Ana Sayfa / Çeviriler / Makale Çevirileri / Bir Başka Küresel Finans Krizinde Olacak Felaket Senaryosu
ekonomik kriz senaryosu

Bir Başka Küresel Finans Krizinde Olacak Felaket Senaryosu

Uluslararası Ticaret Merkezi’nden (UTM) Arancha González, çoklu işbirliklerinin günümüzde düşüşte ama hala önemli olduğunu söylüyor.

2020 yılı. Dünya ekonomisi derin bir  çıkmazda. ABD’nin ticaret ortaklarına vergi koymasının ve bu duruma Çin, Kanada, AB ve diğerlerinin misilleme yapmasının üzerinden iki yıl geçmiş. Sorunları çözmek için yürütülen müzakereler, kar ve cari açıklardaki tartışmalar yüzünden bocalamış. Küresel ekonomik büyüme görece güçlüyken, korumacı önlemlerin etkileri ilk başta düşük gözüküyordu. Ama masraflar, yatırımcılar ve işletmeciler için katlanarak artmaya başlamış. Yatırımlar çökmüş, tedarik zincirleri durmuştu.

2019 yılında Amerikan konjonktür devri döndü. Çin’de şirketlerin hizmet borçlarını ödeme güveni düştü. Piyasalar dalgalandı. Yuan bir yandan değer kaybederek Çin mallarını daha ucuz hale getirirken Amerikan hükümeti çoğu ithal mala ek vergiler koydu. Çin’deki kar fazlası ürünler diğer marketlere aktı, bu da ithalat duvarlarının yükseltilmesi baskısını getirdi. Gerileme daha da kötüleşti. İş kayıpları milyonlara yükseldi.

Bu açıklamalar tabii ki bir kurgu. Ama bundan on yıl önceki sonbaharda benzer şeyler olabilirdi.

Yatırım bankası Lehman Kardeşler 2008’de çökünce, eşik altı mortgage krediler eridi ve salgın hızlıca ABD ve Avrupa’daki büyük finansal kurumlara sıçradı. Bankalar ödünç vermeyi durdurdu. Borçlanma maliyetleri aniden sıçradı, iş ödünçleri bozuldu ve ticaret neredeyse kurudu. Dünya ekonomisi boğuluyordu.

Nisan 2008 ve sonrasındaki 12 ayda küresel ticaret, endüstriyel üretim ve borsa, 1930’ların Büyük Bunalımı’ndan daha fazla düştü.

Neyse ki burası, bizim için benzerliklerin bittiği yer. 1929’daki çöküşten dört yıl sonra küresel üretim kriz öncesi dönemlerin oldukça altındaydı. Dünya ticareti üçte iki oranında düşmüştü. Buna karşın 2012’de, sadece üretim ve hacim değil, yabancı yatırımlar da 2008 öncesinden daha az toparlanmıştı ve aşırı fakirlik istikrarlı düşüşüne devam etmişti.

Neden 2008 sonrası dönem farklıydı?

Birinci sebep, hükümetlerin daha iyi politika araçlarının olmasıydı. Daha fazla harcayarak ve faiz oranlarını düşürerek ekonomilerini yönlendirebiliyorlardı. 1930’lardaki meslektaşları ise dengeli bütçeler ve altın standardı hakkındaki yanlış yönlendirilmiş fikirlerinden dolayı sadece ithalatı kısıtladılar, ki bu durum felaketti.

İkinci sebep ise uluslararası dayanışma. Kasım 2008’de G20 ülkeleri finansal ve parasal teşvikler sağlamaya ve korumacılıktan uzak durmaya söz vermişlerdi. Bu, her ülkeye politikaları hayata geçirmenin güvencesini verdi. Dünya Ticaret Örgütü aracılığıyla hükümetler, birbirlerinin ticaret ve yatırım kısıtlamalarını denetlediler ve ticaretteki sorunu kısa zamanda çözmek için çalıştılar. Böylece küçük çaplı kısıtlamalarla bu sorunu bitirdiler ve piyasalar çoğunlukla açık kaldı.

Bu ortak cevap pozitif kazanımlı düşünceye dayanıyordu. ABD Merkez Bankası yabancı ve yerli merkez bankalarına swap aracılığıyla milyonlarca dolar likidite sağladı çünkü yurtdışındaki finansal istikrarın iç finansal istikrarı da sağlayabileceğini farketmişti. ‘‘Kazan-kazan’’ durumları, böylece MIT’de ekonomist olan Charles Kindleberger’in 1930 politika yapımlarının ünlü tanımlarını tersine çevirmişti. Bu sefer ekonomiler küresel kamu çıkarlarını dikkate aldılar ve milli çıkarlarını daha iyi korudular. Sistem işe yaradı.

Peki, bu durum bugün işe yarar mı? Çok iç açıcı görünmüyor. Süren ticari anlaşmazlıklar, sıfır toplamlı bir yaklaşımın ürünü. Çoğu lider, uluslararası kuralları ulusal egemenliklerine yönelik bir ihlal olarak görüp önemsemiyor.

Ama şu da bir gerçek ki; ürünlerin, hizmetlerin, paranın ve bilginin sınırlararası geçişi bizi birbirimize bağımlı hale getirdi. Bir ülkenin finansal, parasal ve mevzuat politikaları başka bir ülkenin büyümesini etkileyebiliyor. Ticaret ve yatırım büyük oranda kesilmişse bile dünyayı ilgilendiren iklim değişikliği, göç, siber güvenlik, terörizm ve salgınlarla ilgilenmemiz gerekiyor. Bu uluslararası sorunların ışığında bir ulus devletin ulusal egemenliğini tamamen uygulaması gerektiğini iddia etmek sadece bir yalan değil; bile bile sorunların ekonomik ve sosyal sonuçlarına karşı savunmayı da azaltıyor. Milli istikrar ve refah, hükümetlerin küresel direnci geliştirmesi için dayanışmasını talep eder.

Tabii ki hızlı iletişim çağında çok taraflılık, savaş sonrası yılların temel hükümetler arası süreci olamaz. Modern çok taraflılık, farklı aktörlerin sınırlar ötesinde farklı biçimlerde bağlanmasının getirdiği bir kolektif ürün olacak. Bu zaten gerçekleşen bir şey. İklim değişikliği üzerine olan Paris Antlaşması, düşük karbon teknolojisi araştırmalarını destekledi; çoğu şehir emisyonları azaltmak için birbiriyle bilgi ve teknik destek paylaşma konusunda anlaştılar. Uluslararası antlaşmalar, banka sırlarını zapt etmek, kurumlar vergisi kaçırmalarını kesmek ve büyük bankaların geleceği istikararsızlaştırmasını azaltmak için işe yarar adımlar attı.

Ticaret yönetiminin sınırları, ikili ve bölgesel anlaşmalar ve DTÖ tarafından da gayet desteklenebilir. Örneğin hükümetler, yapay zeka ve robotlar gibi gelişen yeni teknolojileri desteklemek için politikalarının parametrelerini paylaşabilirler. Açık uluslararası kurallar ticari gerilimleri azaltabilir ve yatırım için teşvikleri güçlendirebilir. Aynı zamanda ‘‘yerli ürünleri satın almaktan’’ veya zorunlu teknoloji transferi ve özel mülkiyet hakkının ihlallerinden ziyade ustalığa dayalı bir rekabeti teşvik edebilir. Güçlü teknoloji şirketleriyle rekabeti yakalamaya çalışan yönetimler, daha açık ve adil bir alanın oluşması için bu fırsatı olumlu karşılayabilir.

Çoklu iş birliklerine genelde ‘‘saf idealizm’’ denilerek alay edilir. Gerçekte bunun tam tersi doğrudur: ülkelerin gelecekteki ekonomik ve güvenlik görünümleri için bir ulusal çıkar meselesidir. Benjamin Franklin’in dediği gibi ‘‘birleşmeliyiz, yoksa dağılacağız’’.

Kaynak: https://www.economist.com/open-future/2018/09/12/the-catastrophe-if-another-global-financial-crisis-strikes

Çevirmen Hakkında

Sinan Karaoğlu / TESA İngilizce Çevirmeni

Sabancı Üniversitesi

Siyaset Bilimi & Uluslararası Çalışmalar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir