ev içi şiddet
Kaynak: The Modesto Bee

Covid-19 Pandemisi Döneminde Ev İçi Şiddet ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği: Türkiye’nin 3 Aylık Döneme İlişkin Karnesi

Giriş

Savaş, ekonomik kriz ve bulaşıcı hastalık salgını gibi olağanüstü durumlar başta yaşam hakkı olmak üzere bireylerin temel insan haklarına erişim noktasında hak kayıpları yaşanması riskini artırmaktadır. Söz konusu bu süreçlerden en çok etkilenme riski olan kırılgan gruplar çocuklar, kadınlar, engelliler ve mülteciler olmaktadır. Bu olağan-dışı dönemlerde karşılaşılan sorunlarla mücadele edilmesi amacıyla alınan önlemler, olağan dönemlerde de söz konusu olup esasında toplumsal cinsiyet eşitsizliğine bağlı olarak meydana gelen problemleri artırarak devam ettirmektedir. Covid-19 pandemisine bağlı olarak alınan karantina, sosyal izolasyon ve sosyal mesafelendirme önlemlerine bağlı olarak yapılan “evde kal” çağrıları beraberinde kadınlara yönelik şiddetin bir “gölge pandemi” niteliği sergileyip artarak devam etmesine neden olmuştur. Bu yazı kapsamında ise, Türkiye’nin ev içi şiddet açısından Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun (KCDP) yayınladığı raporlardan yola çıkılarak Mart, Nisan ve Mayıs 2020 dönemlerine dair değerlendirmesi yapılarak şiddet karnesi ortaya konulmaktadır.

Anahtar Kelimeler: Covid-19 Pandemisi, Ev İçi Şiddet, Kadına Yönelik Şiddet, Karantina, Partner Şiddeti

Analiz

Covid-19 pandemisinin kontrol altına alınmasına yönelik olarak tüm dünyada birtakım önlemler alınmaktadır. Bu önlemlerin başında ise hükümetlerin vatandaşlarından evlerinde kalmalarına yönelik uyarıları gelmektedir. Eve kapanma süreci ise Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri António Guterres’in de belirttiği gibi aile içi/ev içi şiddette bir artış ile seyretmektedir. Bundan ötürü Guterres, ev içi şiddete yönelik olarak bazı önlemlerin alınması çağrısında bulunmuştur. BM Uyuşturucu ve Suç Ofisi’nin 2018 yılına ait Cinsiyete Bağlı Kadın Cinayetleri verilerine göre kadınlar en çok en yakınındaki erkekler tarafından öldürülmektedir. Bu da esasında bir sığınma merkezi, korunaklı yuva olarak lanse edilen evlerin kadınlar açısından en tehlikeli mekânlar olduklarını açığa çıkartır niteliktedir.[1]

Ev her zaman yaşamak için güvenli bir yer değildir. Aslında, ev içi ve ailesel şiddet durumlarında yaşayan yetişkinler ve çocuklar için ev genellikle fiziksel, psikolojik ve cinsel istismarın gerçekleştiği alandır. Çünkü ev, iktidar dinamiklerinin, istismarcılar tarafından bozulabileceği ve altüst edilebileceği bir yer olabilir. Aileye bir “kutsallık” atfeden sosyal normlar ve tutumlar ise bu gibi durumlarda insanların utanç duymalarının bir sonucu olarak konuşmasını zorlaştırabilmektedir. Bu nedenle Covid-19 krizi sırasında, ev ve ailenin idealleştirilmiş temsillerini eleştirel bir şekilde düşünmek önemlidir. Aynı zamanda insanların konuşmasını mümkün kılmak ve mümkünse istismarcı aile hayatına karşı harekete geçerek onu kontrol altına almak da gerekli görünmektedir.[2]

İstanbul Gelişim Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölümü Öğretim Görevlisi Mehmet Başcıllar, yapılan araştırmaların kriz dönemlerinde ev içi şiddette artışa rastlandığını gösterdiğini belirtmiştir. Başcıllar, evde kalmanın bireylerin psikolojik iyi oluş hallerini olumsuz yönde etkileyeceğini belirtmektedir. Söz konusu bu durumun ise psikiyatrik bozukluklarla ilişkilenebileceğini söyleyen Başcıllar; bu gibi durumlar sonucunda ise fiziksel, cinsel, sözlü ve/ya psikolojik şiddet içerikli tutum ve davranışlara rastlanılabileceği riskine işaret etmektedir.[3]

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından 2019 yılında yayınlanan bir rapora göre, Türkiye’deki kadınların belli bağlamlarda ev içi şiddeti kabul edilebilir bulanlarının oranı %13 çıkmıştır. Bu da OECD ülkeleri arasında Türkiye’nin altıncı sırada yer aldığını göstermesi bakımından önem arz eden bir veridir.[4] Kadına yönelik toplumsal cinsiyet temelli şiddetin esas failinin erkekler olduğu olgusundan yola çıkılarak bu veriler değerlendirilecek olunursa görülecektir ki bazı kadınların ev içi şiddeti belli koşullar altında kabul edilebilir bulmaları bu eril hegemonik şiddetin olumlamasını yaparak yaşam hakkı ihlâllerinin artarak devam etmesine neden olmaktadır. Bu noktada kadınların da toplumsal cinsiyet eşitliği noktasında yeterince bilinçli kılınmaları oldukça önemli bir husustur.

Kaynak: Doğruluk Payı

Covid-19 pandemisine bağlı olarak dünya çapında devletler tarafından insanlara evde kalınmasına yönelik çağrılarda bulunulmuştur. Bununla birlikte ev ortamı, zaten şiddet gören kadınların kendilerine şiddet uygulayan fail erkekler ile aynı ortamı paylaşmalarını zorunlu kılması açısından ikinci bir sorunu ortaya çıkarmıştır.[5]

1. Dünya Çapında Ev İçi Şiddet Olgularına Dair Veriler ve Alınan Önlemler

BM Kadın Komisyonu, dünya genelinde etkisi devam eden Covid-19 pandemisinin kadınlar ve kız çocukları üzerindeki etkilerini ele aldığı bir rapor yayınlamıştır. Söz konusu raporda kadınların ve kız çocuklarının pandemiye bağlı alınan tedbirler gereği evden çıkmaların kısıtlanması nedeniyle tacizci ve şiddet faili kişilerle aynı ortamda kalmak zorunda olmalarının olumsuz etkisine değinilmiştir. Fransa’da, Arjantin’de, Kıbrıs’ta, Singapur’da, Kanada’da, Almanya’da, İspanya’da, Birleşik Krallık’ta ve ABD’de alınan önlemlere bağlı olarak eve kapanmalar ve sokağa çıkma kısıtlamalarının, şiddete uğrayan kadınların acil yardım hatlarına daha fazla yönelmelerine neden olmuştur.[6]

Güvenliğe, sağlığa ve ekonomiye yönelik artan endişelerin beraberinde kadına yönelik şiddette artışı getirdiğinden bahsedilen raporda aynı zamanda kadınların en çok en yakınlarındaki erkekler tarafından öldürüldüğü bilgisine yer verilmektedir. Ancak her ne kadar belirtilen ülkelerde acil yardım hatlarına gelen aramaların artış gösterdiği belirtilse de toplumsal cinsiyet eşitsizliğine bağlı olarak teknik ekipmanlara erişimleri kısıtlanan ve acil yardım hatlarındaki yoğunluğa bağlı olarak yardım görevlilerine erişimleri aksayan kadınların şiddet ile daha fazla karşı karşıya kalmaları riskinin büyük olduğu eklenmiştir. BM Kadın Komisyonu’nun hükümetlere ve BM Ajanslarına yönelik önerileri arasında ise Covid-19 ulusal müdahale planlarında kadınlara ve kız çocuklarına yönelik ek koruyucu ve destekleyici tedbirleri almaları gerektiğinden bahsedilmektedir.[7]

Dünyayı etkisi altına alan Covid-19 pandemisi sırasında Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) yapılan bazı incelemeler asayiş suçu oranlarında bir düşüşe rastlandığını ancak eve kapanma süreciyle birlikte ev içi şiddet oranında ise bir artış yaşandığını göstermiştir.[8] Fransa’da ise İçişleri Bakanı Christophe Castaner, ülke genelinde ev içi şiddet vakalarında %30 oranında bir artış görüldüğünü belirtirken şiddete uğrayan kadınların karakola gitmeden dahi kendilerine en yakın eczanelerden bildirimde bulunabileceklerini duyurmuştur. Ek olarak, boşalan otel odalarının bir kısmının şiddete uğrayan kadınların sığınması amacıyla açılacağını da belirtmiştir.

İspanya’da ise Fransa’dakine benzer bir ev içi şiddet bildirim sistemi devreye sokulmuştur. Şiddete maruz kalan kadınların karakola dahi gitmeden en yakınlarındaki eczaneye giderek “Maske 19” talep etmesi durumunda eczane görevlileri tarafından polise gizli bir şekilde ev içi şiddet vakası bildiriminin yapılacağına yönelik açıklamada bulunulmuştur. İngiltere’de ise hükümet, şiddete maruz kalan bireylerin polisi arayabileceklerini veya arayamayacakları durumda telefonlarında 55’i tuşladıktan sonra konuşma olmaksızın polis ile iletişime geçebileceklerini belirtmiştir. İngiltere’de dikkatleri çeken iki husus ise kadınlar, erkekler ve LGBTİ+ bireyler için ayrı danışma hatlarının bulunması ve şiddete başvuracağından endişe duyan kişilere yönelik davranışlarını nasıl kontrol edebilecekleri konusunda kendilerine yönlendirmelerin yapıldığı bir Saygı Hattı’nın var olmasıdır.[9]

2. Türkiye’nin Durumu

Türkiye’deki durumun vahametini gözler önüne seren önemli detaylardan biri İçişleri Bakanlığı’nın yılın ilk üç ayındaki kadın cinayeti oranının önceki yılın aynı dönemine kıyasla %22 oranında azaldığını belirtmesine rağmen eve kapanma çağrılarının yapıldığı Mart ayında 2019 Mart’ına göre aile içi şiddet vakalarında artışa rastlanmasıdır.[10]

Pedagog ve Çift ve Aile Terapisti Süheyla Erdoğan Covid-19 pandemisi döneminde artan şiddet vakalarının, şiddetin sanıldığı kadar yaygın bir olgu olmadığı sanısını çürütür derecede bir gerçekliğe işaret ettiğini belirtirken araştırmaların da dünyada ve Türkiye’de, pandemi öncesine göre şiddet oranının %50 civarında artış gösterdiğini ortaya koyduğunu eklemektedir. Şiddetin salt fiziksel şiddete dayalı olmadığını belirten Erdoğan; cinsel ve psikolojik şiddet gibi farklı şiddet biçimlerinin de var olduğunu söylemektedir. Tüm bunlarla birlikte ev içi şiddete dair bir diğer yanlış kanr4ının ise sadece kadınların şiddete maruz kaldıkları olduğunu belirtmiştir. Kadınların yanı sıra evdeki çocukların da şiddet uygulayan failin tutum ve davranışlarına maruz kalabileceklerini ve bu durumdan ise olumsuz etkilenebileceklerini dile getirmektedir.[11]

Sosyo Politik Saha Araştırmaları (SAHA) Merkezi’nin pandemi dönemindeki şiddet vakalarına ilişkin Türkiye’de çalışma “Covid-19 Kadının Etkilenimi ile Kadın ve Çocuğa Yönelik Şiddete İlişkin Türkiye Araştırma Raporu” adı altında yayınlanmıştır.[12] Söz konusu rapora göre araştırmaya katılan kadınların %23.7’si psikolojik şiddete, %10.3’ü ekonomik şiddete, 4.8’i dijital şiddete, yüzde 1.7’si fiziksel şiddete, yüzde 1.4’ü cinsel şiddete maruz kaldığını, yüzde 1.1’i ısrarlı takibe uğradığını bildirmiştir. Katılımcıların %45.9’u, pandeminin yayılımının önüne geçilmesi amacıyla alınan karantina tedbirlerine bağlı olarak evde kalma durumunun kadına ve çocuğa yönelik şiddeti tetiklediğini belirtmiştir. Ev içi şiddetin önlenmesi hususunda ise katılımcı kadınların %13.7’si Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un (6284 Sayılı Kanun) uygulanması gerektiğini dile getirmiştir.[13]

Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi Başkanı Avukat Aslı Pasinli, izolasyona bağlı olarak kadınların başvuruda bulunabilecekleri alternatif yerlerin azalma gösterdiğinden bahsetmiştir. Gerek kadın örgütlerinin gerekse de SAHA Merkezi’nin yürüttükleri çalışmalar ve açıkladıkları veriler her ne kadar pandemi döneminde kadına yönelik toplumsal cinsiyet temelli şiddette bir artış yaşandığını gösterse de birçok kurumun çalışmalarını askıya almaları ile sığınma evlerinin niceliksel ve niteliksel eksikliklerinin bulunması kadınları bu süreçte adeta yalnızlaştırmaktadır.[14] Sığınma evlerine sadece “can güvenliği tehlikesi bulunan” kadınların kabul edilecekleri şeklinde yapılan açıklamalar ise Türkiye’nin tarafı ve ilk imzacısı olduğu Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Sözleşmesi’nde (İstanbul Sözleşmesi) belirtilen hususlar ile çelişmektedir. Sözleşme’de şiddet sadece fiziksel veya cinsel bağlamda ele alınmamış olunup kadınlara yönelik destekleyici ve koruyucu politikaların yürütülmesi hususunda düzenlemelerin yapılması adeta zorunlu kılınmıştır. Ek olarak ise taraf olan tüm devletlerin, kadına yönelik toplumsal cinsiyet temelli şiddet ile mücadele ve kadın cinayetlerinin sonlanması hususlarında aktif bir şekilde üstlerine düşen vazifeleri yerine getirmeleri gerektiği salık verilmektedir.[15]

2.1. KCDP Mart, Nisan ve Mayıs 2020 Raporları Işığında Değerlendirmeler

KCDP Mart 2020 Raporu’nda, ay içinde 29 kadın cinayeti işlendiğinden ve 9 kadının şüpheli şekilde ölü bulunduğundan bahsedilmektedir. Pandeminin küresel çapta artış göstermesine bağlı olarak devletler tarafından alınan olağanüstü önlemler insanların özellikle sokağa çıkmak konusunda kısıtlamalara tabi olmalarını ve “evde kal” çağrılarına uymaları gerektiği konusunda güdülenmelerini beraberinde getirmiştir. Ancak kadınların en çok şiddet gördükleri yerler olan evlere kapanmalarının zorunlu kılınması beraberinde artan şiddet ve cinayet vakalarını getirirken devletlerin kadınları erkek şiddetine karşı koruyucu ve kadınları destekleyici ek tedbirler almaları gerektiği gerçeğini gün yüzüne çıkarmıştır.[16]

KCDP Mart 2020 Raporu’nda, işlenen kadın cinayetlerine dair yapılan açıklamada evden çıkmama konusunda yapılan uyarıların başladığı 11 Mart’tan 31 Mart’a dek 20 günlük süre içinde 21 kadının öldürüldüğü ve 23 kadının neden öldürüldüğünün tespit edilemediğinden bahsedilmiştir. Buna ek olarak da öldürülen kadınlardan 2’si ekonomik bahaneyle, 4’ünün sosyal medya hesabı açmak, boşanmak istemek ya da barışma isteğini reddetmek gibi kendi hayatlarına dair karar almak isterken öldürüldüğü aktarılmıştır. Mart ayında öldürülürken 4 kadının kim tarafından öldürüldüğü tespit edilememiştir. Ancak geri kalan kadınların tamamı yakınlarındaki erkekler (eş, eski eş, partner, eski partner, akraba, oğul, baba ve kardeş) tarafından öldürülmüştür. Bu kadınların çoğu (18’i) evlerinde öldürülürken 4’ü iş yerinde, 2’si arabada, 1’si arazide, 2’si sokak ortasında öldürülmüştür. 2 kadının ise nerede öldürüldüğü tespit edilememiştir. Kadınlar en çok ateşli silahlar yoluyla öldürülmüştür.[17]

Mart ayı içinde gerek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan[18] gerek Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş[19] gerekse İçişleri Bakanı Süleyman Soylu[20] 8 Mart’a atıfta bulunan açıklamalar yaparak kadınlara yönelik toplumsal cinsiyet temelli ayrımcılık, şiddet ve kadın cinayetleri konusundaki “hassasiyetlerini” dile getirmişlerdir. Bununla beraber 6284 Sayılı Kanun’un ve İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanmasında karşılaşılan eksiklikler ve sorunlar bu söylemlerle bir çelişki oluşturmaktadır.

KCDP, Nisan 2020 Raporu’nda, ay içinde 20 kadın cinayetinin işlendiğinden ve 20 şüpheli kadın ölümünün olduğundan bahsetmektedir. Mart 2020 Raporu’nda olduğu gibi bu raporda da aktarıldığı üzere kadınlar en çok ateşli silahlar yoluyla öldürülmüşlerdir.[21] Esasında bu durum, silahlanmanın bu denli kolay olmasından ve uzlaşmazlıkların fiziksel şiddet başta olmak üzere şiddete başvurularak çözülmeye çalışılması çabasından kaynaklanıyor görünmektedir. Devletin çatışmacı üsluba yer veren iç ve dış politikaları terk ederek feminist yönelimli barışçıl politikalar gütmesi ile silahlanmanın önüne geçilmesi hususunda önemli adımlar atması bu açıdan önem arz eden temel noktalardır.

KCDP, koronavirüs günlerinde kadın cinayetlerinde ve kadına yönelik toplumsal cinsiyet temelli şiddette bir artışın gözlenmesinin altında yatan en önemli unsurunun ise şiddetin ve cinayetlerin görünmez kılınması olduğunu belirtmektedir. “Kadınların kim tarafından, neden öldürüldüğü tespit edilmedikçe; adil yargılama yapılmayıp şüpheli, sanık ve katiller caydırıcı cezalar almadıkça, önleyici tedbirler uygulanmadıkça şiddet boyut değiştirerek sürmeye devam ediyor.” denilerek devlet eliyle oluşturulan politikalarda kadına yönelik toplumsal cinsiyet temelli şiddeti ve kadın cinayetlerini engellemek hususundaki eksikliklerin nerelerden kaynaklandığına işaret etmektedir.[22]

Kadın cinayeti olarak bildirilen 20 cinayetten 4’ü yani en fazlası İstanbul’da işlenmiştir. Tüm cinayetler içinde 4 kadının kim tarafından öldürüldüğü tespit edilemezken geri kalan kadınların çoğunluğu en yakınlarındaki erkekler tarafından öldürülmüştür. 20 kadın cinayetinden 16’sının evlerde işlenmiş olduğu verisi; koronavirüs günlerinde evlerin, devlet tarafından lanse edildiğinin aksine, kadınlar için hiç de güvenli/emin yerler olmadığını gözler önüne sermektedir. KCDP’nin belirttiği üzere kadın cinayetlerinin ve kadına yönelik toplumsal cinsiyet temelli ayrımcılığın ve şiddetin artış göstermesinde etkili olan birçok etmen söz konusudur. Kadın düşmanı politikaların oluşturulması bunlardan biriyken pandemi döneminde kadınların artan ihtiyaçlarının görmezden gelinmesi, kadınların en çok güvende olmaları gereken yerler olan evlerinde daha fazla şiddete ve ölüme maruz kalmalarına neden olmaktadır. Nitekim Nisan 2020 Raporu’ndaki en önemli verilerden birisi kadınların %80’inin evlerinde öldürüldüğüne işaret ederek bu durumu doğrulamaktadır. Aynı zamanda kadınların ev içi emeğinin görünmez kılınmasının, kadınların istihdamdan uzaklaştırılmasının veya çalışma hayatına alınmamalarının toplumsal cinsiyet temelli ayrımcılık, şiddet ve kadın cinayetleri karşısında kadınları daha da korunmasız hâle getireceğinden bahsedilen raporda, öldürülen kadınların çalışma durumlarının tespit edilemediği söylenmektedir.[23]

Kadınların bu günlerde dahi kendi hayatlarına dair almak istedikleri/aldıkları kararlar nedeniyle erkek şiddetine maruz kalmaları ve erkekler tarafından öldürülmeleri, devlet tarafından kadınları koruyucu ve destekleyici ek tedbirlerin özellikle koronavirüs günlerinde oluşturulmasının önemine ışık tutar niteliktedir. Ancak hâlâ daha kadınların kazanımlarından olan İstanbul Sözleşmesi’ne ve 6284 Sayılı Kanun’a yönelik kimi zaman devlet destekli saldırılar, kadınlara yönelik toplumsal cinsiyet temelli ayrımcılığı, şiddeti ve kadın cinayetlerini tetiklemektedir.

Bu dönemde özellikle kadınlar ve LGBTİ+ bireyler gibi kırılganlaştırılmış insan gruplarının pandeminin olumsuz etkilerine karşı korunması ile bu insanlar için devlet temelli ek destekleme ve koruma tedbirlerinin alınarak bunların yaygınlaştırılması önemlidir. Ancak zaman zaman farklı kesimlerden devlet görevlileri tarafından kamusal düzlemde yankı bulan birtakım açıklamalar, söz konusu bu ek tedbirlerin alınmasının önemini gölgeleyerek hassas grupların pandeminin günah keçisi ilan edilmesine neden olabilmektedir.

Bu noktada özgül bir örnek Diyanet İşleri Başkanı Erbaş’ın camide yaptığı bir konuşmadan yola çıkılarak verilebilir. Erbaş Ramazan ayının ilk Cuma günü camide yaptığı konuşmada; cinsel kimlik, cinsiyet kimliği ve cinsel yönelim gibi İstanbul Sözleşmesi tarafından koruma altına alınan ve insanların sadece kendilerini ilgilendiren konularda nefret içerikli, ayrımcı ve hedef gösterici sözler sarf etmiştir.[24] Bunun akabinde toplum genelinde kadın ve LGBTİ+ örgütleri başta olmak üzere birçok kesimden tepki toplayan Erbaş’a yönelik herhangi bir cezai yaptırım uygulanmazken[25] Erbaş’ın söylemlerinin Anayasa’ya, uluslararası sözleşmelere ve insan haklarına aykırı olduğu nedeniyle Erbaş hakkında cezai yaptırım uygulanması gerektiğini dile getiren Ankara Barosu’na[26] ve Diyarbakır Barosu’na[27] yönelik soruşturmalar açılmıştır. Bu da esasında yöneticilerin toplumsal cinsiyet eşitliğinin tesisi ile toplumsal cinsiyet temelli ayrımcılığın ve şiddetin ortadan kaldırılması hususundaki ilgisizliklerini gözler önüne sermektedir. Erbaş’ın söz konusu açıklamaları, Mart ayında 8 Mart’a atıfta bulunarak yaptığı ve temelde toplumsal cinsiyet eşitliğinin tesisine dönük söylemleri ile tezat göstermesi bakımından da önemlidir. Bu açıklamaları aynı zamanda devletin hem kurumsal hem bireysel düzeyde toplumsal cinsiyet eşitliğinin tesisine ve toplumsal cinsiyet temelli ayrımcılığın, şiddetin ve cinayetlerin sonlanmasına dönük “çabalarının” sadece söylemsel düzeyde kaldığını da gözler önüne sermesi bakımından önemlidir.

Pandeminin henüz sona ermediği ancak “yeni normal” adı altında endüstriyel faaliyetler başta olmak üzere ekonomik canlanmaya bir geri dönüş sinyalinin verildiği Mayıs ayında, kadınlar ve kız çocukları özelinde pandemi ile ilişkili alınan tedbirlerin devam ediyor oluşuna bağlı olarak önceki aylarda yaşanan olumsuzluklar devam etmiştir. KCDP’nin Mayıs 2020 Raporu’na göre, ay içinde 21 kadın cinayeti işlenmiş, 18 kadın da şüpheli şekilde ölmüştür. Pandemi döneminde, devlet tarafından karşılanması gerekli olup normal zamanlarda zaten aksayan talepler daha da aksama göstererek kadınlar ve kız çocukları açısından pandemi koşullarındaki yaşamı daha da zorlaştırmıştır. Bunun en bariz örneklerinden birisi, cinayet olarak bildirimi yapılan 21 ölümden 17’sinin hangi gerekçelerle meydana geldiğinin bilinmiyor oluşudur. Öldürülen kadınların 2’sinin kim tarafından öldürüldüğü tespit edilemezken yine çoğunluğu (17’si) en yakınlarındaki erkekler tarafından öldürülmüştür. Önceki iki aya nazaran bu ay kadınların hem ev içinde hem de sokak ortasında öldürülme oranları artış göstermiştir. Öldürülen kadınların % 48’i evlerinde, % 33’ü sokak ortasında öldürülmüştür. Kadınların yine en çok ateşli silahlar tarafından öldürülmüş olduğu verisi ise pandemi gibi “olağandışı” dönemlerde dahi olağan dönemlerde alınması gerekli olduğu hâlde alınmayan silahsızlanma tedbirlerinin ne gibi etkilerinin olabileceğini göstermesi bakımından önem arz etmektedir.[28]

Bu aya damgasını vuran en önemli gelişmelerden birisi ise pandemi dönemi tedbirlerine bağlı olarak sokağa çıkma kısıtlamasına ve evde kalma çağrılarına tabi olunmasına rağmen, artan kadın cinayetlerine ve toplumsal cinsiyet temelli şiddete tepki göstermek için Türkiye’deki kadınların sokağa dökülmesi olmuştur. Farklı illerde, fiziksel mesafe ve maskeli olma gibi pandemiye bağlı alınan tedbirlere uyan kadın eylemciler, kendi hayatlarına dair kararlar aldıkları gerekçesine sığınılarak işlenen kadın cinayetlerini protesto etmiş ve kazanılmış haklardan olan 6284 Sayılı Kanun ile İstanbul Sözleşmesi’nin etkin ve etkili bir şekilde uygulanarak faillerin cezasız bırakılmamalarını talep etmişlerdir. Ek olarak bu dönemde dışarda pandemi evde ise erkek şiddeti ile mücadele etmek zorunda bırakılan kadınlar için ek koruyucu ve destekleyici tedbir paketi açıklanmamıştır. Tüm bunlarla birlikte devlet kurumları, kadın cinayetlerine ve ev içi şiddete dair çelişkili açıklamalarda bulunmuştur. Bu da esasında 6284 Sayılı Kanun ve İstanbul Sözleşmesi dolayımında kazanılan hakların görmezden gelindiğini ve devlet ile politika yapıcılara yüklenen sorumlulukların yerine getirilmediğini gözler önüne sermiştir.[29]

Mayıs ayında artan şüpheli kadın ölümlerinin yanı sıra kadın düşmanı söylemlerin devam ediyor oluşu da dikkat çekici bir noktaya işaret etmektedir. Mayıs ayı içinde bu bağlamda göze çarpan olay ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Esenler Belediye Meclis Üyesi Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) mensubu Hamdullah Arvas’ın, Muğla’da öldürülen Zeynep Şenpınar hakkında “Hikâye aynı özgürlük düşkünü bir kadın ve gayrimeşru yaşantısı içinde geçen bir ölüm hikâyesi” şeklinde açıklamalarda bulunması olmuştur. Arvas bu şekilde adeta kadın cinayetlerine meşruluk zemini tesis etmeye çalışmış ve kamuoyunun tepkisini üzerine çekmiştir.[30] Ayrımcılığın ve şiddetin temelinde yer alan nefret dili, eril söylemler aracılığıyla kendini olumlayarak devam ettirmektedir. Bu da altında toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılıkların ve eşitsizliklerin yattığı kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri olgularının tam anlamıyla anlaşılmasına ve bu olguların yarattıkları olumsuzlukların bertaraf edilmesine bir engel teşkil etmektedir.

Sonuç

Covid-19 pandemisi hem dünyada hem de Türkiye’de bireysel ve toplumsal yaşamı birçok açıdan felce uğratmıştır. Özellikle pandemi öncesinde zaten var olan eşitsiz durumların yarattığı olumsuz iklim, pandemi döneminde de artarak devam etmiştir. Kadınlar ve LGBTİ+ bireyler gibi hassas gruplar başta olmak üzere çeşitli toplumsal kesimleri kapsayan bütüncül destekleyici ve koruyucu ek tedbirlerin alınmamış olması ile öncesinde var olan tedbirlerin etkin ve etkili bir şekilde uygulanmamış olması krizin özellikle bu gruplar açısından daha da ağır sonuçlara sebebiyet vermesine yol açmıştır.

Kadına yönelik toplumsal cinsiyet temelli şiddet pandemi döneminde de artarak devam etmiştir. Gerek şüpheli kadın ölümlerinin sayıca artış göstermesi gerekse farklı kesimlerden devlet görevlilerinin toplumda yankı bulan LGBTİ+ ve kadınlara karşı ayrımcı söylemleri ve uygulamaları krizin kadınlar ve LGBTİ+ bireyler üzerindeki yükünü daha da ağırlaştırmıştır. Bu durum ayrıca, bahsedilen kesimlerin bireysel ve toplumsal hayatlarında karşılaştıkları her türden ayrımcı ve şiddet içerikli eylem ve söylemlerin meşruiyet zeminine oturtulması yoluyla artarak devam etmesine de neden olmuştur. Her ne kadar “yeni normal” söylemi etrafında olağan toplumsal koşullar yeniden tesis edilmeye çalışılıyorsa da özellikle pandeminin hâlâ daha devam ediyor oluşu göz önünde bulundurulmalıdır. Bu noktada; kırılganlaştırılmış tüm toplumsal kesimleri, özellikle de kadınları ve LGBTİ+ bireyleri, kapsayıcı tedbirlerin alınması ve uygulanması konusunda devletin ve politika yapıcıların daha dikkatli olması önem arz etmektedir.

 


Kaynakça

İnternet Kaynakları

Avrupa Konseyi, Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi, İstanbul, 2011, url: https://rm.coe.int/1680462545 (E.T. 03.06.2020).

Balkay, Berivan, “BM Kadın Komisyonundan rapor: Dünya genelinde kadına yönelik şiddet arttı”, Evrensel, 2020, url: https://www.evrensel.net/haber/402382/bm-kadin-komisyonundan-rapor-dunya-genelinde-kadina-yonelik-siddet-artti (E.T. 03.06.2020).

CNN Türk, Dünya genelinde koronavirüs aile içi şiddeti artırdı, 2020, url: https://www.cnnturk.com/turkiye/dunya-genelinde-koronavirus-aile-ici-siddeti-artirdi (E.T. 31.05.2020).

Deutsche Welle Türkçe, Diyanet’in eşcinsellikle ilgili sözlerine Beştepe’den destek, url: https://www.dw.com/tr/diyanetin-e%C5%9Fcinsellikle-ilgili-s%C3%B6zlerine-be%C5%9Ftepeden-destek/a-53255583 (E.T. 13.06.2020).

Deutsche Welle Türkçe, Kadınlar AKP’li Arvas’ın açıklamasına öfkeli, 2020, url: https://www.dw.com/tr/kad%C4%B1nlarakpliarvas%C4%B1na%C3%A7%C4%B1klamas%C4%B1na-%C3%B6fkeli/a-53575738 (E.T. 04.06.2020).

Erem, Onur, “Koronavirüs günlerinde ev içi şiddet artıyor: Kadınlar şiddetten korunmak için neler yapabilir? “, BBC News Türkçe, 2020, url: https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-52208017 (E.T. 31.05.2020).

Evrensel, Diyarbakır Barosuna da Diyanet hutbesini eleştirdiği gerekçesiyle soruşturma açıldı, 2020, url: https://www.evrensel.net/haber/403303/diyarbakir-barosuna-da-diyanet-hutbesini-elestirdigi-gerekcesiyle-sorusturma-acildi (E.T. 04.06.2020).

Gazete Duvar, Ankara Barosu’nun ‘Diyanet İşleri’ açıklamasına soruşturma, url: https://www.gazeteduvar.com.tr/gundem/2020/04/27/ankara-barosunun-diyanet-isleri-aciklamasina-sorusturma/ (E.T. 13.06.2020).

Gönen, Deniz, “Şiddet koronavirüs salgını öncesine göre yüzde 50 arttı”, Sosyal Up, 2020, url: http://sosyalup.net/siddet-koronavirus-salgini-oncesine-gore-yuzde-50-artti/ (E.T. 31.05.2020).

Hürriyet, Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan kadınlar günü mesajı, 2020, url: https://www.hurriyet.com.tr/gundem/cumhurbaskani-erdogandan-kadinlar-gunu-mesaji-41463604 (E.T. 04.06.2020).

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, Mart 2020 Raporu, 2020, url: http://kadincinayetlerinidurduracagiz.net/veriler/2901/kadin-cinayetlerini-durduracagiz-platformu-mart-2020-raporu (E.T. 03.06.2020).

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, Mayıs 2020 Raporu, 2020, url: http://kadincinayetlerinidurduracagiz.net/veriler/2915/kadin-cinayetlerini-durduracagiz-platformu-mayis-2020-raporu (E.T. 03.06.2020)

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, Nisan 2020 Raporu, 2020, url: http://kadincinayetlerinidurduracagiz.net/veriler/2911/kadin-cinayetlerini-durduracagiz-platformu-nisan-2020-raporu (E.T. 03.06.2020).

Koyuncu, Hüseyin, “Covid-19 salgını sonrası suç oranları düştü, aile içi şiddet artıyor”, Euronews Türkçe, 2020, url: https://tr.euronews.com/2020/04/11/suc-oranlari-dustu-ceteler-faaliyetleri-duruyor-aile-ici-siddet-artti-koronavirus-evde-kal (E.T. 31.05.2020).

OECD, Violence against women, 2019, url: https://data.oecd.org/inequality/violence-against-women.htm (E.T. 04.06.2020).

Öncel, Arjin Dilek, “Kadına şiddet artarken emniyete başvuran kadınlar geri gönderiliyor”, Evrensel, 2020, url: https://www.evrensel.net/haber/402156/kadina-siddet-artarken-emniyete-basvuran-kadinlar-geri-gonderiliyor (E.T. 03.06.2020).

Sosyo Politik Saha Araştırmaları Merkezi, COVİD-19 karantinasından kadının etkilenimi ile kadına ve çocuğa yönelik şiddete ilişkin Türkiye araştırma raporu, 2020, url: https://sahamerkezi.org/covid-19-karantinasindan-kadinin-etkilenimi-ile-kadin-ve-cocuga-yonelik-siddete-iliskin-turkiye-arastirma-raporu/ (E.T. 04.06.2020).

Sputnik Türkiye, Araştırma: Türkiye’de koronavirüs salgını sürecinde kadına şiddet yüzde 27.8 arttı, 2020, url: https://tr.sputniknews.com/koronavirus-salgini/202004121041806831-arastirma-turkiyede-koronavirus-salgini-surecinde-kadina-siddet-yuzde-278-artti/ (E.T. 31.05.2020).

T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı, 8 Mart dünya kadınlar günü mesajı, 2020, url: https://www.diyanet.gov.tr/tr-TR/Kurumsal/Detay/29374/8-mart-dunya-kadinlar-gunu-mesaji (E.T. 04.06.2020).

T.C. İçişleri Bakanlığı, Bakanımız Sn. Süleyman Soylu’nun 8 Mart dünya kadınlar günü mesajı, 2020, url: https://www.icisleri.gov.tr/bakanimiz-sn-suleyman-soylunun-8-mart-dunya-kadinlar-gunu-mesaji (E.T. 04.06.2020).

Yıldız, Zehra, “Diyanet İşleri Başkanı Erbaş’tan LGBTİ açıklaması: Yaradılışa aykırı bir sapkınlık”, Euronews Tükrçe, 2020, url: https://tr.euronews.com/2019/07/02/video-diyanet-isleri-baskani-erbastan-lgbti-aciklamasi-yaradilisa-aykiri-sapkinlik (E.T. 04.06.2020).

Yılmaz, Esin Cansu, “Korona günlerinde kadına yönelik şiddet artıyor”, Doğruluk Payı, 2020, url: https://www.dogrulukpayi.com/bulten/korona-gunlerinde-kadina-yonelik-siddet-artiyor (E.T. 31.05.2020).

Makaleler

Bradbury‐Jones, Caroline, Isham, Louise, “The pandemic paradox: The consequences of COVID‐19 on domestic violence”, Journal of Clinical Nursing, 2020.

Dipnotlar

[1] Esin Cansu Yılmaz, “Korona günlerinde kadına yönelik şiddet artıyor”, Doğruluk Payı, 2020, url: https://www.dogrulukpayi.com/bulten/korona-gunlerinde-kadina-yonelik-siddet-artiyor (E.T. 31.05.2020).

[2] Caroline Bradbury‐Jones, Louise Isham, “The pandemic paradox: The consequences of COVID‐19 on domestic violence”, Journal of Clinical Nursing, 2020.

[3] CNN Türk, Dünya genelinde koronavirüs aile içi şiddeti artırdı, 2020, url: https://www.cnnturk.com/turkiye/dunya-genelinde-koronavirus-aile-ici-siddeti-artirdi (E.T. 31.05.2020).

[4] OECD, Violence against women, 2019, url: https://data.oecd.org/inequality/violence-against-women.htm (E.T. 04.06.2020).

[5] Onur Erem, “Koronavirüs günlerinde ev içi şiddet artıyor: Kadınlar şiddetten korunmak için neler yapabilir?”, BBC News Türkçe, 2020, url: https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-52208017 (E.T. 31.05.2020).

[6] Berivan Balkay, “BM Kadın Komisyonundan rapor: Dünya genelinde kadına yönelik şiddet arttı”, Evrensel, 2020, url: https://www.evrensel.net/haber/402382/bm-kadin-komisyonundan-rapor-dunya-genelinde-kadina-yonelik-siddet-artti (E.T. 03.06.2020).

[7] A.g.e., Berivan Balkay.

[8] Hüseyin Koyuncu, “Covid-19 salgını sonrası suç oranları düştü, aile içi şiddet artıyor”, Euronews Türkçe, 2020, url: https://tr.euronews.com/2020/04/11/suc-oranlari-dustu-ceteler-faaliyetleri-duruyor-aile-ici-siddet-artti-koronavirus-evde-kal (E.T. 31.05.2020).

[9] A.g.e., Onur Erem.

[10] A.g.e.

[11] Deniz Gönen, “Şiddet koronavirüs salgını öncesine göre yüzde 50 arttı”, Sosyal Up, 2020, url: http://sosyalup.net/siddet-koronavirus-salgini-oncesine-gore-yuzde-50-artti/ (E.T. 31.05.2020).

[12] Sputnik Türkiye, Araştırma: Türkiye’de koronavirüs salgını sürecinde kadına şiddet yüzde 27.8 arttı, 2020, url: https://tr.sputniknews.com/koronavirus-salgini/202004121041806831-arastirma-turkiyede-koronavirus-salgini-surecinde-kadina-siddet-yuzde-278-artti/ (E.T. 31.05.2020).

[13] Sosyo Politik Saha Araştırmaları Merkezi, COVİD-19 karantinasından kadının etkilenimi ile kadına ve çocuğa yönelik şiddete ilişkin Türkiye araştırma raporu, 2020, url: https://sahamerkezi.org/covid-19-karantinasindan-kadinin-etkilenimi-ile-kadin-ve-cocuga-yonelik-siddete-iliskin-turkiye-arastirma-raporu/ (E.T. 04.06.2020).

[14] Arjin Dilek Öncel, “Kadına şiddet artarken emniyete başvuran kadınlar geri gönderiliyor”, Evrensel, 2020, url: https://www.evrensel.net/haber/402156/kadina-siddet-artarken-emniyete-basvuran-kadinlar-geri-gonderiliyor (E.T. 03.06.2020).

[15] Avrupa Konseyi, Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi, İstanbul, 2011, url: https://rm.coe.int/1680462545 (E.T. 03.06.2020).

[16] Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, Mart 2020 Raporu, 2020, url: http://kadincinayetlerinidurduracagiz.net/veriler/2901/kadin-cinayetlerini-durduracagiz-platformu-mart-2020-raporu (E.T. 03.06.2020).

[17] A.g.e.

[18] Hürriyet, Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan kadınlar günü mesajı, 2020, url: https://www.hurriyet.com.tr/gundem/cumhurbaskani-erdogandan-kadinlar-gunu-mesaji-41463604 (E.T. 04.06.2020).

[19] T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı, 8 Mart dünya kadınlar günü mesajı, 2020, url: https://www.diyanet.gov.tr/tr-TR/Kurumsal/Detay/29374/8-mart-dunya-kadinlar-gunu-mesaji (E.T. 04.06.2020).

[20] T.C. İçişleri Bakanlığı, Bakanımız Sn. Süleyman Soylu’nun 8 Mart dünya kadınlar günü mesajı, 2020, url: https://www.icisleri.gov.tr/bakanimiz-sn-suleyman-soylunun-8-mart-dunya-kadinlar-gunu-mesaji (E.T. 04.06.2020).

[21] Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, Nisan 2020 Raporu, 2020, url: http://kadincinayetlerinidurduracagiz.net/veriler/2911/kadin-cinayetlerini-durduracagiz-platformu-nisan-2020-raporu (E.T. 03.06.2020).

[22] A.g.e.

[23] A.g.e.

[24] Zehra Yıldız, “Diyanet İşleri Başkanı Erbaş’tan LGBTİ açıklaması: Yaradılışa aykırı bir sapkınlık”, Euronews Tükrçe, 2020, url: https://tr.euronews.com/2019/07/02/video-diyanet-isleri-baskani-erbastan-lgbti-aciklamasi-yaradilisa-aykiri-sapkinlik (E.T. 04.06.2020).

[25] Deutsche Welle Türkçe, Diyanet’in eşcinsellikle ilgili sözlerine Beştepe’den destek, url: https://www.dw.com/tr/diyanetin-e%C5%9Fcinsellikle-ilgili-s%C3%B6zlerine-be%C5%9Ftepeden-destek/a-53255583 (E.T. 13.06.2020).

[26] Gazete Duvar, Ankara Barosu’nun ‘Diyanet İşleri’ açıklamasına soruşturma, url: https://www.gazeteduvar.com.tr/gundem/2020/04/27/ankara-barosunun-diyanet-isleri-aciklamasina-sorusturma/ (E.T. 13.06.2020).

[27] Evrensel, Diyarbakır Barosuna da Diyanet hutbesini eleştirdiği gerekçesiyle soruşturma açıldı, 2020, url: https://www.evrensel.net/haber/403303/diyarbakir-barosuna-da-diyanet-hutbesini-elestirdigi-gerekcesiyle-sorusturma-acildi (E.T. 04.06.2020).

[28] Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, Mayıs 2020 Raporu, 2020, url: http://kadincinayetlerinidurduracagiz.net/veriler/2915/kadin-cinayetlerini-durduracagiz-platformu-mayis-2020-raporu (E.T. 03.06.2020).

[29] A.g.e.

[30] Deutsche Welle Türkçe, Kadınlar AKP’li Arvas’ın açıklamasına öfkeli, 2020, url: https://www.dw.com/tr/kad%C4%B1nlar-akpli-arvas%C4%B1n-a%C3%A7%C4%B1klamas%C4%B1na-%C3%B6fkeli/a-53575738 (E.T. 04.06.2020).