Ana Sayfa / Çeviriler / Çin’de Devlet İş Dünyasını Nasıl Yönetiyor?
Kaynak: Andy Wong/AP

Çin’de Devlet İş Dünyasını Nasıl Yönetiyor?

Yazan: Richard McGregor (Gazeteci ve yazar)

Modern Çin’in olağanüstü büyümesi özel sektör tarafından başarıyla yönlendirildi ancak Xi yönetimindeki Komünist Parti hem iş dünyasında hem de siyasette güçlü bir otorite haline geldi.

Xi Jinping 2012’de göreve geldiğinde, Çin’in yüksek hızlı ekonomisini yöneten özel sektördeki tüm girişimciler onu takip ederken devlet ekonomisinin önemini her fırsatta vurgulamış ve bunu yüceltmiştir. Bu tarihten itibaren Xi, politikada anlaşılır ve açık bir değişim yaptı. Xi göreve geldiği zaman özel şirketler Çin’deki tüm yatırımların %50’sinden ve tüm üretimin %75’inden sorumluydu. Fakat Çin ekonomisini çalışan Amerikalı Nicholas Lardy’e göre, 2012’den bu yana özel yani pazar odaklı büyüme, devletin rolünün canlanmasına yol açmıştır.

Mao döneminden beri Çinli devlet şirketleri her zaman ekonomide çok önemli bir rol oynamıştır ve Komünist Parti her zaman şirketleri doğrudan kontrol etmeyi sürdürmüştür. Komünist Parti, 10 yıldan daha fazla süredir, devletin özel şirketlerin içinde yer almasını sağlamaya çalıştı ancak Xi ilk döneminde partinin ekonomiye yaklaşımını değiştirdi; partinin hem hükümet hem de özel şirketlerdeki rolü açık bir şekilde güçlendi.

Uluslararası hükümetler Xi’nin müdahaleci tutumunun alarm verdiğini not etti. Amerikan yetkililer 2019’un başlarında Çin’in büyük telekomünikasyon devi Huawei’nin, Amerika ve müttefiklerinin bilgilerini gizli bir şekilde gözlediklerini kanıtlamak için Pekin’in şimdiye kadar bu konuda yaptıklarını belirledi: Partinin özel şirketlere sistematik olarak sızması ve 2017’de ulusal bir istihbarat yasası getirilmesi. Yasada ‘’Herhangi bir kuruluş ya da vatandaş ulusal istihbarat çalışmalarını destekleyebilir ve onlarla iş birliği yapabilir.’’ ifadesi yer alıyordu. Amerikan Ulusal İstihbarat ve Güvenlik Direktörü Çinli şirketler ve Çin hükümeti arasındaki ilişkinin Batı’daki özel sektör ve hükümet arasındaki ilişkiye benzemediğini vurguladı.

Xi yönetimi altında yapılan bu tür değişikler, Avrupa Birliği ve Amerika’nın Çin’in kendi pazar, teknoloji ve şirketlerine erişimini bir bahaneyle kısıtlamasına olanak verdi. Avustralya, Huawei’nin 5G teknolojisini gelecekteki mobil ağlarının dışında tutmak için aynı istihbarat yasasını örnek gösterdi. Donald Trump’ın AB Temsilcisi Gordon Sondland, Avrupa’nın da benzer uygulamayı yapmasını gerektiğini ifade etmiştir. Sondland, ‘’Biz Batı dünyasındaki kritik altyapıyı Çin’in zarar veren etkisinin dışında tutmak istiyoruz.’’ diyerek sözlerine şu şekilde devam etti. “Pekin’deki Komünist Parti Yönetimi’nden bir kişi telefonu eline alır ve şöyle konuşur: ‘Sonraki tartışmaları dinlemek istiyorum, 5G ağı yolunda karşımıza çıkan arabaları ve içindeki insanları öldürmek istiyorum’ demiştir. Bugün Çin’deki şirketlerin legal bir şekilde Çin hükümetinin verebileceği bu tür zararları önlemek için yapabileceği bir şey yok.”

Washington; vergiler, gümrük tarifeleri ve diğer caydırıcı yöntemlerle kendi şirketlerinin ve teknolojilerinin Çin’in arz zincirinden ayrılmasını sağlamak için alternatif politikalar üretmek istiyor.

Parti ve özel şirketler arasındaki ilişki, devlet şirketlerine nazaran bir noktaya kadar kesinlikle daha esnektir. Parti alışılmış bir şekilde günden güne şirketlerin operasyonel anlamda her detayını kontrol etmedi. Şirketler hala temel kararlarından büyük oranda sorumlu ancak yönetim, riskler içeren büyük yatırım çağrısı yaptığı zaman parti komitelerinden baskı gelir. Çin’deki iç hukuk ve yönetimsel tüzükler, aynı zamanda dile getirilmeyen düzenlemeler ve iç parti komiteleri, özel şirketlerin ve devlet şirketlerinin ne olduğu arasındaki farkı ayırt etmekte zorlanmaktadır.

“Bir şirketi parti kontrol eder mi?” sorusuna cevabını açıklamak mümkün değildir. Mevcut ortamda az sayıda yabancı şirket Pekin’e yönelik şüphelerinden taviz vermek istiyor. Eğer ekonomi ve iş dünyasından kim sorumlu diye herhangi bir soru olsaydı, Xi’nin yerel ve deniz aşırı muhalifleri, Çin liderinin özel teşebbüslerde, devlet destekli firmalarda ve Çin’deki tüm kurumlardaki sözlerini dikkate alırdı. Tüm bunlardan hareketle, parti Çin’deki en yüksek otoritedir.

Xi’nin liderliğe yükselmesinin başlarındaki iyimser görüntüde birçok Batılı yorumcu, pazarın artan değerinden bahsetti. 1985’ten 2007’ye kadar Xi, özel teşebbüslerin geliştiği Fujian ve Zhejiang’da hizmet etti. 1980’lerin başlarında Zheijang, Çin’deki Alibaba’nın kurucusu Jack Ma gibi en ünlü birçok özel şirketin evi iken Fujian, Tayvan yakınlarındaki yatırımcılar için önemli bir giriş kapısıydı. Xi’nin babasının devrimciden reformcuya uzanan kariyeri, Çin’in yeni lideri konusundaki bu iyimserliği pekiştirdi. Özel bir araç parçaları şirketi olan Wanxiang şirketinin sahibi Lu Guanqiu, Bloomberg’e yaptığı konuşmada şunları dile getirdi: “Xi Genel Sekreter olduğu zaman daha çok kapı açılacaktır; o özel şirketlere ve insanların yaşamına daha çok dikkat edecektir çünkü beş yıl boyunca Zheijang’da yaşadı.”

Yine de Xi’nin geçmişe dair açıklamalarına ve ekonomiye ilişkin yazılarına derinlemesine bakıldığında, ekonomi üzerinde parti hâkimiyetini destekleyen kararlı bir destekçi çıkıyor. Xi iç ve dış politikada büyük riskler alabilir ancak ekonomi üzerine deney yapabilmek için tek başına değildir. Komünist Parti Yönetim Kurulu içerisinde, 2008’den 2013’e kadar Başkan Yardımcısı olarak ve benzer dönem içerisinde parti grubunun lideri olarak şirketlerdeki parti kontrolünü güçlendirme inancında onun duruşunu destekleyen çok az kanıt vardır.

Xi 2002’de Zheijang’a vardığı zaman, şehir zaten ekonomik basamakları iyi bir şekilde tırmanıyordu. New Zheijang Ordusu’nun başkanı olarak bilinen Xi, eyaletin altyapı projelerine fon sağlama riskini artırmak için özel yatırım kullanımını benimsedi. 2007 yılında Washington’un Pekin Büyükelçisi Clark Rnadt ile, ABD’nin diplomatik ağlarına kaydedilen ve daha sonra Wikileaks tarafından ortaya çıkarılan bir konuşmada Xi’nin kendinden emin açıklamaları vardı. Piyasanın dilini kullanmaktan kaçınmasına rağmen, şehrin yerel girişimciler dışındaki zenginliklerinin bir sırrı olduğunu iddia etmedi. Xi ekonomide sorumlu olduğu her işte şirketlerin kayıtlarını ve finansa ulaşmalarını kolaylaştırdı. Parti özel mülkü koruma kanununu tartıştığı zaman bunu destekledi. Randt’a, mülkün korunduğu bir yerde Çinlilerin daha zengin olabileceğini söyledi.

Xi’nin özel ve kamu mülkiyetinin karışmış olduğu bir yapıya verdiği destek oldukça pragmatikti. Xi başka bir forumda bunun değerli olduğunu, çünkü “sosyalist ekonomik modelini geliştirebileceğini” söyledi. Xi’nin değerlendirmeleri, CIA’in üst düzey Asya görevlilerinden biri olan Michael Collins tarafından tekrar edildi. Xi Jinping idaresindeki Çin Komünist Partisi’nin temel ilkes,i tüm toplumu politik ve ekonomik açıdan daha fazla kontrol etmesinden daha fazlasıdır. Başarılı bir politika elde etmek için ekonomi izlenmekte, etkilenmekte ve kontrol edilmektedir.

2012’de Xi göreve geldiğinde, kırsal bölgeler gözle görülür bir değişim yaşadı. Çin 2008 finansal krizinden ilk etapta dolaylı olarak darbe aldı. Önce, ivedilikle büyük bankalar ve devlet tarafından her detayıyla dikkatli bir şekilde planlanmış mali teşvik yoluyla hızlı büyümeye yeniden dönebilmek için bir yol belirlendi. Ayrıca ekonomi değişimi şekillendirdi. 2010 yılında Çinli teknokratlar, tüketimi sonlandırmaya ve borçları kapatmaya odaklandı. Bu, yatırım ve ihracata daha az odaklanılması ve özel sektöre yönelik büyümeye daha fazla itimat edilmesi anlamına geliyordu.

Eylül 2015’te Alibaba’nın kurucusu Jack Ma, “Çin’in tüketimi hükümet tarafından değil, girişimciler ve pazar tarafından yönlendiriliyor. Son 20 yıl içinde hükümet çok güçlendi. Şu anda zayıflıyor. Bu durum, pazar ekonomisi, girişimcilik ve reel tüketimin nasıl gelişebileceğini görmek için bir fırsattır.” ifadelerini kullandı.

Ma, kendisi için uygun zamanda olduğu düşüncelerine sahip olabilir ve bir dereceye kadar bunu yaptı. Onun işleri yükselmeye devam ediyor ancak Xi, partinin hem devlet hem de özel sektörle büyüdüğünden emindi. Geçişe bakıldığında Ma’nın yorumları, tehlikeli bir şeklide kibirli gözüküyor.

Xi ilk döneminin çoğunu büyük devlet şirketlerinin kontrol edilemez gücü için harcadı. Xi’den önceki Başkan Hu Jintao döneminde, Fortune 500’de ilk 20’ye girebilecek kadar büyük olan birçok girişim güçlü imparatorluklara dönüştü ve ciddi yolsuzluklara zemin hazırlayan bir duruma geldi. Analist Wendy Leutert şu kelimelere yer veriyor: “Xi hızlı genişlemenin olduğu 10 yıllık kötü bir dönem ve devletin içindeki zayıf disiplin sonucu ile karşılaştı.”

2016 yılında Xi, parti için girişimcilikte daha geniş bir rolün önünü açan ulusal bir toplantıya başkanlık etti. 2017’de büyük devlet şirketlerinin, şirket sözleşmelerine Parti’yi yazmalarını yönlendiren denetleme makamıyla kapsam daha da genişletildi. 2018 yılında, menkul kıymetler düzenleyicisi, kendi iç kılavuzlarına parti için geniş bir rol eklemelerini gerektiren, yurtiçi ve yurtdışında listelenen firmalardan talep edilmesini gerektiren yeni bir kurumsal yönetim kodu çıkardı. Hong Kong’da listelenen birçok Çinli şirket de kendi şirket sözleşmelerine Parti’nin rolünü yazdı.

Bazı durumlarda partinin yönetiminde rol oynadığı şirketlerin kamu dokümanlarının şifrelenmesi, şeffaflık konusundaki yetersizliğin ve açık bir şekilde partinin gücünün yükselen eğiliminin göstergesidir. Geçmişte Çin’in devlete ait olan halka açık şirketleri, geleneksel olarak borsa listelerinin önünde yanıltıcı prospektüsler açmış ve partinin üst düzey yöneticilerin işe alınması ve işten çıkarılmasındaki önemli rolünü göz ardı etmişti. Benzer bir şekilde, şirket kurulları uzun bir süre yasal ve teorik olarak partiden bağımsızdı ancak pratikte bu geçerli değildi. Çin’in kurumsal yönetimine ilişkin 2018 tarihli bir raporda, “Pazartesi günü yapılan bir parti komitesi toplantısına başkanlık eden aynı kişi, aynı haftada daha sonra bir toplantıya başkanlık ediyor olabilir.”

Parti devletinin baskıcı bir rol üstlendiği şirketler ile Batılı fikirlere sahip şirketler arasında her zaman problemli bir ilişki söz konusudur. Çinli bir yorumcuya göre bu durum, bir kaplanı kedi olarak çizmeye benziyor. Fakat Xi yönetimindeki politikanın yönü gayet açıktır: Partinin şirketlerin kararları ve devlet firmalarındaki personelin üzerindeki gücü yalnızca güçlendirilmeyecektir. Buna ek olarak, partinin gücü kesinlikle pratiğe dökülecektir.

Xi’nin özel şirketler üzerindeki baskısının da giderek arttığı görülüyor. Mart 2012’de Genel Sekreter olmadan birkaç ay önce yaptığı konuşmada Xi, özel şirketlerin içerisindeki parti organlarının sayısını arttırma ihtiyacı hissettiğini dile getirdi. Aynı zamanlarda, şirketlerde “partinin inşası” noktasında yeni durumlar ortaya çıktı; Xi parti sekreterlerinin şirketlerin önemli yönetim kurulu toplantılarına katılması çağrısında bulundu.

Partinin şirketlerin içerisinde yer alma çabaları rakamlara göre çok başarılı oldu. Merkezi Organizasyon Departmanı tarafından yapılan son ankette Çinli özel şirketlerin %68’inin ve yabancı şirketlerin %70’inin parti organlarından oluştuğu sonucuna varıldı. Veriler yüksek olmasına rağmen parti, belirlemiş olduğu hedefe ulaşmış değil. Örneğin Xi’nin eskiden çok yakın olduğu Zheijang’da, Ağustos 2018’de yetkililer özel şirketlerin %95’inin parti organlarından oluşması hedefini belirledi. Ankete göre, şirketlerin mülkiyeti gelecek nesillere devredildikçe şirket içindeki devrimci ruhun korunmasına ihtiyaç vardı.

Parti özel şirketlerin içinde daha fazla yer almasına rağmen başarısızlıkların değil, başarının bir parçası olmak istiyor. Yerel ve yabancı şirketlerle bir arada yer almak ve onların zenginliklerini paylaşmak istiyor. Ticari kararlar alınırken sadece yönetici kadrosunda değil, masada olmak istiyor. 2014’te Amerikan çip firması Qualcomm’un İcra Kurulu Başkanı Paul Jocobs ile konuşan Çin’in İnternet Güvenliği Parti Ofisi Başkanı Lu Wei, “Birlikte para kazanmalıyız.” dedi. Lu’nun ifadeleri Pekin’in, Çin’in zayıf olduğu bir sektör olan Qualcomm’un teknolojisini elde etme isteğini yansıttı. Aslında mesaj netti: Çin toprağı üzerindeki servetler devlet ile paylaşılmalıdır.

Partinin nihai amacı tutarlı: Özel sektörün ve bireysel girişimlerin siyasi sistem içerisinde rakip olmaması. Parti ekonomik olarak büyümeyi hedefliyor ancak merkezi iktidara alternatif organizasyonlara müsamaha gösterme pahasına değil. 1990’lı yıllarda Çinliler, Sovyetler Birliği’nin dağılmasını ve varlıklarının özelleştirilmesini korku içinde izledi. Rusya’da iş dünyasının devletin yönetimini ele geçirdiği görüldüğünden, Pekin benzer afetin Çin’de yaşanmaması için aksiyon geliştiriyor.

Çin’de partinin gücü hakkında güvenilir bir değerlendirme için siyasette öne çıkan varlıklı girişimcileri dinlemeye ihtiyaç vardır. Aksi takdirde tüm CEO’lar, kendilerini küçük düşürücü bir şekilde partiyi övüyor. Çin’in en büyük gayrimenkul geliştiricisi olan Evergrande Grup’tan Xu Jiayin, sahip olduğu her şeyin parti tarafından verildiğini ve şirketinin parti temsilcisi olmaktan gurur duyduğunu söyledi. Buldozer üreten Sany Ağır Sanayi’den Liang Wengen, hayatının partiye ait olduğunu dile getirdi. Pekin’de siyasi bir yorumcu olan Zhang Lin, bu yorumlara “Sanki ayı tarafından kovalanıyormuş gibi davranıyorlar. Ayıları kontrol edecek güçleri yok, hayvandan kaçmak için birbirleriyle yarışıyorlar.” diyor.

Çinli girişimcilerin küresel yüzü Alibaba’nın kurucusu Jack Ma, onu takip eden milyarderlerden ziyade her zaman alışılmadık ve daha bağımsız bir duruş sergiliyor. Hatırlanacağı üzere 2015 yılı Davos Ekonomik Forumu’nda “Hükümetle sevgi içinde olun ama onunla evlenmeyin.” demişti. Ma’nın kısa ve zekice kullandığı sözleri onun işlerine bir avantaj sağlıyordu ancak bir dezavantajı vardı: Onun yüksek profili onu savunmasız bıraktı. Geçen yıl Ma’nın resmi iş arkadaşlarından biri bana biraz şakayla karışık bir şekilde, eğer yarın Çin’de başkanlık seçimi olsa Ma’nın kazanacağını ancak Ma için bu durumun çok tehlikeli olacağını söyledi.

2018’in Eylül ayında Ma, beklenmedik bir şekilde gelecek yıl şirketteki gündelik işlerini bırakacağını duyurdu. Hayırseverlik ve eğitim üzerine odaklanmak istediğini dile getirdi. İş arkadaşının söylediğine göre istifa nedenlerinden biri de gücü ve popülerliği nedeniyle partinin hedefi olma korkusu taşıması. Ma, 1980 yılından beri partide bulunuyor. 2018 yılının sonlarına kadar üyeliği duyurulmamasına rağmen, emeklilik duyurusundan sonra People’s Daily gazetesinde çıkan bir makalede Ma’nın reforma yapacağı katkının önemi vurgulandı.

2017 yılında Xi yönetimi, Çin’in deniz ötesi anlaşmalarına önderlik eden bazı grup liderleri vasıtasıyla bazı cesur şirket yöneticilerini dizginlenmek için bir çalışma başlattı. Bazı yöneticiler, aşırı ısınmış olan gayrimenkul sektöründen çıkması için baskıya uğradı. Diğer şirketlerle offshore girişiminden desteklerini çekmeleri için konuşuldu çünkü onların yüksek profili Pekin için utançtı veya hükümet yurt dışına sermaye kaçışını durdurmaya çalışıyordu. Anbang Sigorta Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Wu Xiaohui gibi bazıları, sistemi çiğneyen komünist üyelerin yaptığı gibi sıklıkla partiye açıklama yapmadan yok oldu. Sadece bir ay önce Wu Amerika’daki bir otel için 14 milyarlık anlaşma yaptı ancak anlaşma iptal edildi. 2018’in Mayıs ayında yöneticiler, Wu’nun yolsuzluk ve dolandırıcılıktan 18 yıl hapis cezası aldığını duyurdu.

Bu arada Çin’in 3 egemen internet şirketi Baidu (arama motoru), Alibaba (e-ticaret) ve Tencent (mesajlaşma ve oyun), hükümetin gazabını üzerinde hisseti. Tencent, 2018 yılında düzenleyicilerin yeni oyunların onayını durdurması nedeniyle 200 milyar dolar kayıp yaşadı ve şirketin piyasa değeri dünyanın en değerli 10 şirketinin dışında kaldı. Bu üç şirketin hızla büyümesi ve Çin’deki internet üzerindeki hâkimiyetleri, onlara büyük bir ekonomik konum verdi ancak politik değerleri Çin’in gözetim devleti altında vazgeçilmez derecede önemliydi. Bu üç şirket, ürettikleri verilerle gerçek zamanlı, verimli ve özel olarak çalışan bir istihbarat platformuna dönüşüyor. Bu bakımdan ideal özel şirketler olarak görülüyorlar. Hem ekonomik çarkı döndürürken hem de siyasi sisteme destek işlevi görüyorlar.

Yabancı CEO’lar şirketlerinde partiye büyük bir rol vermek noktasında şiddetli bir baskı altındalar. Bu eğilim Xi’den önce başlamıştı. ABD’deki mağazalarında sendikalara izin vermeyen Walmart, Çin’deki şirketlerinde en az 2006’dan beri parti hücrelerine ve daha önce de parti kontrolündeki sendikalara sahipti. Ayrıca Xi yönetimi altında yöneticiler, yabancı şirketlere partiye şirketlerde yer açmaları ve karar alma mekanizmasında bir temsilcilik vermeleri konusunda baskıyı arttırdı.

Şu anda Çin’de, kozmetik devi L’Oreal’den Walt Disney’e kadar yabancı şirketler içerisinde tüm parti komiteleri orak çekiç görevi görüyor. Reuters 2017’de yayınladığı bir makalede Avrupalı bir şirket yöneticisinin, parti temsilcilerinin yönetim kurullarına gelmeyi ve masraflarının bizzat şirket tarafından ödenmesini talep ettiğini söyleyen alıntıları yayınladı. Çinli girişimciler ve yabancı iş insanları hızlıca baskıdan kaçmayı deniyor.

Partinin özel sektörü kolonileştirme konusundaki ısrarlı çabaları kendi tepkilerini artırdı. 2017’nin sonlarında Çin’deki Avrupa Birliği İş Odası, kurullarının otoritesinin zedeleneceğini söyleyerek, üye şirketlerinin içerisindeki genişleyen etkiyi resmi olarak şikâyet etti.

İş Odası’nın argümanı henüz kamuoyunda bile ilgi çeken bir muamele görmemişti. Çin Karşılaştırmalı Uluslararası İlişkiler Enstitüsü Uzmanı Chen Fengying, “Roma’da iken Romalıların yaptığını yap. Yabancı yatırımcılar Çin’in yerel kurallarına ve düzenlemelerine saygı duymalılar.” dedi.

Bir seviyede, Xi’nin girişimcilerin koşullarının iyileştirilmesine yönelik gösterdiği muamele ile süreç sorunsuz devam etti. Onun bakış açısına göre, özel sektörü politize etme fikri yukarıdan aşağıya doğru olmalıydı. 2016 yılında, “İş insanları kendi çalışmalarını, eğitimlerini ve gelişimlerini güçlendirmeliler. Yapmak zorunda oldukları bu gereksinimlerden dolayı rahatsızlık hissetmemeliler; aynı şekilde benzer ve sıkı gereksinimler Komünist Parti’nin liderleri için de geçerlidir.” dedi.

Daha sonra, 2018 yılında, ekonomi yavaşlamaya ve ticaret savaşları tırmanmaya başladığı zaman daha pragmatik ve özenli olmaya başladı. Kasım ayında Xi, Tencent firmasından Ma Huateng’in de olduğu bir grup girişimciyi, Büyük Halk Salonu’nda bir toplantı için davet etti. Xi, herkesin ailenin bir parçası olduğu güvenini yeniden vermek istedi. Aynı zamanda resmi medyada gereğinden fazla bir şekilde bankalara, özel sektöre daha fazla borç para vermesi noktasında uyarılar yapıldı.

Bir iş adamı olan Chen Tianyong, “Bir Girişimcinin Veda Nasihati” başlığıyla sosyal medyadan yaptığı uzun bir yazı paylaşımında Çin’den neden ayrıldığını açıkladı. Daha sonra kaldırılan paylaşımda “Çin’in ekonomisi, burnu uçuruma doğru yönelmiş bir gemi gibidir.” ifadelerini kullanmıştı. “Temel değişiklikler olmadan, geminin mahvolması ve yolcuların ölmesi kaçınılmaz.”

*Yazarın Xi Jinping: The Backlash kitabından bir alıntıdır. 

Bu makaleye atıf için: Ad soyad, Kurum Adı, Sayfa Adı ya da Başlığı, Yayın Tarihi , Web Adresi, ( Son Güncellenme Tarihi / Erişim Tarihi ) formatında belirtilmesi gerekmektedir.
Telif Hakları hakkında detaylı bilgi için tıklayınız.

Yunus Berkay Doğan

Yunus Berkay Doğan
TESAD İngilizce Çevirmeni

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir