Ana Sayfa / Yazılarımız / Tarih / Avrupa Tarihi / BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞINDAN İKİNCİ DÜNYA SAVAŞINA ALMAN SİLAH TEKNOLOJİSİ

BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞINDAN İKİNCİ DÜNYA SAVAŞINA ALMAN SİLAH TEKNOLOJİSİ

Dünya Savaşı, adında da anlaşılacağı gibi dünya geneline yayılmış ilk savaştır. Birçok devlet topyekün savaşa girmek zorunda kalmıştır. Tarihte daha önceki savaşlar genel itibari ile denizde, kuşatma yahut bir ovada meydan muhaberesi şeklinde olmuştur. İstisnalar tabi ki olmuştur. Savaşın geniş alana yayılması daha önce tecrübe edilmeyen yeni savaş alanlarının doğmasına sebep oldu.

Orduların bu yeni savaş alanlarında başarılı olması için yeni teknolojiler geliştirildi. 1.Dünya Savaşı siper savaşını yaygınlaştırmıştır. Almanya siperlerde klor gazını kullanarak tarihteki ilk kimyasal saldırıyı gerçekleştirmiştir. Fakat itilaf devletleri gaz maskesini kullanarak bu saldırıların etkisini azaltmıştır. Piyade tüfeklerinin atış hızları artırıldı. Yarı otomatik tüfekler dikkat çekti.Almanlar Gewehr 98, Ruslar Mosin-Nagant, İngilizler Lee-Enfield ve Japonlar Type 38 tüfeklerini kullanmıştır. 7.62’lik fişekle çalışması Mosin-Nagant’ı değerli kılmış ve Türk ordusu tarafından da Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı sırasında kullanılmıştır.

Bu silah keskin nişancı tüfeği olarak da kullanılmıştır. 2. Dünya Savaşında, Rus kahramanlarından dünyaca ünlü keskin nişancı Vasili Zaytsev de bu silahı kullanmıştır. Gemilere karşı kullanılan toplar güçlendirildi. İngilizler ilk defa batı cephesinde tankı kullandı. Tankın geliştirilme amacı siper savaşı çıkmazından çıkmaktı. Almanlar ise tank geliştirmek yerine kendilerini tanksavar geliştirmeye adadı.

Alman yapımı Maschinengewehr 08 (MG08) makineli tüfek donanımlı Osmanlı birliği (İkinci Gazze Muharebesi sırasında, Tel el-Şeriye, 1917)

Fakat ilk geliştirilen tanklar tabi ki çok üst düzey öelliklre sahip değildi ama o zamana kadar hiç görülmemiş bir silah olduğu için oldukça göz korkutucuydu. O yıllar cephede olan Adolf Hitler tanklardan oldukça etkilenmiş ve bu durum 2. Dünya Savaşı’nın Almanya açısından en güçlü kozlarından olan Panzer ve Tiger tanklarının geliştirilmesine neden olacaktı. Denizde ise menzili oldukça artırılmış gemiler kullanıldı. Gemilerin zırhları güçlendirildi. Almanlar ise tarihteki ilk denizaltı kabul edilen u-botlar ile Abd ve İngiltere arasında ikmal yapan gemilere büyük kayıplar verdirtti. Tabi ki denizaltıların sulara inmesi ile İtilaf Devletleri önlemler almak zorunda kaldı ve sonar geliştirildi. Uçaklar ise istihbarat toplamak ve düşmanın istihbarat toplamasını engellemek için kullanıldı. Çok az da olsa düşman demiryollarının ve trenlerinin bombardımanında kullanıldı. Almanlar ise zeplinlerle İngiltere’ye bombardımanlar gerçekleştirdi. Ancak zeplinler ağır ve korumasız olduğu için kısa süre içinde rafa kaldırıldı.

İngiliz Mark-1 Tankı

Mega Tanklar

1.Dünya Savaşında onbaşı olan Adolf Hitler, topların ve tankların ağır ateş gücüne hayran kaldı. Modern savaşların daha çok asker ile değil, gelişmiş silahlar ile kazanılacağına inanıyordu. 1. Dünya Savaşı sonrası yapılan anlaşmalar gereği Almanya tank projesi geliştiremiyordu.Hitler, 1 Dünya Savaşında kaybedilenler için intikam sözü vererek iktidara geldiğinde gizli silah projelerine start verdi. Hitler, savaşların mobilize olması gerektiğini düşünüyordu. Çünkü tanklar sayesinde uzun süren ve yorucu savaşlar artık olmayacaktı.

Hitler’in projelerinden biri olan Panzer-1, 1934 yılında ortaya çıktı. 5.8 ton ağırlığındaydı. Hitler bu tanka hayran kaldı çünkü 1.dünya savaşında gördüğü İngiliz Mark-1 tankından tam 8 kat daha hızlıydı. Saatte 39 km yapabiliyordu. Bu onu o zamana kadar üretilmiş en hızlı tank yapıyordu. Fakat sadece 1.8 metre yüksekliğindeydi ve içine 2 kişi sığabiliyordu. Ayrıca topu yoktu.

Panzer-1 kesinlikle Hitler’in kafasında düşündüğü modern savaş tarzına uygun değildi. Panzerlerin geliştirilmesi gerekiyordu. 1935’te üretilen Panzer-2 tankıyla mürettebat sayısı 3’e yükseldi. Ancak Panzer-2’deki en büyük değişiklik 20 mm’lik topun eklenmesiydi. Hızı ise 45 km/saat olmuştu.

Onların hemen ardından geliştirilen Panzer-3 ve Panzer-4’te toplar büyüdü. Tankların hızları arttı. Doğal olarak tanklar da büyüdü. 1394’te üretilen Panzer-1, 5.8 ton iken 1939’da üretilen Panzer-4, 20 tondu. Bu tanklar ilk olarak 1939 yılında ki Polonya işgalinde kullanıldı. Kullanılan tankların hızı yıldırım savaşı kavramının ortaya çıkmasına sebep oldu.

Propaganda filmlerinde Ruslar işe yaramaz çiftçiler olarak gösteriliyordu. Ancak Alman ordusu Rus T34 tankıyla karşılaştı. Bu onlar için bir şok etkisi yaratmıştı. Çünkü T34 tankı, Panzer-4 ten daha hızlıydı ve daha yüksek ateş gücüne sahipti. Ayrıca T34 daha iyi bir zırha sahipti.T34 tankına karşı bir tank geliştirilmesi gerekiyordu. Hitler bunun için zekasına hayran olduğu Ferdinand Porsche’ye başvurdu.

Porsche daha önce hiç tank tasarlamamıştı. Fakat bizim kaplumbağa diye adlandırdığımız Volkswagen Beetle onun eseriydi. Hitler, aslen uçaklara karşı üretilmiş olan Flak-88 mm topun tanklara karşı etkili olabileceğini düşünüyordu ve 88’lik topun tanka monte edilmesini istiyordu. Ancak tankın bu topu taşıyabilmesi için Panzer-4 e göre hacimce 2 kat büyümesi ve 60 ton olması gerekiyordu.

Porsche aile otomobilinden ölüm makinesi üretimine geçmişti. Porsche o zamana kadar süre gelen klasik tank tasarımını düşünmüyordu. Dizel elektrik motorunu tanka koymayı düşündü. Böylece şanzıman ortadan kalkacak ve motor daha az yer kaplayacaktı. Bu o zamana kadar görülmüş olağanüstü devrimci fikirlerden biriydi.

Ayrıca Hitler daha sonra Henschel firmasından da Tiger tasarımı yapmasını istedi. Hitler’inde izlediği bir testte iki Tiger modeli hünerlerini sergiledi. Ancak Porsche’nin modelinde bir sorun çıktı. Motor arıza verdi. Böylece Henschelin modeli üretime geçti. Ayrıca Porsche’nin bu müthiş yenilikçi fikri otomobillere ancak 1990 yılında uygulanabilecekti. Sonunda ortaya bir savaş makinesi çıkmıştı. Tek bir Tiger’a 10 Sherman tankı saldırıyordu. Aynı durum T34’ler içinde geçerliydi. Tiger tankı savaş alanında müthiş zaferler kazanmaya başladı. Fakat Tiger tankları çok karmaşıktı ve arızalanınca tamir etmesi oldukça zordu. Mürettebata resimli kullanım kılavuzu bile dağıtılmıştı.

Arızalanıp terk edilen Tiger sayısı düşman tarafından etkisiz hale getirilen Tiger sayısından fazlaydı. Savaş boyu sadece 1300 Tiger üretildi. Fakat ABD buna karşılık 50 bin Sherman tankı üretmişti. Rusya ise traktör fabrikalarında oldukça fazla T34 üretiyordu. Tigerlar üstün dayanıklılık ve atış gücü ile zayıf ama sayıca üstün düşman tanklarına direnmeye devam etti.

4 KATLI BİNA BÜYÜKLÜĞÜNDE BİR TANK: SCHWERER GUSTAV

Hitler her şeyin büyük olmasını istiyordu. Büyük uçaklar, büyük tanklar, büyük toplar, büyük cepheler ve büyük silahlar. Çünkü büyük silahların savaşı kazanmanın anahtarı olduğunu düşünüyordu. Bunlardan birisi 1350 tonluk bir canavar olan Schwerer Gustav’dır. Panzer-1’den tam 232 kat daha ağır bir tanktan bahsediyoruz. Devasa bir mermisi vardı.Bu mermi, 10 metrelik betonu 1 metrelik çeliği delebilecek güçteydi. Bu o zamana kadar görülmüş en yıkıcı silahtı diyebiliriz. Ancak ağırlığı sebebiyle kendisi için üretilmiş demiryolunda ilerleyebiliyordu.

Bu canavarı kullanabilmek için 2500 kişilik bir mürettebata ihtiyaç vardı. Ayrıca topun namlusu 48 atıştan sonra kullanılamaz hale geliyordu. Ayrıca çok büyük olduğu için hava saldırılarına karşı açık hedefti. Sadece bir tane üretildi. Almanlar Barbarossa Harekatı’nın Sevastopol Kuşatması’nda Sovyetler Birliği’ne karşı kullanmışlardır. Savaş sonrasında silahı ele geçiren ABD, silahın Rusların eline geçmesinden korkarak parçalamıştır.

Diğer mega tank projesinden biri Gustav’a göre daha makul olan Porsche tarafından tasarlanmış Panzer VIII Maus’dur. 188 ton ağırlında olan bu tanktan sadece 1 tane üretilmiştir. 30 metrede 1 litre benzin yakıyordu. Petrol için cephelerin açıldığı düşman uçaklarının en önemli hedeflerinin arasında petrol işleme merkezlerinin olduğu, Almanya tarafından savaş sonunda üretime geçirilmiş ve aktif olarak hava savaşlarında kullanılmış ilk jet kabul edilen savaşın kaderini değiştirebilecek nitelikteki Messerschmitt Me-262 uçağının benzin olmadığı için uçamadığını düşündüğümüzde bu denli fazla benzin yakan gereksiz tankların geleceğinin olmadığı aşikardı.

İNTİKAM FÜZELERİ (V1)

İnsansız hava araçları ve Cruise füzelerinin atası. Askeri havacılık tarihini değiştirecek olağanüstü bir silah. Adolf Hitler iktidara geldiğinde ağır bir silahlanma programı başlatıldı. Hitler, dünya egemenliğini garanti altına almak ve fanatik askeri hırslarını gerçekleştirmek için geleceğe yönelik deneysel silahların geliştirilmesini talep etti. Ortaya çıkacak silah ile dünya savaş tarihinde ilk defa bir devlet düşmandan uzak bir şekilde kendisini tehlikeye sokmadan düşmana füze fırlatabilecekti.

Fritz Gosslau, Alman Hava Kuvvetleri Luftwaffe için insansız hava araçları üstünde çalışan bir mühendisti. Geliştirdiği insansız ve uzaktan kumanda ile kontrol edilebilen maket uçaklar oldukça dikkat çekti. Bu uçaklar ilk önce uçaksavar birliklerini eğitmek için kullanıldı. Gosslau’nun aklında daha farklı bir fikir vardı . Uçaklarına bomba yükleyerek bombardımanlar yapacak ve sonra uçak üsse geri dönecekti. Bu fikire ‘derin ateş’ adını verdi. Oldukça dikkat çekici ve çağın ötesinde bir fikirdi. Gosslau, aralıklarla çalışan jet motoru üzerinde de çalışıyordu. Bu motor oldukça güçlüydü ayrıca yapımı maliyetli değildi. Ancak motor çalıştıktan belli bir süre sonra infilak ediyordu. Bu motoru pilot olan bir uçakta kullanmak imkansızdı. Gosslau’nun aklına müthiş bir fikir geldi. Jet motorunu insansız hava aracına monte edecekti.

O sıralar Gosslau, bir şans eseri uçak tasarımcısı Robert Lusser ile tanıştı ve ona projesinden bahsetti. İkilinin ortak çalışması sonucu ortaya V1 füzesi çıktı. Füzenin menzili ortalama 250 km idi. Boyu 8 metreden fazla, kanat açıklığı ise 5.3 metreydi. Saatte 630 km hız yapabiliyordu. V1’ler çok az da olsa uçaklarda kullanıldı. Ancak asıl olarak yere inşa edilen fırlatma rampalarından fırlatılıyordu.

1943’te müttefikler Hamburg’u bombalamış ve Almanya büyük bir şok yaşamıştı. 3 gün süren saldırılarda yaklaşık 50 bin Alman ölmüş ve tarihi şehir yerle bir olmuştu. Hitler, intikam saldırısı yapmak için V1’in biçilmiş kaftan olduğuna inanıyordu. Bombardımanlardan korunmak için yeraltı madenlerine V1 fabrikaları kuruldu.

Fransa’ya inşa edilen ve günümüze kadar kalıntıları kalan fırlatma rampalarından fırlatılacak V1’lerin hedefi Londra idi.1944 yılında sabah saat 4’te ilk fırlatma emri geldi. Ancak Londra’ya sadece 1 füze isabet etmiş ve 6 kişi ölmüştü. Beklenilen etkiyi yaratmamıştı. Mayıs 1944’te binlerce V1 füzesi fırlatıldı. Binlerce Londra’lı öldü. Fakat müttefikler çoktan Normandiya’ya çıkmıştı. V1’ler geç kalmıştı.

V2 FÜZELERİ

1920’li yıllarda Almanya’da roket çılgınlığı başladı. Her önüne gelen roket yapmaya çalışıyordu. Ancak roketler o yıllarda yakıt olarak barut kullanıyordu. Bu da roketlerin menzilinin birkaç yüz metreden fazla olmamasına neden oluyordu. Ayrıca barut roketi tehlikeli kılıyordu. 1930’ların yılların başında Wernher Von Braun, roketlerde sıvı yakıt kullanma denemeleri yapıyordu. Alman ordusunun dikkatini çekti.

1935 yılında Hitler, füze üssü kurulması emrini verdi. Wernher Von Braun bu göreve seçildi. Wernher Von Braun, Ay’a insan taşıyan ilk roketi yapmak istiyordu. Uzaya gitmek en büyük hayallerinden biriydi. Peenemunde de o zamana kadar görülmüş en ileri teknolojili askeri araştırma merkezi kuruldu. Merkezde V2 başta olmak üzere çağın ötesinde bir çok silah geliştiriliyordu.Sadece V2 roketinin geliştirilmesi için günümüzün parasıyla 35-38 milyar dolar arası yatırım yapıldı.

O yıllarda bilgisayar simülasyonları olmadığı için deneme yanıma yolunun kullanılması gerekiyordu. Bu da geliştirme süresinin uzun sürmesine neden oluyordu. Yıllar boyu yapılan denemeler sonunda nihayet V2 ortaya çıktı. Yaklaşık 5700 km/s bir hıza sahipti. 14 metrelik yüksekliğe sahipti.

Ortaya çıkan bu silah dünyanın ilk balistik füzesiydi. Ateşlendiğinde Londra’ya ulaşması sadece 3 dakika sürüyordu. 6 ayda 3 bin V2 fırlatıldı. Ancak büyük bir etki yaratamadı. Ortaya çıkan silah savaşın kaderini değiştirebilecek niteliğe sahipti ama çok geç kalınmıştı. Wernher von Braun, 1945’te ABD’ye teslim oldu. Çalışmalarına NASA da devam etti. Neil Amstrong’u Ay’a taşıyan Satürn 5 roketini tasarladı. Braun’un hayalleri gerçek olmuştu. V2 savaşı kazanamadı ama insanlık tarihinin yönünü değiştirdi.

PİYADE TÜFEKLERİ

Dünya Savaşında Alman Ordusu, 1898 yılında tasarlanmış Gewehr 98 kullanıyordu. 500 metre etkili menzile sahipti. Dürbün ile etkili menzil 800 metreye kadar çıkabiliyordu. 7.92×57 mm mühimmat kullanıyordu. Etkili bir atış gücü vardı. Döneminde oldukça üst düzey bir silahtı. Dolayısıyla Osmanlı İmparatorluğu ve Cumhuriyetin ilk yıllarında TSK tarafında da kullanıldı. 1935 yılında Alman ordusu bu silah üzerinde ufak değişiklikler yaparak Karabiner 98K’yı ortaya çıkardı.

Gewehr, 98K ile aynı mühimmatı kullanıyor ayrıca menzili de hemen hemen aynıydı. Bu silahı 2. Dünya Savaşı film yahut belgesellerinde bolca görmek mümkün. Çünkü bu silah Nazi askerleriyle bütünleşmişti. Savaşın ilerleyen yıllarında kısa mesafedeki yetersiz olduğu görüldü. Kısa mesafede sürgü sistemi biraz zordu. Tek atış yaptıktan sonra sürgü çekilerek silah hazırlanmak zorundaydı. Ancak otomatik silah kullanan rakip ordular, Alman askerlerinin üzerine yağmur gibi mermi yağdırıyordu.

Almanların elindeki yarı-otomatik Gewehr-43 ile hafif otomatik MP40’ta çok etkili değildi. Özellikle Rus PPSh-41, dakikada 900 mermi atabilen müthiş bir silahtı. Wehrmacht, bu eksikliği kapatmak için tarihin ilk saldırı tüfeği kabul edilen STG-44’ü üretti. Bu silahın etkili menzili 300 metreydi. Aslında bu menzil alman mühendisler tarafından bilinçli olarak düşünülmüştü. Çünkü yapılan gözlemlerde çatışmaların genellikle 200-300 metre aralığında gerçekleştiği görüldü. STG-44 dönemine oldukça etkili bir silahtı. Fakat savaş sırasında yaşanan malzeme ve hammadde sıkıntısı yüzünden üretimi kısıtlı kaldı.

OTOMATİK TÜFEKLER

Versay Antlaşması gereği Almanya 8’den fazla mermi taşıyan ve mermisi 4 inçten büyük olan silah üretemiyordu. Bu yüzden çalışmalar Avusturya’da gizli olarak yürütüldü ve 1929 yılında ortaya MP34 çıktı. Ortalama 200 metre etkili menzile sahip bu silah, 9x19mm Parabellum mermisi kullanıyordu. Hemen ardından Emil Bergmann’ın tasarımı MP35 geldi. MP34 ün üstüne çok fazla şey katmamıştı. Bu silahların en büyük dezavantajı şarjör girişlerinin yan tarafta olmasıydı. Bu sistem silahın atış kabiliyetini kısıtlıyordu ayrıca silahın taşınmasını oldukça güçleştiriyordu. Hemen ardından MP36 geldi.

1938 yılında Alman Heereswaffenamt, (Ordu Silahlar Bürosu) paraşütçüler ve zırhlı ekipleri için hafif, kompakt, hızlı ve 9 mm mühimmata sahip bir silah istedi. Çok kısa süren tasarım sürecinden sonra ortaya MP38 çıktı. Ancak asıl patlama MP40 ile olacaktı. Yaklaşık 1 milyon adet üretildi. Savaşın başında Kar98 ve MP40 ile donatılmış Alman Ordusu önünde ne varsa ezip geçti. Çünkü düşmanın elinde işe yarar hafif makineli bir silah yoktu. Ancak savaşın ilerleyen yıllarında savaşa yeni aktörlerin girmesiyle MP40 yetersiz kaldı ve STG-44 tasarlandı. Ancak MP40 yinede savaş sonuna kadar Alman Ordusu tarafından yaygın bir şekilde kullanıldı.

HİTLERİN TESTERESİ

1.Dünya Savaşında Alman Ordusu, MG 08 ağır makineli tüfeği kullanıyordu. Bu silah Maxim mitralyözü temel alınarak tasarlanmıştı. Yaklaşık 2 bin metre etkili menzile sahipti ve dakikada 500 mermi atabiliyordu. Ayrıca bu silah 2 Dünya Savaşının sonlarında yaşanan silah sıkıntısından dolayı depolardan çıkartılıp kullanılmak zorunda kalındı. 1. Dünya Savaşından sonra gizli olarak silahlanma programı başlatan Almanya için bu silah yetersizdi.

Yıllar içinde çeşitli amaçlarla MG12, MG15, MG26, MG30 gibi silahlar üretildi. Daha sonra MG 15 geliştirildi ve ortaya dönemine göre etkili bir silah olan MG 34 çıktı. Bu silah düşmanı psikolojik olarak yıpratıyordu. Taşınması oldukça kolaydı. Fakat üretimi zordu ve mermi atış hızı yavaştı. 1942 yılında kullanımı tanklarla sınırlandırıldı ve üretimi durduruldu. Çünkü ortaya düşmanın Hitlerin Testeresi lakabını takabileceği kadar oldukça güçlü bir silah olan MG42 çıkmıştı.

Çoğu savaş tarihçisine göre üretilmiş en iyi tüfek tasarımlarından birisiydi. Atış hızı bakımından hafif bir makinalı tüfeğin ulaşabileceği en yüksek (1800/dak) hıza ulaşmıştır. Güvenliydi sağlamdı kullanımı kolaydı ve isabet oranı oldukça yüksekti. Bu kadar özelliğin bir arada bulunduğu nadir silahlardan birisiydi. Yaklaşık 1000 metrelik etkili menzili olan bu silah 7.92 x 57 mm mühimmat kullanıyordu.Hitlerin Testeresi, zorlu savaş koşullarında düşmanı hem fiziki hem psikolojik olarak yıpratıyordu. Bugün TSK tarafından kullanılan MG3’ler de bu tüfeğin 7,62’mmlik NATO mermisi kullanan halidir.

YÜZEN DEVLER

1.Dünya Savaşında kullanılan Alman gemileri oldukça güçlüydü diyemeyiz. Basit silahları vardı. Kraliyet Donanması ise oldukça güçlüydü. Alman gemileri Kraliyet gemileri ile baş edebilecek güçte değildi. Adolf Hitler, silahlanma programını başlattığında en zayıf halka donanmaydı. Versay Antlaşması yüzünden donanma geliştirilemiyordu. Fakat Adolf Hitler, İngiltere ile baş edebilmek için büyük bir donanma istiyordu. Bu sebeple getirilen kısıtlamaları dikkate almıyordu.

1935 yılında Amiral Erich Raeder’e donanmayı güçlendirmek için bir yol haritası çizmesini istedi. Erich Raeder, Z Planı adında bir yol haritası hazırladı. İlk olarak o zamana kadar görülmüş en büyük ve güçlü zırha sahip savaş gemileri Bismarck ve Tirpitz tasarlandı. Bu gemiler Adolf Hitler için prestij ve statü simgesiydi. Çift katmanlı gövdeleri sayesinde yapılacak saldırılar sonrası batması zordu. Tasarımı sayesinde bir bölgesi zarar gördüğünde o bölge hemen kapatılıyor ve diğer bölgelere suyun gitmesi engelleniyordu. Oldukça etkili silahlara sahiptiler.

Bu gemiler Z Planının sadece ilk aşamalarıydı. 265 metrelik H39 300 metrelik H42 ve 400 metrelik H44 tasarlandı. 251 metrelik Bismarck, dünyanın en büyüğü iken H44 gerçekten olağanüstü bir projeydi. O yıllarda müttefik kuvvetlerinin kullandığı gemiler en fazla 210 mm top kullanabiliyordu. H44 ün ise 588 mm’lik bir top kullanması düşünülmüştü. Ancak Alman tersaneleri bu gemileri yapmak için yeterli değildi. 350 metrelik bir kuru rıhtım bu gemilerin inşası için yapıldı.

Ancak Adolf Hitler Z Planını iptal etti ve tüm h sınıfı gemilerin yapımı durduruldu. Bismarck, Kraliyet Donanmasını oldukça tedirgin ediyordu. Bismarck’ın ilk görevi olarak Atlas Okyanusundaki İngiliz ikmal gemilerini engellemekti. Ancak Kraliyet Donanması buna engel olmak istiyordu. Kraliyet Donanması ve Bismarck Danimarka Körfezinde karşı karşıya geldi.

Bismarck Kraliyet Donanmasının en önemli gemilerinden biri olan HMS Hood’u çok kolay bir şekilde batırdı. Ancak intikam almak isteyen Kraliyet Hava Kuvvetleri Bismarck’a saldırdı. Bismarck, saldırılara karşı oldukça güvenli olmasına rağmen bir saldırı sonucunda bir gemi için en önemli yerlerden biri olan dümeninden ağır yara aldı ve Bismarck savunmasız kaldı.

Bismarck yoğun bir bombardıman altına tutuldu ve battı. Tirpitz ise Norveç’te görev yapıyordu. Tirpitz özel olarak üretilmiş bombalarla birçok defa saldırıya uğradı ve ağır yara aldı. Fakat tasarımı sayesinde batmadı. Ancak Kraliyet Donanması Tirpitz’i batırmak için niyetliydi. Gemi 1944 yılında yapılan büyük bir saldırı sonucu battı. Almanlar çok güvenli ve etkili gemiler yapmıştı ama gemilere destek verecek savaş gemileri ve refakatçi gemi konusunu dikkate almadıkları için Tirpitz ve Bismarck’ın yeri denizlerin dibi oldu.

Messerschmitt

Gelişen savaş teknolojisi savaşta kullanılacak uçaklarında gelişmesini zorunlukılıyordu. Willy Messerschmitt, 1930’lu yıllarda ‘Messerschmitt BF 109’ avcı uçağını geliştirdi. Dönemine göre en gelişmiş tek kişilik avcı uçağıydı. Yaklaşık 34 bin adet üretildi. 470 km/saatlik bir hıza sahipti. Yaklaşık uzunluğu 9 metreydi. Kanat açıklığı ise 8,70 metre civarındaydı. Daha sonraki yıllar birçok versiyonu geliştirildi. Geliştirilen versiyonlarda dış tasarımdan daha çok kullanılan motor geliştiriliyordu.

BF 109 C’ hız olarak 475 km/saat olmuştu. 109 E modelinde hız 560 km/saat ve 109 F modelinde ise hız 624 km/saat olmuştu. Gelişen motor yüzünden uçağın ağırlığı da gitgide arttı. 1930’lu yıllarda dünyada jet motoru üretme furyası devam ediyordu. Çeşitli çalışmalar yapılıyordu. Birçok protatif model üretildi. Fakat askeri savaş tarihine geçecek asıl uçak Messerschmitt Me 262 oldu.

Dünyada üretime geçilmiş ve savaşta kullanılmış ilk jet uçağıdır. Müttefik savaş uçaklarının ulaştığı en yüksek hızdan 170 km daha hızlı uçuyordu. Avcı uçaklarının en önemli özelliklerinden birisinin hızları olduğu düşünüldüğünde Me-262 müttefikleri oldukça tedirgin ediyordu. Me-262, 800 km/saat gibi o zamana kadar görülmemiş bir hıza sahipti.

Hitler ise bu uçağa bomba yerleştirilmesini istedi. Böylece avcı uçağı bombardıman görevinde de bulunabilecek ve ortaya avcı-bombardıman uçağı gibi melez bir kavram çıkacaktı. Fakat pilotlar uçağa bomba yerleştirilirse uçağın hızını kaybedeceğini ve avcı uçağı olarak görevini yeteri kadar iyi yapamayacağını iddaa ettiler. Savaşın sonlarına doğru Alman fabrikaları müttefikler tarafından bombalanmıştı.

Alman ordusu fabrikaların yeraltı mağaralarına taşınması gerektiğini düşündü. Yeraltında üretim oldukça zordu. Üstelik o yıllarda rüzgar Almanya için tersten esiyordu. Savaşın sonu yakındı ve hammadde sıkıntısı oldukça fazlaydı. Askeri havacılık tarihini değiştiren bu uçak savaşın kaderini değiştiremedi.

Bunlar Hitler’in dünya egemenliğini garanti altına almak için geliştirilmesini istediği silahların bir kaçı. Dünyanın ilk hayalet uçağı olan Ho-229, müttefik gemilerinin korkulu rüyası u-botlar, 3×10 un 114. kuvveti sayısında kombinasyon üretebilen haberleşme cihazı Enigma’yı unutmamak lazım. Elbette bunlar sadece bizim bildiklerimiz. Nazi Almanya’sının askeri teknolojiye ne kadar meraklı olduğunu düşündüğümüzde açığa çıkmayan birçok deneysel teknolojinin olma ihtimali gerçekten yüzde yüzün üstünde.

Almanya, üstün silahlara müthiş kaynaklar ayırdı. Fakat savaşın başında gerçekleşen hızlı işgaller Hitler’in konvansiyonel silahlara olan inancını artırdı. Dolayısıyla geliştirme aşamasındaki birçok silahın geliştirme süreci ya askıya alında ya da yavaşlatıldı. Stalingrad’dan sonra dengeler değişmiş ve Almanya savunma durumuna geçmişti. Hitler bu sürede tekrar ileri teknoloji silahlara yöneldi. Fakat savaş ülkeyi yıpratmış, haberleşme sistemi Enigma kırılmış, müttefik güçleri Alman fabrika ve gizli silah üretim merkezlerini bombalamıştı. Üstelik hammadde sıkıntısı da üst düzeydeydi. İleri teknoloji ürünleri geç kalmıştı. Silahların birçoğu dünya tarihini değiştirdi ancak savaşın tarihini değiştiremedi.

Kaynakça

http://www.machinegunbooks.com/mp36sample.html

http://e-tarih.org/2dunya/?sayfa=1206660.898471.0.0.0.php

http://www.historylearningsite.co.uk/world-war-two/weapons-of-world-war-two/tiger-tank/

http://www.biography.com/people/wernher-von-braun-9224912

http://www.militaryfactory.com/aircraft/detail.asp?aircraft_id=108

http://www.focusdergisi.com.tr/bilim_insanlari/1000_yilin_dahileri/00216/

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir