covid
Kaynak: Matt Gush / Shutterstock

Covid Milliyetçiliği

Covid-19 salgını dünya çapında insanların içindeki iyiyi ve kötüyü ortaya çıkardı. Bir yandan, insanlığımızın ortaklığına odaklanan ve sağlık kriziyle mücadele için kaynakların ve bilgilerin paylaşımını teşvik eden bir küresel vatandaşlık duygusuna yol açtı. Öte yandan, otoriter rejimleri güçlendirdi ve yeni bir popülizm türünün yükselmesine neden oldu. Bu kısıtlama karşıtı protesto dalgasının en uç noktasında virüsle ilgili komplo teorilerinin vatanseverlikle birleşmesi söz konusu. Bu ise “Covid Milliyetçiliği” olarak adlandırılabilecek yeni olgudur.

6 ay süren kısıtlamaların, karantinaların, mağaza ve barların kapatılışının, sınırlandırılmış sosyal hareketlerin ardından kısıtlamalar, dünya çapında nüfusun büyük kesimini anlaşılabilir bir şekilde usandırdı. Ağustos ayının sonlarında Almanya’da çoğu maskesiz ve sosyal mesafe kurallarına uymayan genç erkeklerden oluşan büyük bir kalabalık, Berlin sokaklarını basıp parlamento binalarına saldırdı ve 90 kişi tutuklandı. Benzer sokak protestoları Londra ve Zürih’te de düzenlendi. Melbourne ve Rio de Janerio’da kalabalıklar sadece kısıtlamaları protesto etmekle kalmadı; ayrıca virüsü halk arasında yanlış bir şekilde korku yaymak için oluşturulmuş bir aldatmaca olduğunu ileri sürdü.

Belki de dünyanın hiçbir yerinde pandemi kısıtlamalarına karşı ABD’dekinden daha büyük bir direniş gerçekleşmemiştir. Bu, kökleri oturmuş bir Amerikan bireyciliğine dayanan ve ABD Başkanı Donald Trump’ın komplo fantezileriyle beslenen bir direniştir. Nisan ayından bu yana, ABD’deki her eyalette kısıtlama karşıtı protestolar patlak verdi. 30 Nisan 2020’de silahlı bir protestocu Michigan eyaletinin başkentine girdi ve milletvekillerini otomatik silahlarla tehdit etti. Protestocuları, otomobillerini ve kamyonlarını kamu binalarının çevresindeki sokakları kapatmak için kullanmaya teşvik eden “Operasyon Kördüğümü” adlı bir grup tarafından başka protestolar düzenlendi. Eylemcilerin çoğu “Amerika’yı Tekrar Harika Yap (MAGA)” sloganını taşıyan Trump destekçilerine ait şapkalar takıyordu. Bu aktivistler, küçük virüs hücrelerinin neden olduğu nedeyse görünmez olan yeni küresel tehdidi protesto etmekteler. Covid-19, öfkeli, MAGA şapkalı beyaz erkeklerin sıradan hayatlarına heyecan katmak için bilim adamları, sağlık uzmanları ve kamu liderlerinin desteğiyle hayal edilmiş yeni küresel düşmandır. Bir kamu sıkıntısından ziyade, Covid-19’un yarattığı kısıtlamaların Amerikan yaşam tarzına zarar verdiği düşünülüyor.

Covid-19, 2019 koronavirüs hastalığının kısaltılmasıyla oluşturulmuş yeni bir ifadedir. SARS ve diğer koronavirüsler gibi oldukça bulaşıcıdır. Büyük olasılıkla, ilk olarak Çin’in Wuhan kentindeki canlı hayvanlardan insanlara bulaştığı için hastalık, Amerikan yaşam tarzına zarar vermek için kötü niyetli yabancı ve küresel güçlerle ilişkilendirildi. Kökeni ve yayılımıyla ilgili komplo teorileri ise her yerde mevcut. ABD’deki sağcı topluluğun paranoyak kesimine göre bu komplolar küreselleşme ile bağlantılıydı. Bu teorilere göre virüs, Çin’in, BM’nin, Microsoft’un kurucusu Bill Gates’in, 5G teknolojisinin veya başka kötü niyetli bir gücün Amerikalıları korkutup onları özgürlüklerinden mahrum bırakma girişimiydi. Virüsün hızla yayılması ve ABD’yi gezegendeki en çok enfekte olmuş ülke yapan beceriksizliği nedeniyle hükümeti suçlamak yerine suç, kurgusal rakiplere yüklendi.

Belki de hayali yalanların en korkutucusu, zeki liberaller tarafından halkı yatıştırmak için yapılan hastalığın gerçek olmadığı aldatmacasıdır. Bu nedenle, bu kurguya bağlı olanlar, önerilen kısıtlamalardan herhangi birini bir şekilde görmezden gelebilir, toplum içinde birlikteliği sağlayabilir ve böylece herkesi tehlikeye atabilir. Bazı Covid-19 hastalarını tedavi eden doktorlar, bunun bir aldatmaca olduğu ve aslında hiç var olmadığı için hastalığa yakalanmayacaklarını savunmak zorunda kaldılar. Bu korkular ve kısıtlayıcı pandemi düzenlemelerinin engellenmesine ilişkin öfke, silahlı beyaz insanlar ordusunu protesto için sokağa döktü. Amerikan şehirleri, büyük ölçüde farklı kesimler tarafından yönetilen polis vahşetine karşı gösterilere ev sahipliği yapmadan önce, bu MAGA şapka giyen protestocular medyanın dikkatini çekti. Özellikle de öngörülebilir yeni enfeksiyon dalgaları meydana geldiğindeki yeni kısıtlamalar göz önünde bulundurulursa protestoların devam etmesi de oldukça muhtemel.

Rahatsız edici olan ise protestolarda artan milliyetçilik ifadeleri. Bu, özellikle Amerikan bayraklarının ve vatan şarkılarının protesto tiyatrosunun bir parçası olduğu ABD için geçerlidir. Ancak bunlar, kısıtlama karşıtı protestolarda Avustralya milli marşının söylendiği Melbourne’da ve Alman bayraklarının eylem olaylarında yer aldığı Berlin’de de söz konusuydu. ABD’de protesto hareketlerindeki milliyetçilik gittikçe ırkçı ve göçmen karşıtı ifadelerle ilişkilendiriliyor. Trump ve destekçileri ise basit bir şekilde “koronavirüs” demek yerine “Çin virüsü” veya “Wuhan virüsü” demekte ısrarcılar. Yanıt da ülkede Asya kökenli insanlara yönelik saldırılara yol açan, artış gösteren bir Asya karşıtı tutum oldu. Mayıs ayında CBS, ülke çapında fiziksel saldırılar da dahil olmak üzere iki binden fazla bu tür saldırı gerçekleştiğini duyurdu. Meksikalılar ve Müslümanlar, ABD’nin enfeksiyon yüzdesinin Meksika veya herhangi bir Müslüman ülkeden çok daha yüksek olmasına rağmen, virüsün kendileriyle birlikte ülkeye gireceği korkusuyla hedef alındı.

Dahası, bu ırkçı ve göçmen karşıtı tavır, salgın öncesi günlerde kamusal söylemin bir parçası olan yabancı düşmanı milliyetçilik duygusunu desteklemeye yardımcı oluyor. Sadece birkaç ay önce, aynı MAGA şapkası takan protestoculardan bazıları biraz farklı bir milliyetçilik savaşındaydı. O zamanlar Amerikan milliyetçiliğine yönelik algılanan Amerikalıların işlerini ellerinden aldıkları lanse edilen karmaşık ticari ittifaklar gibi küresel saldırılar ekonomikti ve bununla birlikte, Amerikan yaşam tarzına zarar vermeyi amaçlayan kültürel küreselleşme biçimleriydi. Milliyetçiliğe, kültürel küresel bir saldırı olduğu algısı, kanıtlar var olduğu için savunulması kolaydı. Sonuçta, Avrupa dışındaki ülkelerden gelen yeni göçmen dalgası, bazıları yasa dışı olarak, son yıllarda ABD’ye girdi. Beyaz tenli ve Avrupa kökenli Amerikalılardan farklı oldukları için toplum içinde dışlanmaları kolaydı; sadece etnik olarak değil, bazı durumlarda dinleri ile de. En kötü muamele ise Müslüman olanlaraydı.

Ancak, aynı MAGA şapkalı kızgın beyaz tenli erkeklere ait yeni görüntüler, Müslümanlara veya Meksikalılara karşı sadece etnik kökenleri veya dinleri nedeniyle değil, aynı zamanda virüsün taşıyıcıları ve kısıtlamaların nedeni olarak algılandıkları için protesto düzenlediklerini gösteriyor. Salgının başlarında Trump, Meksika kaynaklı virüs tehdidinin sınır güvenliğini arttırmak ve çokça konuşulan sınır duvarına fon sağlamak için yeni bir neden olduğunu belirtiyordu. Görünüşe göre, küresel salgına duyulan öfke ve onun getirdiği kısıtlamalar, sağcı popülist öfkeyle güçlerini birleştirdi. Son yıllardaki ırkçı ve göçmen karşıtı kültürel milliyetçilik, küresellik karşıtı ve savunmacı öfkeli milliyetçiliğin uzantısı Covid milliyetçiliği ile bir ittifak kurdu. Kültür savaşları, göçmenlere, mültecilere ve Müslümanlara yönelik düşmanlık, Covid-19 kısıtlamalarını protesto eden bireyci milliyetçilikle birleşti.

Gelecekte, Covid milliyetçiliğinin küresellik karşıtı, yabancı düşmanı bir milliyetçiliğin ana unsuru olup olmayacağı ise cevaplanması zor bir soru. Bu, büyük ölçüde salgının gelecekteki durumuna bağlı. İyimser senaryo, en kötüsünün sona ermesi, dünyadaki enfeksiyon oranlarının düşmeye devam etmesi, ulusal ve küresel ekonomilerin yavaş yavaş yeniden ortaya çıkması ve yıl sonuna kadar bir aşının etkili olacağıdır. Bu senaryoda, normalleşmenin yeniden ortaya çıkmasıyla mevcut korkular azalabilir. Kültürel milliyetçiliğin eski biçimleri ve onun göçmenlere ve azınlıklara yönelik küçümseyici tavırları yeniden su yüzüne çıkabilir. Ya da belki o zamana kadar unutulmuş olacaktırlar.

Ancak, iyimser senaryo pek de olası değil. Yeni enfeksiyon dalgaları ve bunlarla birlikte en az bir yıl veya daha uzun bir süre boyunca yeni kısıtlamalar getirilmesi olasıdır. Çok beklenen aşı yıllar alabilir ve belki de yıllarca bulunamayabilir. Örneğin, tedavi edilebilir bir hastalık haline gelmesine karşın HIV/AIDS için hala bir aşı bulunabilmiş değil. Aynı durum Covid-19 için de geçerli olabilir. Kısıtlamaların çoğu uygulanmaya devam etse de dünya onunla yaşamayı öğrenebilir. Bu da kısıtlama karşıtlığının devam edeceği anlamına geliyor. Lüks bağımsız yaşam tarzlarına düşman küresel güçler tarafından zarar verildiği algısıyla birlikte komplo teorilerinin yaygınlaşması da muhtemel. Covid milliyetçiliği, geleceğin devam edecek sağ popülizminin önemli bir faktörü olabilir. Ancak, bu kültürel milliyetçiliğin unutulacağı anlamına gelmez. Alışılagelmiş günlük hayata yönelik kısıtlayıcı saldırılardan, halihazırda üretilenlere benzer şekilde, göçmenleri, azınlıkları, liberalleri, dış müdahaleyi ve küresel güçleri suçlayan daha da fazla komplo teorisinin ortaya çıktığını görebiliriz. Böylece, popülizmin iki biçimi de daha derin ve huzursuzluk verici bir ittifak oluşturabilir.

Şu anda, salgın kısıtlamalarının hayali küresel müdahalesine karşı düzenlenen popülist protesto olan Covid milliyetçiliği büyük ölçüde bir Amerikan olgusu fakat sadece Amerika’nın değil; virüsün kendisi gibi, sınırların ötesine kolayca yayılmış ve Avrupa ile dünyanın diğer bölgelerindeki halkın öfkeli kesimlerinin bir özelliği haline gelmiştir. Bu, Avrupa’da da göçmen karşıtı kültürel bir milliyetçilikle birleşti. Covid milliyetçiliğinin küresel olarak ortaya çıkışı ise, tamamen geleceğin öfke halidir.

Yazar: Mark Juergensmeyer

Kaynak: E-International Relations