çin
Kaynak: Reuters

Çin ile Güç ve Karşılıklı Bağımlılık

Ekonomistler ABD-Çin karşılıklı bağımlılığını tanımlarken, artan ticaret ve yatırımın sosyal faydalarına odaklanma eğilimindedirler. Etkiler ülkelerdeki belirli gruplar için olumsuz olabilse de ticaretten elde edilen kazançlar, karşılıklı bağımlılığı ulusal düzeyde artı toplamlı bir oyun haline getirmektedir. Diğer yandan stratejistler, göreceli kazançlara ve bunların ulusal gücün dağılımı üzerindeki etkisine odaklanma eğilimindedir: Her iki ülke de mutlak kazançlar elde etmiş olsa da Çin son yirmi yılda göreceli olarak daha fazla kazanmıştır. Başkan Yardımcısı Mike Pence’in 2019’da belirttiği gibi, “son 17 yılda Çin’in GSYİH’si dokuz kattan fazla büyüme gösterdi; dünyanın ikinci büyük ekonomisi haline geldi… Başkan Trump’ın defaten söylediği gibi, Çin’i son 25 yılda yeniden inşa ettik.” Pence, Çin’den “ayrışma”ya yol açacak herhangi bir politik eğilimi reddederken, ABD başkanının 2017 ulusal güvenlik stratejisinin “Çin’i artık stratejik ve ekonomik bir rakip olarak tanıdığını” belirtti.1 Daha önceki yönetimlerin katılımla ilgili olumlu söylemleri ve birçok gözlemci ayrışmanın çoktan başladığını savunuyor.2 Başkan Trump’ın Çin’e uyguladığı gümrük tarifesi ilk adım olarak görülüyor.

Trump, ekonomik küreselleşmeyi silahlandırmakla suçlanıyor. Yaptırımlar, gümrük tarifeleri ve dolara erişim kısıtlamaları, dış politikasının önemli araçlarıydı ki bunlar müttefikleri, kurumları veya bunları kullanma kurallarıyla sınırlandırılmamıştır. Trump yönetimini savunanlar ise alışılmadık tarzının ve kuralları çiğnemeye ve kurumları teşvik etmeye istekli olmasının Çin’in zorla teknoloji transferi ve neo-merkantilist uygulamalar gibi konularda büyük kazanımlar sağlayacağını iddia ediyor. Diğerleri, temel Çin uygulamalarının değiştiği fikrine kuşkuyla yaklaşıyor. Ticaret uzmanı Claude Barfield, Trump’ın ticari bağımlılık konusundaki ısrarlı manipülasyonunun başarısız olduğunu savunuyor ve 2019’da varılan sınırlı anlaşma gereğince “Trump yönetiminin son üç yıl boyunca meşru taleplerden vazgeçtiğine” işaret ediyor. Bunlar Çin’in gevşek fikri mülkiyet yasa ve yönetmelikleri, zorunlu teknoloji transferleri, kilit ileri teknoloji sektörleri için kapalı pazarlar ve diğer konuların yanı sıra, ulusal ve siber güvenlik tanımlarını da içeriyordu.3

Karşılıklı bağımlılık, asimetri olmadan çok az güç üretir.

Trump, ekonomik karşılıklı bağımlılığı manipüle eden ilk başkan, ABD de bunu yapan ilk ülke değil. Örneğin 1973’te Arap ülkeleri, Yom Kippur Savaşı’nda İsrail’i desteklediği için ABD’yi cezalandırmak amacıyla bir petrol ambargosu uygulamıştı. Kısa bir süre sonra Robert O. Keohane ve ben, karşılıklı bağımlılığın bir güç kaynağı olarak manipüle edilebileceği çeşitli yolları ortaya koyan Güç ve Karşılıklı Bağımlılık (Power and Interdependence) isimli bir kitap yayınladık.4 Zorlayıcı gücün asimetrik kırılganlıkta olduğunu savunduk. Asimetri olmadan karşılıklı bağımlılık çok az güç üretir. Ancak asimetri söz konusu olduğunda, karşılıklı bağımlılık stratejik rekabette kullanılabilecek silahlar yaratır. Bilgi ağlarında uygulanan merkeziyetçilik asimetri yaratır. Bilgi çoğunlukla kamu yararınadır, ancak stratejik bilgi ile asimetrik öncelik güç yaratır. Halka açık olmadan önce yeni bilgilere gayri resmi şekilde erişmek başarının anahtarıdır ve bu erişim Amerikan gücünün önemli bir kaynağı olmuştur.5

Ancak, bu politik önlemler ve değişen koşullar, zaman içinde kırılganlığı değiştiren ve stratejik bir silah olarak değerini azaltan, süreçteki en azından karşılıklı bağımlılık unsurlarını tehlikeye atan alternatifler oluşturabilir. Bu olduğunda ise, kısa vadeli kazançlar uzun vadeli kayıplara dönüşebilir. Örneğin, Başkan Richard M. Nixon enflasyonu düşürmek umuduyla soya fasulyesi ihracatına kısıtlama getirdi ancak uzun vadede Brezilya’da soya fasulyesi üretimi hızla arttı ve ABD ile başarılı bir şekilde rekabet eder hale geldi. Daha yakın tarihli bir olaya bakalım: 2010 yılında Doğu Çin Denizi’ndeki ihtilaflı Senkaku / Diaoyu Adaları yakınlarında gerçekleşen Çin ve Japon gemilerinin çarpışması olayından sonra Çin, Japonya’yı cezalandırmak için modern elektroniğin önemli bir parçası olan nadir toprak metallerinin ihracatını kısıtladı. Sonuç olarak Japonya, Malezya’da rafinerisi bulunan bir Avustralyalı bir madencilik şirketine yatırım yaptı —ki aynı firma bugün Japon talebinin yaklaşık üçte birini tek başına karşılamaktadır. Buna ek olarak, 2000’lerin başında kapanmış olan California’daki Mountain Pass madeni yeniden faaliyete geçti. Çin’in nadir toprak metalleri üretimindeki küresel payı 2010’da yüzde 95 iken birkaç yıl içinde yüzde 70’e düştü.6 Karşılıklı bağımlılığın kısa süreli manipülasyonu, uzun vadeli kırılganlığı azaltmak için alternatiflerin geliştirilmesini teşvik etmiştir.

ABD’nin (diğer ülkelerle birlikte) Çin’in iktisadi tutumu hakkında geçerli şikâyetleri bulunuyor: Fikri mülkiyet hırsızlığı ve ticaretteki oyun alanını esneten devlet şirketlerine verdikleri destekler. Ayrıca ABD ve diğerlerinin, 5G ve kablosuz telekomünikasyon için Huawei gibi Çinli şirketlere bağımlı olmaktan kaçınmaları için önemli güvenlik nedenleri var. Bununla birlikte ekonomistler, Huawei gibi şirketlerin yurtdışında 5G altyapısı geliştirmesini engellemenin, ayrışmış teknik standartlar dünyası ve bir “splinternet”7 yaratma riski taşıdığı konusunda uyarıyorlar, ancak böyle bir ayrışma Donald Trump’tan önce de vardı. On yıldan uzun bir süredir Çin, güvenlik nedeniyle Facebook veya Google’ın Büyük Güvenlik Duvarı dâhilinde çalışmasına izin vermedi: Konuşma özgürlüğü, otoriter bir siyasi sistemin güvenliğini tehdit eder. Ancak güvenlik nedeniyle belirli teknolojileri ve şirketleri kısıtlamak bir şeydir, zarar verme veya siyasi etki geliştirme çabasıyla ticari tedarik zincirlerinde büyük aksamalara neden olmak bambaşka bir şey. Etkinin ne kadar uzun süreceği veya uzun vadeli maliyetlerin ne olacağı net değildir.

Çin ve diğer ülkeler, kısa vadede ABD’nin karşılıklı bağımlılık ağlarından kurtulamasalar bile uzun vadede teşvikler güçlenecektir. Bu arada, uluslararası kurumlarda anlaşmazlıkları engelleyen ve küresel kamu malları yaratan maliyetli bir hasar meydana gelecek. Henry Kissinger’ın belirttiği gibi, dünya düzeni sadece istikrarlı bir güç dengesine değil, aynı zamanda kurumların katkı sağladığı bir meşruiyet duygusuna bağlıdır.8 Bu kurumların geleceği ve karşılıklı bağımlılık hem Çin hem de ABD’nin bir sonraki adımlarına bağlı olacaktır.

ABD-Çin Karşılıklı Bağımlılığının Boyutları

ABD-Çin ilişkisinde birçok karşılıklı bağımlılık unsuru vardır ve kırılganlığın simetrisi her birinde ayrı ayrı değişiklik gösterir. Avustralya Eski Başbakanı Kevin Rudd, geçtiğimiz günlerde bu unsurları altı maddede özetledi.9

Ticaret

Son on yılda ABD, Çin ihracatının yüzde 19’unu satın alırken, Çin ABD’nin toplam ihracatının sadece yüzde 8’lik bir kısmını oluşturdu. Çin’in önde gelenleri, ABD’nin Çin’e ticaretten daha farklı yönlerde zarar verebileceğini biliyor ama aynı zamanda ABD’li tüketicilerin de yakın zamanda kolayca değiştirilemeyecek bir dizi ürüne bağımlı olduklarını biliyorlar. Böylece, ikilinin asimetrisine rağmen, “Amerika bu oyunda tüm kartlara sahip değil ve Çin bunun farkında.”10 Asimetrik karşılıklı bağımlılıktan gelen gücün belirli sınırları vardır.

Doğrudan Yabancı Yatırımlar (DYY)

2019 yılında Çin’deki toplam ABD kaynaklı DYY stoku 269 milyar ABD dolarına ulaşırken, ABD’deki Çin kaynaklı DYY miktarı 145 milyar ABD dolarını buldu ancak her iki taraftaki güvensizlik politik kısıtlamaları sertleştirdiği için, yıllık akış hızları düşmektedir. Rudd, bu alanda ayrışmanın beklenenden daha hızlı gerçekleştiği sonucuna varıyor.

Önemli derecede bir teknolojik ayrışma gerçekleşiyor.

Teknoloji

Çin’in “Made in China 2025” programı ve 2030 yılına kadar Yapay Zekâ alanında öncü olma hedefi, Amerikan hükümetinin ve şirketlerinin Çin ile yüksek seviyede teknoloji bağımlılığı konusunda daha temkinli olmalarını sağladı. Rudd, önemli derecede bir teknolojik ayrışmanın gerçekleştiği sonucuna varıyor ve bunun “neredeyse yirmi yıl önce Çin vatandaşlarına serbest bilgi akışını kısıtlamak için internetin özgürlüğüne müdahale etmesiyle başladığını” söylüyor.

Sermaye Piyasaları

ABD borsasındaki Çin listelerine kayıtlı yaklaşık iki trilyon ve ABD devlet tahvillerinin Çin’e kayıtlı 1,3 trilyon ABD doları da dâhil olmak üzere toplam finansal alışveriş 5 trilyon ABD dolarının üzerindedir. Rudd, “bu iki hükümetin birbirine karşı ne gibi stratejik uygulamaları olursa olsun, bu düzenlemeleri sürdürmenin her iki ülkenin de çıkarına olmaya devam ettiğini” iddia ediyor. Başka bir deyişle bu durum, sadece küçük bir ayrışma.

Döviz Piyasaları

Çin, yuanın dünya pazarlarında daha büyük bir rol oynadığını görmek isterken, derin ve esnek dönüştürülebilir para piyasaları ve yuanın büyük bir rezerv para birimi olması yolunda hukuki mevzuatı oluşturmak için gerekli olan iç reformları yapmak istemiyor. Küresel rezervlerin sadece yüzde 2’si yuanda tutulurken; yüzde 62’si ABD dolarında. Mevcut durum bir süre aynı şekilde devam edecektir.

Eğitim, Araştırma ve Yetenek

Son 20 yılda üç milyondan fazla Çinli öğrenci Amerikan üniversitelerinde eğitim gördü ve her yıl ABD’de 350.000’den fazla Çinli öğrenci eğitim alıyor. Ancak son iki yılda, Amerikan üniversitelerine yapılan uluslararası kayıtlarda bir düşüş yaşandı ve politika değişiklikleri çeşitli vize türlerini almayı zorlaştırmıştır. Rudd bunun yetenek alanında ayrışmanın erken belirtileri olduğu sonucuna varıyor.

Ordu

Rudd tarafından incelenen ekonomik boyutların yanı sıra, karşılıklı bağımlılığın başka boyutları da bulunmaktadır. Bunlar askeri ve çevresel karşılıklı bağımlılığı içerir. Askerî açıdan bakıldığında, her iki ülke de nükleer caydırıcılık söz konusu olduğunda birbirlerini diken üstünde tutma imkânına sahipler ve stratejik füze savunma teknolojisi isteklerine rağmen, bu ilişkinin birbirinden ayrışması olası değildir (bir kere, kitle imha silahları teslim etmenin birçok yolu var). Dahası, her iki ülke de bu tür silahların yayılmasını yavaşlatma konusunda olumlu şekilde karşılıklı bağımlıdır. Daha önce bir kereliğine çoğaltıcı rolü üstlenen Çin, uluslararası nükleer silahların yayılmasını önleme rejiminin destekçisi haline geldi.

Çevre

Çevre söz konusu olduğunda, bilimsel kanıtlar iklim değişikliğinin her iki ülkeye de büyük zarar verebileceğini göstermektedir. Örneğin, Himalayalar ve Grönland’daki buzulların erimesi ciddi maliyetler getirebilir. Çin şu anda en büyük sera gazı üreticisi olup ABD’yi geride bırakmış durumda ve Çin ile ABD birlikte küresel toplamın yüzde 40’ını üretmekteler. Ne herhangi bir ülke bu sorunu tek başına çözebilir, ne de tamamen ayrışıp gidebilir. İklim değişikliği siyasete değil fizik yasalarına uyar. Ve 2020 koronavirüsü, bize pandemilerin biyoloji yasalarına göre hareket ettiğini tekrar hatırlatıyor. Her ne kadar epidemiyolojik karşılıklı bağımlılık asimetrik olsa da iş birliği yapmak yerine bunu stratejik bir silah olarak kullanmak, belirsiz stratejik kazanımlarla istenmeyen sonuçlara yol açma riski taşır.

Başkaları üzerinde kullanılan güç ile başkaları ile edinilen gücü ayırt etmek önemlidir.

Genel olarak, bazı karşılıklı bağımlılık türleri silah olarak kullanılabilecek asimetrik güvenlik açıkları üretirken, diğer türler de iş birliği tedbirleri alınmadığı takdirde kaçınılmaz olan bir ortak güvenlik açığı üretir. Şayet güç, istenilen sonuçları elde etmek için başkalarını etkileme yeteneği ise, başkaları üzerinde kullanılan güç ile başkaları ile edinilen gücü ayırt etmek önemlidir. İklim değişikliği gibi bazı durumlarda, karşılıklı bağımlılık üzerindeki güç yalnızca başkalarıyla elde edilebilir.

Karmaşıklık ve Caydırıcılık

ABD-Çin ilişkisindeki gücü ve karşılıklı bağımlılığı anlamak, stratejik hedefleri anlamaya bağlıdır. ABD’nin Çin’le ilişkisi sıfıra giden bir yöndeyse ve Çin’in uzun vadeli hedefi de onu yok etmek ise, 1930’ların Hitler Almanya’sından beklendiği gibi, o zaman daha az karşılıklı bağımlılık daha iyidir ―ancak, gördüğümüz gibi, bazı alanlardaki karşılıklı bağımlılıklar kaçınılmaz olacaktır. Öte yandan, ilişkide daha karmaşık bir oyun veya yerleşik bir müşterek rekabet söz konusu ise, ABD’nin stratejik hedefleri, rekabetin yanı sıra istikrarı da içermelidir ve karşılıklı bağımlılık hem işbirlikçi hem de rakip hedefler için kullanılabilir.

Karmaşıklık, caydırıcılığa katkıda bulunmaya vesile olur.

Caydırıcılık, karşılıklı bağımlılığın müşterek hedefleri geliştirmek için yararlı olabileceğinin bir örneğidir. Karmaşıklık veya çeşitli karşılıklı bağımlılıkların varlığı, bir saldırının hem saldırgan hem de hedef için ciddi zararlara yol açacağı anlamına gelebilir; statükoda devam etmenin daha faydalı olduğu anlamına gelebilir. Başka bir deyişle, karmaşıklık, bir failin, bir eylemin maliyetlerinin faydalarının önüne geçeceğini algılaması ve böylece caydırıcılığa katkıda bulunmasının önemli bir yoludur.

Örneğin, 2009 yılında Halk Kurtuluş Ordusu, ABD’nin Tayvan’a yaptığı silah satışı yüzünden cezalandırılması için Çin hükümetini muazzam meblağdaki hisselerini satışa çıkarması için çağrı yaptı. Ancak Çin Merkez Bankası, bunun Çin’e büyük maliyetler getireceğine dikkat çekti. Sonuç olarak, hükümet hisseleri satmaktan “caydı” ve nihayetinde Merkez Bankası’nın yanında yer aldı. Benzer şekilde, ABD enerji nakil şebekesine bir Çin siber saldırısını öngören senaryolarda, ABD ekonomisinin büyük darbe alacağı tahmin ediliyor. Yani iki ülkenin ekonomik karşılıklı bağımlılığı Çin’e de büyük zarar verecek. Küçük ekonomik hedeflerin dikkatle uygulanması, misilleme yapılmadığında doğrudan geri tepme yaratmayabilir, fakat internetin ekonomik büyüme açısından artan önemi, öz kısıtlama için genel teşvikleri artırmaktadır. Çin Komünist Partisi’nin meşruiyeti büyük ölçüde ekonomik büyümeye bağlıdır ve Çin’in ekonomik büyümesi de giderek internete bağlı hale gelmektedir.11

Ekonomik karşılıklı bağımlılığın barışı sağladığını öne süren sıradan iddiaların eleştirmenleri, ekonomik bağların büyük ticaret ortakları arasındaki yıkıcı savaşı engellemediğinin kanıtı olarak I. Dünya Savaşı’nı gösterirler. Bununla birlikte, bu tür eleştiriler, devletlerin karşılıklı bağımlılığı dikkate alma ve böylece çatışma olasılığını azaltma ihtimalini göz ardı ederek çok ileri gider. Norman Angell ve diğerleri, I. Dünya Savaşı’ndan önce ekonomik karşılıklı bağımlılığın savaşı imkânsız hale getirdiğini iddia etmekte haksızdılar, ancak savaşın maliyetini büyük ölçüde artırdığı yanlış değildi.12 Çin’in tutumunun önceki örnekleri politika üreticilerin karşılıklı bağımlılığı dikkate aldıklarını ortaya koymaktadır. Tabi ki hesaplamalardaki insani hatalar nedeniyle bir anlaşmazlık çıkması her zaman mümkündür. 1914’te Avrupalı çoğu lider savaşın az zararla atlatılabilecek, kısa sürecek bir savaş olacağını düşünmüştü ve Alman İmparatoru, Çar ve Avusturya-Macaristan İmparatoru muhtemel taht kayıplarını ve imparatorluklarının parçalanmasını öngörmüş olsaydı savaşa gitme kararını vermeleri pek de olası görünmüyordu. Yanlış hesaplama ve kazalar, her türlü caydırıcılığın altını oyup sekteye uğratabilir. ABD ve Japonya arasındaki ticari ilişkiler, Japonların Pearl Harbor’a saldırmasını engellemedi. Gerçeği söylemek gerekirse, aslında bu saldırıya kısmen ABD’nin Japonya’ya yapılan ihracatlara uyguladığı ambargo neden oldu. Ambargo, asimetrik ABD-Japonya karşılıklı bağımlılığını, riskli bir alternatif almamak onların boğulmalarına yol açacağından Japonların korkmasına neden oldu.

Uluslararası caydırıcı bir ilişki, her zaman birleştirici aktör olmayan kompleks kuruluşlar arasında tekrarlanan karmaşık etkileşimler kümesidir. Bu aktörler, ABD-Çin ekonomik ilişkisinde olduğu gibi anlayışlarını zaman içinde homojen olmayan şekilde uyarlayabilirler. Caydırıcılık çeşitli yollara dayanır: Cezalandırma, inkâr, karmaşıklık ve kaideler. Robert Axelrod’un klasik iş birliği çalışmalarında belirttiği gibi, tekrarlayan ilişkiler, tutsak ikilemi oyunlarında iş birliğine dayalı kısıtlamaya yol açabilecek geleceğin uzun bir yansısını geliştirebilir.13 Ayrıca, bazı karşılıklı bağımlılıklar sistemiktir, bu durumda bir devlet statükoyu bozmamaya dair genel yetkiye haizdir ve sistemik istikrarla ilgilenebilir. Tabii ki, karşılıklı bağımlılık iki ucu keskin kılıçtır ve karmaşıklık caydırıcılığın en önemli nedeni değildir fakat dikkatle kullanılırsa caydırıcılığa ve istikrar da katkıda bulunabileceği gerçeği kolayca gözden kaçabilir.

Stratejik Bir Meydan Okuma Olarak Bir Tukididis Tuzağı Mı?

ABD’nin Çin’in yükselişi ile başarılı bir şekilde başa çıkmaması, ABD ve dünyanın geri kalanı için feci sonuçlar doğurabilir. Peloponez savaşından bu yana, realistler, yerleşik bir gücün ve yükselen bir gücün etkileşiminin, geçen yüzyılın 1914’te harap olduğu gibi, bu yüzyılın da bozulmasına neden olabilecek yanlış hesaplamalara yol açabileceği konusunda uyardılar. Graham Allison kısa bir süre önce bu stratejik sorunu bir “Tukididis Tuzağı” olarak nitelendirdi ve yakın tarihte 16 hegemonik geçiş vakasının 12’sinde meydana geldiğini ileri sürdü.14 Sayılarına itiraz edilirken, stratejik sorun uzun zamandır bilinmektedir.15

Böyle bir sonuçtan kaçınmak için, Çin konusunda başarılı olacak bir ABD stratejisi, Çin’in gücünü ne gözünde büyütmek ne de küçümsemektir. Küçümsemek, rahatlık oluştururken, gözünde büyütmek korku oluşturur ve her ikisi de yanlış hesaplamaya yol açabilir.

Çin konusunda başarılı olacak bir ABD stratejisi, Çin’in gücünü ne gözünde büyütmek ne de küçümsemektir.

Mevcut halk arasındaki inanışın aksine, Çin henüz dünyanın en büyük ekonomisi olarak ABD’nin yerini almamıştır. Satın alma gücü paritesinde ölçülen Çin ekonomisi, 2014 yılında Amerikan ekonomisinden daha büyük hale geldi, ancak satın alma gücü paritesi bir ekonomistin gücü ölçmek değil refah seviyesini karşılaştırmak için kullandığı bir cihazdır. Mevcut döviz kurları, gücün daha iyi bir ölçüsüdür ve Çin’in ABD’nin yaklaşık üçte ikisi kadar olduğunu göstermektedir.  Birçok ekonomist Çin’in bir gün dünyanın en büyük ekonomisi olarak ABD’yi geçmesini beklemektedir (dolar cinsinden GSYİH olarak ölçülen) ancak tahmini tarih, Çin ve Amerika’nın oranları hakkında varsayımlarına bağlı olarak 2030’dan yüzyılın ortasına kadar değişmektedir. Dahası, Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) gücün kaba bir ölçüsüdür. Kişi başına düşen geliri dahil etmek, bir ekonominin gelişmişliğinin daha iyi bir indeksini verir ve ABD’nin kişi başına düşen geliri Çin’inkinden çok daha fazladır. Bununla birlikte, herhangi bir önlemle, Çin ekonomisinin çekim gücü artıyor ve Çin yükseliyor.

Tukididis, bilindiği üzere Peloponez savaşını iki nedene bağladı: Yeni bir gücün yükselişi ve yerleşik bir gücün yarattığı korku. Çoğu analist ifadesinin ilk yarısına odaklanır, ancak ikincisi daha fazla bizim kontrolümüzdedir. ABD dış politikasının Çin ekonomisinin yükselişini engelleyebileceği olası değildir, ancak ABD bağlamsal zekayı iyi kullanırsa yeni bir soğuk veya sıcak savaş yaratabilecek abartılı korkuları önleyebilir. Çin bir gün ABD’yi toplam ekonomik büyüklükte geçse bile, jeopolitik gücün başka ölçüleri de vardır. Çin askeri ve yumuşak güç endeksleri konusunda ABD’nin çok gerisinde. ABD’nin askeri harcamaları Çin’inkinden birkaç kat fazla. Çin’in askeri imkanları son yıllarda artmakta ve ABD kuvvetlerine yeni zorluklar çıkarsa da askeri dengeye dikkatle bakan analistler, Çin’in küresel bir akran olmadığı, ABD’nin de Japonya’yla müttefikliğini ve üslerini korumayı sürdürürken ABD’yi Batı Pasifik’ten uzun süre dışlayamayacağı sonucuna varıyorlar. Kamuoyu yoklaması ve bir Londra danışmanlığı olan Portland tarafından yayınlanan yeni bir endeks, Çin’i yumuşak güçte yirmi altıncı sırada, ABD’yi ise en üst sıralarda gösterdi.16 Mao’nun Komünizmi, 1960’larda “Xi Jinping düşüncesi” nin bugün sahip olduğundan çok daha fazla ulus ötesi yumuşak güce sahipti.

Öte yandan, Çin’in devasa ekonomik ölçeği önemlidir. Amerika Birleşik Devletleri bir zamanlar dünyanın en büyük ticaret ülkesi ve en büyük iki taraflı borç vericisiydi. 2001’de, ülkelerin yüzde 80’inden fazlası ABD ile Çin’den daha fazla ticaret yapıyordu. 2018’e gelindiğinde, sadece yüzde 30’u aynı şeyi bildirdi. 190 ülkeden 128’i ABD ile olduğundan daha fazla Çin ile ticaret yapıyordu.17 Çin, önümüzdeki on yılda “Bir Kuşak, Bir Yol” girişimi ile altyapı projeleri için bir trilyon dolardan fazla borç vermeyi planlarken, ABD yardımları kesti. Çin’in ekonomik başarı öyküsü yumuşak gücünü arttırıyor ve hükümetin büyük pazarına erişim kontrolü sert güç avantajı sağlıyor. Dahası, Çin’in otoriter siyaseti ve merkantilist uygulamaları ekonomik gücünü hükümet tarafından kolayca kullanılabilir hale getiriyor. Çin, pazarının büyüklüğünün yanı sıra yurtdışı yatırımlarından ve kalkınma yardımlarından da ekonomik güç kazanacak. Yapay Zekâ çağındaki yedi dev küresel şirketten (Google, Facebook, Amazon, Microsoft, Baidu, Alibaba ve Tencent) yaklaşık yarısı Çinli. Çin, büyük nüfusu ve dünya politikasının “yeni petrolü” haline gelen veri kaynakları ile büyük verilerin Suudi Arabistan’ı olmaya hazırlanıyor.18

Amerika Birleşik Devletleri, mevcut Çin eylemlerinden bağımsız olarak devam edecek bazı uzun vadeli güç avantajlarına sahiptir. Birincisi coğrafya. Amerika Birleşik Devletleri, dostça kalabilecek okyanuslar ve komşularla çevrilidir; Çin, on dört ülkeyle sınır paylaşıyor ve Hindistan, Japonya ve Vietnam ile yumuşak gücünün sınırlarını belirleyen bölgesel anlaşmazlıkları var. Enerji başka bir Amerikan avantajıdır. On yıl önce, ABD umutsuzca ithal enerjiye bağımlı görünüyordu. Şimdi kaya gazı devrimi onu bir enerji ithalatçısından ihracatçısına dönüştürdü ve Kuzey Amerika önümüzdeki on yılda kendi kendine yeterli hale gelebilir.19 Bu sırada, Çin enerji ithalatına daha bağımlı hale geliyor ve ithal ettiği petrolün çoğu, ABD ve diğerlerinin önemli bir deniz varlığını sürdürdüğü Hint Okyanusu ve Güney Çin Denizi yoluyla taşınıyor. Bu güvenlik açığını ortadan kaldırmak onlarca yıl alacaktır. Gördüğümüz gibi, Amerika Birleşik Devletleri büyük ulus ötesi finansal kurumlardan elde edilen bir finansal güce sahiptir. Dolar sonsuza dek üstün kalması imkânsız olsa da yuanın yakın vadede doların rezerv para birimi olarak yerini alması da olası değildir.

Amerika Birleşik Devletleri’nin demografik güçlü yönleri de vardır. Ülkelerin demografik sıralamasında şu anda (üçüncü) yerini alması beklenen tek büyük gelişmiş ülkedir. ABD nüfus artış hızı son yıllarda yavaşlasa da Rusya, Avrupa ve Japonya’da olduğu gibi nüfusta daralma göstermemektedir. Dünyanın en büyük on beş ekonomisinden yedisi önümüzdeki on buçuk yıl içinde daralan bir işgücü ile karşı karşıya kalacak, ancak Çin’in yüzde 5 azalacağı ABD işgücünün ise yüzde 9 artacağı tahmin ediliyor. Çin yakında Hindistan’a ilk sıradaki nüfus sıralamasını kaybedecek ve çalışma yaşı nüfusu 2015’te zaten zirveyi gördü.20 Çinli vatandaşlar bazen “zengin olmadan önce yaşlanmak” konusunda endişe duyduklarını söylüyorlar.

Amerika Birleşik Devletleri, bu yüzyılın ekonomik büyümesinin merkezinde yer alan kilit teknolojilerin (biyo, nano ve bilgi) geliştirilmesinde ön plandadır ve ABD araştırma üniversiteleri yükseköğretime hakimdir. Şangay Jiaotong Üniversitesi’nin 2019 sıralamasında, en iyi yirmi beş küresel üniversitenin 21’i ABD’deydi; hiçbiri Çin’de değildi.21 Aynı zamanda, Çin araştırma ve geliştirmeye büyük yatırım yapıyor ve şimdi yapay zekâ da dahil olmak üzere bazı alanlarda iyi rekabet ediyor.22 Makine öğreniminin birçok alanı etkileyen genel amaçlı bir teknoloji olarak önemi göz önüne alındığında, Çin’in yapay zekadaki kazanımları özellikle önemlidir. Çin’in teknolojik ilerlemesi artık sadece taklidi temel almıyor. Bununla birlikte, ABD’nin Çin’in teknolojik meydan okumasına başarılı bir şekilde yanıt vermesi, dış yaptırımlardan ziyade içindeki gelişimlere bağlı olacaktır. ABD’nin rahatlığı her zaman bir tehlikedir, ancak aşırı tepkiye yol açan güven eksikliği ve abartılı korkular da öyle. MIT’in (Massachusetts Teknoloji Enstitüsü) eski müdürü John Deutch’ın görüşüne göre, eğer Birleşik Devletler inovasyon potansiyeline ulaşırsa, “Çin’in ileriye doğru büyük atılımı muhtemelen ABD’nin halihazırda sahip olduğu inovasyon liderliği boşluğunu kapatmak için atılan birkaç adım olacaktır.” 23

Kısacası ABD, poker elinde yüksek kartlar bulunduruyor, ancak histerisi, kartlarını etkisiz biçimde oynamasına neden olabilir. Clinton yönetimi 1995’te Doğu Asya Strateji Raporu’nu yayınladığında, Çin’i DTÖ’ye dahil etmeyi denemeden önce ABD-Japonya ittifakını iyi teyit etmeye karar verdi. ABD’nin Çin’in yükselişine yaklaşımı, ilk önce dahil etmek, ancak durumu iki taraflı olarak da görmekti. Değerli ittifak kartlarını ve uluslararası kurumları bırakmak ciddi bir hata olurdu. ABD Japonya ile ittifakını sürdürürse, Çin ilk ada zincirinin ötesine geçemez, çünkü Japonya bu zincirin önemli bir parçasıdır. Başka bir olası hata da tüm göçü kesmeye çalışmak olacaktır. Eski Singapur Başbakanı Lee Kuan Yew, Çin’in neden ABD’yi yakın bir zamanda tam güç oranında geçeceğini düşünmediği sorulduğunda, ABD’nin tüm dünyanın yeteneklerini çekme ve onları çeşitlilik ve yaratıcılıkta yeniden birleştirme yeteneğini gösterdi. Bu, Çin’in etnik Han milliyetçiliği için mümkün değildi. Eğer ABD, değerli dış ittifak ve iç açıklık kartlarını bırakırsa, Lee yanılıyor olabilir. 24

Stratejik Bir Meydan Okuma Olarak Bir Kindleberger Tuzağı Mı?

Çin’in gücü büyüdükçe, birçok gözlemci ABD ve Çin’in savaşa mahkûm olduklarından endişe ediyor, ancak çok azı hegemonik geçişlerde zıt bir tehlike olduğunu düşünüyor. Çin, uluslararası düzende devrimci bir güç gibi davranmak yerine, ABD’nin 1930’larda olduğu gibi hazıra konucu olmaya karar verebilir. Büyük Buhran’ın derinliklerini ve o on yılın istikrarsızlığını, İngiltere’nin artık yalnız başaramayacağı küresel kamu mallarına o zamanda katkıda bulunamamasına bağlayan ünlü MIT ekonomistinden sonra bunu “Kindleberger Tuzağı” olarak adlandırdım.25 Hegemonik güç geçişinin başarısızlığının bu versiyonunda, Çin çok güçlü olmaktan ziyade çok zayıf hareket edebilir ve yaratmadığı uluslararası bir düzene katkıda bulunmayı reddedebilir. Bazı Sinologlar, bu korkunun “burada icat edilmemiş” sorununu abarttığını ve Çin’in, bunun 1945 sonrası uluslararası düzenden faydalandığını bildiğini söylüyor. Iain Johnston’ın da gösterdiği gibi, sekiz karşılıklı bağımlılık alanı ile ilgili en az sekiz farklı düzen ayırt edilebilir ve Çin’in düzenlere verdiği destek çoğu zaman orta ila yüksek arasındadır. 26

Kindleberger Tuzağı bir beleşçilik ya da yükselen bir gücün küresel kamu mallarına katkı sağlayamamasıdır.

Çin, bugüne kadar dünya düzenini ve karşılıklı bağımlılığı kolaylaştıran kurumları destekleme konusunda oldukça aktif olmuştur. Çin, BM Güvenlik Konseyi’nde veto sahibi beş ülkeden biridir. Çin, şimdi Ebola ve iklim değişikliği ile ilgili BM programlarına katılan BM barış güçlerinin ikinci büyük fon sağlayıcısıdır. Ayrıca Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) ve Uluslararası Para Fonu (IMF) gibi ekonomik kurumlardan da büyük fayda sağlamıştır. Öte yandan, Çin, bazılarının mevcut düzene karşı ekonomik bir saldırı olarak gördüğü, Asya Altyapı Yatırım Bankası’nı (AIIB) ve “Bir Kuşak, Bir Yol” girişimi (BRI) gibi kendi uluslararası altyapı projelerini başlattı. Çin, bir piyasa ekonomisi olarak tam mütekabiliyet uygulamamıştır ve Güney Çin Denizi ile ilgili 2016 Lahey mahkemesinin kararını reddetmesi, Çin’in yasal yükümlülüklerini alakart olarak (bazen ABD’nin de yaptığı gibi) düzeltip düzeltmeyeceği konusunda sorular yöneltmiştir. ABD ve müttefik donanmalarının Güney Çin Denizi’ndeki dolaşım özgürlüğü bu noktayı sürdürmek için şarttır. (ABD Senatosunun Deniz Antlaşması Kanununu onaylaması da yardımcı olacaktır.)

Şimdiye kadar Çin, fayda sağladığı dünya düzenini devirmeye çalışmadı; daha ziyade, içeriden etkisini artırmaya çalıştı, ancak Çin’in gücü büyüdükçe bu değişebilir. Trump yönetimi Çin’i revizyonist bir güç olarak nitelendirdi, ancak Hitler Almanya’sı gibi aşırı revizyonist güçlerin aksine şu ana kadar ılımlı bir revizyonizme sahip. Çin, kart masasını tekmelemekle değil, masayı eğmekle ilgileniyor, böylece kazançlardan daha büyük bir pay alabilir. Aynı zamanda, Çin’in büyüyen ekonomik gücü ve eğimi ABD ve uluslararası düzen için sorunlar yaratacaktır.  Başka bir deyişle, ABD’nin 1930’larda yaptığı gibi beleşçi davranabilir.

Çin iktidarı büyüdükçe, Amerikan “liberal uluslararası düzeni” de değişmek zorunda kalacak. Bu düzen, hiçbir zaman liberal, düzenli ya da küresel değildi ve ayrıca Çin’in de liberalizme veya Amerikan egemenliğine hiç ilgisi yok. Bu nedenle, Amerikalıların “liberal” ve “Amerikan” terimlerini bırakması, sonra da çeşitli karşılıklı bağımlılık türlerini yönetmek için “açık ve kural tabanlı” dünya düzeni açısından düşünmesi akıllıca olacaktır. Bu, kurumsal iş birliği açısından açık bir uluslararası düzeni oluşturmak anlamına gelir. İdeolojik farklılıklar devam edecek ve insan hakları gibi değerler üzerinde keskin farklılıklar olacaktır, ancak bu müzakerelerin ve kurumların karşılıklı bağımlılığı yönetmesini engellemez.27 ABD’nin açık bir uluslararası ekonomiye yaklaşımının, Çin ticaretinin ve yatırımlarının, teknolojik ve ulusal güvenlik hedeflerimizi tehdit eden yatırımların daha fazla gözetimi için ayarlanması gerekecek. Ancak yine de verimli bir karşılıklı bağımlılık ve onu yönetme yolunun kurallarının müzakere edilmesi için bir temel mevcut.

Karşılıklı Bağımlılığı Yönetmek

Özellikle ulusal güvenliği doğrudan etkileyen teknolojiyle ilgili alanlarda bir dereceye kadar ayrılma artabilir. Her iki taraf da kritik altyapıyı tehlikeye atan veya askeri duruşlar için önemli etkileri olan güvenlik açıklarını sınırlamak isteyecektir. Pekin’in on yıldan fazla bir süredir üstlendiği gibi bazı önlemler tek taraflı olacak. ABD’nin ticaret, yatırım ve bilimsel değişimler yoluyla hassas teknoloji transferini kısıtlamaya yönelik önlemlerine gelince, “gereksiz maliyetler dayatmadan riski azaltan bir kontrol rejimi geliştirmek kolay olmayacak.” 28

Müzakereler, kısmi teknolojik ayrışmanın tam bir kaçışma haline gelmesine engel olabilir.

Karmaşık tedarik zincirleri kolayca geri alınamaz. Ancak ikili ve çok taraflı müzakereler, kısmi teknolojik ayrışmanın tam korumacılığa doğru bir kaçışma haline gelmesini önlemeye yardımcı olabilir. Bir örnek, iki taraflı müzakerelere konu olan alanları, ülkelerin iyi kalibre edilmiş iç politika ayarlamaları yapmalarına iç ekonomisine veya güvenliğine verilen zararı en aza indirmek amacıyla izin verilen alanlardan ayıran farklı uluslar arasında ticaret politikası için çerçeve öneren bir grup Amerikalı ve Çinli ekonomist tarafından sağlanmıştır. Üçüncü ülkelere yayılan zararı içeren diğer politikalar çok taraflı düzenlemelerle ele alınabilir.29

Çin, Hindistan ve diğer ekonomiler büyüdükçe, ABD’nin dünya ekonomisindeki payı bu yüzyılın başında olduğundan daha az olacak ve diğer ülkelerin yükselişi küresel kamu mallarını geliştirmek için toplu eylem düzenlemeyi zorlaştıracak. Fakat Çin dahil başka hiçbir ülke önümüzdeki birkaç on yıl içinde ABD’nin genel güç kaynakları açısından yerini almak üzere değil. ABD,  küresel kamu mallarının üretiminde liderliğini sürdürecek, ancak bu rolü Çin ile giderek daha fazla paylaşması gerekecek. Nixon yönetiminden bu yana, Çin ve ABD ideolojik farklılıklara rağmen iş birliği yaptı. Çeşitli karşılıklı bağımlılık biçimleri büyüdü ve toplam ayrıştırma çabaları çok büyük maliyetler içerecektir. Karşılıklı bağımlılık yeni stratejik güvenlik açıkları oluştururken, aynı zamanda stratejik fırsatlar da üretti.

Asya’nın hızlı ekonomik büyümesi bölgeye bir güç kaymasını teşvik etti, ancak Asya’nın da kendi iç güç dengesi var. Çin’in gücü Japonya, Hindistan ve Avustralya tarafından dengeleniyor. Hiçbiri Çin’in hâkimiyetinde olmak istemese de onları Çin’den ekonomik bir boşanmaya zorlayacak Soğuk Savaş tarzı bir çevreleme stratejisi görmek istemiyor. ABD, Asya’nın bu güç dengesi için çok önemli olmaya devam edecek. ABD bu ittifakları sürdürürse, Çin’in ABD’yi Batı Pasifik’ten itebilmesi ve dünyaya hâkim olma beklentileri az olacaktır. ABD, Çin ile kooperatif rekabetimizin geleneksel rekabetçi parçalarını yönetmek için değerli kartlara sahiptir ve panikle tamamen ayrışarak ilişkiyi tamamen koparmaya gerek yoktur.

Etkili bir strateji için daha zor olan soru, ABD ve Çin’in küresel kamu malları üretme ve diğer alanlarda rekabet ederken karşılıklı bağımlılığı yönetme konusunda iş birliği yapmalarını sağlayacak tutumlar geliştirip geliştiremeyeceği olacaktır. En kötü durum analizleri, böyle dengeli bir politikayı imkânsız kılabilir. ABD-Çin ilişkisi, Orville Schell ve Susan Shirk tarafından savunulan başarılı bir “akıllı rekabet” stratejisinin bu açıklamanın her iki yönüne de eşit dikkat göstereceği iş birliğine dayalı bir rekabettir.30 Ancak böyle bir gelecek, iyi bir bağlamsal zekâ ve karşılıklı bağımlılığımızın hem olumsuz hem de olumlu tüm boyutlarının dikkatli bir şekilde yönetilmesini gerektirecektir. Abartılı korkular böyle dengeli bir politikayı zorlaştıracak ve ayrıştırmaya yönelik aceleci çabalar ABD’nin gücünü azaltan başarısız bir stratejiye yol açacaktır.

Kaynak: The Washington Quarterly

Yazar: Joseph S. Nye Jr. 

Üstün Hizmet Sahibi Fahri Profesörü, Harvard Kennedy Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin eski dekanı ve ayrıca The Washington Quarterly yazı kurulunun üyesidir. Küresel Stratejik İşler için Savunma Bakan Yardımcısı, Ulusal İstihbarat Konseyi’nde Kurul Başkanı ve Güvenlik İşleri, Bilim ve Teknoloji bakanlarına vekil olarak hizmette bulunmuştur. Robert O. Keohane ile Power and Interdependence: World Politics in Transition (Boston, MA: Little Brown, 1977) kitabını kaleme almıştır. Bu makale, yazarın Do Morals Matter? Presidents and Foreign Policy from FDR to Trump (New York: Oxford Universitesi Yayınları, 2020) kitabındaki bir bölümden uyarlanmıştır.

Çevirmenler: Harun Kaltakçı Ahmet & Derya Çetiner Tekir


Notlar

  1. Michael Pence, “Remarks by Vice President Pence at the Frederic V. Malek Memorial Lecture,” Conrad Hotel, Washington, DC, 24 Ekim, 2019, https://www.whitehouse. gov/briefings-statements/remarks-vice-president-pence-frederic-v-malek-memorial- lecture/.
  2. “The World Should Beware a Technology Cold War,” Financial Times, 11 Aralık, 2019, https://www.ft.com/content/0685c976-1b64-11ea-97df-cc63de1d73f4.
  3. Claude Barfield, “The China Trade Deal: Death Knell for Chinese High-Tech Structural Reform?” AEIdeas (blog), AEI, 19 Aralık, 2019, https://www.aei.org/economics/the- china-trade-deal-death-knell-for-chinese-high-tech-structural-reform/.
  4. Robert O. Keohane ve Joseph Nye, Jr., Power and Interdependence (Boston, MA: Little Brown, 1977).
  5. Joseph Nye, The Paradox of American Power (New York: Oxford Üniversitesi Yayınları, 2002), 64; Henry Farrell ve Abraham L. Newman, “Weaponized Interdependence: How Global Economic Networks Shape State Coercion,” International Security 44, no. 3 (Yaz 2019), https://doi.org/10.1162/isec_a_00351.
  6. Eugene Gholz, Rare Earth Elements and National Security (Washington, DC: Dış İlişkiler Konseyi, 2014), https://www.cfr.org/report/rare-earth-elements-and-national- security.
  7. “The Splinternet of Things Threatens 5G’s Potential,” The Economist, 25 Aralık, 2019, https://www.economist.com/the-world-in/2019/12/25/the-splinternet-of-things-threatens- 5gs-potential.
  8. Henry Kissinger, World Order (New York: Penguin Press, 2014).
  9. Kevin Rudd, “To Decouple or Not to Decouple?” San Diego Üniversitesi, Robert
  10. Ellsworth Memorial Lecture, 4 Kasım, 2019, https://asiasociety.org/policy-institute/ decouple-or-not-decouple.
  11. Rudd, “To Decouple”
  12. “Deterrence and Dissuasion in Cyberspace,” International Security 41, no. 3 (Winter 2016/17): 44–71, https://doi.org/10.1162/ISEC_a_00266.
  13. Norman Angell, The Great Illusion (New York: G.P. Putnam’s & Sons, 1910).
  14. Robert Axelrod, The Evolution of Cooperation (New York: Basic Books, 1984).
  15. Graham Allison, Destined for War: Can America and China Escape Thucydides’ Trap? (New York: Houghton Mifflin, 2018).
  1. Michael Beckley Allison’ın analizine meydan okuyor ve iktidar geçiş teorisinin yanlış pozitifler ve yanlış negatiflerle dolu olduğunu savunuyor. “The Power of Nations: Measuring What Matters,” International Security, 43, no. 2 (Fall 2018), 42–43, https://doi.org/10. 1162/ISEC_a_00328. Kori Schake sadece bir barışçıl geçiş olduğunu savunuyor: Safe Passage: The Transition from British to American Hegemony (Cambridge, MA: Harvard Üniversitesi Yayınları, 2017).
  2. Portland Danışmanlığı, The Soft Power 30, https://softpower30.com/.
  3. Alyssa Leng ve Roland Rajah, “Chart of the Week: Global Trade through a US-China Lens,” Interpreter (Lowy Institute), 18 Aralık, 2019, https://www.lowyinstitute.org/ the-interpreter/chart-week-global-trade-through-us-china-lens.
  4. Kai-Fu Lee, AI Superpowers: China, Silicon Valley and the New World Order (Boston: Houghton Mifflin, 2018), 83.
  5. Tom DiChristopher, “US to Become a Net Energy Exporter in 2020 For First Time in Nearly 70 Years, Energy Dept Says,” CNBC, 24 Ocak, 2019, https://www.cnbc.com/ 2019/01/24/us-becomes-a-net-energy-exporter-in-2020-energy-dept-says.html.
  6. Adele Hayutin, Global Workforce Change: Demographics Behind the Headlines (Stanford, CA: Hoover Institution, 2018).
  7. Academic Ranking of World Universities, “ShanghaiRanking’s Academic Ranking of World Universities 2019,” 15 Ağustos, 2019, http://www.shanghairanking.com/Academic- Ranking-of-World-Universities-2019-Press-Release.html.
  8. “With the State’s Help, Chinese Technology is Booming,” Technology Quarterly (Economist), 2 Ocak, 2020, https://www.economist.com/technology-quarterly/2020/01/ 02/with-the-states-help-chinese-technology-is-booming.
  9. John Deutch, “Assessing and Responding to China’s Innovation Initiative,” kısmı Maintaining America’s Edge içinde, ed. Leah Bitounis ve Jonathon Price (Washington, DC: Aspen Enstitüsü, 2019),
  10. 22 Eylül 2012’de Singapur’da Lee Kuan Yew ile yapılan konuşmada Joseph S. Nye Jr tarafından alıntılanmıştır., Is the American Century Over? (Cambridge: Polity Press, 2015), 77.
  11. Charles P. Kindleberger, The World in Depression, 1929–1939, 2nd ed. (Berkeley: University of California Press, 1986); Charles Kindleberger, World Economic Primacy, 1500–1990 (New York: Oxford Üniversitesi Yayınları, 1996).
  12. Alastair Iain Johnston, “China in a World of Orders: Rethinking Compliance and Challenge in Beijing’s International Relations,” International Security 44, no. 2 (Güz 2019): 9–60, https://doi.org/10.1162/isec_a_00360.
  13. Larry Diamond ve Orville Schell, Chinese Influence ad American Interests: Promoting Constructive Vigilance (Stanford, CA: Hoover Enstitüsü Yayınları, 2018).
  14. Charles Boustany, ve Aaron L. Friedberg, Partial Disengagement: A New US Strategy for Economic Competition with China (Washington, DC: Ulusal Asya Araştırma Bürosu, Kasım 2019), 18, https://www.nbr.org/wp-content/uploads/pdfs/publications/sr82_ china-task-force-report-final.pdf.
  15. The US-China Trade Policy Working Group, US-China Trade Relations: A Way Forward (Washington, DC: 27 Ekim, 2019), https://rodrik.typepad.com/US-China%20Trade% 20Relations%20-%20A%20Way%20Forward%20Booklet%20%28for%20print%29.pdf.
  16. Orville Schell ve Susan Shirk, Course Correction: Toward an Effective and Sustainable China Policy (New York: Asia Society Task Force, Şubat 2019), https://asiasociety. org/sites/default/files/inline-files/CourseCorrection_FINAL_2.7.19_1.pdf.