Ana Sayfa / Yazılarımız / Siyaset / Film Analizi / Black Mirror, 2. Sezon 1. Bölüm (Hemen Döneceğim) Post-Modern Bağlamda İnceleme

Black Mirror, 2. Sezon 1. Bölüm (Hemen Döneceğim) Post-Modern Bağlamda İnceleme

Radyo: Birden çok organı eksik kişileri tekrar ayağa kaldırmayı hedeflemiş olan akıllı yapay beden denemelerinin başarılı olması büyük bir çığır açan buluş olarak alkışlanmıştır.

Hemen Döneceğim

Black Mirror dizisinin 2. Sezonu, 2013 yılında yayınlanmıştır. Dizi, bir önceki sezonda olduğu gibi farklı karakterlerle farklı konuları işlemektedir. Ancak bütün bölümler ortak bir noktada kesişmektedir: “Hız, haz” beklentileri ile yaşamak ve “teknolojik gelişmelerin sağlıksız ilerlemesi” ortak konular olmuştur. İkinci sezonun ilk bölümü olan “Hemen Döneceğim” de benzer bir konuyu işlemektedir.

Bölüm yağmurlu bir günde kocasına benzin istasyonundan kahve alan Marta’nın araca binmeye çalışmasıyla başlamaktadır. Çalışmasıyla diyoruz çünkü kocası teknolojik aletlere bağımlıdır ve o esnada telefonu ile ilgilendiği için onu duymamaktadır. Tam bu esnada radyodan haber yayını yapılmaktadır. İlk izlemede çok da dikkat çekmeyen haber şu şekildedir: “Birden çok organı eksik kişileri tekrar ayağa kaldırmayı hedeflemiş olan akıllı yapay beden denemelerinin başarılı olması büyük bir çığır açan buluş olarak alkışlanmıştır.” Bu haber seyircinin, o dönemde teknolojik gelişmelerin ne kadar ilerlediğini anlamasına yardımcı olması için yapılmış küçük bir ayrıntı gibi düşünülse de ilerleyen dakikalarda bölümün konusu olduğu anlaşılacaktır.

Marta ile kocası Ash sıradan bir hayat yaşamaktadırlar. Ancak bahsi geçen geceden bir gün sonra Ash evden çıkar ve geçirdiği bir trafik kazasında hayatını kaybeder. Marta’nın hayatı altüst olur çünkü kocasını çok sevmesinin yanı sıra aynı zamanda da hamiledir. Marta’nın çok üzgün olduğunu gören bir arkadaşı ona yardımcı olabilecek bir uygulama önerir. Kocasının sosyal medyayı yoğun kullandığını, bütün hesaplarında yapmış olduğu paylaşımları, bir programa yükleyerek yapay zeka yani bir simülasyon geliştirebileceğini söyler. Ancak Marta o an sert bir cevap vererek arkadaşının teklifiyle ilgilenmeyecektir. Ancak kocasını kaybetmenin üstesinden de gelemeyecektir. Arkadaşının teklifi aklına gelir ve kocasının simülasyonunu oluşturmaya karar verir.

Baudrillard, post modern birey tarafından oluşturulan toplumsal simülasyon için: “Bundan böyle bir arazinin, göndergesel bir varlığın ya da tözün simülasyonu değil. Simülasyon, kökenleri ya da gerçekliği olmayan bir gerçekliğin modelleri tarafından yaratılır. Bir hipergerçek.” der ve devam eder: “Bundan böyle hipergerçekliğin simüle edici boyutunu bünyesine dahil eden, bütünüyle –politik, toplumsal, tarihsel ve ekonomik- gündelik gerçekliktir” der. Yani Marta’nın kocasının simülasyonunu yapması ve onunla gerçekmiş gibi iletişimde olması Baudrillard’ın ifadesine örnek teşkil etmektedir.

Burada belki dikkat edilmesi gereken bir başka şey, Ash’ın sosyal medyayı bu kadar yoğun olarak kullanması ve ölümünden sonra kendisinin paylaşımlarıyla yapay zeka üretilmesi. İşte bu tam olarak insanın gerçek yaşamdan soyutlanarak kendisine simülasyon oluşturmasına verilecek güzel bir örnektir.

Marta ilk anda kabul etmese de daha sonra merakına ve yalnızlığına yenilecektir. Uygulamayı kurarak e-posta aracılığıyla mesajlaşmayla başlayacaklarıdır. Süreç kocasını taklit eden uygulamanın cevap vermesiyle devam eder. Daha sonra program ondan video ve ses dosyalarını yüklediği takdirde, sesli olarak iletişime geçebileceklerini söyler. Program sosyal medya hesaplarında geriye doğru giderek Facebook, Twitter, Instagram ve diğer hesaplarda açık olarak yapılan bütün paylaşımları tarar. Marta sadece hamile olduğu söylemek ve daha sonrasında kullanmak istemediğini belirterek uygulama ile yani kocasıyla mesajlaşmaya başlar. Ancak kocasının simülasyonu ile konuşmak hoşuna gidecektir. Daha sonra telefonda birbirlerinin seslerini duyarak konuşmaya başlayacaklardır. Marta bu esnada delirdiğini bile düşünmüştür. Ancak bu aşamadan sonra ölümün üstesinden gelmeye başladığını görecektir. Telefonda konuşarak birlikte yaptıkları aktiviteleri yapmaya başlamış bu konuşmalar ona masumane gelmiştir. Ancak yaklaşmakta olan, Baudrillard’ın kutsal üçlüsü: “simülasyon, hipergerçeklik ve içe dönük patlama”dır.

Bir sahnede Marta, kocası Ash ile telefonda konuşarak doğa yürüyüşü yapmakta ve anılarını konuşmaktadırlar. Marta Olayı anlattıktan sonra “… daha sonrasında çileden çıktın.” demiştir. Uygulama ona “çileden çıkmak” nedir diye sormuştur, Marta bu tür şeyleri her seferinde normal karşılamış ve izah etmiştir. Bu durum Baudrillard’ın “Gösterge bilim”i ile açıklanabilir. Baudrillard, dil sadece sistematik terimler dizisi değildir der. Her zaman karşılaştığımız şeyler için terimler üretmiyoruz. Eğer öyle olsaydı çevirmenlik sorun olmaz ve herkes ortak ihtiyaçlarını aynı şekilde ifade ederdi ancak sözcükler kültürel bir ifadedir. “Gariban, felek” nasıl Türkçe’den başka bir dilde kullanıldığında herhangi bir anlam ifade etmiyorsa, yazılım için “çileden çıkmak” ifadesi de herhangi bir anlam ifade etmiyor. Çünkü onun kodlarında böyle bir ifade yok.

Marta bir defasında uygulamaya kocası Ash’ı anlatacaktır. “…İşte böyle iyi birisiydin” diyecektir. Ash ona “sanki burada değilmişim gibi konuşma” demiştir. Marta artık gerçekten Ash’ın varlığına inanmaya başlamıştır. Sürekli yalnızlık ortamı içerisinde arkadaşlık, dostluk arayışlarına simülasyon ile yanındaymış gibi inanmaktadır. Bunların hepsi aslında bir evcilik oyunudur.

Marta çocuğun cinsiyetini öğrenmek için hastaneye gider, çocuğun kalp atış sesini kaydeder ve Ash’a dinletmek ister, Ash ile telefonda konuşurken telefonunu düşürür ve telefon kırılır. Marta biranda ağlamaya başlamıştır çünkü Ash’ı kaybettiğini veya kırdığını düşünmüştür.  Yeni telefon almış ve Ash’dan özür dilemiştir. Ash bu durumun sorun olmadığını kendisinin “bulut”ta olduğunu ve eğer isterse içinde bulundukları durumun bir başka  düzeyinin mevcut olduğunu söylemiştir. Buradan bir çıkarım yaparsak, Baudrillard’ın ifadesiyle, bir hizmet sektörünün içindeyiz ve sürekli olarak yeni şeyler istiyoruz çünkü bulunduğumuz anda her şeyi çok kolay tüketebiliyoruz.

Ash’ı yeni düzeyde artık bir insan bedeninin içinde görüyoruz. Marta, ilk anda alışmamış olsa da sonraki günler insanmış gibi olan bu robotla fazlasıyla samimi olacaktır.

Bölümün sonuna gelirken Marta bu simülasyonun işe yaramadığını sahte olduğunu anladığını söylüyor. Ve onun yataktan aşağı kata gönderiyor, Ash yani robot hiç itiraz etmeden gitmek için kalkıyor. Marta burada daha büyük bir hayal kırıklığı yaşıyor çünkü gerçek Ash’ın itiraz edeceğini, gitmek istemeyeceğini ve kavga edeceklerini söylüyor. Sonrasında robota hiçbir şey ifade etmediğini söyleyecektir. Böylece hipergerçeklik, gerçek ve gerçek olmayan arasındaki ayrımlar bulanıklaşmaya başlamaktadır. “Hiper” öneki gerçeğin daha fazla gerçek olduğunu ifade eder. Burada da Ash’ın robotu, Ash kadar gerçektir ama artık hiçbir duygu ve his ifade etmemektedir. Kendisiyle, Boudrillard’ın söylemiyle “sanrısal bir benzeşlik”le rötuşlanmıştır ve tazelenmiş bir gerçek olur. Marta robottan gerçeğin önüne geçmiş bir gerçeklik beklemektedir lakin geldiği son noktada bunun olamayacağını anlamış ve bir çöküş yaşamıştır.

Boudrillard’ın post modern toplumu açıklamak için kullandığı kilit kavramlardan bir tanesi olan “İnfilak edip içe göçme kavramı” burada artık kullanılabilecektir.  Marta robotu o gece kovmuştur ancak sabah kalktığında bahçe kapısından çıkmadığını görür. Ash, aktivite edildiği yerden 25 metreden fazla uzaklaşamadığını söylemiştir. Marta, Ash’ı alarak evlerinin yakınlarındaki kayalıklara giderek onun aşağı atlamasını isteyecektir. Burada karakterin, içe çöküşünü, nihilizme doğru savrulmasını daha iyi görebiliriz. “Atla! Sen zaten sen değilsin. Sen kendinin bazı kıpırtılarısın. Bir geçmişin falan yok. Bir temsilden fazlası değilsin!” der. Ancak yapamaz. Burada nihilizmden bir çıkıştır ancak daha fazlası değildir. Arada kalmışlığı devam eder.

Yaklaşık on yıl geçmiş kızı büyümüştür. Anladığımız kadarıyla durumu kızı da bilmektedir. Ash çatı katında yaşamaktadır ve oradan asla inmemektedir. Marta ise gerçek ile bir simülasyon arasında kalmış olarak hayatına devam eder.

Son sahnede Marta’nın yüz ifadesinden durumdan memnun veya olmadığı anlaşılmamaktadır. Lakin şu söylenebilir ki bu durumun Marta için bir kazanımdan ziyade bir kaybediş biçimidir. Gerçekliği,  hisleri, duyguları kaybediş biçimi.

Yazar Hakkında

Ertuğrul Gazi Kefinsiz / TESAD Yazı Birimi Direktörü

Yıldız Teknik Üniversitesi

Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir