbandry, and the fact that people think of living a better life by living in the city show the results of rural-urban migration. In İzmir, the pastureland became more difficult with the shrinking and fencing of the developing industrial branches and lands or with rural gentrification. As a result, young people living in the village started to work in the industrial sector and migrated to the cities. In this study, “where does he use the pasture experience in the selected rural village?” We will conduct a field survey in the selected village of Izmir to find the question. And we combine and evaluate this field research with our knowledge.

1. GİRİŞ

Meralar, ekolojik dengenin korunmasında önemli rol oynarlar. Meralar, yeryüzündeki yabani ve evcil hayvanların yem alanı olmasının yanı sıra bitkilerin de yaşam alanı görevi görmektedir. Aynı zamanda meralar üzerinde bulunan bitki örtüsü, son zamanlarda önemli bir problem olan, küresel ısınmanın temel sebeplerinden olan sera etkisinin azaltılmasında önemli rol oynarlar. Bunun yanı sıra, su kaynaklarının ve toprak verimliliği için de meralar önemli alanlardır.

Meralar, kırsal yaşamda hayvancılıkla geçinen insanlar için önemli müşterek yerlerdendir. Bu müşterek alanlar, kır halkının kalkınmasında ve dayanışma geleneğinin de sürekliliği için önemlidir. Hava, su, ormanlar, meralar kısacası doğada bulunup ama herkesin yaralanabildiği alanlara “ ekolojik müşterekler” diyoruz. Müştereklerin değişimi, çitleme hareketleriyle, diğer bir adıyla toprağın ticaretleştirilmesiyle başlamıştır. Ticaretleştirilen topraklar sonucu, mera alanlarının daraldığı görülüyor. Bu daralmayla geçimini hayvancılıkla sağlayan insanların, hayvancılık yerine başka alanlarda geçimini sağladıklarını görüyoruz.

Mera alanları, 1998 yılında yürürlüğe giren 4342 sayılı Mera Kanunu kapsamında korunmaktadır.[1] Fakat, bu kanundaki bazı eksikliklerden dolayı mera alanları amaçları dışında kullanıldığı için, meraların azaldığı gözlenmektedir. Türkiye’deki kaybedilen mera alanlarının yeniden sahip olmak, geride bulunan mera alanlarının da yeniden yapılandırılmalar yani iyileştirmeler için politik düzenlemelere ihtiyaç vardır.

Dağkızılca Köyü’nde ise, yıllar içinde hayvancılıkla geçinen kişilerin azaldığını tespit ettik. Bu azalmalar, beraberinde kırsal müşterek alanlarında da azalma hatta neredeyse yok olma noktasına getirdiği gözlemlendi. Bu çalışmamızda, İzmir ili Torbalı ilçesine bağlı Dağkızılca Köyü’nde kırsal müştereğin günümüzdeki durumunu, literatür taramasının ardından köydeki bu azalmanın nedenlerini köy alanında yaptığımız gözlem ve köy halkıyla yaptığımız röportajla anlattık ve ardından sonuç ve önerilerimizi yazdık.

2. LİTERATÜR TARAMASI 

Yalçın ve Kara, burada göç olgusunu iş gücü bağlamında ele almışlardır. Özellikle çiftçi nüfusunun göç etme nedenlerini tarım alanlarının kamulaştırılması, terör, doğal afet gibi nedenler üzerinden incelemişlerdir. Türkiye de sanayileşme ile birlikte yaşanan köyden kente göç hareketinin sosyal ve politik sonuçları işlenmiştir.[2]

Sağlam, yazar araştırmasında göçün Türkiye de yoğun bir şekilde başlamasına etki eden olayları incelemiş ve göçün sınıflandırmalarını yapmıştır. Göç sonucunda kentte oluşan alt yapı eksikliklerini ve kırlarda atıl durumda kalan tarım arazilerini konu edinmiştir. Kırsal göçün diğer ülkelerde ki gibi sanayi devrimi ile paralel işlemediğini, Türkiye de daha çok tarımda makineleşmeden dolayı kırlarda oluşan nüfus fazlasının kentlere itilmesiyle ortaya çıktığını belirtmiştir bu sebeple Türkiye deki kırsal nüfus göçünü nitelik olarak diğer ülkelerde yaşana kırsal göç hareketinden ayırmıştır.[3]

Hazar ve Velibeyoğlu, çalışmalarının odak noktası mera alanları üzerindeki çatışmalar ve mera alanları üzerindeki çitleme hareketlerinin dönüştürücü etkileridir. Araştırma, keşifçi vaka çalışmasıdır ve yöntemi eDPSIR nedensel ağ modeli olarak belirlenmiştir. Araştırmanın sonucunda, çevre üzerinde baskı oluşturan bir ekonomik sektör ya da insan aktivitesi olarak tariflenen “Baskı Arayüzü”nün, mera alanlarının başka kullanımlara tahsis edilmesi, aşırı otlatma ve yöneticilerin ilgisizliği gibi yanlış uygulamalar olduğu tespit edilmiştir.[4]

Kandemir ve diğerleri, çalışmalarının amacını İzmir yöresinde birlik şeklinde örgütlenmiş, yarı entansif ve entansif küçükbaş hayvan yetiştiriciliği yapan 142 işletmede, yürütülen hayvancılık faaliyetleri ve bu faaliyetlerin yürütüldüğü barındırma olanakları yerinde belirlenmiş, yapısal ve teknik yönden yeterlilikleri ve hayvancılık faaliyetleri üzerindeki etkileri birlikte değerlendirme olarak belirlemiştir. Çalışmanın sonucunda, yöre koşullarında küçükbaş hayvancılığın geliştirilmesine yönelik teknik öneriler sunulmuştur.[5]

Kantarcıoğlu, “Ortak Toprakların Özel Mülkiyete Dönüşmesi Mi?: İngiliz Çitleme Hareketleri İle 1858 Arazî Kanunnâmesi’ne Dair Bir Karşılaştırma” adlı makalesinde İngiltere örneği üzerinden ortak toprakların özel mülkiyet konusuna geçişi ve bu geçişin bir diğer örneği olarak Osmanlı’daki Arazi Kanunnamesi çevresinde bir karşılaştırma yapmayı hedeflemiştir. Toprağın ortak alandan özel mülkiyete geçmesi; ilk zamanlar da dahil olmak üzere modern anlamda da üretim biçimindeki dönüşümle ilgilidir. Ancak Osmanlı Devleti’ne bakıldığında Arazi Kanunnamesi ile ortak toprakların mülk haline gelmesi devlet eliyle engellenmeye çalışılmıştır. Arazi Kanunnamesi, İngiliz tipi bir toprak kapitalizmi için yeterli açıklamaya sahip değildir.  İngiltere’de çitleme hareketiyle birlikte kadim ya da geleneksel haklar olarak tanımlanan ortak alanların kullanımına ilişkin haklar giderek budanmış, kadim kullanım hakları yerini çitlemelere bırakmıştır. Ancak Arazi Kanunnamesine bakılacak olursa bu konuda herhangi bir atıfta bulunulmamıştır.[6]

Kaymak, “Sanayi Devrimi Neden İngiltere’de Gerçekleşti?” adlı makalesinde Sanayi Devrimi’ne pek çok açıdan yaklaşılmış ve bu soruya bir cevap bulmak amaçlanmıştır. İngiliz feodal tarımındaki mülkiyet dönüşümü 14. yüzyılda feodal krizle meydana gelmiş ve İngiliz köylülüğünün değişmesine yol açmıştır. Çitleme hareketleri 16. yüzyılın sonlarına doğru daha büyük bir hız kazanmış ve 19. yüzyıla kadar sürmüştür. Çitleme hareketi, toprak üzerinde geleneksel hakları ortadan kaldırarak, mutlak özel mülkiyeti getirmiş, yani tarımda bireyciliğin doğmasını sağlamıştır. Çitlemeler sonucu çok sayıda köylünün topraklarından atılması gelişen kırsal endüstri ve büyük ölçekli kapitalist tarım için gerekli ucuz işgücünü sağlamıştır.[7]

Doğru C. “Osmanli Toplumunda Kapitalist-Girişimci Sinifin Ve İnsan Tipinin Oluşumunu Engelleyen Faktörler” adlı makalesinde Osmanlı-Türk toplumundaki insanların neden Avrupa’da yaşayan insanlar gibi girişimci ve capitalist insan özelliklerini bünyelerinde barındırmadığını araştırmıştır. Bu bağlamda capitalist düzene geçilirken çitleme hareketinin önemi üzerinde durulmuştur. Çitleme hareketi ile birlikte İngiltere’de yaşayan insanlar daha fazla kar elde etmeyi tercih etmişler ve capitalist düzene geçiş yapmışlardır. Osmanlı’da ise devletin yaptığı müdahaleler, tüccar sınıfında yer alan insanların iktisadi bakış açıları bu düzene geçişlerini kısıtlamıştır.[8]

Önal N. “Klasik Politik Iktisattan Günümüze Büyük Toprak Sahipliği Ve Toprak Rantı” adlı çalışmasında kapitalizmin doğuşu ve gelişimi toprak rantını ve mülk sahiplerini günümüze kadar nasıl etkilediği araştırılmıştır. Bu konu bağlamında kapitalizmin doğuşu olarak “çitleme kanunları” temel dayanak olarak görülmektedir. Kapitalizmin gelişimi ile birlikte büyük toprak sahipleri zamanla önemlerini yitirmişlerdir ve rant ile kar arasındaki gerilim önemli bir hale evrilmiştir.[9]

Ertör I. “Meta Menzilinin Yeni Durağı Balık Çiftlikleri: Gıda Güvenliği Mi Çitleme Mi?” adlı makalesinde Avrupa’da ve Türkiye’de balıkçılık menzillerinin aşırı avlanma yüzünden azalmasına karşılık balık çifliklerinin yeni yöntemlerle balıkçılık sektörüne olan olumlu yöndeki etkileri savunulmuştur. Karada müşterek alanların çevrelenip özel mülkiyete dönüşmesiyle gerçekleşen çitlemeler gibi balık çiftlikleri de suda gerçekleşen bir çitlemedir. Bu sayede insanların gıdaya ulaşımı ve gıda güvenliğinin sağlandığı düşünülmektedir.[10]

Bayar’a göre, bu çalışmasında cumhuriyetimizin ilk yıllarından günümüze kadar olan arazi paylaşımını ve tarım alanlarında ki farklılaşmaları incelemiştir. Özellikler 1950 yılından itibaren başlayan sanayileşme atılımlarıyla birlikte tarım arazilerinin terk edilmesi ayrıca tarıma pek elverişli olmamasına rağmen orman ve çayır arazilerinin tarıma açılması ele alınmıştır. 1949 yılında %50 si çayır ve mera olan Türkiye topraklarında ki bu oranın 2000 yılında %22 ye gerilemesi ve akabinde tarım arazilerinin %20 den %34 çıkmasına rağmen tarımsal üretim seviyesinin aynı oranda artmayışı ve tarıma elverişli kıyı kesimlerinin yerleşime ve hizmet sektörünün kullanımına açılması incelenmiştir.[11]

Sevinç ve diğerlerine göre, çalışmalarında öncelikle kır, kent ve göç gibi olguları incelemiş ve bu kavramlar etrafında özellikle kırdan kente göç olgusunu ve bu göçün kırda ve kentte yaratmış olduğu ekonomik ve kültürel değişimleri analiz etmişlerdir. Makineleşmeyle beraber gizli işsizliğin artması, artan nüfusla tarımsal gelirlerin azalması, toprakların parçalanması, terör gibi kırdan kente göçü hızlandıran itici güçlerle beraber tarımsal üretimde ki düşüş irdelenmiştir. Kırdan kente göçün ekonomik sebep ve sonuçlarının yanı sıra göç eden aile bireylerinin göçe katılımları, kadının bu göçte iş gücüne ne kadar katıldığı ve aile bireylerinin kente uyum süreci gibi sosyolojik aşamalarda incelenmiştir.[12]

Öztürk’e göre, çalışmasında 1980 itibariyle uygulanan neo-liberal politikaların kırsalda da yoksulluğu düşüreceği düşüncesinin tam tersi sonuç vererek gerek tarım gerekse tarım dışı ekonomide istenilen sonuca ulaşılamamasını incelemiştir. Dünya ve Türkiye açısından yoksulluk incelenmiştir. Türkiye nüfusunun kentsel ve kırsal olarak değişimi yıllara göre araştırılmıştır. Dünya genelinde yoksulluk ve tarım ilişkisine bakılmıştır. Ayrıca Keynes, Mill, Malthus, Ricardo gibi ekonomistler açısından yoksulluk sebepleri tanımlanmış ve Klasik, Marksist ve Neo-klasik görüşte yoksulluğun sebepleri incelenmiştir.[13]

3. METARYAL VE BULGULAR

Araştırmamız, Dağkızılca Köyü’nde günümüzdeki kırsal müşterek olan meraların durumunu dikkate almaktadır. Yapılan saha araştırmaları ve 2019 yılı bahar döneminde köy halkıyla yapılan röportajların yanı sıra köy yerinde de gözlemler yapılmıştır.

Yaptığımız çalışmada, 8 Haziran 2018 yılında başlayan “İmar Barışı”yla, arazilerin üstündeki konut sayısının artışıyla verimli arazilerde azalışın görüldüğü, devletin hayvancılıkla uğraşan kişilere yeterli desteği vermemesi sonucu artan maliyetler karşısında kâr elde edemeyen emekçilerin hayvancılığı terkederek, tecrübelerini ,köyün temel geçim kaynaklarından olan kiraz veya zeytin ürünlerine yönelik, tarımda kullandıkları gözlemlendi. Bunun yanı sıra, Dağkızılca Köyü’nde son dönemlerde kırsal soylulaşmanın da artışı söz konusu. Şehir hayatından sıkılan avukat, gazeteci, mimar gibi iş sahibi insanların arazi satın alıp orada çiftlik yaşamını yaşadığı, emekli olan kişilerin ise, hobi bahçesi gibi nedenlerle arazileri kullandığı görülüyor. Aynı zamanda, antik madencilik dönemine ait tarihi kalıntılar bulunan arazilerin de sit alanı olmasından dolayı mera kullanımında azalma görülmüştür. Köyün yerleşimi dağ eteklerinde konumlandığı için, geriye kalan çoğu arazinin de hazineye ait maki ve orman arazisi olduğunu gözlemledik.

Tablo A: Dağkızılca Köyü Nüfus Grafiği (2013-2018)

Dağkızılca Köyü Nüfus Grafiği (2013-2018)

Kaynak: http://www.nufusune.com/194827-izmir-torbali-dagkizilca-mahallesi-nufusu (Erişim Tarihi 15/06/2019).

Tablo A’ya baktığımız zaman son yıllarda nüfusta azalmalar görüyoruz. Bu azalmanın yukarıda saydığımız nedenlerin yanında, köyde ikamet eden köy halkının daha modern ve daha iyi hayat koşullarında yaşamak istemesi nedeniyle, kırdan kente göçün olduğu gözlenmiştir. Geriye dönmek istemeyenlerin ise, kendilerine ait arazilerin satışa çıkardığı görülmüştür.  Bu çitlelenen arazilerin yerli halkın yerini, kır hayatını daha önce deneyimlememiş yani şehir hayatına adapte olmuş kişilerin aldığı gözlemlendi. Bunun sonucunda, tarım ve mera alanlarının yeri azalmıştır. Bu topraklar şehir hayatından sıkılanlar için ticari amaçlar doğrultusunda çitleme sayısında da artış gözlenmiştir. Ayrıca, yıllar içinde toprakların miras yoluyla bölüşülmesiyle, toprak alanları küçülmüş bu küçülmeler sonucunda üstünde yeterli tarım yapacak alan veya hayvancılık yapacak alan olmadığı için çitlenen arazilerin hobi bahçesi sebebiyle üstlerinde konutların arttığı görülmüştür.

4. SONUÇ VE ÖNERİLER

Yaptığımız bu çalışmada, İzmir ilinin Torbalı ilçesine bağlı Dağkızılca Köyü’nün kırsal müşterek olan mera alanlarının günümüzdeki konumunu, köy halkıyla yapılan mülakat ve gözlem sonucuyla değerlendirdik. Araştırmada meraların, ekolojik hayattaki önemi, küresel ısınmaya olan etkisinde ne kadar önemli olduğu, özellikle kırsal kalkınma ve kırsal hayatın sürdürebilirliği açısından önemini gözlemledik. Ancak, uygulanan destek programlarının yetersiz olduğu, araziler üzerindeki bilinçsiz çitleme hareketleri, kırsal müşterekler artık kır geleceği olarak görülmemeye başlanmış, kırdan kente artan göçlerin ve bu tecrübelerin terkedilmesi sonucu mera alanlarında azalma gözlendi.

Mera alanlarının tekrar canlanması, tecrübelerin kaybedilmemesi için uygulanan politik kararların güncellenmesi veya gözden geçirilip yeniden yapılandırılması gerekliliği sonucuna ulaştık. Aynı zamanda çitlemelerin azalması ve göçün tersine olması için, tamamlayıcı ziraat politikalarına ihtiyaç vardır. Aynı zamanda kırsal örgütlenmelerin kırsal müştereklerin artmasında olumlu etki edeceği kanaatine ulaşıldı. Bu örgütlenmeler için de, doğru tarım politikalarına ve doğru teşviklere ihtiyaç vardır.

Kaynakça

Kaynakça

Doğru, C: Osmanli Toplumunda Kapitalist-Girişimci Sinifin Ve Insan Tipinin Oluşumunu Engelleyen Faktörler, Yıldız Teknik Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İktisat ABD.

Ertör I: Meta Menzilinin Yeni Durağı Balık Çiftlikleri: Gıda Güvenliği Mi Çitleme Mi?, Çevre Bilimi ve Teknolojisi Enstitüsü, Barcelona Otonom Üniversitesi, 2018.

Sevinç, G; Davran, M. K. ve Sevinç, M. R: Türkiye’de Kırdan Kente Göç Ve Göçün Aile Üzerindeki Etkileri, İktisadi İdari ve Siyasal Araştırmalar Dergisi, 3(6), 2018.

Hazar, D. ve Velibeyoğlu, K: Kırsal-Ekolojik Müştereklerimiz: Mera Alanları. Tarım Ekonomisi Dergisi, 24(2), 2018.

Kaymak, M: Sanayi Devrimi Neden İngiltere’de Gerçekleşti? Karşılaştırmalı Bir Makro Tarih Denemesi.Ankara: Phoenix Yayınevi, 2011.

Kandemir, Ç. Vd: İzmir Yöresinde Küçükbaş Hayvancılık İşletmelerinin Coğrafik Konumlarına Göre Genel Durumu ve Geliştirme Olanakları. Hayvansal Üretim Dergisi. 56(1), 2015.

Kantarcıoğlu, M: Ortak Toprakların Özel Mülkiyete Dönüşmesi Mi?: İngiliz Çitleme Hareketleri ile 1858 Arazî Kanunnâmesi’ne Dair Bir Karşılaştırma. Memleket Siyaset Yönetim (MSY),13(30), 2018.

Önal N. “Klasik Politik Iktisattan Günümüze Büyük Toprak Sahipliği Ve Toprak Rantı” Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu.

Öztürk, Ş: Kırsal Yoksulluk ve Neoliberal Ekonomi Politikaları, Uluslararası Araştırma Dergisi, 1(5), 2008.

Bayar, R: Cumhuriyet Döneminde Türkiye’nin Arazi Bölünüşü Ve Tarım Alanlarındaki Değişmeler, Coğrafi Bilimler Dergisi, 2 (1), 2004.

Sağlam, S: Türkiye’de İç Göç Olgusu ve Kentleşme.Hacettepe Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları (HÜTAD).(5), 2006.

Yalçın, E. ve Kara, Ö: Kırsal Göç ve Tarımsal Üretime Etkileri. Harran Tarım ve Gıda Bilimleri Dergisi.20(2), 2016.

Kent Akademisi, İngilte’de Çitleme Hareketi, 2013 https://kentakademisi.wordpress.com/tag/ingiltere-citleme-hareketi/ (Erişim Tarihi 10/06/2019).

Sevinç Bahar Yenigül, Mimarlık, Kentsel Dönüşüm, Kırsal Soylulaştırma: Soylulaştırma Sürecinin Kırsaldaki Yansımaları, 2016, http://www.mimarlikdergisi.com/index.cfm?sayfa=mimarlik&DergiSayi=405&RecID=4025 (Erişim Tarihi 15/06/2019).

Hürriyet, İmar Barışı Nedir? İmar Barışı Ne Zaman Bitecek, 2018, http://www.hurriyet.com.tr/gundem/imar-barisi-nedir-imar-barisi-ne-zaman-bitecek-40909302 (Erişim Tarihi 14/06/2019).

Dipnotlar

[1] Dalya Hazar ve Koray Velibeyoğlu, Kırsal-Ekolojik Müştereklerimiz: Mera Alanları, Tarım Ekonomisi Dergisi, 24(2), 2018, s. 193-201.

[2] Güneş Eren Yalçın ve Fatma Öcal Kara, Kırsal Göç ve Tarımsal Üretime Etkileri, Harran Tarım ve Gıda Bilimleri Dergisi, 20(2), 2016, s.154-158.

[3] Serdar Sağlam, Türkiye’de İç Göç Olgusu ve Kentleşme.Hacettepe Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları (HÜTAD).(5), 2006, s. 33-44.

[4] A.g.e., Dalya Hazar ve Koray Velibeyoğlu.

[5] Çağrı Kandemir vd. İzmir Yöresinde Küçükbaş Hayvancılık İşletmelerinin Coğrafik Konumlarına Göre Genel Durumu ve Geliştirme Olanakları. Hayvansal Üretim Dergisi. 56(1), 2015, s. 1-17.

[6] Meryem Çakır Kantarcıoğlu, Ortak Toprakların Özel Mülkiyete Dönüşmesi Mi?: İngiliz Çitleme Hareketleri ile 1858 Arazî Kanunnâmesi’ne Dair Bir Karşılaştırma. Memleket Siyaset Yönetim (MSY),13(30), 2018, s.103-140.

[7] Muammer Kaymak, Sanayi Devrimi Neden İngiltere’de Gerçekleşti? Karşılaştırmalı Bir Makro Tarih Denemesi.Ankara: Phoenix Yayınevi, 2011.

[8] Cem Doğru, Osmanlı Toplumunda Kapitalist-Girişimci Sinifin Ve Insan Tipinin Oluşumunu Engelleyen Faktörler, Yıldız Teknik Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İktisat ABD.

[9] Nevzat Evrim Önal, Klasik Politik Iktisattan Günümüze Büyük Toprak Sahipliği Ve Toprak Rantı, Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu.

[10] Irmak Ertör, Meta Menzilinin Yeni Durağı Balık Çiftlikleri: Gıda Güvenliği Mi Çitleme Mi?, Çevre Bilimi ve Teknolojisi Enstitüsü, Barcelona Otonom Üniversitesi, 2016.

[11] Rüya Bayar, Cumhuriyet Döneminde Türkiye’nin Arazi Bölünüşü Ve Tarım Alanlarındaki Değişmeler, Coğrafi Bilimler Dergisi, 2 (1), 2004, s. 41-55

[12] Gönül Sevinç, Müge Kantar Davran, Mehmet Reşit Sevinç, Türkiye’de Kırdan Kente Göç Ve Göçün Aile Üzerindeki Etkileri, İktisadi İdari ve Siyasal Araştırmalar Dergisi, 3(6), 2018, s. 70-82.

[13] Şinasi Öztürk, Kırsal Yoksulluk ve Neoliberal Ekonomi Politikaları, Uluslararası Araştırma Dergisi, 1(5), 2008.

Bu makaleye atıf için: Ad soyad, Kurum Adı, Sayfa Adı ya da Başlığı, Yayın Tarihi , Web Adresi, ( Son Güncellenme Tarihi / Erişim Tarihi ) formatında belirtilmesi gerekmektedir.
Telif Hakları hakkında detaylı bilgi için tıklayınız.

Ege Birsu Alkan

Ege Birsu Alkan
TESAD Ekonomi Masası Araştırmacı Yazarı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir