Hong Kong
Kaynak: CNN

Bir Dini Grup Hong Kong’ta Faaliyetini Sürdürebilir mi?

Mavi üniformalı bir bandodan yükselen eğlenceli seslerden, Hong Kong şehir merkezine doğru ilerleyen bir çağrıya…

Baştan aşağı sarı giyinmiş yürüyüşçüler; mor lotus çiçekleri, yin-yang ve diğer geleneksel Budist simgeleri taşıdı. Ancak, bunun sadece dini bir gösteri olmadığını belirten şey yüksekte dalgalandırılan devasa pankartlardı.

“Çin Komünist Partisi’nden uzak durun. Falun Gong’a karşı zulmü durdurun.”

1990’ların ortalarında Çin’de ortaya çıkan dini hareket Falun Gong, 1999’da ülkede yasaklanmadan ve acımasızca bastırılmadan önce ülke çapında bir popülerlik kazandı. Ancak, bölgenin kapsamlı insan hakları korumaları sayesinde Hong Kong’ta faaliyet göstermeye devam ediyor.

Yıllar boyunca, Falun Gong tarafından Çin hükümetine karşı düzenlenen protestolar şehrin caddelerinde yaygın bir şekilde görülen manzaralara yol açtı. Organ alımına karşı suçlamalarla ilgili farkındalığı arttırmak için sahte, kanlı ameliyatlar düzenlediler ve Falun Gong bağlantılı gazete Epoch Times’ı dağıttılar. Ayrıca eylemciler, Çinli siyasileri ve kentteki devlet dairelerini hedef aldı. Bunun yanında düzenli olarak hükümet karşıtı toplu gösterilerde ve yürüyüşlerde yer aldı.

Çin’den otobüsle sınırı geçerken, Komünist Parti karşıtı broşürleri taşıyan Falun Gong destekçilerini görmek, Hong Kong’un Pekin’den görece bağımsızlığının en belirgin özelliklerinden biriydi.

Yakında tüm bunlar, geçen ay Çin’de yürürlüğe giren Hong Kong’a yönelik yeni güvenlik yasası uyarınca “ayrılıkçı eylemler, hükümetin devrilmesi, terör faaliyetleri ve ulusal güvenliği tehlikeye sokma amacıyla yabancı veya dış güçlerle itilaf kurmak” yasadışı birer suç olarak sayılacak.

Çin’deki benzer yasalar, Pekin’in, insanların zihinlerini kontrol ederek “insanlık ve bilim karşıtı” söylemleri aşıladığı ve “şeytani bir inanış” olarak gördüğü için topa tuttuğu Falun Gong destekçilerinin peşine düşmek için kullanıldı.

Falun Gong destekçileri bu suçlamaları reddederek Çin tarafından haksız yere hedef gösterilip bastırıldığını iddia etti. Washington merkezli sivil toplum kuruluşu Freedom House, Pekin’in reddettiği bir iddiaya göre, binlerce Falun Gong destekçisinin Çin’de, “çeşitli hapishanelerde ve yasadışı gözaltı merkezlerinde” tutulduğunu savunuyor.

Hong Kong Falun Dafa Derneği sözcüsü Ingrid Wu, “Yeni Ulusal Güvenlik Yasası, Hong Kong’taki Falun Gong destekçilerinin (Falun Dafa) ve başkanlarının başına büyük bir bela olacak. Çok endişeliyiz.” dedi.

Hong Kong’taki yetkililer, yeni yasanın gerekli olduğunu ve sadece birkaç kişiyi etkileyeceğini iddia etti. Temmuz ayı başlarında Başkan Carrie Lam, yasanın insanların özgürlüklerine zarar vereceği yönündeki eleştirilere karşı çıktı.

Başkan, “Çok fazla önem atfettiğimiz suçsuzluk varsayımı ve geriye dönük etki gibi hukuki ilkeler muhafaza ediliyor. Aslına bakılırsa, yasa korkuyu yaymak yerine yok edecek ve Hong Kong halkının normal, huzurlu bir hayata dönmesini sağlayacaktır.” dedi.

Hükümet sözcüsü, yasalar kapsamındaki din özgürlüğü konusunda dile getirilen endişelerle ilgili gönderilen soruyu yanıtlamadı.

Hong Kong, yasaklanan dini hareketler ve çalışma hakları savunucusu STK’lardan Çin Güvenlik Duvarı tarafından engellenen büyük teknoloji firmalarına kadar Çin’de etkinlik gösteremeyen oluşumlar için güvenli bir sığınak oldu. Falun Gong gibi dini grupların kaderi -Pekin’in şiddetli muhalifleri şimdilik yasanın görev alanına girmese de- verdikleri güvencelerin tamamıyla sorgulanmasıdır.

Yeni Dönem Dini

1990’ların başlarında Kuzeydoğu Çin’de Li Hongzhi tarafından kurulan Falun Gong, Çin’in geleneksel Çigong pratiklerini ve spiritüel inançları harmanlıyor. İlk olarak, Çin hükümeti ve devlet medyası tarafından ulusal çapta bir Çigong furyası olarak nitelendirildi fakat Falun Gong milyonlarca takipçi toplayıp büyüdükçe yetkililer tarafından saldırıya uğradı.

Falun Gong ve Çin’in Geleceği kitabının yazarı tarihçi David Ownby, Li’nin eleştirmenleri kazanmak için güçlü bir halkla ilişkiler stratejisini desteklediğini ve 1996 ile 1999 yılları arasında grubun 300’e yakın eylem ve gösteri düzenlediğini yazdı.

Bu, Pekin’de yönetim merkezi etrafında yaklaşık 10.000 destekçiyi içeren, korkusuz fakat stratejik olarak felaketle sonuçlanan bir gösteriydi. Bununla birlikte, 1989 Tiananmen Meydanı Olayları’ndan beri başkentte görülen en büyük protestolardan biriydi. Ayrıca, Falun Gong’un Çin’deki bitişinin başlangıcıydı.

Pekin’deki protestocular inançlara yönelik kısıtlamaların kaldırılması çağrısında bulundular fakat Çinli yetkililer, ağır baskılar ve Falun Gong’u şeytanlaştırılan büyük propagandalarla karşılık verdi.

Hong Konglu Falun Gong destekçisi Rose, “Şok olmuştum. Hong Kong ve Pekin arasında seyahat eden arkadaşlarım sıkı bir önlemin uygulanmak üzere olduğunu söylediler, fakat ben bunun imkânsız olduğunu söyledim. Falun Gong sadece bir inanıştı, politik değildi.” dedi.

Aslında, 1990’ların sonunda Rose, Çin’den Hong Kong’a taşındıktan sonra Falun Gong’u desteklemeye başladı. CNN, yeni güvenlik yasası uyarınca kovuşturma endişeleri nedeniyle şu an tam ismini saklıyor.

Falun Gong yasaklandıktan sonra, Rose’un eşi ve birkaç yakın arkadaşı onun yatışması, sadece egzersizlerini ve evde okumalarını yapması için ısrar etti. Ancak, ortada bir tür hata olduğundan emindi ve bu yüzden tıpkı onun gibi destekleyicilerin Pekin’de yaptığı gibi işleri Falun Gong’un lehine çevirmek için hükümetin dikkatini çekmenin yollarını aradı.

“Bizim gruptan birkaç kişi İrtibat Bürosu’na gitti ama kimse ortaya çıkmadı. 24 saat boyunca orada kaldık.”

İrtibat Bürosu, Çin hükümetinin Hong Kong ana merkezi ve Pekin’in kent üzerindeki etkisinin sembolü.

Günler haftaları, ayları kovaladı. Her gün, Rose ve küçük bir grup destekçi ofis dışında, 160 Connaught Yolu’nda mesajlarını duyurma girişimiyle toplandılar.

Bir gün, Pekin’e gösteri için seyahat etmek isteyen fakat vizeleri onaylanmayan bir grup İsviçreli gösterici gruba katıldı. Polis, mahkeme belgelerine göre sayıları 16’yı aşmayan, “barışçıl ve büyük ölçüde dengeli” olan grubu dağıtmaya çalıştı.

Ancak, polis protestoları ortadan kaldırmak için harekete geçti ve diğer suçlarının yanında Falun Gong eylemcileri, polise karşı gelmekle suçlandı. Sonunda, dava Hong Kong’un lehine, eylem ve “yasadışı gözaltına maruz kalma durumunda makul güç kullanımı” açısından en yüksek yargı organı Son Yargıtay’da sonuçlandı.

Dava, sadece Falun Gong için değil aynı zamanda yaygın hükümet karşıtı protestolar da dahil -geçen yılki hükümet karşıtı gösterilere kadar- İrtibat Bürosunun dışında gösteriler yapma hakkını güvence altına alan bir zaferdi.

Yeni Kısıtlamalar

Falun Gong göstericileri, geçen yılki hükümet karşıtı gösteriler sırasında gerçekleştirilen eylemleri cezalandırmak için zaman zaman açıkça tasarlanan yeni güvenlik yasasının ana hedefi olmasa da Falun Gong ve onun gibi gruplar yine de esas amaçlarıyla ters düşebilirler.

Özellikle birçok koşulda, yürürlüğe yeni giren hükümeti devirme suçu “Çin Halk Cumhuriyeti’nin merkezi gücünü devirmenin” desteklenmesini yasadışı hale getiriyor. Çin Halk Cumhuriyeti hükümetinin Komünist Parti ile kalıcı bir şekilde iç içe geçtiği göz önüne alındığında Falun Gong’un, insanların gösterilerde Komünist Parti’den ayrılmalarını sağlama veya hükümetin faaliyetlerine zarar vermeye çalışma çabaları bir suç olarak değerlendirilebilir.

Falun Gong’u hedef almak için yeni “ulusal güvenliği tehlikeye sokmak amacıyla yabancı bir ülke veya dış unsurlarla itilaf kurma” suçu da kullanılabilir. Hong Kong’ta Katolik Kilisesi veya diğer benzer inançlar gibi çok sayıda takipçisi olup tam tamına bir din olmasa da Falun Gong’un merkezi, Li Hongzhi’nin 1996’dan beri yaşadığı Amerika Birleşik Devletleri’nde bulunmaktadır. Bunun yanında, grubun ana yayın organı ve lobisi de Amerika Birleşik Devletleri’ndedir.

Yeni yasanın 29. maddesi uyarınca, “yabancı bir ülke, kurum, kuruluş veya dışarıdan (Çin) bir kişi ile itilaf kuran veya bu kuruluşlardan doğrudan veya dolaylı olarak talimat, finansman veya farklı şekillerde destek” alan herhangi biri, “Hong Kong halkı arasında, Çin Merkezi Halk Hükümeti’ne karşı ciddi sonuçlara yol açabilecek yollarla kışkırtıldığı” tespit edilirse cezalandırılabilecek.

Güvenlik yasası uyarınca, son zamanlardaki tüm eylemlerle ilgili ilk kovuşturmalarda Falun Gong destekçileri kendilerini -eğer yasa karşıtları doğruysa- uzun süredir ülkede tartışılan faaliyetleri engelleyen yasanın görev süresi uzatılmış başka bir tür sınama örneği içinde bulabilirler.

Freedom House’da kıdemli araştırma analisti ve Çin’in Üstünlüğü için Savaş: Xi Jinping Yönetiminde Dini Canlanma, Baskı ve Direniş kitabının yazarı Sarah Cook, Hong Kong’daki Falun Gong destekçilerinin durumunun önümüzdeki aylarda nasıl gelişeceğini ve baskının ne kadarının ülkeden sızacağını izlemenin çok önemli bir süreç olduğunu belirtti.

Eylem hareketinin dışında Falun Gong, hem Hong Kong’da hem de dünyadaki diğer noktalarda Komünist Parti’ye karşı en sesli ve en göze çarpan muhalefetler arasında yer alıyor. Grup, muhafazakâr dini inançları nedeniyle Hong Kong’daki ana muhalefetten kopmuş olsa da bu, kentteki sembolik varlığını engellemedi. Bunun yanında, birçok takipçi Pekin’in gruba yönelik büyük nefreti göz önüne alındığında, Falun Gong’un Hong Kong’da bile faaliyet gösterebilmesinden bir çeşit onur duyuyor.

Grubun ABD’li sözcüsü Erping Zhang, “Hong Kong’daki insanların Falun Gong’u yasal ve şeffaf bir şekilde destekleyebilmesi hem sembolik olarak hem de uygulanış açısından önemlidir.” dedi.

Zhang, yasalar uyarınca yaratılan yeni suçlara ilaveten, Hong Kong’da faaliyet göstermesi için Çin güvenlik servislerine verilen geniş haklardan endişe duyduğunu, hatta Çin’in yargı yetkisini belli davalara yönelik genişlettiğini ve insanların ülkede yargılanmasına izin verdiğini söyledi.

“Hong Kong’daki Falun Gong destekçileri için tamamen ürkütücü bir hal alabilir ve uygulamalarla birlikte aktivistlerin farkındalığı arttırma faaliyetlerinden yararlananlar için büyük kayıplara yol açabilir.”

Freedom House’da araştırmacı Cook, kentteki Falun Gong’a karşı uygulanan herhangi bir kısıtlamanın kötüye bir işaret olmasıyla birlikte Hong Kong’daki daha geniş çaplı dini bir cemiyet üzerindeki muhtemel baskıların endişe verici bir öncüsü olacağını söyledi.

Cook, “Çin’de 1999’dan beri başta Falun Gong’a zulmetmek amacıyla yaratılan kural, taktik ve hatta güvenlik güçlerinin diğer amaçlar edindiğinin defalarca altına imza attık. Maalesef, Hong Kong’da da görmemiz an meselesi olabilir.” dedi.

Ancak, tüm dini gruplar endişelenmiyor. Hong Kong başpiskoposu Paul Kwong’un bu ay dini gazete Church Times’a yazdığı bir mektupta yeni güvenlik yasasını methetti ve Asya Piskoposlar Konferansı başkanı Kardinal Maung Bo da dahil olmak üzere onlardan gelen eleştirilere karşı çıktı.

Kwong, “Birçok eleştirmen, bizim Çin’in bir parçası olduğumuz gerçeğini kabul etmiyor.” dedi. “Eleştirmenler sadece iki sisteme dikkat çekiyor, tek bir ülkeye değil. Hong Kong’daki özgürlüklerimize -özellikle din ve yaşam tarzı açısından- herkes kadar değer veriyorum. Bunun yanında, bu yasanın hiçbir şeyi değiştireceğini düşünmüyor ve ayrıca Çin’de yaşamaktan gurur duyuyorum.” dedi.

İfade Özgürlüğü

Halihazırda sosyal medya hesaplarını temizleyen ve bunun yanında mağaza ve restoranlardaki hükümet eleştirisi içeren poster ve broşürleri kaldırmak için harekete geçen insanlarla birlikte yeni yasanın, Hong Kong’daki ifade özgürlüğü üzerindeki muhtemel etkileri hakkında sayısız endişe ortaya çıktı.

Basın kuruluşları, yasa hakkında alarm verdiler. Yabancı Muhabirler Kulübünün, ülke lideri Lam’a yönelik yazısında “yeni yasanın belirsiz olduğunu ve özellikle basın özgürlüğü ile terimlerin tanımlanmadığını göz önünde bulundurarak özellikle belli alanlarda netlik arayışında olduklarını” belirtti.

Lam daha önce, “Yasa, engellememiz, kontrol altına almamız ve cezalandırmamız gereken dört eylem ve faaliyeti açıkça tanımlamıştır.” demişti.

Lam, Yabancı Muhabirler Kulübü veya Hong Kong’daki tüm muhabirlerin ona bu ulusal mevzuat kapsamında hiçbir suç işlemeyeceğine dair %100 garanti vermesi durumunda onun da aynısını yapabileceğini ekledi.

Yine burada Falun Gong, Hong Kong’da sivil hakların mücadelesinde kendilerini istemeden ön saflarda bulabilirler.

Çin’deki baskı, koronavirüsü “Çin Komünist Parti virüsü” olarak tanımlıyor. Batı’yı, partiye karşı “savaşmaya” çağırdı ve Pekin karşıtı eleştirilerini düzenli olarak yayımladı. 1 Temmuz’da yasaya karşı son zamanlarda düzenlenen bir eylem sırasında, Faun Gong destekçileri “Cennet, Çin Komünist Partisini yok edecek.” yazılı ve Epoch Times’ın kopyalarını içeren broşürleri dağıttılar. Falun Gong destekçileri tarafından kurulan ve grupla yakın bağlantılar içeren gazete, kentteki en belirgin hükümet karşıtı yayınlardan biridir.

Hong Kong ve New York’taki Epoch Times temsilcileri, yorum talebine yanıt vermedi.

Şu anda, geçen yılki protestolarla ilgili suçlamalarla karşı karşıya olan iş adamı Jimmy Lai’nin sahibi olduğu demokrasi yanlısı küçük bir gazete olan Apple Daily gibi, Epoch Times da Hong Kong’daki basın özgürlüğüne yönelik bir felaketin habercisi olabilir. Her iki yayının de Washington’a yardımcı olmasının yanında zararlı da bir etkisi olmuştur. Bununla birlikte, politikacıların savunmalarını açıkça dile getirmesine yol açarak aynı zamanda Pekin’i yabancı güçlere karşı bir tuzak olarak belirlemiştir.

Lai, uzun zaman boyunca Cumhuriyetçi Parti siyasetçilerine yakındı. Çin devlet medyasında yabancı bir ajan olduğu iddialarına sebebiyet verirken, 2016’dan bu yana Epoch Times’ın İngilizce baskısı, Trump seçmenlerini saldırganca bir tavırla hedef aldı ve gazetenin içeriği daha sağcı bir tavra büründü.

2019 yılında Facebook, Trump yanlısı kampanyalarla şirketin politikalarını ihlal ettiği gerekçesiyle gazetenin reklam yayınlamasını yasakladı.

Belirsiz Gelecek

Hong Kong ve Pekin yetkilileri defalarca güvenlik yasasının gerekli ve ılımlı olduğunu, ayrıca sadece, birçoğu ülkedeki şiddet yanlısı bir avuç insanı etkileyeceğini iddia ettiler.

Eski Çinli lider Deng Xiaoping’in, Çin’in Hong Kong’u ele geçirmesinden sonraki başarısından dolayı İngiliz Başbakanı Margaret Thatcher’a açıklama yapması üzerine, Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Zhao Lijian bu hafta yeni yasa uyarınca, atların daha hızlı koşacağını, stokların daha fazla ilgi uyandıracağını ve dansçıların da daha mutlu bir şekilde dans edeceğini söyledi.

Ancak, kitapların yasaklanması ve polisin denetlemeyle beraber sansür yetkilerini genişletmesiyle birlikte, yasanın kapsamı genişliyor gibi görünmekte.

Hong Kong’da Pekin karşıtı diğer pek çok grubun yanı sıra Falun Gong destekçileri de yeni düzenlemelerin acısını hemen hissetmeyebilirler fakat daha kötüsü için harekete hazırlar. Bununla birlikte, Çin’de yıllarca süren baskıdan sonra, grup Hong Kong’daki faaliyetlerini tamamen yeniden gözden geçirmesi gerekse de perde arkasında nasıl bir faaliyette bulunacakları konusunda çoğundan daha iyi hazırlanıyor.

Amerikalı sözcü Zhang, “Çin’de insanlar hala gizlice Falun Gong’u desteklemeye ve dışarıda birçok Çinli, Çin Komünist Partisi’nin yalan ve örtbaslarını görmesine yardımcı olmak için birtakım bilgileri gizlice yaymaya devam ediyor.” dedi.

Hong Kong’daki birçok destekçi Çin’den kaçtığı için Hong Kong’dadır. Yerel sözcü Wu, yasaların hedef alması durumunda bazılarının denizaşırı ülkelere gitmeyi tercih edebileceğini söyledi.

Wu, “Falun Gong çeşitlilik içeren bir topluluk. Herkes, kendi aile ve başka durumlarına dayanarak kendi kararını kendi verir.” dedi. “Fakat, bana göre birçok Falun Gong destekçisinin planı Hong Kong’da kalmak. Biz, zulme karşı farkındalığı arttırmak ve adalet çağrısı için barışçıl çabalara devam etmenin yanında dünyaya Hong Kong’da neler olup bittiğinden haberdar etmeyi sorumluluğumuz olarak görüyoruz.”

Muhabir: James Griffiths

Kaynak: CNN