Size daha iyi hizmet verebilmek adına sitemizde çerezler bulundurmaktayız. Gizlilik Politikamızı öğrenmek için tıklayınız. Ayrıca kişisel verilerin koruması kanunu kapsamında TESAD ile iletişime geçen her birey, iletişim verilerinin paylaşılmasını ve ilgili TESAD birimlerince kullanılmasını kabul beyan ve taahhüt eder.
Hava kirliliği
Kaynak: Euractiv

Covid-19 ve Hava Kirliliği: Sağlığa Zararlı bir İş Birliği mi?

Son günlerde yayınlanan birkaç çalışma, hava kirliliği seviyesi ile Covid-19’un ölümcüllüğü arasındaki olası bağlantıyı göstermektedir. İlk gözlemler, virüsün kirliliğin yoğun olduğu bölgelerde daha ölümcül olduğunu gösteriyor olsa da bu tartışmayı çözmek için daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır.

Avrupa’da Covid-19 nedeniyle ölümlerin fazla olduğu bölgeler aynı zamanda kirliliğin de yoğun olduğu bölgelerdir. Martin Luther Üniversitesi’nde yer bilimleri araştırmacısı olan Yaron Ogen, Alman üniversitesinde yayınlanan Total Çevre Bilimi dergisine verdiği demeçte, Avrupa’daki koronavirüs ölümlerinin %78’inin en kirli beş bölgede yoğunlaştığını söyledi.

Bu analizle, esas olarak dizel otomobillerdeki egzoz borularının çıkardığı azot dioksitle, Fransa, İtalya, Almanya ve İspanya’daki virüsün ölümcüllüğü arasında bir bağlantı olup olmadığı tespit edilmeye çalışılıyor. Tespitin sonucu açık: Azot dioksit yoğunluğunun fazla olduğu İspanya’nın başkenti Madrid ve İtalya’nın kuzeyindeki Po Ovası, aynı zamanda Covid-19’dan en çok etkilenen bölgeler olarak karşımıza çıkıyor.

Risk altındaki kişilerin daha iyi saptanması

Milano, Torino ve Madrid gibi büyük kentlerde trafik oldukça yoğundur ve özellikle o bölgelerdeki büyük dağların varlığı, kirliliğin dağılmasını engeller. Dolayısıyla bu şehirler daha zehirli bir havaya sahiptir.

France 24 ile konuşan Ogen, insan sağlığı üzerindeki zararlı etkileri iyi belgelendiği ve istatistiksel verilerin bulunması kolay olduğu için azot dioksit konusunu seçtiğini belirtti. Bu kirliliğe uzun süre maruz kalmakla ortaya çıkabilecek kalp yetmezliği, solunum rahatsızlıkları ve akciğer hasarı gibi hastalıkların korona virüsün meydana getirdiği rahatsızlıklarla aynı olduğu gözlemleniyor.

Almanya’da yaşayan araştırmacı, kirliliğin virüse karşı savaşta en önemli yer olan solunum sistemini zayıflatmış olabileceğini belirtti. Ona göre komorbiditesi (eşlik eden hastalığı) olmayan insanların korona virüse karşı hayatta kalmak için mücadele etmesinin sebebi buydu. Ogen, bu durumu “Yoğun risk altındaki kişilerin kim olduğunu belirlemek için çevresel faktörler dikkate alınmalıdır.” şeklinde ifade etti.

Çevre alarmı

Bu çevre alarmına işaret eden tek kişi araştırmacı Ogen değil. Çinli araştırmacılar, 2002 ve 2004 yılları arasındaki SARS salgını sırasında en fazla ölüm oranının kirli şehirlerde meydana geldiğini belirtti.

Bir Alman araştırmacı tarafından yürütülen araştırmayla, geçen hafta Salı günü İngiltere’de yayınlanan benzer bir çalışma da aynı sonuca varıyor. Cambridge Üniversitesi’ndeki bilim insanlarının The Guardian gazetesine verdiği demeçe göre, İngiltere’deki partikül madde kirliliğinin yoğun olduğu bölgelerde, Covid-19 ölümlerinin daha fazla olduğu görünüyor.

Harvard Üniversitesi 7 Nisan’da yayınlanan bir çalışmada, bir bölgedeki ince parçacıkların yoğunluk seviyesindeki çok küçük bir artışın bile koronavirüsün ölüm oranındaki %15’lik bir artışla ilişkili olduğunu belirtti.

Tek açıklayıcı faktör kirlilik değil

Ancak tüm araştırmacılar, bu ilk gözlemlerden kesin sonuçlar çıkarmamaya dikkat etmemiz gerektiğini vurgulamaktadır. Ogen, ikisi arasındaki ilişkinin nedensel bir bağlantı olduğu anlamına gelmediğini açıklıyor. Diğer faktörler de bu yüksek derecede kirlenmiş bölgelerdeki ölümlerin, Covid-19 nedeniyle fazla sayıda olduğunu açıklayabilir.

Bristol Tıp Okulu’nda araştırmacı olan Rosie Cornish “Kirlilik seviyeleri en kalabalık bölgelerde genellikle daha yüksektir ve nüfus yoğunluğu, sosyal mesafenin zorlaşmasına neden olduğu için virüsün yayılmasını destekler.” fikrini savunuyor.

Ayrıca Kuzey İtalya ve Madrid, Covid-19 salgınının başladığı Avrupa’nın ilk bölgeleri arasında yer alıyor. Yani virüs daha uzun süre orada barındığı için ölü sayısının daha fazla olması şaşırtıcı değildir. Burada bölgesel düzeyde bir kirlilik analizi karşılaştırması yapmak uygun olmayabilir. Leicester Üniversitesi’nde çevresel epidemiyoloji profesörü olan Anna Hansell, hava kirliliğine maruz kalmada büyük bir yol kenarında mı yoksa kırsal kesimin kenarında mı yaşadığınıza bağlı olarak, aynı şehirde bir adresten diğerine göre büyük farklılıklar gösterebildiği için genellikle daha yerel bir gözlem düzeyinin tercih edilebileceğini belirtti.

Montreal’de bulunan McGill Üniversitesi’nde epidemiyolojist olan Mark Goldberg, bu konuyla ilgili “Sağlam bir nedensel bağlantı kurmak için bu konuda 20’den fazla ciddi çalışma yürütülmesine ihtiyaç var.” dedi. Ogen son olarak, “Umarım bu çalışma diğer araştırmacılara daha yakından incelemeleri için ilham verir.” dedi.

Ogen’e göre bu nedensellik sorununa bir cevap bulmak, gelecekteki salgınların önlenmesi için önem teşkil edebilir. Aslına bakacak olursak bu araştırma, en azından yetkilileri en kirli alanlarda yaşayan nüfus için özel koruma önlemleri almaya itebilir. Ogen, sağlık riskini azaltmak için “Virüsün öldürücülüğü kirlilik seviyesinden etkileniyorsa, virüsü kirletici faaliyetlere daha az bağımlı hale getirmek için yeni bir ekonomik kalkınma modeli geliştirilebilir.” diye düşünüyor. Sonuç olarak virüsü, daha çevreci kalkınma politikalarının uygulanması için giderek artan nedenler listesine ekleyebiliriz.

Muhabir: Sébastian SEIBT

Kaynak: France 24