brüksel
Kaynak: Yoan Valat / EPA

Brüksel Irkçılıkla Mücadele Etmek Adına AB Eşitlik Politikalarını Değiştirmeyi Planlıyor

AB eylem planı taslağı, ırk eşitliği yönergesinde boşluklar olup olmadığını araştıracak.

Brüksel, siyahi, Asyalı ve azınlık etnik kimliğe (BAME) sahip insanlara karşı yapılan ayrımcılıkla mücadele etmek amacıyla AB’nin ırk eşitliği politikalarını yenilemeyi planlıyor.

Irkçılığa karşı AB eylem planı taslağı, 2000 yılında oluşturulan ırk eşitliği yönergesinde, özellikle polislik ve hukuki yaptırımlarda boşluklar olup olmadığını araştırmayı öneriyor.

Avrupa’da binlerce insanı sokaklara döken Black Lives Matter protestolarının ardından, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen tarafından yıllık birlik konuşmasında açıklanması beklenen dokümanın AB’nin ırkçılığa karşı yaklaşımında yeni bir dönüm noktası olması bekleniyor.

Taslakta şu ifade geçiyor: “Sadece ırkçılığa karşı olmak yetmez. Irkçılığa karşı aktif olmamız gerekir.” Taslak, ırkçılığı yapısal ve “toplumlarımızın derinliklerine işlenmiş ve kültürel kökenlerimiz ile normlarımıza karışmış” bir olgu olarak tanımlıyor.

Taslak Afrika kökenli Avrupalıların günlük yaşantılarında vahim bir ayrımcılıkla yüzleştiği kararına varan, neredeyse her üç kişiden birinin geçtiğimiz beş yılda ırkçı tacize maruz kaldığını belirten resmi bir raporu içeriyor.

Kolluk kuvvetlerini, sağlık hizmetlerini veya sosyal konutlandırmayı AB kontrol etmiyor. Ancak ayrımcılık karşıtı politikalardan ve AB ajanslarının 27 üye devlette ırkçılık karşıtı politikaları teşvik edip etmediğinden sorumlu. Bu yaklaşım, ulusal hükümetlerle çatışmayı tetikleyebilir.

Planda şu eylemler yer alıyor:

  • Avrupa Birliği Temel Haklar Ajansını, AB üye devletleri ile çalışmaya çağırarak polisin gayri meşru ırksal profil oluşturmasını önlemek ve nefret suçlarının bildirilmesini teşvik etmek.
  • AB Bakanlar Konseyi’nde iptal edilen, kamu sektöründe eşit muameleyi teşvik eden 2008 taslak direktifini yeniden canlandırmak. AB hükümetleri, eğitim ve refah gibi ulusal yeterlilik konularını çiğnediği gerekçesiyle o kanunu engellemişlerdi.
  • 2022 yılı sonuna kadar AB hükümetlerinin ırkçılık karşıtı eylem planları oluşturmasını sağlamak. 27 AB üye devletinden sadece 15 tanesi bu tür planlara sahip iken, mevcut planların da yetersiz olduğu belirtildi.

Taslak, gönüllü ve anonim bir inceleme yoluyla Avrupa Komisyonundaki 33.800 çalışanın oluşturduğu etnik çeşitliliği ölçmeyi ileri sürüyor.

Fransız geleneğinden esinlenen AB kamu hizmeti, personelini etnik kökene göre sınıflandırmıyor. 2017 yılında toplumun farklı kesimlerinin refahını arttırmaya yönelik “çeşitlilik” hamlesi ışığında komisyon,  siyahi, Asyalı ve azınlık kimliğe sahip insanlara önem vermediği konusunda eleştiri toplamıştı.

Çoğunlukla beyazlardan oluşan AB kurumları, siyahi, Asyalı ve azınlık kimliğe sahip Avrupalıların karşılaştığı ayrımcılığı görmezden gelmekle suçlanıyor. Bu kınamayı, “Avrupalı yaşam tarzını” desteklediğini belirten AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Margaritis Schinas’ın Haziran ayında Financial Times’a Avrupa’nın polis vahşetiyle ilgili bir sorunu olmadığını söylemesi körükledi.

Avrupa Parlamentosu üyesi Hollandalı liberal Samira Rafaela, AB’nin ırkçılık konusunda “çok rahat” olduğunu belirtti. Avrupa Parlamentosu’nun ırkçılık karşıtı ve çeşitlilik gruplarında eş başkan olan Rafaela, “Bu eylem planı, AB kurumlarının bu konu üstüne gitmesi gerektiğinin farkındalığını sağlayacak.” dedi.

“Temsil ve çeşitliliğin yetersiz olduğu zaman doğru soruları soramaz ve dünyanızın dışındaki tecrübelerle bağlantı kuramazsınız.”

Önceden Hollanda emniyet genel müdürlüğüne kapsayıcılık konusunda danışmanlık veren Rafaela, AB’yi ulusal kolluk kuvvetlerinin siyahi, Asyalı ve etnik kimliğe sahip kişilere nasıl davrandığını gözlemlemeye çağırıyor. AB ve ABD arasındaki farklılıkları vurgularken, ABD’de yaşananların “polis yetkililerin ırksal profillemeyi bitirmediği sürece Avrupa’da yaşanabileceklerin ciddi bir habercisi” olduğunu belirtti.

Curaçao kökenli Hollandalı bir anne ve Gana kökenli Nijeryalı bir babaya sahip olan 31 yaşındaki Rafaela, Avrupa parlamentosundaki çeşitlilik eksikliğinin kendisini “çok şaşırttığını, bazen de yalnız hissettirdiğini” belirtti.

Schinas’tan daha farklı bir ton takınan Von der Leyen, Haziran ayında Avrupa parlamentosunda AB’nin “ırkçılık hakkında konuşması” ve “dinleyip kınamaktan öteye” geçmesi gerektiğini belirtti.

Avrupa Irkçılık Bilgi Ağı’nda Julie Pascoët, Von der Leyen’in hitabını “Avrupa’daki ırkçılığa karşı bakış açısında ve teşvikte bir dönüm noktası” olarak tanımladı.

Bloktaki yetersiz performansı eleştiren Pascoët, Von der Leyen’in konuşmasının tüm üye devletler tarafından özümsenip ırkçılık karşıtı eylem planlarına dönüşeceğini umdu.  “Fransa’nın ırkçılık karşıtı bir eylem planına sahip olduğunu biliyoruz ancak mevcut vazife hakkında bir bilgiye sahip değiliz.

Almanya’da ırkçılık karşıtı ulusal eylem planı bulunsa da sadece kâğıt üstünde… İtalya eylem planına sahip olduğunu söylüyor ancak sivil toplum herhangi bir şeyin olmadığını belirtiyor.”

Von der Leyen’in takımından iki kişi, başkan yardımcısı Frans Timmermans ile iç işleri yetkilisi Ylva Johansson, AB yetkililerini Haziran ayında yaptığı özel bir toplantı ile birkaç ülkede aşırı sağ uçlardan iktidara kadar ulaşan “büyük değişim teorisi”nin (great replacement theory) artan etkisi hakkında uyardı.

Macaristan’ın başbakanı Viktor Orbán, doğum konusundaki politikalarını desteklemek amacıyla bu fikre başvurdu. Geçtiğimiz günlerde Birleşik Krallık hükümetine ticari danışman olarak atanan eski Avusturalya başbakanı Tony Abbott tarafından “siyasi doğruculuğa karşı koymakla övüldü.”

Muhabir: Jennifer Rankin

Kaynak: The Guardian