Size daha iyi hizmet verebilmek adına sitemizde çerezler bulundurmaktayız. Gizlilik Politikamızı öğrenmek için tıklayınız. Ayrıca kişisel verilerin koruması kanunu kapsamında TESAD ile iletişime geçen her birey, iletişim verilerinin paylaşılmasını ve ilgili TESAD birimlerince kullanılmasını kabul beyan ve taahhüt eder.
covid-19
Kaynak: E-International Relations

Covid-19 ile Mücadeleye Cinsiyet Üzerinden Bir Yaklaşım

J. Ann Tickner’ın 1997’de belirttiği gibi, devletler cinsiyetçidir. Toplularımızın, kültürlerimizin ve ayrıca uluslararası ilişkilerin de cinsiyetli olduğunu belirtmeliyiz; çünkü cinsiyetler, tüm temsilcilerin ve aktörlerin davranışlarını, siyasi kurumların içindeki ve dışındaki karar alma süreçlerini tüm boyutlarıyla etkiler. Bu nedenle, küresel bir pandemi sırasında da dahil olmak üzere neden ve nasıl hareket edileceğine dair siyasi bir karar da cinsiyetlerden etkilenebilir. Bunu aklımda tutarak okuyucuyu benimle birlikte cinsiyetin Covid-19 ile mücadeledeki etkisi üzerine düşünmeye davet etmek isterim. Eğer varsa, cinsiyete duyarlı bakış açısı bize hangi bilgileri sunuyor? Son yıllarda feministler, uluslararası fenomenlerin ve devlet davranışlarının analizinde cinsiyeti dikkate almanın önemine ışık tutuyorlar. Bu teorik ve analitik anlamdaki uyanış çağrısı, ilk olarak erkeklerin siyasi liderlikteki rollerini ve bunun küresel sonuçlarını inceleme yoluna girdi. Bununla birlikte, 1995 yılından bu yana, kadınların siyasi temsilini arttırmaya yönelik Pekin kuralları ve ayrıca kadınlar için kurumsal mekanizmalar oluşturma, karar alma süreçlerine kadınların katılımını teşvik etme ve onların siyasi liderliğini destekleme sayesinde yeni yapılar ortaya çıkarken birkaç demokratik ülkede de yeni kadın liderler orataya çıkmaya başlamıştır. Şu an, cinsiyet spektrumunun diğer tarafına bakmamız ve bu kadınların iktidar pozisyonunda bulunmalarının getirilerini düşünmemiz mümkün ve bu gerekli bir hale geldi.

Benim bu makaledeki asıl amacım konu üzerine birkaç düşünce sunabilmek ve konuya az da olsa katkıda bulunabilmek. Bu, özel şirketlerde ve ayrıca siyasi yönetimlerde kadınların ve cinsiyetin idari anlamdaki verimliliğinin birçok yönüne ışık tutan benzer çalışmalarla uyum içinde olacaktır. O halde amaç, Covid-19 salgını sırasında üç kadın siyasi lider tarafından uygulanan olumlu ve etkili politika stratejilerini tartışmaktır. Analizde, Angela Merkel, Jacinda Ardern ve Mette Frederiksen seçimi oldukça güçlü ekonomileriyle birlikte güçlü sosyal demokrasilere liderlik eden çok özel bir kadın profiline atıfta bulunsa da Covid-19 ile mücadeledeki başarılarının arkasında belirli bir yaratıcılık vardır ve birçok ilginç tartışmanın da yolunu açmıştır. Bunu söylüyor ve konuya güneyden genç bir kadın araştırmacının gözünden bakıyorum. Ya da daha spesifik olmak gerekirse ilk (ve tek) kadın başkanı görevden alınan ve şu anki başkanı ise sağlık hizmetlerine bel bağlayan yoksul nüfusu ihmal ederek sürekli yanlış bilgi yayıp salgını halının altına süpürmeye çalışan ve ayrıca 300 binden fazla insanın hayatına mal olan bir tavırla terk etme nekropolitikasını aktif olarak icra eden ve arttıran bir ülkeden bakıyorum. Bu kadınlar tarafından sağlanan olumlu şeffaflık, duyarlılık ve empati örnekleri ve bunların siyasi koordinasyon ile verimliliğe katkıda bulunan güçlü karakter özellikleri olabileceği konusunda ufuktaki bu keskin karşıtlıktan bahsetmek istiyorum.

Dünya Çapında Siyasi Lider Olarak Kadınlar

 Dünya Ekonomik Forumu’nun 2020 Cinsiyet Uçurumu Raporu’na göre, 153 ülkeden %53’ünde son elli yılda herhangi bir devlet dairesinin başına tek bir kadın bile gelmedi. Siyasi temsil boyutunda ise kadınlar dünya genelindeki alt meclis sandalyelerinin %25’ine ve bakanlıklardakinin %21’ine sahiptir. Halihazırda, 29 ülkede devlet kurumlarında başkan olarak görev yapan kadınlar bulunurken, %50’den fazlası Avrupa ülkelerinde göreve gelmiştir. Kadınların siyasi arenada yetersiz temsili yıllardır azalıyor olsa da mevcut rakamlar bize hala uluslararası düzen tarafından yayılan cinsiyet ayrımı formundaki cinsiyet eşitsizliğinin getirdiği zorlukları anımsatıyor. Uluslararası sistemimizde mevcut gözlemlerin yokluğuyla karşı karşıya kalan enternasyonalistler, örnek olayları farklı şekilde değerlendirmeli ve belki de belirli siyasi olayların iç yüzünü daha iyi kavramalı. Okuyucuya, kadınların siyasi liderliğindeki mevcut deneyimlerini incelemenin, kadınların dünya çapında siyasi anlamda güçlenmesine yönelik büyüyen bir girişimin parçası olabileceğini anlatmayı umuyorum. Kadınlar iyi bir siyasi koordinasyona öncülük ediyorlarsa diğer ülkelerdeki cinsiyet eşitsizliklerinin üstesinden gelmek için de örnek teşkil edebilirler.

Bunu aklımızda tutarak kadın siyasi liderlerin mevcut küresel salgınla nasıl başa çıktıklarına ve Angela Merkel, Jacinda Ardern ve Mette Frederiksen’in Covid-19 ile mücadeledeki etkisinin ne olduğuna bakalım.

Angela Merkel: Şeffaflık

 “Bu, açık bir demokrasinin bir parçası: Ama aynı zamanda siyasi kararları şeffaf hale getiriyor ve açıklıyoruz. Eylemlerimizi mümkün olduğu kadar anlaşılır olmaları için gerekçelendiriyor ve bildiriyoruz.”

                                                                                                                                                  Angela Merkel

 19 Mart 2020’de Şansölye Angela Merkel, insanları Covid-19 salgınını ciddiye almaya çağırdı. Açıkça, salgının modern Almanya’nın ikinci dünya savaşının sona ermesinden bu yana karşılaştığı en büyük sorun olabileceğini ve eşi görülmemiş bir dayanışma gerektireceğini belirtti. Ayrıca Merkel, hükümetin 3 yöntem içeren pandemi ile mücadele stratejisini de açıkladı. Bilimsel araştırma odaklı yönergeler, yaygın test uygulaması ve sosyal mesafeyi koruyarak üke çapında virüsün yayılımını azaltmak. Bunu yaparken Merkel, mantığa, etkili kaynak tahsisine ve iş birliğine dayalı bir toplumla birlikte ortak bir çaba duygusunu harekete geçirdi. Bu, insanların hükümetin koyduğu kurallara bağlı kalmasını sağlamak için önemliydi ve Almanya nüfusunun bireysel eylemlerinin sonuçlarını tüm toplum açısından demokratik bir perspektiften görmesine yardımcı oldu. Tüm bu kolektif çaba, halkı ve Alman şirketlerini desteklemek için hükümet ve parlamento aracılığıyla sunulan bir dizi mali destek ve yardımla mümkün oldu. Hakikatle ilgili söylem ve anlatıların büyük önem taşıdığı Fox Keller ve Elshtain’ın belirttiğine göre, Merkel’in ulusal bir sağlık kriziyle başa çıkma zamanı geldiğinde Covid-19 bulaş grafiğini iyileştirmek için olumlu yanıt verdiğini ve vatandaşlarıyla açık ve şeffaf bir iletişim kurduğunu görmeliyiz.

Almanya en az 75,255 insanın ölümüne yol açan Covid-19 salgınını en baştan önleyemese de hükümet, salgının etkisini yatıştırmak için hızlıca bir önlem protokolü hazırladı ve test kapasitesini üst seviyelere çıkarttı. Ayrıca, kasım ayı sonuna kadar bir milyondan fazla insanı hastalıktan kurtardı. Keskin uygulamalar ve ulusal bağlılıkla Almanya Nisan ayı itibariyle veri izleme ve bilime dayalı olacak şekilde sosyal mesafe önlemlerini gevşetmeye başladı. Sonra, 2020 yılı devamında Merkel, salgını ciddiye almanın önemini bir kez daha vurguladı ve ikinci dalganın ortasında hayatları koruma bilinciyle sosyal dayanışmanın sürdürülmesi çağrısında bulundu. Son zamanlarda, yeni Covid-19 varyantları ve enfeksiyon dalgaları riskiyle Almanya Şansölyesi mevcut kısıtlamalarını uzatmayı ve Nisan ayında ülke çapında beş günlük bir kapanma getirmeyi planlamıştı. Ancak, iş dünyası liderleri ve bilim adamları tarafından eleştirilere maruz kaldıktan sonra Merkel, kapanmayı uygulamak için haklı nedenler olmasına rağmen kısa sürede yeterince iyi uygulanamayacağını itiraf etti. Yine de hükümet, insanların evde kalmasını ve tek kullanımlık cerrahi veya FFP2 maskeleri kullanmasını talep ediyor.

Jacinda Ardern: Duyarlılık

 “Şimdi harekete geçin ya da virüsün başka yerlerde olduğu gibi tutunma riskini göze alın.”

                                                                                                                                  Jacinda Ardern

19 Mart 2020’de Yeni Zelanda Başbakanı hızlıca harekete geçmeye karar verdi ve kabinesinin yardımıyla ülke çapında dördüncü seviyede bir uyarı uyguladı. Bu da hastalığın ilk günlerinde kapanma politikalarının benimsenmesiyle sonuçlandı. 102 doğrulanmış virüs vakasıyla Ardern, hayatları kurtarmak, Covid-19’un yayılmasını önlemek ve ulusal sağlık sistemini korumak için harekete geçme zamanının geldiğine karar verdi. Başbakan, proaktif bir siyasi liderliği hayata geçirerek salgının sonucunun sorumluluğunu üstlendi ve bir sağlık krizini kontrol altına alma zorluğuna karşı koydu. Ardern, halka temel hizmetlerin kullanılabilirliğinin garanti edileceğini ve nüfusun bir izolasyon durumuna geçerken, etkili testler yoluyla vakaların güçlü bir temas takibinin bu önlemlerin olası hafiflemesini izleyeceği konusunda güvence verdi. Üç aylık yoğun bağlılık ve sürekli çabanın ardından Yeni Zelanda, ülkenin virüssüz olduğunu ilan etti ve sınırların yabancı yolculara yeniden açılması dışında tüm Covid-19 kısıtlamalarını kaldırdı.

Yeni Zelanda’nın en büyük şehri olan Auckland, başka bir koronavirüs salgınının ardından tekrar bir kapanmaya gitmek zorunda kaldı, ancak 30 Ağustos’ta kısıtlamaları hafifletmeyi başardı. Ardından Ardern, ülkedeki virüsü ortadan kaldırmak için tutarlı testlere olan bağlılığını yeniden belirtti ve sistemin olduğu gibi çalışmaya devam etmesi için yönergeleri takip eden insanların önemi hakkında yorum yaptı. Kasım ayı sonunda Yeni Zelanda 2.032 iyileşmiş Covid-19 vakası ve 25 ölüm bildirdi. Bu sırada Ardern, son 50 yılın en iyi İşçi Partisi gösterisiyle yeniden seçildi. İkinci görevini hatırı sayılır bir destekle kazandı ve hastalığa verdiği kararlı tepki şüphesiz seçim başarısına giden yolun yapı taşı oldu. Yeni Zelanda, Covid-19’a karşı yarışta ülkedeki herkese aşı sağladı ve erken aşılama ile güvenliği sağlamak amacıyla 17 Mart 2021’de bir aşı kullanım planı hazırladı.

Mette Frederiksen: Empati

 “Her ölüm bir trajedi. Bunu ciddiye alın.”

                                                      Mette Frederiksen

 İtalya’nın ardından, koronavirüsün yayılımı nedeniyle 11 Mart 2020’de kapanmaya giden ikinci Avrupa ülkesi Danimarka oldu. Ülke virüs bulaşabilecek 1.303 kişiyi izole etmişti, ve bu noktada herhangi bir ölüm de bildirilmedi. Artan vaka sayısı karşısında Başbakan, virüsün daha tehlikeli bir şekilde yayılmasını önlemek için katı sosyal mesafe önlemleri uygulandığını duyurdu. Temel hizmet sağlayıcılar dışındaki tüm kamu sektörü çalışanlarına derhal iki haftalık izin verildi ve özel işverenlere önlem almaları ve mümkünse personellerini uzaktan çalıştırmaları tavsiye edildi. Ayrıca Frederiksen, ülkedeki tüm anaokullarını, okulları ve üniversiteleri kapatacağını duyurdu.

Pandeminin getirdiği farklılıkların ve zorlukların ortasında Frederiksen, empati dolu bir söylem yaklaşımını tercih etti ve çocukların sorularını doğrudan yanıtlamaları için açıkça düzenlenen konferanslar da dahil olmak üzere sık sık basın toplantıları düzenledi. Bu siyasi taktik, yalnızca ulusun güvenini tazelemeye yardımcı olmakla kalmadı, aynı zamanda insanların hükümetin verdiği talimatlara ve yönergelere uymasını da sağladı. Başbakan, virüsle savaşmak için sağlam bir kolektif çabanın önemini vurgulamayı başardı. Nisan ayında sosyal mesafe önlemlerini kademeli olarak hafifletme zamanı geldiğinde, Başbakan yaşlılar için endişelendiğini ve en zayıfın en güçlü olmasını, karantinayı sürdürmesini ve virüsle temasını azaltmasını istediğini belirtti. Bir kez daha, gerçeklikle ilgili empati dolu anlatılar, insanların siyasi kurallara tepki verme şeklini şekillendirmeye yardımcı oldu ve Frederiksen’in becerisi, ülkede Covid-19’a kesin bir yanıt verilmesine katkıda bulundu.

Frederiksen, insani bir çabayla ülkenin dikkat ve önlemlere dikkatini çekerek Kasım ayı sonunda 83.000’den fazla vakanın iyileştiği ve yaklaşık 950 ölümün görüldüğü Danimarka’da vaka sayısını nispeten düşük tutmayı başardı. Başbakan, Kasım ayı başlarında yaşanan vizon krizinde de empati kurma yönünü göstermişti. Küçük hayvanlarda, aşıların etkinliğini bile tehlikeye atabilecek yeni bir koronavirüs versiyonunu keşfettikten sonra, Danimarka’da 15 milyondan fazla vizonun bırakılması gerekti. Frederiksen bu olaydan duyduğu üzüntüyü dile getirdi ve gözyaşları içinde vizon yetiştiricilerine şefkatini iletti. Danimarka hükümeti ayrıca, 15 yaşın üzerindeki herkes için cep telefonundan erişilebilecek yeni “corona pass“ girişimi ile aşı programlarına güveniyor. Girişim, bu kişilerin aşı olup olmadığını, daha önce enfekte olup olmadıklarını veya son üç gün içinde test sonuçlarının negatif olup olmadığını gösteriyor.

Sonuç: Cinsiyet Konusu

 Bu makale, Covid-19 ile mücadelede cinsiyetin önemini Angela Merkel, Jacinda Ardern ve Mette Frederiksen’ın siyasi liderliklerinin analizi aracılığıyla ele aldı. Niyetim, cinsiyete duyarlı bakış açısının kadınların faaliyetlerine nüfuz eden değerlere odaklanmamıza nasıl izin vereceğini göstermekti. Şeffaflık, duyarlılık ve empati içeren söylemlerle hareket ederek bu kadınlar, yalnızca etkili kaynakları tahsis ederek, sosyal mesafe kurallarını hızlıca uygulayarak veya kapatmalara giderek değil, aynı zamanda bir araya gelerek ve toplumda iş birliği ve uyumu güçlendirerek salgınla baş etmede fark yaratan olumlu bir siyasi angajmana örnek oldular.

Şayet cinsiyet bu kadar önemli bir mesele olsaydı ve kadın siyasi liderler risk almaktan çekinseydi; başkalarını nasıl dinleyeceklerini ve önemseyeceklerini ve uzmanlıklarını kendi egolarının önüne koymayı bilmeseydi proaktiflikleri sayısız hayat kurtarmaya yardımcı olamazdı. Bununla birlikte, erkek liderlerden daha fazla incelenmeye (ve başarısızlık durumunda daha sert eleştiriye) maruz kaldıkları gerçeğinin aşırı farkındalığı, kriz durumlarında daha etkili olacak şekilde ustaca davranış sergileme ve karar vermek için itici bir güç olarak işe yarayabilir. Siyasi liderliğe cinsiyet temelli yaklaşımlar, kararlılığı ve davranış koordinasyonunu anlamak için giderek daha önemli bir hale geliyor. Belki de yerel ve ulusal seçimlerde daha fazla kadının göreve gelmesi ve görevdeki kadın siyasetçilerinin daha uzun süre siyasi arenada kalmayı başarmasıyla mevcut küresel sağlık krizi daha erken yatıştırılabilir. Ek olarak, gelecek analizler Covid-19 salgını ve diğer kriz durumlarına kadınların siyasi liderliğinin etkisi üzerine varsayım testi için daha fazla kanıt oluşturabilir. Bu konu hakkındaki bilgimizi derinleştirmek ve aynı zamanda karşılaştırma yapmak, toplumsal cinsiyet çalışmaları ve feminist teoride siyasi yönetim çalışmalarına güçlü bir katkı sunabilir.

Yazar: Bárbara Lopes Campos

Kaynak: E-International Relations