Size daha iyi hizmet verebilmek adına sitemizde çerezler bulundurmaktayız. Gizlilik Politikamızı öğrenmek için tıklayınız. Ayrıca kişisel verilerin koruması kanunu kapsamında TESAD ile iletişime geçen her birey, iletişim verilerinin paylaşılmasını ve ilgili TESAD birimlerince kullanılmasını kabul beyan ve taahhüt eder.
Cassatt
Kaynak: Chicago Sanat Enstitüsü

“Çocuğun Banyosu” Tablosu Analizi

Amerikalı kadın empresyonistten içten bir portre.

Çocuğun Banyosu, bir kadının kucağına yaslanmış bir çocuğu resmediyor. Çocuğun ayakları bir kap suda yıkanmaktadır. Çocuğun ayak parmaklarını sokmadığı için suyun soğuk olmadığını, belki de ılık olduğunu hissedebilirsiniz.

Sahne, zeytin yeşili şifonyer ve arkalarında çiçek desenli duvar kağıtlarıyla birlikte bir yatak odasında geçiyor. Halı, kahverengi ve kırmızının çeşitli tonlarından oluşuyor. Halı belki de bir İran halısıdır. Tablonun ön tarafındaki su kabı ise bakan kişiye en yakın nesne konumundadır.

Bu arka plana karşın kadının elbisesi canlıdır. Baştan aşağı koyu leylak rengi, yeşil ve beyaz çizgiler resimde yavaşça aşağı doğru dökülen karmaşık bir çizgi ritmi oluşturuyor. Elbisenin aynı renkleri su kabında ve hatta çocuğun bacaklarında da bulunuyor.

Cassatt
Tablodaki detay. (Kaynak: Chicago Sanat Enstitüsü)

Böyle bir tablo nasıl okunur? Sanatçı Mary Cassatt’ın bu resmi ile ilgili benim en çok gözüme çarpan şey, tabloya bakan kişinin görüş açısıdır. Sahneye yukarıdan bakarken portredekiler de yüzlerini net olarak göstermiyor. Bunun yerine başka bir işle meşguller.

Kuşkusuz, bu dokunaklı bir resimdir. Bize içten ve şefkatle ifade edilen sevgi dolu bir ilişki resmediliyor. İki figürün kafalara dokunma şekli ve bunun annenin çocuğun ayağını tutuşuna yansıması, sanatçının bilinçli olarak yansıttığı bir şeydir.

Mary Cassatt yalnızca resmettiği şeyler için değil, tarihçiler için temsil ettiği şeylerle de sanatta ilginç bir figürdür. Ev içi sahnelerin ve birbirine sıkı sıkıya bağlı aile portrelerinin ressamı olarak, konusu ağırlıklı olarak kadınların yaşamlarına odaklıydı ve özellikle kadın ve çocuklar arasındaki yakın bağları vurguluyordu.

Böyle konularda tarihçiler Cassatt’ı hem mükemmel bir sanatçı hem de şovenist bir baskı unsuru olarak görmüştürler. Cassatt diğer empresyonist ressamlarla birlikte sanatsal beğeni toplarken, Cassatt’ın ele aldığı konular ise diğerlerinden oldukça farklı. Birçok (erkek) empresyonist ressam parklar, nehirler ve sokaklar gibi kamusal alanlarla birlikte açık havayı resmetmeleriyle bilinir. Bunun aksine, Cassatt’ın resimleri kadınların gerçek hayata ve kamusal alana erişimine getirilen özgürce erişim kısıtlamalara uyacak şekilde genellikle iç mekânda yer alır.

Öte yandan Cassatt, kişisel kararlılığın olağanüstü bir örneği olarak görülüyor. Cassatt erkek egemen bir alanda, ailesine karşı gelecek ve Edgar Degas ve Camille Pissarro’ya olan beğenisiyle birlikte Paris’e taşınacak kadar güçlü bir karaktere sahipti.

Bu nedenle Cassatt, tarihçiler için hem kendi kaderini belirleyen hem de toplumun gelenekleriyle birlikte kısıtlanmış biri olarak bir kavşak noktasında yer alıyor. Bu iki gerçeği de doğru olarak görmek çelişkili bir durum değil. Aslında bu, Cassatt’ın bağımsız bir sanatçı olarak kendi yolunu nasıl çizdiğini görmek için iyi bir başlangıç noktası sağlıyor.

Mary Cassatt, ABD’nin Pittsburgh kentinde orta-üst sınıf bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası bir borsa simsarıydı ve annesi de köklü bankacı bir aileden geliyordu. Ailesinin serveti ayrıcalıklı bir şekilde büyüdüğü anlamına geliyordu. Cassatt çocukken beş yılını Roma’dan Madrid’e kadar Avrupa başkentlerini gezerek geçirdi. Kendisi iyi eğitimli, çokça seyahat etmiş biriydi ve üç dil biliyordu.

Cassatt birçok kez Paris’e gidip geldi ve orada gördüğü sanatsal manzaradan derinden etkilendi. Sonunda 1874 yılında otuz yaşındayken Paris’e yerleşti. Sonrasında, Edgar Degas ile arkadaş oldu ve Paris’teki en çok aranan sergi olan Salon tarafından birkaç eseri reddedildikten sonra Degas’nın etkisinde olan diğer empresyonistlerle birlikte eserleri sergilenmeye başlandı.

1870’lerin ikinci yarısında Cassatt, kendine ait diyebileceği bir tarza kavuşmaya başladı. Figürlerini loca, bahçe veya yatak odası gibi mekanlara yerleştirmeye başlamasının yanı sıra, gözleri resimden uzaklaştırırken daha gerçekçi ve daha çağdaş bir portre ressamlığı tarzına doğru kaymış gibiydi.

Arka ve ön plan detayını boyamak, resimlerinde birçok ilginç şeyin gerçekleşmeye başlayacağı anlamına geliyordu. Diğer Empresyonist ressamlardan öğrendiği çalışmaları, yalnızca soyut bir ortamda olan bir portre değil, aynı zamanda da esere yüksek enerji seviyeleri ekleyebilecek bir doku ve ışık efekti oyunu olan “şimdi ve burada” hissini kazandırdı.

Cassatt kısan bir süre sonra güçlü yanını keşfetti. Bu da insanları resme bakanların dokunma mesafesinde hissedecek şekilde resim yapma yeteneğiydi. Çocuğun Banyosu örneğinde olduğu gibi resimlerindeki figürler her zaman yakınınızdadır. Çocuk ve yetişkinin arasındaki fısıltılı konuşmayı ve annenin eli leğenin içinde hareket ederken su damlalarının sesini neredeyse duyabilirsiniz.

Cassatt, ön ve arka plan öğelerinin birlikte çalışmasıyla renkler ve desenler arasındaki diyaloğu ve üst üste binen formların nasıl karmaşık görsel titreşimler yaratabileceğini de keşfedebildi. Cassatt, çağdaşı birçok sanatçı gibi, canlı kontrastları ve asimetrik kompozisyonları nedeniyle Japon tahta baskılara ilgi duyuyordu.

Tüm bu nitelikler de Çocuğun Banyosu’nda da bulunur. İki figürün gerçek karakteri, çalışmadaki formalite eksikliğinden daha da somut bir hale geldi. Hiçbiri zoraki olarak yapılmadı. Yarı açık bir kapıdan bakar gibi onlara bakıyoruz. Aynı zamanda, iki figür de çizilmeleri konusunda herhangi bir farkındalığa sahip değil. Çocuğun ayaklarını yıkama işine tamamen dikkat vermişler ve bu dikkati de aralarında paylaşıyorlar.

Bunun gibi çalışmalar ve Cassatt’ın kariyerinden diğer benzer resimler, empresyonizmin doğal ve geçici halini en iyi şekilde yansıtıyor. Cassatt 19. yüzyılda Paris’te bağımsız, kendi yolunu çizen birini temsil ettiği için günümüzde de çekici bir sanatçı olarak görülmeye devam ediyor. Aynı zamanda da kendisi için en önemli konuları resmetmekte inatçı bir kararlılık sergiliyor.

Yazar: Christopher P. Jones

Kaynak: Medium