Ana Sayfa / Çeviriler / Haber Çevirileri / Avrupa / Brexit ve Trump Sonrası, Fransa’nın Başkanlık Yarışındaki Favori Adayı Endişelenmeye Başladı

Brexit ve Trump Sonrası, Fransa’nın Başkanlık Yarışındaki Favori Adayı Endişelenmeye Başladı

Paris – Gençliğinde papa olmak istiyordu, ancak daha sonra başkan olmayı hedefleyecekti.

Hedefindeki değişikliğe rağmen, Fransız cumhurbaşkanlığı için önde gelen muhafazakâr aday Alain Juppé, bir başrahibin ölçülü disiplinini sürdürdü. Bazıları onun katı şartlarını sıkıcı bulsa da diğerleri mülayim tavrının onu, özellikle ekonomik sıkıntının olduğu ve terörist şiddetinin hüküm sürdüğü bir dönemde Fransa için ideal aday yaptığında ısrarcı. 71 yaşında, sakin ve bir burjuva olan Bordeaux belediye başkanı, çoğu zaman, bir şeyleri çabucak düzelten katı bir büyükbaba olarak görülüyor.

Fakat pek çok insan için -sağda veya solda- Brexit ve Donald Trump döneminde, Juppe’un asıl çekiciliği 2017 seçimlerinde, yeninden dirilen aşırı sağ popülist parti Ulusal Cephe’yi alt edebilecek en güvenilir isim olması. Fransız medyası uzun zamandır onun zaferine kaçınılmaz gözüyle baksa da Trump’ın kazanması Juppe’un destekçilerinin endişelenmeye ve kendi adaylarının kimsenin beklemediği bir yenilgiyle sersemlemiş bir Fransız Hillary Clinton olabileceğini düşünmeye başlamalarına neden oldu.

Pazar günkü ilk başkanlık elemelerine giderken, anketler hala Juppe’ı ilk sırada gösteriyor. Fakat, pek çok yorumcunun Trump’ın zaferinden beri belirtmiş olduğu gibi, anketler Clinton için de tam olarak aynı şeyi söylüyordu ve azar azar Juppe’ın baş rakipleri -Fransa’nın eski başkanı Nicolas Sarkozy ve eski başbakanı François Fillon- onun liderliğine ortak olmaya başladı. Uzmanlar, kazanıp kazanmamasını, Fransa’da genel olarak düşük olan seçmen katılımına bağlıyor.

Alain Juppe ve Hillary Clintion farklı politik sistemlerin farklı politik hayvanlarıdır. Fakat aralarında sarsıcı paralellikler var: yaş, yeterlilik izlenimi ve algılanan bir empati eksikliği. Clinton gibi, Juppe da on yıllarca kamu oyunun en üst seviyelerinde bulunmuştur. Kendisi establishment kanadının demirbaşı; ayrıca çok popüler olmamasını ve uzun kariyerindeki skandalları bile paylaşmasıyla bilinir. Clinton gibi, olası bir geri dönüşü başlattı ve hayatının geç bir döneminde ülkesindeki en yüksek mevkiyi istemektedir. Clinton gibi, alternatifler kabul edilemez görüldüğünden, Juppe pek çok seçmene cazip geliyor. Juppé’nin uzun süredir arkadaşı olan ve Paris’teki Uluslararası Fransız İlişkileri Enstitüsü’nün kurucularından olan Dominique Moisi, “Önemli olan onun ne dediği değil. Önemli olan, onun bir devlet adamı, tecrübeli ve ağırbaşlı bir adam olduğu algısıdır.’’ açıklamasında bulundu.

‘’Tabiri caizse, Trump’ın zaferinden sonra, o, Marine Le Pen’a karşı en iyi siper, kalenin son koruyucusu olarak algılanıyor. Çünkü o, Marine Le Pen’a karşı en iyisini yapardı.’’diye ekledi Moisi.

Buna ilaveten, Marine Le Pen, Donald Trump ile pek çok özelliği paylaşıyor: Onun hiç devlet yönetimi tecrübesi yok ve o Ulusal Cephe’nin evrimini ekonomik korumacılığa ve göçmen karşıtı öfkeye, özellikle İslamofobiye dayanan kuruluş karşıtı ateşli bir partiye doğru devam ettirdi.

Analistler yine de 2017 yılında bir Ulusal Cephe zaferinin mümkün olmadığını; ama Juppé muhafazakâr partinin birincil seçimlerinde Sarkozy’ye karşı kaybederse Le Pen’ın galip olabileceğini söylüyorlar. Ayrıca, Sarkozy’nin, Le Pen ile benzer şekilde sahip olduğu göçmen karşıtı görüşlerin, Le Pen’ı durdurmak için ihtiyaç duyduğu merkez sol ve merkez sağdaki seçmenleri ondan soğutacağını söylüyorlar.

Fransa’nın Sosyalist Partisi, en popüler olmayan ve son terör olaylarına karşı çeşitli tepkileri kendi politik müttefiklerini ondan soğutan François Hollande’ın fırtınalı görev süresinden sonra karışıklık içerisindeyken, geleneksel sol merkezci Juppe’ı 2017 seçimleri için en iyi aday olarak görmeye başladı. Eğer o iş dünyası yanlısı ise, aynı zamanda güvenilir bir şekilde Avrupa yanlısıdır da ve o, keskin olarak bölünmüş bir toplumda, tüm vatandaşlar için kapsayıcı bir konsept olan ‘’mutlu kimlik’ ’ten güç alıyor.

Sol politikaya karşı çıkan Juppé ‘nin Fransa vizyonu -Sarkozy ve Le Pen tarafından savunulan milliyetçiliğin aksine- ulusal kimliğin belirsiz olmasına rağmen kapsayıcı bir kavram olduğu üzerinde duruyor. Özellikle Juppé ‘nin vizyonu Bordeaux belediye başkanı iken beraber çalışmış olduğu Müslüman grupları kucaklaması.

Juppé haklar üzerine bir eleştiri üzerine verdiği cevapta ”Tabi ki Fransa’nın acı çektiğini görüyorum.” diyecekti. ”Peki ya ama Fransa halkına ne söylemeliyim ? Daha çok acı çekeceklerini mi ? Benim mesajım umudun mesajı ve mutlu kimlik işte bununla ilgili.

”Hollande geçirdiği bu kötü yılların sonucunda gelecek seçimi kazanamayacak.” diyen Patrick Weil, Fransa’nın önde gelen göçmenlik tarihçisi ve keskin eleştirmeni, Hollande’nin tartışmalı teklifi olan Fransız vatandaşı olan teröristlerin vatandaşlıktan çıkarılması konusunu eleştirdi.

İnsanlar cumhuriyetlerini saygın bir sağcı ile kurtarmak istiyorlar ve Marine Le Pen ile bunu riske atmak istemiyorlar. Onlar Marine Le Pen-Hollande ya da Sarkozy-Marine Le Pen senaryosu istemiyorlar. Cumhuriyeti riske etmemenin tek yolu Juppé” diye ekleyecekti Weil.

Juppé, Fransa’nın 1990’lı yılların ortalarında başkan Jacques Chirac’ın başbakanı olarak görev yapıyordu. Emekli maaşları için kesinti önerisi getirdiği zaman binlerce protestocu tarafından sokaklarda protesto edilmiş ve haftalarca olan grevleri ateşlemişti. Bu onun soğuk teknokrat olarak kamusal imajının kaynağıydı ve bu kampanyası boyunca mücadele etmek durumunda olduğu bir görüntüydü.

Daha Sonra Juppé, bir mahkeme liderliğinde Fransa’nın merkez sağ partisinin yasadışı olarak Paris’teki belediye binasındaki görevlileri çalıştırdığına karar vermesinin ardından 2004’te hapis cezasına çarptırıldı. Juppé’nin destekçileri, mahkumiyetinin şimdiye kadarkinden çok daha önce bozulmuş olan bir sistemi yansıttığını ve çoğu seçmenin bu talihsiz bölümü unuttuğunu söylemekte gecikmediler.

Ancak Marine Le Pen kesinlikle onlardan biri değildi. Haziran ayında Fransa’nın L’Opinion gazetesine verdiği demeçte: “[Juppé], mücadele ettiğimiz sistemin sembolü o kadar; adaylığı arzuladığım siyasi hayatı yeniden inşa etme sürecini hızlandırabilir. ‘’ dedi.

Juppe cezasını tamamladıktan sonra 2 yılını daha Quebec’te harcadı. 2006’da kendini Fransa’da Bourdeaux’un belediye başkanı olarak yeniden keşfetti. Bu noktada, yerel ekonomiyi güçlendirerek ve kentin profilini, özellikle bu yıl Garonne Nehri kıyılarında açılan 81 milyon Euro’luk şarap müzesiyle birlikte turist çekiciliğini artırarak, büyük ölçüde başarılı oldu.

Ancak bu son başarılar onu birincil yapmayabilir ya da cumhurbaşkanlığını kazandırmak için yeterli olmayabilir ve ABD seçimlerinde bir kariyer politikacısının paylaştığı kader Alain Juppé’yi de bekliyor olabilir.

‘’Birincillik çok daha karmaşık hale geliyor.’’ diyen Moïsi, Juppénin rakiplerinin popülerliğinin arttığına ve Juppénin avantajının günden güne azaldığını söyledi.

Kaynak: https://www.washingtonpost.com/world/europe/in-the-era-of-brexit-and-trump-frances-presidential-frontrunner-starts-to-worry-can-a-bland-bordeaux-mayor-stop-marine-le-pen-from-becoming-frances-trump/2016/11/18/46a69b1c-acd0-11e6-8f19-21a1c65d2043_story.html

Çevirenler Hakkında 


Ulaş Deniz Tümkaya
Boğaziçi Üniversitesi – Tarih Bölümü


Atilla Arda Beşen
İstanbul Üniversitesi – Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir