Ana Sayfa / Çeviriler / Haber Çevirileri / Asya / Christchurch Katliamı ve Beyaz Güç Hareketi
Nur Cami’nin dış bölgesi Carl Court

Christchurch Katliamı ve Beyaz Güç Hareketi

Yeni Zelanda’daki korkunç saldırı yalnız bir kurdun ya da birkaç izole radikalin yaptığı bir saldırı değildi. Irk savaşı çıkarmak isteyen uluslararası bir hareketin saldırı zincirlerinden yalnızca birisiydi.

Yazan: Kathleen Belew

Geçen hafta Christchurch’te iki camiye gerçekleştirilen, 49 kişiyi öldüren ve daha fazla kişiyi yaralayan saldırı yalnız bir kurdun ya da birkaç izole radikalin yaptığı bir iş değildi. İnsanları ortak amaç, sosyal ilişkiler ve siyasi ideoloji etrafında toplayan beyaz güç hareketinin bir parçasıydı. Bu hareket; Vietnam Savaşı sonrası savaşın anlatılarını, silahlarını ve sembollerini kullanarak KKK (Ku Klux Klan) üyelerini, Neo-Nazileri, dazlak kafalıları ve diğer beyaz ırkçıları bir araya getiren ve ABD’de kurulan bir hareketti.

Saldırganın arkasında bıraktığı materyaller- manifestoyla beraber sosyal medya gönderileri, silahının üzerine yazdığı mesajlar ve saldırıda kullanılan araçlar – kesinlikle hareketin ideolojisini temsil ediyor. “Düzen” adlı beyaz güç terör hücresine katıldıktan sonra 1980’lerde hapsedilen Amerikalı ırkçı David Lane’in yazdığı On Dört Kelime’yi referans alıyor. Düzen grubu, ülke içindeki beyaz güç hücrelerine dağıtmak için zırhlı araçlardan milyonlarca dolar çaldı, düşmanlarına suikast yaptı ve ırk savaşı çıkartmak için altyapılara saldırdı.

On Dört Kelime, beyaz güç hareketinin temel misyonunu açıklıyor, ki bu amaç beyaz bir geleceği ve beyaz çocuklara gelecek bırakmayı teminat altına almaktır. Christchurch saldırganı aynı zamanda “insanlarımız için bir gelecek” sözleriyle on yıllardır beyaz güç hareketini ayakta tutan geleceğe ait ırksal imha korkularını ifade ediyor. Manifesto beyaz anneler ve çocukların idealize edilmiş tasvirleriyle bitiyor. Kadınların odak nokta haline gelmesi; bir nevi beyaz güç hareketinin dayanak noktasını, beyazların üremesine önem vermesini, diğer ırkların aşırı doğurganlığıyla alakalı kaygıları ve ırksal imha korkusunu ifade ediyor.

Soykırım ve nüfus değişimiyle alakalı bu fikirler hem yeni değil hem de büyüyen Müslüman topluluklarına yönelik gelişen komplo teorilerini oluşturmuyor. Beyaz güç aktivistleri diğer muhafazakarlarla çoğu sosyal konuda ortak görüşü paylaşıyor ama onlar bu konuları ırksal imhaya bağlıyor. On yıllarca bu konuları bu şekilde kaleme aldılar. Irklar arası evliliğe, kürtaja ve LGBT hareketine karşı çıktıklarını vurguladılar çünkü beyazların doğum oranı düşecekti; göçe karşı çıktılar çünkü göçmenler kendi ülkelerinde her tarafa yayılabilirdi. Bu konuları, ırksal imhadan kaçınmak için üç çocuğun sorumluluğunu üstlenmeleri gereken beyaz kadınlar ve aşırı doğurgan diğer ırklar hakkında nefret dolu tahrikler çerçevesinde ele aldılar.

Çoğu kişi Christchurch’teki olayları mülteci ve İslam karşıtlığı üzerinden ele aldı ve haklı olarak saldırı bu ideolojilerden beslendi. Ama bu olayı beyaz güç hareketi içerisinde daha geniş olarak ele alırsak bu saldırının, Yaşam Ağacı Sinagogu’na yapılan saldırı ve bir sahil koruma görevlisinin Kongre üyeleri ve siyasi düşmanlara saldırı girişimiyle beraber şiddet dalgasına dahil olan bir parçası olduğunu görebiliriz.

Diğer bir deyişle eğer bu saldırıları ayırırsak, ayrı saldırılar elde ederiz­ – birisi Yahudi karşıtı, biri göçmen karşıtı, biri de siyasi şiddet girişimi. Saldırıları beyaz güç hareketinin bir parçası olarak izah etmek toplu saldırı dalgasını ortaya çıkarıyor: biri başarılı olmasa da son altı ayda üç saldırı. Bu saldırıların daha uzun listesi Norveç, Quebec ve Charleston’da gerçekleşen saldırıları da içeriyor ve Oklahoma bomba saldırısına da geri götürülebilir.

Erken dönem beyaz güç hareketini çalışan bir tarihçi olarak bu aktivistleri birbirine bağlayan ve motive eden yer altı dünyasını görmemizi sağlayan kaynakları elde etmemizi diliyorum. Gerçek zamanda bu kaynaklar çok zor elde edilebiliyor. Ve daha önceki dönemlerde yer altı, sadece 1996 yılında Oklahoma saldırısına hükümet cevap verince ve yer altı daha da derine itildikçe görünür oldu.

Ama arşiv kaçınılmaz olarak gösteriyor ki erken dönemde beyaz güç aktivistleri, 1996 Oklahoma saldırısını ve ABD’de saldırı ve bombalama dalgasını yaratan yer altı şiddeti mekanizmaları ve hücre tipi yapılanmayla yürüyüş ve miting gibi kamu yürüyüşlerini organize etti. Oklahoma saldırısı 168 kişiyi öldürdü, ki saldırı 11 Eylül ve Pearl Harbour arasındaki en geniş kapsamlı saldırıydı – ve hala saldırının bir ya da birkaç kişinin eseri olduğuyla alakalı bir anlayışımız var. Aslında öyle değil. Sosyal bir hareket tarafından şekillendirilen ve bu hareketle sosyal ve ideolojik açıdan derin bağlar taşıyan insanlar tarafından gerçekleştirildi ve uzun yıllar süren bir yapılanmanın eseriydi.

Beyaz güç hareketi ABD ve diğer yerlerde bulunan kaynaklarıyla motive edilen ama millet tanımıyla bağlanmayan oldukça uluslararası bir hareketti. Çoğu uluslararası hareketle beraber, mesela İngiltere’deki dazlak kültürü gibi, değişik yerlerden akışlarla şekillendi ve Amerikan paramilitarizmi tarafından yurtdışında beyaz güç ideolojisi olarak ihraç edildi. Aryan Milletleri gibi gruplar ellerindeki kaynakları 1980’lerde ve 1990’larda dünyaya yaydı, böylece Avustralya ve Yeni Zelanda’daki aktivistler, ABD’den gelen örgüt gazetelerini okuyabiliyordu. Odinizm ve Yaratıcı’nın Dünya Kilisesi gibi beyaz güç grupları diğer ülkelerde şubeler ve üyelikler kurdu. Odinizm’in 2000 yılında 41 ülkede temsilciliği oluşmuştu; Yaratıcı’nın Dünya Kilisesi ise Yeni Zelanda, Kanada, Norveç ve Güney Afrika da dahil olmak üzere değişik ülkelerde temsilcilikleri vardı. Beyaz gücün dili ve stratejisi, “rehberimsi roman” olarak tarif edilebilecek, Apartheid Güney Afrika gibi yerlerde yayımlanan ve yayınlandıktan on yıllar içinde 500 binden fazla kopyası satılan Turner Günlükleri gibi kitaplarla yayıldı. Aktivistlerin seçtikleri yer, ulusal sınırları aşan beyaz olma fikrini dünyaya yaydı.

Bu uluslararasılık, neden beyaz milliyetçiliğinden ziyade “beyaz güç” terimim kullandığımı açıklıyor. Beyaz milliyetçiliğindeki millet ABD ya da Yeni Zelanda’dan ziyade Aryan milletidir.

Bu hareketin asıl amacı oldukça radikal ve çoğu insanın “milliyetçilik” sözünü duyunca düşündüğü hırslı bir milliyetçilik değil. Aynı zamanda hareketin gerçekleştirdiği toplu saldırılar da amaç değil. Amca doğru giden bir araç ve kendilerinin gördüğü tehlikelerin beyaz kamuoyu tarafından fark edilmesini sağlamak: göç ve diğer ırklardan gelen tehlikeler. Şiddet, ırk savaşını tetiklemek için beyaz nüfusu mobilize etmek için kullanılan bir araç.

Christchurch manifestosu sadece bu strateji üzerine kurulu. Silah kullanımı bölümünde saldırgan, ABD’de silah kullanma hakkının daha da genişlemesini umut ediyor ve daha fazla şiddeti teşvik ediyor. Bu strateji direkt Turner Günlükleri’nden alıntı.

Bu şiddet eylemlerini siyasi olarak motiveli, bağlantılı ve bir amaca bağlı olarak anlamak, olaylar hakkında neler anladığımızı, nasıl yazdığımızı ve konuştuğumuzu kökten değiştirebilir – farklı bir cevaba doğru önemli bir ilk adım.

Kaynak

Kaynak

https://www.dissentmagazine.org/blog/the-christchurch-massacre-and-the-white-power-movement

Sinan Karaoğlu

Sinan Karaoğlu
TESAD Çeviri Birimi Yardımcı Direktörü

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir