Size daha iyi hizmet verebilmek adına sitemizde çerezler bulundurmaktayız. Gizlilik Politikamızı öğrenmek için tıklayınız. Ayrıca kişisel verilerin koruması kanunu kapsamında TESAD ile iletişime geçen her birey, iletişim verilerinin paylaşılmasını ve ilgili TESAD birimlerince kullanılmasını kabul beyan ve taahhüt eder.
ceza sömürgesi
kitap.ykykultur.com.tr 'den alınmıştır.

Ceza Sömürgesi Kitap Analizi

Giriş

1883 yılında Prag’da dünyaya gelen Franz Kafka 1924 yılında tüberküloz hastalığı yüzünden hayata gözlerini yummuştur. Eserlerinin yakılmasını vasiyet etmesine rağmen arkadaşı bu isteği yerine getirmemiş dolayısıyla Milena’ya Mektuplar, Dava, Dönüşüm gibi daha birçok edebi esere ulaşmamıza vesile olmuştur.  Hukuk eğitimi almış olan Franz Kafka, Ceza Sömürgesi adlı kitabında adalet, suç, yargı gibi kavramların altını büyük bir özenle çizmiştir. Ceza Sömürgesi, okunması çok uzun olmayan fakat insanlığın uzun yıllardır tartıştığı ve tartışmaya devam edeceği bu kavramları işlemesinin yanında insanları, olan ile olması gereken arasında düşünmeye ve sorgulamaya yönlendiren bir eserdir.

1. Kitap Hakkında

Kafka kitapta karakterlere bir isim vermek yerine onları rütbelerine, görevlerine ya da kitaptaki rollerine göre adlandırmayı tercih etmiştir. Olaylar nerede olduğu tam belirtilmemiş bir adadaki Ceza Sömürgesi’nde gerçekleşmektedir. Gezgin, amirine ihanet suçundan dolayı Subay tarafından idama mahkûm edilmiş bir askerin, yani Mahkûm’un, Alet adı verilen bir icat tarafından cezalandırılıp idam edilmesine şahit olur. Subay’ın görevini yerine getirirken tamamen yabancısı olduğu Alet ve Ceza Sömürgesi’ni keşfetmeye ve anlamaya çalışır. Kitapta Subay ve Gezgin’in cezalandırma yöntemlerinin farklılıkları özellikle de Subay’ın eskiyi koruması, onun Komutan’ı tarafından icat edilmiş Alet’in ve oluşturulmuş eski düzene duyduğu inanç ve bağlılık vurgusu dile getirilmektedir. Kitap Subay’ın devam etmesi için çabaladığı bu sistemi ve gereklerini Gezgin’e anlatması, onun buraya Yeni Komutan’ın tüm bu geçmişi değiştirmeye bahane aramak amacıyla gönderdiğini ve değiştirmesinden korktuğu bu sistemin kalıcılığını sağlamak için Gezgin’i birkaç şeye ikna etme çabası üzerine şekillenir.

  • Ceza Sömürgesi’nde Adalet-Hukuk-Ceza

Burada hüküm süreci Subay tarafından şu şekilde dile getirilir: ‘‘Ceza Sömürgesi’nde yargıçlık görevi bendedir. Suçtan şüphe edilmez. Başka mahkemeler bu esasa göre hareket etmezler, çünkü tek kişiden oluşmazlar ve onların da üzerinde başka mahkemeler vardır. Buradaysa durum böyle değil, en azından eski komutanımız zamanında öyle değildi. Gerçi yeni komutan benim mahkememe karışmaya heveslendi ama bugüne kadar onu işin dışında tutmayı başardım sonra da başaracağım.’’[1] Mahkûm hükmü, hüküm vücuduna yazılırkenki süreç içerisinde öğrenir ve kendisine savunma imkânı verilmez.

Ceza Sömürgesi’nde cezayı sağlayacak araç Alet’tir. ‘‘Alet,  en altta yatak en üstte yazıcı ve ortada tırmık olmak üzere üç kısımdan oluşmaktadır.’’[2] Yatak tamamen özel bir pamuktan oluşmaktadır. ‘‘Hükmü asıl uygulayacak kısım ise tırmıktır.’’[3] Tırmık iğnelerden oluşur ve mahkûmun hükmü bu iğneler ile vücuduna yazılır.

Bu tanımlardan da yola çıkarak suçunun ne olduğunu bilmeden,  infaz sürecinde bir ceza Alet’i tarafından vücuduna yazılmasıyla öğrenen ve uymadığı yasak yüzünden kendisine hiçbir savunma hakkı tanınmadan cezaya mahkûm edilmek kabul edilebilir bir durum mudur, hem hukuka hem ahlaka uygun mudur sorularını okuyucuya sordurur.

  • Değişen Roller

Kişiler bulundukları durumdan kurtulamayacaklarını ve oraya mahkûm olduklarını düşünebilirler. Keşke o fırsat bende olsaydı, karşı tarafta olan ben olsaydım diye düşünüp neler yapacağını tasarlayabilir. Fakat istenilen bu fırsat hiç beklenmedik, tam da her şeyinizi kaybettiğiniz anda elinize geçerse gerçekten de hayal ettikleriniz ya da olmasını istediğiniz şekilde davranır mısınız yoksa tam tersi şekilde hareket eder misiniz?

‘‘Cezalandırma, bir suç ya da kabahatten dolayı bir kişinin çarptırıldığı yaptırımdır. Cezalandırma, kin ya da kendi iyiliği için acıya çarptırma, huzursuzluk ve rahatsızlık hissi verme isteği olmaktan çok, bir yanlışlığın yapılmış olmasından kaynaklanmaktadır.’’[4] Ceza Sömürgesi’ndeki sistem gereği hem suçunun ne olduğunu bilmeyen hem de kendisine savunma fırsatı verilmeden Alet ile cezalandırılan Mahkûm, hiç beklemediği bir anda kendini cezalandıran hüküm vericiyi, cezalandırma fırsatını eline geçirecektir. Ceza uygulayan Subay bir mahkûm haline gelirken Mahkûm ise ceza uygulayıcılardan biri olmuştur. Roller değişmiştir artık. Mahkûm o kadar kendini role kaptırmıştır ki Subay’ı Alet’e bağlayan ‘‘Kayışlar bağlanmayınca infazın tam sayılmayacağını düşünüyordu, hemen askeri eliyle çağırdı, ikisi birden subayı kayışlara bağlamak için seğirttiler.’’[5] Aslında bu durum okuyucuyu şöyle bir sorgulama yapmaya yöneltiyor: Birkaç dakika önce mahkûm iken ceza uygulayıcı haline gelince,  yani aslında bu güç kişinin eline geçince kendi deneyimlerinden yola çıkarak daha insancıl ya da düşünceli davranması gerekirken gerçekten kusursuz bir infaz için uğraşmaktan neden kendini alamadı?

2. Analiz

İnanmak öyle bir şeydir ki bazen insani değerleri, iyi olanları, adil olanları görmenize engel olacak bir perde işlevi görebilir. Fakat inanmak öyle kuvvetli bir güçtür ki olmaz denilen şeyleri bile oldurtabilir. İmkânsız denilen şeyler mümkün hale gelebilir, aşılmaz dağlar aşılabilir. Buna bir de bağlanmak eklenince ve sonunda kazanacağına dair büyük bir inanç da vücutta can bulunca feda edilemez denilen her şey feda edilebilir. Fakat kişi bazen öyle şeylere öyle körü körüne bağlanır ki onun dürüst, adil, iyi olmadığını bilse bile savaşabilir, olanın ya da olmasını istediği şeyin varlığını sürdürebilmesi için kendini bile feda edebilir. İyiyi kötüden ayırmak, adaleti sağlamak, haksızları dile getirmek, olması gereken için savaşmak insanların elindedir. Akıl, ayırt etmemizi ve karar almamızı sağlarken vicdan, alınan kararlar sonrası başımızı yastığa rahat koymamızı sağlayacaktır.

Kafka bu eserinde insancıl olmayan bir yönteme dayalı bir Ceza Sömürgesi’ni anlatmaktadır. Sisteme büyük bir bağlılık duyan ve değişmesini engellemek isteyen bir Subay, bunun yanında bunların insancıl olmadığını, adil olmadığını, insaniyete uygun olmadığını söyleyen bir Gezgin’in yargı ve ceza kavramları üzerine fikir beyanlarına dayanarak Ceza Sömürgesi tasvir edilmiştir. Subay’ın dışında Ceza Sömürgesi’ni değiştirme yolunda hareket eden Yeni Komutan ve halk da birer aktördür bu sistemde. Eskiden büyük bir merakla cezalandırmaları izleyen halk, Alet’e olan ilgisini kaybetmişti. Eski sistemin ve Alet’in son savunucusu diyebileceğimiz Subay da kendini Alet’in kollarına bırakmıştı. Peki, Ceza Sömürgesi gerçekten de eskiyi tamamen geride bırakıp tamamıyla adil bir hukuk sistemine, mahkemelere, cezalara ulaşabilecek midir?

Sonuç

Güç sahibi olanlar ya da olacak olanlar Mahkûm gibi pek de uygun olmayan cezalandırma sistemini deneyimlese bile kusursuz bir infaz için elinden geleni yapacaklar mı yoksa gerçekten olması gerekeni gerçekleştirmek için çalışacaklar mıdır? Kafka bu eserinde sonu belirtmemiştir. Tüm bu soruların cevabı okuyucuya bırakılmıştır.

Her şeyde olduğu gibi sonun nasıl olacağını belirlemek yine biz insanların elindedir.

 

Künye

Kitap Adı: Ceza Sömürgesi

Yazar: Franz Kafka

Sayfa Sayısı: 55

Yayınevi: Kırmızı Kedi

Basım: 6. Basım, 2016

Çeviren: İlknur Özdemir


Kaynakça

Heywood, Andrew, Siyasetin ve Uluslararası İlişkilerin Temel Kavramları, Çev. Fahri Bakırcı, BB101, 3.Baskı, Mart, 2016

Kafka, Franz, Ceza sömürgesi, Çev. İlknur Özdemir, Kırmızı Kedi, 6. Basım, Ekim 2016, İstanbul.

 

[1] Franz Kafka, Ceza sömürgesi, Çev. İlknur Özdemir, Kırmızı Kedi Yayınevi, 6. Basım, 2016, s. 14-15.

[2] A. g. e., s. 8.

[3] A. g. e., s. 12.

[4] Andrew Heywood, Cezalandırma,  Siyasetin ve Uluslararası İlişkilerin Temel Kavramları, Çev. Fahri Bakırcı, BB101, 3. Baskı, Mart 2016, s. 59.

[5] Franz Kafka, Ceza Sömürgesi, Çev. İlknur Özdemir, Kırmızı Kedi Yayınevi, 6.Basım, 2016, s. 48.