Ana Sayfa / Haber Çevirileri / Avrupa / Birinci Yılında Brexit “AB Daha da Güçlendi” Peki Kaybeden Kim ?

Birinci Yılında Brexit “AB Daha da Güçlendi” Peki Kaybeden Kim ?

Çeviren: Buğra ÖZSAYDI

Geçen sene 24 Haziran sabahı ellerimde kahve fincanı ile televizyona kitlenip kaldım. Birbirimizi “Avrupa Nesli” olarak tanımladığımız bir Alman arkadaşım odaya girdi ve “Ne oluyor?” diye sordu.”Ayrılıkçılar kazandı ve Başbakan istifa etti. Bundan kim sorumlu, ne oluyor kimsenin bir bildiği yok! ” dedim. “Şaka yapıyorsun” dedi.

Ne yazık ki, bu bir şaka değildi. O tarihten sonra Brexit, daha önce duyduğumdan hep daha iğrenç gelmeye başladı, fakat Kraliçe’nin bu haftaki konuşmasında Avrupa Birliği bayrağını andıran şapkası ve kıyafeti, ülkenin elitlerine bir mesaj olarak nitelendirildi. Bu gerçekten olumlu bir şeydi. Kim bilir?

Bildiğimiz tek şey şu ki, birinci yılını dolduran bu oylama henüz daha dün gibi, tabi sonuçları da. Bu sonuçlar makus oldukları kadar derindir de. Mesela İngiltere kendi imajı ve dış dünya ile olan ilişkilerinde çoğu açıdan kendini başka bir ülke gibi hissediyor.

Oylamanın ortaya çıkardığı ayrışmada henüz ortadan kaybolmuş değil. Başbakan, Brexit’in ulusu daha da birleştireceğini düşünmesine rağmen aslında kendini kandırıyor.%52 ye %48 gibi bir oylamada %48lik kesmin kaybettikleri için yas tutmalarına karşın %52 lik kesimde “kaybedecek” lerinden dolayı bir korku içinde.

Haziran ayında Avrupa Birliği’nde kalma ve ayrılma bloklarının liderleri Will Straw ve Matthew Elliot bir Think Tank kuruluşunun Londra’da düzenlediği ‘’Değişen Avrupa’da Birleşik Krallık’’ konulu platformda bir araya geldiler. Bu panel aslında referandum sonrası bir etkinlik olarak düzenlendi. Bağırmalar,tezahüratlar,homurdanmalar,alay etmeler hat safhadaydı.

Bu belki de iyileştirici bir prova olabilirdi.Benim için en önemli meşgale bu sürecin kendisidir.Bir ülkenin geleceğini belirlemek üzere yapılan referandumda salt çoğunluk ne kadar etkili olabilir ya da %49,5 a %50,5 olsaydı hangi taraf kazanmış hangi taraf kaybetmiş olacaktı?

Politikacılarımız bu konuda minimum bir katılım derecesi veya bir eşik koyma konusunda nasıl böyle ihmalkar olabilirler?Hangi ülke olursa olsun anayasanın değiştirilmesi konusunun ehemmiyeti standarttır. Muhafazakar hükümet bundan sonra 4 puanlık fark için ülkenin geleceğini riske atabilir mi?

Pazartesi gecesi Straw ve Elliot’ı  kararsızlıkları va rolmasına karşın oylama kampanyasında yapılan hesap yanlışlarının sorgulanmasının artık bir değeri yok.Ortada daha büyük bir sorun var ve bu sorunda kolay kolay ortadan kalkacak gibi durmuyor.Üstelik bu sorun Birleşik Krallık için keskin bir sosyal ve politik ayrışma içeriyor.

Kıta geneline bakacak olursak,27 AB devleti ekonomik ve siyasi olarak şuan eskisinden daha güçlü görünüyor.

Brexit’in yansımaları hakkında felaket tellallığı yapan tahminlerin çoğunun ise kısa sürede yanlışlığı ortaya çıktı.

Bunlardan birincisi İngiltere’nin ayrılması yönünde çıkacak bir sonucun diğer üye devletlere emsal oluşturacağıydı; fakat ABD merkezli bir araştırma şirketi olan Pew  ‘in yaptığı bir ankete göre Avrupalılar, AB’nin değerini eskisinden daha iyi biliyorlar ve daha fazla inanmaya ve desteklemeye başladılar. Buna örnek olarak Avusturya, Hollanda ve Fransa’da ayrılma yanlısı partilerin seçimleri kaybetmesi de verilebilir. Tüm bunlar Brexit’in ve benzerlerinin kaçınılmaz olduğunu savunanları pes ettirdi ve ortak savunma ve Euro’nun güçlendirilmesi projesine geri döndürdü.

Buna rağmen 27 Üyeli AB halen her konu üzerinde mutabakata varamıyor.Göç meselesi Eski Avrupa-Yeni Avrupa ayrımı yaptırmaya devam ediyor ve bu da 2 başlı bir AB modeli olduğu imajı veriyor. Oysa Brexit oylamalarının hızlı etkisi gerçekten de AB’yi güçlendirmiş gibi gözüküyor. Bu da Charles De Gaulle’nin Birleşik Krallık’ın AB’ye alınması sürecinde muhalefet olmasının bir bilgelik olarak nitelendirileceği de kabul edilebilir bir gerçektir.

Orijinal Avrupa Projesinin hatırası var oldukça Birleşik Krallık ile Avrupa’nın geri kalanı arasında uçurum iyice açılacak.

Bu arada, Almanya’nın barış içinde yeniden birleşmesi ve Sovyet tehdidine karşı daha güvenli bir Avrupa’nın mimarı olan Eski Alman Şansölyesi Helmut Kohl’un vefat haberi üzerine Angela Merkel bir açıklama yaptı ve onun yaptıkları ile tarih sahnesinde kendine önemli bir yer ayırdığını söyledi.

Avrupa Birliği Temmuz ayı içerisinde onun için bir anma programı düzenlemek istiyor fakat nedense İngiltere medyası ve İngiliz Politikacılar bu konuda sessiz kalıyor. Şunu bilmeliler ki, Helmut Kohl’un ölümüne karşı kayıtsız kalmak ,bizimde bir parçası olduğumuz Avrupa kıtasının tarihine kayıtsız kalmak demektir.

Ortak Pazarın kurulduğu Roma Antlaşmasının üzerinden 60 yıl geçmişken tüm bu gelişmeler daha güçlü bir AB fikrini destekler mi? Ve bunu gerçekleştirebilir mi? Eğer bu gerçekleşirse asıl kaybeden kim olur? Bunu da not düşmemiz gerek…

Kaynak: http://www.independent.co.uk/voices/brexit-vote-referendum-one-year-ago-eu-europe-more-unified-theresa-may-loss-ours-a7803401.html

 

Çevirmen Hakkında

Buğra Özsaydı
Selçuk Üniversitesi
Uluslararası İlişkiler 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir