Ana Sayfa / Haber Çevirileri / Asya / Çin Afganistan’a Barış Mı Getiriyor?

Çin Afganistan’a Barış Mı Getiriyor?

Çin’in Afganistan’daki rolü hiç kuşkusuz gelişiyor. Bu durum barış süreci için ne anlama geliyor?

Taliban 9 Haziran’da savaşçılarına ilk defa ‘‘Ramazan Bayramı’nın ilk üç gününde Afgan güçlerine düzenledikleri saldırıları durdurma’’ emri verdi. Açıklama Afganistan Cumhurbaşkanı Eşref Gani’nin ateşkes açıklamasından hemen sonra geldi.

Ateşkesler kısa bir süreliğine yapılıyor ve iç savaştaki tüm silahlı grupları kapsamıyor. Hükümet İslam Devleti’ne olan ateşkesi uzatmadı ve Taliban ‘yabancı işgalcilere’ karşı operasyonlara devam edeceğini duyurdu. Buna rağmen üst üste gelen ateşkes duyuruları önemli bir gelişme. Geçmişte Afgan hükümeti ateşkes ilan ederken, ilk defa Taliban günümüzde böyle bir şey yapıyor.

Pakistan medyasındaki raporlar, ismini vermek istemeyen bazı Pakistanlı yetkililere dayandırdıkları açıklamada ‘Pakistan ile Çin’in ateşkeste aracılık yaptıklarını ve Taliban’ın bu durumu Pakistan ve Çin’in garantör olmaları koşulunda kabul ettiğini’ yazdı.

Afganistan ile Taliban ve hatta Çin, Pakistan’ın iddialarını onaylamadı. Çin yakın zamanda yalnızca ateşkesi memnuniyetle karşıladı. Buna rağmen Çin’in hükümeti ve Taliban’ı iteleyerek bayram döneminde ateşkes ilan ettirme ihtimali göz ardı edilemez.

Şimdiye kadar, Çin’in arabuluculuk çabaları kayda değer, somut sonuçlar vermedi. Eğer ateşkes Çin baskısı altında gerçekleştiyse de artık bu durum değişti.

Çin, 2015’in ilk aylarında Gani hükümeti ve Taliban arasındaki görüşmelere aracılık etmeye başladı. Ancak bu çabalar, Kabil’de devam eden Taliban saldırıları sebebiyle kötüleşen Afganistan-Pakistan ilişkilerinden dolayı çok az ilerleme kaydedebildi. Afganistan ve Pakistan anlaşmazlıkta olduğu sürece Taliban’ı müzakere masasına getirmenin, ilerleme getirmeyeceğini fark eden Çin, Pakistan’ı barış çabalarına dahil etmeyi planladı. Pekin, üçlü bir kriz yönetimi mekanizmasını oluşturmak için İslamabad ve Kabil arasında mekik diplomasisi yürüttü. Aralık 2017’de Pekin tarafların Taliban’ı sürece dahil etmeye çağırdığı üçlü görüşmelere ev sahipliği yaptı.

Son yıllarda Çin’in Afganistan’daki rolü hızlı bir şekilde gelişti. Ancak birkaç yıl önce Çin’in bu süreçteki görünümü daha azdı.

Taliban rejiminin Aralık 2001’de devrilmesinden sonraki 10 yıllık süreçte Çin, Afganistan’da gerçekleşen olayların sadece izlemeyi tercih etmişti. İsyancı karşıtı operasyonlar için askeri güç gönderen ve savaştan çıkmış bir ülkenin yeniden inşası için finansal destek sağlayan diğer ülkelerin aksine Pekin düşük profilde kalmayı sürdürdü.

Çin Afganistan’a hiçbir askeri güç göndermedi çünkü ABD yönetimindeki ittifakın ‘ast ortağı’ olmak istemedi. Şangay’daki Fudan Üniversitesi’nden Zhao Huasheng’in belirttiğine göre, buna ek olarak Afganistan’daki amaçları çok ‘sınırlıydı’. Batılı güçlerin aksine Çin, ‘Afganistan’ı politik anlamda tekrardan inşa etmeyi’ veya ‘siyasi yapısını, toplum düzenini veya ideolojik eğilimlerini değiştirmeyi’ hedeflemedi.

2002-2012 yılları arasında Çin çok taraflı çabalardan uzak dururken Afgan hükümetiyle yakın bağlarını sürdürdü. 2006’da Kabil’le Dostluk, İş birliği ve İyi Komşuluk İlişkileri Antlaşması’nı imzaladı. İki yıl sonra Çinli şirketler Logar bölgesindeki Mes Aynak madenlerinden bakır çıkarmak için 3 milyon dolarlık ihaleyi kazandı.

Bu durum; 2012’de ABD’nin Afganistan’dan birliklerini çekmesi bağlamında ve ülkenin hızla bir kaosa sürüklenmesi, Çin’in Afgan içişlerine dahil olmasının artması olasılığındaydı.

Pekin’e göre genel olarak Orta Asya, özel olarak Afganistan bir kaygı meselesi çünkü Afganistan, Çin’in batı bölgelerinin, özellikle Xinjiang’ın güvenliği için ‘doğrudan etki’ sahası olarak görülüyor. Doğu Türkistan İslami Hareketi’nin (DTİH) Tacikistan ve Afganistan’da üslerinin olduğu biliniyor ve Pekin, Vahan Koridoru üzerinden Xinjiang’a sızan DTİH savaşçıları ve diğer savaşçıların Uygurları radikalleştirmesinden veya Çin’de saldırılar düzenlemesinden endişeli.

Bunun yanısıra, istikrarsız rolde olan Afganistan Çin’in ekonomik hayallerini törpüleyebilir. Kuşak ve Yol Girişimi’nin (KYG) başarısı ve Çin-Pakistan Ekonomi Koridoru istikrarlı komşuluğa dayanmakta, bu da istikrarlı Afganistan’a bağlı.

Pekin’in kendi güvenlik kaygılarının üzerine eğilmesi ve Kabil’le 2014 sonrası temasını artırarak ekonomik amaçlarının farkına varması, Afganistan’ın istikrarını sürdürmekle olur ve Çin’in arabulucu, donör, yatırımcı ve ek olarak askeri rolü bu bağlamda görülmelidir.

2002-2013 döneminde Pekin Afganistan’a sadece 240 milyon dolar yardım sağladı. Sadece 2014’te 80 milyon dolar yardım daha verdi ve gelecek 3 yıl içerisinde ek 240 milyon dolar sözü verdi. Eylül 2017’de ise sadece Bedehşaneyaletindeki yatırım projeleri için 90 milyon dolar daha verildi.

Çin bugün Afganistan’ın en büyük dış yatırımcısı konumunda. Genelde hammadde çıkarımına ve altyapı inşasına odaklanıyor. Kuzey Afganistan’da Amu Derya havzasından petrol çıkarmaya başladı. Telekomünikasyon sektöründe Çin’in rolü 2007’de telekom ekipmanı kurmaktan 2017’de fiber optik bağlantı kurmaya kadar genişledi.

Buna rağmen Çin’in bölgedeki ekonomik hedefleri çok iyi gitmedi. Örneğin Mes Aynak Projesi ülkedeki zayıf güvenlik durumundan dolayı başarısız oldu. Çin’in Jiangsueyaleti ve Afgan tren şehri Hairatan’ı birbirine bağlayan, seyahat zamanını ve masrafları önemli derecede kısaltabilecek demiryolu bağlantısı Afganistan’dan Özbekistan’a dönüş yolunda boş gidiyor çünkü Afganistan’ın ihracat için mal üretimi düşük seviyede.

KYG sayesinde Afganistan’ın yol ve tren altyapısı gelişebilir, böylece bu denize kıyısı olmayan ülkeyi daha fazla markete bağlantı sağlayabilir. Ama bu yol ve tren altyapısı Jiangsu-Hairatan demiryolu ile aynı kaderi paylaşabilir: düşük ihracat kapasitesi yüzünden sekteye uğramak.

Çin’in Afganistan’daki askeri rolü artıyor ama kapsamında zayıf bir açıklık var. Afgan Savunma Bakanlığı’na göre Bedehşan eyaletinde Çin’le beraber yeni bir askeri üs kurulacak ve silah ekipmanından askerlerin üniformalarına kadar tüm maddi ve teknik masraflar Çinliler tarafından karşılanacak.

Buradaki asıl soru ise üssün ne zaman Çin askerlerine ev sahipliği yapıp yapmayacağı konusu.

Askeri üsse ek olarak Çin, Bedehşan eyaletinin sınıra yakın bölgelerinde görev yapacak bir Afgan tugayını finanse ediyor.

Şimdiye kadar Çin’in askeri rolü coğrafi anlamda sınırlı oldu. Bedehşan eyaletine daha çok odaklıydı ve eyaletin sınıra yakın bölgelerine sınırlıydı. Dolayısıyla Çin’in coğrafi anlamda askeri rolünü genişletmesi çok olası değil çünkü SSCB ve ABD’nin yaptığı gibi Afganistan batağında saplanmayı istemiyor.

Pekin Afganistan’daki askeri rolünü önemsiz gibi göstermeyi amaçladı. Kabil’deki Çinli diplomatlar sadece Bedehşan eyaletindeki tesiste ‘kapasite oluşturma’ üzerine yoğunlaştıklarını söylüyor. Çin Savunma Bakanlığı, ordunun Afganistan’da devriye gezdiğini iddia eden raporları onaylamadı ama iki tarafın da sınırdaki terörizmi önlemek için ‘ortak kanun hükmü operasyonlarına’ katıldıklarını kabul etti.

Diğer büyük güçlerin aksine Çin’in terörizm karşıtı operasyonlara katılımı Taliban’ı zayıflatmaya yönelik değil çünkü Çin DTİH’nin Vahan Koridoru’nda olduğuna inanılan eğitim kamplarını yok ediyor ve militanların Xinjiang’a sızmasını önlüyor.

76 km’lik Çin-Afgan sınırı Vahan Koridoru’nun doğu sınırında yer alıyor ve bir yanda Pakistan kontrolündeki Gilgit-Baltistan üçlü sınır noktasından Tacikistan’la olan üçlü sınır bölgesine kadar uzanıyor.

Çin-Afganistan Sınırı ve Vahan Koridoru

Çin-Afganistan Sınırı ve Vahan Koridoru

Çin, Afganistan’a istikrar kazandırmada ne kadar başarılı olabilir?   

Ama Çin’in Afganistan’a istikrar kazandırmadaki çabalarını engelleyen ve çoğu kendi kendine dayattığı sınırlar var. Örneğin Pekin, İslamabad’ın dış politikada terörist grupları enstrüman olarak kullanma politikasını sonlandırmak için onun üzerindeki hatırı sayılır ölçüde etkisini kullanmadı. Şimdiye dek Çin’in Pakistan topraklarındaki DTİH kamplarını kapattırmaya odaklandığı görülüyor; Pekin İslamabad’a Taliban’ın terör saldırılarına destek vermesini durdurmaya yönelik herhangi bir baskı yapmadı. Bu seçici yaklaşım bazı terör gruplarının faaliyetlerini önemli ölçüde zayıflatacak ama bırakın barışı, bölgeye istikrar kazandırmayacaktır.
Çin’in Afgan hükümeti ve Taliban arasındaki görüşmelerde arabuluculuk etmesini güçlendiren avantajları var. Öncelikle Çin’in ‘tarihsel anlamda olumsuz bir algısı yok’, bundan dolayı müzakerelerdeki kolaylaştırıcı rolü Taliban ve hükümet tarafından kabul edilebilir oldu. Daha da önemlisi, Pekin Pakistan’ın yakın bir müttefiki. Taliban’ı müzakere masasına getirmek ve Pakistan’ın da bu süreçte desteğini alabilmek için Pekin, ‘Pakistan üzerindeki ekonomik etkisini sonuna kadar kullanabilir’. Bunun yanı sıra, Dörtlü İş Birliği Grubu (DİBG) ve 6+1 Diyaloğu gibi oluşumlarda bir katılımcı olarak Çin, arabuluculuk faaliyetlerine yeni fikirler sağlayabilir. Ek olarak, ‘Pakistan ve Afganistan’ı müzakere masasına getirmek ve iş birliği yapmalarını sağlayıp anlaşmaya varmalarını sağlamak için bölgesel ticaret ve ekonomik gelişme gibi güçlü teşvikler’ sunabilecek pozisyonda. Son olarak Çin, Taliban konusunda tetikteyken bir yandan da onla iş yapmaya devam etmeye veya bağlarını kesmeye karşı değil.

Çatışma bölgelerinin ekonomik gelişimi barış inşası için çok önemli ama Çin’in bu yaklaşımı çatışmaları durduracağa benzemiyor. Çin, dünyada çatışmaları tetikleyen hammadde çıkarma sektörüne odaklandı. Bu durum Afganistan’da da geçerli.

Daha da önemlisi, Çin’in yaklaşımı dar ve yüzeysel. Afgan krizindeki temel sebeplere odaklanmıyor. Afgan hükümeti ve Taliban arasındaki müzakerelerin siyasi sonuçlarını şekillendirmeyle de ilgilenmiyor. Afganistan’da barış bölgeleri oluşturmak için hiçbir şey yapmadı.

Çin’in Afganistan’daki rolü hiç kuşkusuz gelişiyor. Ama bölgedeki etkisi ABD ile kıyaslandığında sınırlı kalıyor. Çin Taliban’la bağları kurarken, hatta temsilcilerini kendi topraklarında ağırlarken, Afganistan’da hala önemli olan aktör ABD’dir. Sadece Washington’un Gani hükümeti üzerindeki etkisi hatırı sayılır biçimde değil ama aynı zamanda Taliban da ABD ile konuşmak istiyor.

Afganistan’daki barış süreci ABD ve Çin beraber çalışmadan ilerleme sağlayamaz. Örneğin 2016’da Taliban komutanı Molla Mansur’u öldüren Amerikan insansız hava aracı saldırısı, DİBG sürecinin çökmesine sebep oldu.

Çin’in çabalarını ABD ve diğer bölgesel güçlerle beraber koordine etmeye ihtiyacı var.

Kaynak: https://thediplomat.com/2018/06/is-china-bringing-peace-to-afghanistan/

Çevirmen Hakkında

Sinan Karaoğlu / TESA İngilizce Çevirmeni

Sabancı Üniversitesi

Siyaset Bilimi & Uluslararası Çalışmalar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir