Size daha iyi hizmet verebilmek adına sitemizde çerezler bulundurmaktayız. Gizlilik Politikamızı öğrenmek için tıklayınız. Ayrıca kişisel verilerin koruması kanunu kapsamında TESAD ile iletişime geçen her birey, iletişim verilerinin paylaşılmasını ve ilgili TESAD birimlerince kullanılmasını kabul beyan ve taahhüt eder.
Kaynak: History

Büyük Buhran’ın Tarihi

Büyük Buhran sanayileşmiş dünyanın 1929 borsa çöküşünden itibaren 1939 yılına kadar süren en kötü ekonomik çöküşüydü.

Büyük Buhran 1929 ve 1939 yılı arasında sanayileşmiş dünyanın en kötü ekonomik çöküşüydü. Ekim 1929’da borsanın çökmesiyle başlamıştı, Wall Street’i panik içine sokmuş ve milyonlarca yatırımcıyı yok etmişti. İlerideki birkaç sene içinde tüketici harcamaları ve yatırım durmuştu bu da sınai üretimde aşırı düşüşe sebep olup batan şirketlerin çalışanlarını işten çıkarmasına neden olmuştu.1933’e, yani Büyük Buhran’ın etkisinin en azaldığı noktaya varıldığında 15 milyon kadar Amerikalı işsizdi ve ülkedeki bankaların neredeyse yarısı batmıştı.

Büyük Buhran’a ne sebep oldu?

1920’den sonra ABD ekonomisi hızlı bir genişleme gösterdi ve ülkenin toplam serveti 1920 ve 1929 arasında iki katından fazla artış gösterdi. Bu sürece “Kükreyen 20’ler” unvanı verilmişti.

New York’taki Wall Street Borsası’ndaki hisse piyasası, gözü kara borsa oyunlarının yeriydi. Milyoner iş adamlarından aşçılar ve hademelere kadar herkesin birikimlerini borsaya attığı bir yerdi. Bunun sonucunda borsa hızla büyüdü ve Ağustos 1929’da tavan yaptı.

Bu zamana kadar, üretim zaten düşmüş ve işsizlik artmış ve bu da borsa fiyatlarının aslında olması gerekenden çok daha fazla olmasına neden olmuştu. Ek olarak da bu zamanda maaşlar azdı, tüketici borçları çoğalıyordu, ekonomideki tarım sektörü kuraklık ve düşüşte olan gıda fiyatlarıyla boğuşuyordu ve bankalar yok etmenin mümkün olmayacağı seviyede olan aşırı büyük borçlara sahipti.

Amerikan ekonomisi 1929 yılının yazında tüketici harcamaları azalıp satılmamış ürünler birikince fabrika üretimini yavaşlatan hafif bir durgunluk yaşamıştı. Buna rağmen borsa fiyatları artmaya devam etti ve o yılın sonbaharına kadar gelecekteki gelir tahmini gerekçesiyle haklı çıkarılamıyacak kadar büyük seviyelere ulaştı.

1929 Borsa Çöküşü

24 Ekim 1929’da, endişeli yatırımcılar pahalı hisseleri toptan satmaya başlayınca herkesin korktuğu borsa çöküşü sonunda gerçekleşmişti. “Kara Perşembe” olarak bilinen bu günde rekor sayıda olan 12.9 milyon hisse satılmıştı.

Beş gün sonra, 29 Ekim (“Kara Salı”) günü Wall Street’i alan başka bir panik dalgasından sonra 16 milyon kadar daha hisse satılmıştı. Milyonlarca hisse karşılıksız kaldı ve bu hisseleri kazanç payıyla (borç olarak alınmış parayla) alan yatırımcılar da tamamen yok olmuştu.

Tüketicinin güveni borsa çöküşüyle hiç kalmayınca harcama ve yatırıma dayalı fabrikalar ve diğer işler üretimi azaltıp işçilerini işten çıkarmaya başladılar. İşte kalan insanlar için de maaşlar düşmüş ve alım gücü azalmıştı.

Çoğu Amerikalı kredi çekmek zorunda kalıp borç batağına düştü, cebri icra ve haciz vakaları git gide arttı. Sabit olan döviz oranında altın standardına olan küresel bağlılık Amerika Birleşik Devletleri’nin bu ekonomik acıları dünyayla paylaşmasına yardımcı oldu, özellikle de Avrupa ile.

Banka Süpürmeleri ve Hoover Yönetimi

Başkan Herbert Hoover ve diğer liderlerin krizin yoluna gireceğine dair güvencelerine rağmen, konular önümüzdeki üç yıl içinde daha da kötüleşmeye devam etti. 1930’a gelindiğinde, 4 milyon Amerikalı iş bulamadı; bu sayı 1931’de 6 milyona yükselmişti.

Bu arada ülkenin sanayi üretimi yarı yarıya düştü. Ekmek sıraları, çorba mutfakları ve artan sayıda evsiz insanlar Amerika’nın kasaba ve şehirlerinde giderek daha yaygın hale geldi. Çiftçiler mahsullerini hasat etmeyi göze alamazdı ve başka yerlerde insanlar açlıktan ölürken onları tarlalarda çürümeye bırakmak zorunda kaldılar. 1930’da Güney Ovalarındaki şiddetli kuraklıklar, Teksas’tan Nebraska’ya kuvvetli rüzgar ve toz getirdi, insanlar, çiftlik hayvanları ve bitkiler öldü. “Toz Çanağı”, iş bulmak için insanların tarım alanlarından şehirlere toplu göç etmesine neden oldu.

1930 sonbaharında, dört bankacılık paniği dalgasından ilki başladı, çünkü çok sayıda yatırımcı bankalarının ödeme gücüne olan güvenini kaybetmiş ve nakit mevduat talep etmişti ve bankaları yetersiz nakit rezervlerini tamamlamak için kredileri tasfiye etmeye zorlamıştı.

Banka süpürmeleri 1931 ilkbaharında ve sonbaharında, bundan sonra da 1932, sonbaharında ABD’yi yeniden sarmış ve 1933 başlarında binlerce banka kapılarını kapatmıştı.

Bu korkunç durum karşısında Hoover yönetimi, başarısız bankaları ve diğer kurumları devlet kredileriyle desteklemeye çalıştı; buradaki fikir, bankaların, çalışanlarını geri alabilecekleri işletmelere borç vermeleri idi.

Roosevelt Seçildi

Hoover, daha önce ABD Ticaret Bakanı olarak görev yapmış bir Cumhuriyetçi olarak hükümetin ekonomiye doğrudan müdahale etmemesi gerektiğine ve vatandaşları için iş yaratma veya ekonomik rahatlama sağlama sorumluluğuna sahip olmadığına inanıyordu.

Ancak 1932’de ülke Büyük Buhran‘ın derinliklerinde ve yaklaşık 15 milyon insanın (ABD’nin o zamanki nüfusunun yüzde 20’sinden fazlası) işsiz kaldığı bu zamanda, Demokrat Franklin D. Roosevelt, başkanlık seçiminde ezici bir zafer kazandı.

Açılış Günü’nde (4 Mart 1933), tüm ABD eyaletleri kalan tüm bankalara dördüncü bankacılık paniği dalgasının sonunda kapanmasını emretti ve ABD Hazinesi, tüm devlet çalışanlarına ödeme yapacak kadar paraya sahip değildi. Buna rağmen, Roosevelt, sakin bir enerji ve iyimserlik öngördü ve meşhur olan “Korkmamız gereken tek şey korkunun kendisidir.” ilanını duyurdu.

Roosevelt, ülkenin ekonomik sıkıntılarını ele almak için derhal harekete geçti ve önce Kongre’nin reform mevzuatını geçebilmesi ve sağlam olduğu belirlenen bankaları yeniden açabilmesi için tüm bankaların kapanacağı dört günlük bir “banka tatili” ilan etti. Ayrıca bir dizi müzakerede halka doğrudan radyo üzerinden hitap etmeye başladı ve bu “ocak başı sohbetleri” halkın güvenini yeniden kazanma yolunda uzun bir yol kat etti.

Roosevelt’in görevdeki ilk 100 günü boyunca, yönetimi, endüstriyel ve tarımsal üretimi stabilize etmeyi, iş yaratmayı ve toparlanmayı teşvik etmeyi amaçlayan bir yasa çıkardı.

Buna ek olarak, Roosevelt, mevduat hesaplarını korumak için Federal Mevduat Sigortası Şirketi’ni (FDIC), borsayı düzenlemek ve 1929’a çöküşüne yol açan türden kötüye kullanımları önlemek için de Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’nu (SEC) oluşturmak üzere finansal sistemde reform yapmaya çalıştı.

Yeni Düzen: İyileşmeye Giden Yol

Yeni Düzen’in Büyük Buhran’dan kurtulmaya yardım eden programları ve kurumları arasında, selleri kontrol etmek ve fakir Tennessee Vadisi bölgesine elektrik enerjisi sağlamak için barajlar ve hidroelektrik projeleri inşa eden Tennessee Vadisi Otoritesi (TVA) ve İş İlerletme Yönetimi, (WPA), 1935’den 1943’e kadar 8.5 milyon insana istihdam sağlayan kalıcı bir iş programıydı.

Büyük Buhran başladığında, ABD dünyada bir tür işsizlik sigortası veya sosyal güvenlik olmayan tek sanayileşmiş ülkeydi. 1935 yılında Kongre, ilk kez Amerikalılara yaşlılık, işsizlik, engellilik ve emekli aylığı sağlayan Sosyal Güvenlik Yasası’nı kabul etti.

1933 baharında başlayan toparlanma belirtileri gösterdikten sonra ekonomi, önümüzdeki üç yıl boyunca iyileşmeye devam etti ve bu dönemde enflasyona göre ayarlanmış gerçek GSYİH yılda ortalama yüzde 9 oranında büyüdü.

Kısmen Federal Rezerv’in rezerv para gereksinimlerini artırma kararı nedeniyle 1937’de keskin bir durgunluk yaşandı. Ekonomi 1938’de yeniden gelişmeye başlasa da, bu ikinci ciddi daralma üretim ve istihdamdaki kazanımların çoğunu tersine çevirdi ve bu on yılın sonuna kadar Büyük Buhran’ın etkilerini uzattı.

Depresyon dönemindeki zorluklar, çeşitli Avrupa ülkelerinde, özellikle de Almanya’daki Adolf Hitler’in Nazi rejimindeki aşırılık yanlısı siyasi hareketlerin yükselişini körükledi. Alman saldırganlığı 1939’da Avrupa’da savaşın patlak vermesine yol açmış ve WPA, ülke tarafsızlığını korumasına rağmen dikkatini ABD’nin askeri altyapısını güçlendirmeye çevirmişti.

Büyük Buhran’da Afrikalı Amerikalılar

Büyük Buhran döneminde federal yardım alan Amerikalıların beşte biri siyahtı, çoğu güney kırsalındaydı. Ancak, siyahların kullanıldığı iki büyük sektör olan çiftlik ve ev işleri 1935 Sosyal Güvenlik Yasası’na dahil edilmedi, yani belirsizlik zamanlarında güvenlik ağı yoktu. Özel işverenler, ev işçilerini kovmaktan ziyade yasal yansımaları olmadan onlara daha az ödeme yapabiliyorlardı. Ve siyahların kağıt üzerinde uygun olduğu yardım programları, uygulamada ayrımcılıkla doluydu, çünkü tüm yardım programları yerel olarak uygulanmıştı.

Bu engellere rağmen, Roosevelt’in Mary McLeod Bethune liderliğindeki “Siyah Kabinesi” hemen hemen her New Deal ajansının siyah danışmanı olmasını sağladı. Hükümette çalışan Afrikalı-Amerikalıların sayısı üç katına çıktı.

Büyük Buhran’da Kadınlar

Büyük Buhran sırasında aslında iş kazanan bir grup Amerikalı vardı: Kadınlar. 1930’dan 1940’a kadar Amerika Birleşik Devletleri’nde çalışan kadınların sayısı yüzde 24 artarak 10.5 milyondan 13 milyona yükseldi. Onlarca yıldır işgücüne düzenli olarak girseler de, ekmek tekneleri işlerini kaybettikçe Büyük Buhran’ın finansal baskısı kadınları daha fazla iş aramaya itti. 1929 ve 1939 arasında evlilik oranındaki yüzde 22’lik düşüş de, bekar kadınların istihdam arayışında da artışa neden oldu.

Büyük Buhran zamanındaki kadınlar, ilk kabine pozisyonu alan kadın Çalışma Bakanı Frances Perkins gibi, kocasını kadınların yönetimde daha fazla yer alması konusunda lobicilik yapan First Lady Eleanor Roosevelt’in sıkı taraftarıydılar.

Kadınlar için mevcut işler daha az ödeniyordu, ancak bankacılık krizi sırasında daha istikrarlıydı: hemşirelik, öğretim ve ev işleri. Bunlar, Roosevelt’in hızla genişleyen hükümetinde sekreterlik rollerindeki artışla desteklendi. Ancak bir sorun vardı: Ulusal Kurtarma İdaresi’nin maaş kodlarının yüzde 25’inden fazlası kadınlar için daha düşük maaşlar belirledi ve WPA altında oluşturulan işler, kadınları dikiş ve hemşirelik gibi, erkeklere ayrılmış rollerden daha az ödeyen alanlarla sınırladı.

Evli kadınlar ek bir engelle karşılaştı: 1940’a gelindiğinde 26 eyalet, işlerinde evlilik çubukları olarak bilinen kısıtlamalar koymuştu, çünkü çalışan kadınların güçlü gövdeli erkeklerden işlerini aldıkları algılanmıştı. Pratikte erkeklerin işlerini işgal etseler bile erkeklerin istemiyeceği ve çok daha az maaş karşılığında yapılan işleri yapıyorlardı.

Büyük Buhran Sona Erdi ve II. Dünya Savaşı Başladı

Roosevelt’in İngiltere’yi ve Fransa’yı Almanya ve diğer Mihver Devletleri’ne karşı mücadelede destekleme kararıyla savunma üretimi giderek daha fazla özel sektör işi üretti.

Aralık 1941’de Japonların Pearl Harbor‘a saldırması, Amerika’nın II. Dünya Savaşı‘na girmesine yol açtı ve ülkenin fabrikaları tam üretim moduna geri döndü.

Bu genişleyen sanayi üretimi ve 1942’de başlayan yaygın askere alınma, işsizlik oranını buhran öncesi seviyesinin altına düşürdü. Büyük Buhran sonunda sona ermişti ve ABD dikkatini küresel bir çatışma olan II. Dünya Savaşı’nın çevirdi.

Kaynak: History