Uygur
Kaynak: ASPI

Çin’in Müslüman Gulag’ını Ortaya Çıkarmak

ASPI’nın Uluslararası Siber Politika Merkezi’ndeki araştırmacılar, Çin hükümetinin, Çin’in kuzeybatısındaki köşesi Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki baskıcı politikalarını belgeliyor ve analiz ediyor.

Ekip; geçen iki yıl boyunca, Çin’in Sincan’daki Orwell seviyesine ulaşan izinsiz gözetleme mimarisini, yerli kültürün sistematik yok edilişini ve geniş çevrelerin hapsedilmesini ortaya çıkarmak için uydu görüntülerini, Uygurca ve Çince belgeleri ve diğer açık kaynakları inceledi. Müslüman olan ve Türkçe konuşan nüfusu, yerel toplumu, yeniden inşa etme ve onu Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) Han merkezli bir Çin ulusu vizyonuna zorla yerleştirme yönündeki ürpertici çabalarını araştırdı.

Geçtiğimiz hafta, Çin hükümetinin Sincan’daki camilerini ve Uygur kutsal alanlarını kasıtlı olarak silmesini ve bölgenin geniş kapatılma sistemini detaylandıran iki yeni araştırma yayınladık. Araştırma ekibi ayrıca Çin hükümetinin Sincan’daki faaliyetleri hakkında titizlikle incelenen ve gözlemsel olarak yönlendirilen araştırmalar için bir depo olan Sincan Veri Projesi web sitesini de oluşturdu.

Her iki proje de web sitesinin haritasında, ayrıca iki bağımsız raporla incelenebilir: Kültürel yok oluş: Sincan’daki Uygur ve İslami alanların yıkımının izini sürmek, Sincan’ın tutuklama sistemini belgelemek. Bunlar veri kümelerinin arkasındaki bağlamı ve sonuçları daha derinlemesine açıklıyor.

Kültürel Yok Oluşun Haritalanması

Bu araştırma bir ilk olarak, 2017’den bu yana Sincan’daki camiler ile diğer İslami ve Uygur kutsal alanlarına verilen hasar ve tahribatın kapsamını ölçüyor. Çin hükümeti bölgedeki dini kültüre saygı duyduğunu ve koruduğunu tekrar tekrar iddia etmesine rağmen, İslami tarzdaki mimari ve sembollerin kaldırılmasıyla her üç camiden birinin tamamen yıkıldığını ve üçte birinin de zarar gördüğünü tahmin ediyoruz.

Örneğin, Kaşgar’da 16. yüzyılda yapılan Kargilik Ulu Camii’ni ele alalım. Büyük kapısı, yükselen minareleri, zarif sanat eserleri ve İslami hat sanatı ile Uygur tarzı İslami mimarinin mükemmel bir örneğiydi.

2007’de Sincan hükümeti camiye resmi devlet koruması sağladı, ancak sonraki on yıl içinde yapı, bakıma muhtaç hale geldi ve nihayet 2018 sonunda yeni bir alışveriş merkezinin yapılması için yıkıldı. Geriye kalan tek şey, geçidin kötü bir şekilde yeniden yapılandırılmış ve minyatürleştirilmiş bir versiyonu olup, somut ve somut olmayan Uygur kültürel mirasının kalan son unsurlarının nesneleştirilmesini ve vizyona dahil edilmesini vurgulamaktadır.

Benzer şekilde, Güney Sincan’daki türbelerin, mezarlıkların ve hac yollarının %30’unun 2017’den bu yana yok edildiğini tahmin ediyoruz.

Örneğin, Sincan genelinde, geleneksel Uygur mezarlıkları, Çinli bir hükümet yetkilisinin sözleriyle “kapalı, geri kalmış, muhafazakâr ve cahil gelenekleri terk etme” çabasının bir parçası olarak, saygısız bir şekilde, buldozerlerle insan kalıntıları kazılarak, deşilerek, sıra sıra koyulmuş işaretsiz, kitlesel olarak üretilmiş kil mezarlara yerleştiriliyor.

Kitlesel Tutuklanmanın Haritalanması

İkinci yeni veri setimiz, Sincan’ın geniş gözaltı sisteminin bugüne kadarki en kapsamlı haritasını sağlıyor. Uydu görüntülerini kullanarak 380’den fazla şüpheli toplama kampından oluşan bir ağı bulmayı ve analiz etmeyi başardık.

Verilerimiz, bu tesislerin kesin GPS koordinatlarını tanımlar, zaman içindeki genişleme ve değişimlerini izler ve ardından bunları görünür güvenlik özelliklerine göre dört katman halinde sınıflandırıyor.

Bu tesislerin yerini belirlemenin en etkili yöntemlerinden biri, Doğu Türkistan’da gece saatlerinde alınan uydu görüntülerini incelemekti, ancak diğer araştırmacıların ve gazetecilerin çalışmalarından da yararlandık.

Veri tabanımız, Çinli yetkililerin Aralık 2019’da tutukluların sözde mesleki eğitim merkezlerinden ‘mezun olduklarına’ dair iddialarına rağmen, yeni tesislerin, özellikle de maksimum güvenlikli cezaevlerinin inşasına yapılan önemli yatırımların 2019 ve 2020 yılı boyunca devam ettiğini gösteriyor.

Mevcut en son uydu görüntülerine göre, bu iddiaya kadar geçen aylarda ve bu tarihten bu yana en az 60 tesiste yeni inşaat görüldü ve 14 tesis hala inşaat halinde.

Örneğin Ocak 2020’de, Kaşgar’da 14 metre yüksekliğinde bir duvar ve bir dizi gözetleme kulesi ile çevrili 13 beş katlı konut binasına sahip (yaklaşık 100,000 metrekare taban alanı) 60 akrelik (240 dönümlük) yeni bir toplama kampı tamamlandı.

Sincan’ın en büyük kampına, şu anda iki kilometreden daha uzun olan Urumçi’nin bölgesel başkentinin güneydoğusundaki geniş Dabancheng kampına geçen yıl, bir kilometre uzunluğunda yeni binalar eklendi.

ASPI ayrıca, Sincan’daki dört gözaltı tesisinin 3B modellerini oluşturmak için uydu görüntülerini kullandı. Bu modeller ve interaktif harita yeni web sitesinde keşfedilebilir durumdadır. Başka kaynaklar düzenli olarak eklenecek ve güncellenecektir.

Sincan Veri Projesi

Bu web sitesi, Uygurların ve Sincan’da Han olmayan diğer milletlerin karşılaştığı insan hakları ihlalleri hakkında doğru bilgi ve analiz için önemli bir kaynak olarak gelişmeye devam edecek. Site, veri odaklı, politikayla ilgili araştırmalar yürüten bir dizi küresel uzmanla ortaklaşa üretildi.

ASPI’nın kendi araştırmalarını, resmî belgelerin çevirilerini ve Doğu Türkistan’daki toplama kamplarını, mevcut ve gelişen gözetim teknolojilerini, zorunlu çalıştırma ve tedarik zincirlerini, ”yeniden eğitim” kampanyasını ve kasıtlı kültürel yıkımla ilgili derin medya ve akademik araştırmalarını sergiliyor.

Site, Çin hükümetinin Sincan’daki eylemlerini kronikleştirmeyi ve incelemeyi amaçlayan ve gittikçe karmaşıklaşan propaganda ve yanlış bilgilendirme kampanyasına karşı koymayı amaçlayan, büyüyen bir uygulama topluluğu için bir buluşma noktasıdır.

Web sitesine 10 farklı dilde erişilebilir ve İngilizce konuşulmayan ülkelerdeki araştırmacılar, politika yapıcılar ve bilgili halklar, bölge, yerel topluluklar ve Çin hükümetinin sömürgeci politikaları hakkında daha fazla bilgi edinmeleri için yeni bir pencere açıyor.

Bu yeni kaynakların, halkın bilinçlendirilmesine yardımcı olacağını ve Çin hükümetine Doğu Türkistan’daki rotasını değiştirmesi ve Çin anayasasında bulunan hakları ve korumaları sürdürmesi için uluslararası baskıyı arttıracağını umuyoruz. En azından, Çin’in Uygurlara ve Sincan’daki diğer halklara yönelik sistematik baskısına tanık olacaklar.

Yazarlar: James Leibold & Kelsey Munro

James Leibold, kıdemli bir araştırmacıdır. Kelsey Munro, ASPI’nin Uluslararası Siber Politika Merkezi’nde kıdemli bir analisttir.

Kaynak: The Strategist