Ana Sayfa / Çeviriler / Analiz Çevirileri / Cemal Kaşıkçı’nın Son Makalesi

Cemal Kaşıkçı’nın Son Makalesi

Arap Dünyasının En Çok İhtiyaç Duyduğu Şey İfade Özgürlüğüdür

17 Ekim 2018

Cemal Kaşıkçı

Global Opinions editörü Karen Attiah’ın notu:

İstanbul’da kaybolduğu haberini aldığımızın ertesi günü, Cemal Kaşıkçı’nın asistanı tarafından bu makalesi bana ulaştırıldı. The Post olarak yayını erteledik çünkü Cemal’in geri döneceğini ümit ediyorduk ve yazısını onunla birlikte editleyecektik. Artık kabul etmeliyim ki o dönmeyecek. Bu yazı, onun The Post için editleyeceğim son eseri. Bu makale, onun Arap dünyasında özgürlüğe olan bağlılığını ve tutkusunu tam manasıyla yansıtıyor. Görülüyor ki uğruna canını adadığı bir özgürlük… Bir yıl önce son gazetecilik yeri olarak The Post’u seçtiği ve bize kendisiyle çalışma şansını verdiği için sonsuza kadar minnettar kalacağım.

Yakın bir zamanda Freedom House tarafından yayımlanan 2018 Dünya Özgürlükler raporunu inceliyordum ve kasvetli bir gerçekle karşılaştım. Arap dünyası içerisinde özgür olarak sınıflandırılan yalnızca bir ülke vardı, Tunus. Ürdün, Fas ve Kuveyt ise kısmen özgür olarak ikinci sınıfta yer alıyorlardı. Arap dünyasından geri kalan tüm ülkeler özgür olmayan ülkeler klasmanında yer alıyorlar.

Sonuç olarak, bu ülkelerde yaşayan Araplar ya bilgisiz ya da yanlış yönlendirilmişlerdir. Bölgeyi ya da gündelik hayatlarını etkileyen meseleleri kamuoyu olarak yeterince tartışmaktan yoksunlar. Devlet güdümündeki uydurmalar kamusal aklı domine ediyor ve inanmayanlar olsa da nüfusun ezici çoğunluğu bu uydurmalara kurban gidiyor. Ve ne yazık ki bu durum değişecek gibi gözükmüyor.

Arap dünyası, 2011 baharında yeşeren umutlarla olgunlaşmıştı. Gazeteciler, akademisyenler ve hatta çoğunluk halk; kendi ülkelerinde ışık saçan özgür bir Arap toplumu beklentileriyle dolup taşıyordu. Hükümetlerin hegomanyasından, baskıcı müdahalelerden ve bilgiyi kısıtlayan sansürden kurtulmayı umuyorlardı. Bu beklentiler çarçabuk yok edildi ve bu toplumlar ya eski statülerine geri düştüler ya da eskisinden de beter şartlarla karşılaştılar.

Önde gelen Suudi gazetecilerden, kıymetli dostum Saleh as-Shedi, Suudi basınında yayımlanmış en meşhur makalelerden birini yazdı. Ne yazık ki; Suudi kurumuna aykırı olduğu varsayılan sözleri nedeniyle şu an 5 yıl hapis cezasıyla yargılanıyor. Mısır hükümetinin, al-Masry al Youm gazetesinin tüm nüshalarını toplatması, ülkedeki diğer basının herhangi bir tepkisini çekmedi. Bu eylemler artık uluslararası toplum tarafından yeterince umursanmıyor, kısa sürede unutulacak olan kınamalarla geçiştiriliyor.

Sonuç olarak, Arap hükümetleri medyayı susturmaya devam etmek yönünde giderek başıboş bırakılmış durumda. Gazetecilerin, internetin bilgiyi yazılı medya üzerindeki sansür ve denetim mekanizmalarından özgürleştireceğine dair inanç besledikleri bir dönem vardı. Ancak varlıkları büyük ölçüde bilginin kontrolüne dayanan bu hükümetler, interneti de saldırgan bir tutumla engellediler. Yerel gazetecileri tutukladılar, belirli yayınların gelirini kesmek adına reklam verenleri baskı altına aldılar.

Arap baharı ruhunu yaşatmaya devam ederek çölün ortasında biraz da olsa yeşil kalmayı başaran birkaç vaha var. Eski Arap düzenini yaşatmak için bilginin önündeki kontrol mekanizmalarını sürdürme çabasındaki komşularının aksine Katar hükümeti uluslararası basını desteklemeye devam ediyor. Basının en azından kısmen özgür olduğu düşünülen Tunus ve Kuveyt’te bile medya ancak yerel meselelere eğilebiliyor, daha kapsamlı olarak Arap dünyasının karşı karşıya olduğu konulara değinemiyor. Suudi Arabistan, Mısır ve Yemenli gazeteciler için de bir platform sunmaktan imtina ediyorlar. Basın özgürlüğü hususunda Arap dünyasının göz bebeği Lübnan bile İran yanlısı Hizbullah’ın yörüngesine kurban gitmiş durumda.

Arap dünyası, demir perdenin yöresel versiyonu ile karşı karşıya. Bu durum dışsal aktörler tarafından değil içeride iktidar mücadelesi veren yerel güçler tarafından dayatıldı. Soğuk Savaş döneminde; yıllar boyu çok önemli bir kurum olarak Özgür Avrupa Radyosu, özgürlüğe olan umutların güçlendirilmesi ve sürdürülmesinde çok önemli bir rol oynamıştı.  Arap dünyası da benzeri bir şeye ihtiyaç duyuyor. 1967 yılında, NY Times ve The Post ortaklaşa olarak Herald Tribune Gazetesini satın almışlar ve onu dünyanın dört bir yanından farklı sesler için bir platform haline getirmişledi.

Yayıncım, The Post eserlerimin çoğunu tercüme etmek ve onları Arapça olarak yayınlamak misyonunu üstlendi. Bunun için müteşekkirim.  Kendi dillerinde okumak Araplar için bir ihtiyaç, ancak o zaman Amerika’daki ya da batıdaki demokrasinin çeşitli yönlerini ve komplikasyonlarını anlayabilir ve tartışabilirler. Eğer bir Mısır vatandaşı, Washington’daki bir inşaat projesinin gerçek maliyetini açığa vuran bir yazı okursa bu sayede kendi ülkesindeki benzeri bir projenin de içeriğini daha iyi kavrayacaktır.

Arap dünyasında, eski ulus ötesi medyanın modern bir versiyonuna ihtiyaç var. Böylelikle vatandaşlar küresel meselelerde bilinçlendirilebilir.  Daha da önemlisi, Araplar olarak sesimizi duyurabileceğimiz bir platforma ihtiyacımız var. Faşist hükümetlerin nefret düşünceleri saçan propagandalarından korunmuş, bağımsız bir uluslar arası forumun oluşturulmasıyla, Arap dünyasının sıradan insanları da toplumlarının karşı karşıya oldukları yapısal problemleri ele alma fırsatı bulacaktır.

Kaynak: https://www.washingtonpost.com/opinions/global-opinions/jamal-khashoggi-what-the-arab-world-needs-most-is-free-expression/2018/10/17/adfc8c44-d21d-11e8-8c22-fa2ef74bd6d6_story.html?utm_term=.38f28acea9bb

Çevirmen Hakkında

Muhammed Recep Öztürk / TESA İngilizce Çevirmeni

İstanbul Üniversitesi

İktisat Mezunu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir