Ana Sayfa / Çeviriler / Binyamin Netanyahu: İsrail Siyasetinin Uzun Süreli İktidarda Kalan Lideri
Binyamin Netanyahu

Binyamin Netanyahu: İsrail Siyasetinin Uzun Süreli İktidarda Kalan Lideri

Ultra milliyetçi başbakan, 13 yıllık iktidarında barış girişimlerinin gerilemesinde başroldeydi.

Yazan: Oliver Holmes

Bu zafer çok küçük bir farkla kazanılan bir zafer. Netanyahu, 1996 seçimlerini toplam oyların %1’inden daha az alarak kazanmıştı.

23 yıl sonra bu sefer bıçak sırtında bir seçim geçirdi ve rakibinin sonucu kabullenmesi sonrası beşinci dönemi garantiledi.

Haziran’da İsrail’in en uzun süre görevde olan başbakanı olmaya hazırlanan Netanyahu, ülkenin kurucu babası David Ben-Gurion’u bile bu konuda geçecek. Okul mezunları, hayatlarının büyük bir bölümünü onun başbakanlığı altında geçirdi.

13 yıllık liderliği süresince İsrail’in siyasi havası; aşırı milliyetçi, “biz ve onlar” söylemi ve “uzlaşıdan ziyade güç” stratejisiyle daha ağır bir şekle büründü.

69 yaşındaki lider, sağ kanat tabanına geçen haftalarda seçim öncesi son dakika açıklamalarından birinde “İsrail’i değiştiriyorum, tavizlerin tam karşıtını yaparak onu dünya gücü yapıyorum.” demişti. “Solun yolundan değil ama gücü, onuru ve bağlılığı yayarak.”

Eski komando, İsrail ve Filistin arasındaki dalgalı barış sürecine karşı şahin çıkışlarıyla bir lider olarak belirdi. Oyların sayıldığı 1996 sabahı New York Times, Netanyahu’nun zaferinin “barış sürecinin geleceği hakkında ciddi gölge düşürdüğünü” bildirmişti.

Gazete aynı zamanda “Netanyahu, kampanyasını Filistinlilerle yapılan barışın İsrail’e güvenlik getirmediği suçlamaları üzerine kurdu.” diye yazmıştı.

Bu mesaja bir vasiyet olarak Netanyahu’nun günah keçisi ilan ettiği 1990’lardaki İsrail “barış kampı” tamamen ortadan kayboldu. Liderliği altında Batı Şeria’nın işgali yaptığı işlerden ve sonlandırıp sonlandırmayacağı belli olmayan bir iş oldu. 7 Nisan Pazar günü işgali sonlandırmayacağını açıkladı.

İsrail’de, oy hakları olmayan, çok az hakka sahip ve yıllar süren askeri bir rejimin yönettiği milyonlarca Filistinli hakkında sözlü ve yaygın bir rahatsızlık vardı. Ama 2019’da Filistin meselesi, büyük partilerin kampanyalarında telaffuz dahi edilmeyen bir konu haline geldi.

Amerikan aksanlı akıcı bir İngilizcesi olan Netanyahu, Washington büyükelçiliğinde diplomatik görevlerde ve New York’ta BM temsilcisi olarak İsrail’i savundu ve Amerikan televizyonlarında tanınan bir figür oldu.

1996’dan sonra gücü İşçi Partisi lideri Ehud Barak ve Likud Partisi’nin eski üyesi Arial Sharon’a karşı ara ara kaybetti. Buna rağmen sonraki zamanlarda arka arkaya dört dönem başbakanlık yaptı.

İngilizce konuşurken anlaşması kolay bir diplomat gibi gözükürken 2015 seçimlerini kazanmak için tabanını birleştirmek için Arap karşıtı korkuları ve duyguları sömürdü.

Bu yıl da çok fazla ırkçı olmakla eleştirildi ve İsrail’in “tüm vatandaşların devleti olmadığını” savunarak ülkenin her beş vatandaşından biri olan azınlık Filistinli nüfusunu işaret etti. Daha sonra da Filistinlileri sürgüne göndermekten bile bahseden “Yahudi Gücü” adlı aşırı sağcı grupla ittifak yaptı.

Destekçileri ve muhalifleri tarafından “Kral Bibi” olarak adlandırılan Netanyahu, seçmenini daha önceden hiç güvenli, zengin ve güçlü olmadığına ikna etti. Hükümetleri gittikçe sağ kanattan oluştu ve Filistin toprakları üzerinde “Büyük İsrail” fikrini teşvik etti. Bu mesajı o kadar güçlüydü ki, ana muhalif rakibi eski Genelkurmay Başkanı Benny Gantz, onu hiçbir zaman çok sert bir şekilde eleştirmedi.

Seçim öncesi bir etkinlikte “Times of Israel” internet gazetesinin kurucu editörü David Horovitz; Gantz’a, devletle bütünleşmiş olarak görülen bir adama karşı yarışmanın zorlukların sordu.

Horovitz, “Bu, ‘başbakan’ ve ‘Binyamin Netanyahu’ kelimelerinin neredeyse eş anlama geldiği birisine karşı yarışmanın getirdiği bir zorluk. Çoğu insan için durum böyle.” diye açıklama yaptı.

Gantz başbakanın yolsuzluk iddialarına odaklandı ama “Netanyahu’nun iyi bir insan olduğunu biliyorum…Ondan nefret etmiyorum.” diyerek onu övmeyi de unutmadı.

İçişlerinde Gazze ile iki savaşa girişti, ki sonuncu savaş 2.200’den fazla Filistinli’yi öldürdü. BM’ye göre ölenlerin çoğu sivildi ve 1967 işgalinden sonra 2014 yılı Filistinliler için en ölümcül yıldı. Savaş sırasında İsrail tarafında da çoğu asker olmak üzere 73 kişi yaşamını yitirdi.

Netanyahu İsrail’i, Ortadoğu’da Suudi Arabistan ve İran arasında kaynayan soğuk savaşa dahil etti. Suudi Arabistan’la ittifak oldu, komşusu Suriye’de konuşlanan İran güçlerini düzenli bir şekilde bombaladı.

Dünya sahnesinde ise Avrupa’daki geleneksel müttefikleriyle, işgal karşıtı çabaları engelleme amacıyla otoriteryen güçlü adamlara tercih etmek pahasına arasını bozdu, ki bu güçlü adamlar antisemitizmle suçlanmıştı. En büyük müttefiki, Netanyahu’ya Filistinlileri cezalandırma amaçlı olarak görülen bir dizi talep sunan Donald Trump. Cumhuriyetçi başkan; Amerikan siyasetinde bir konsensüs olarak görülen İsrail’e destek meselesini, bazı İsraillilerin Demokrat bir başkan seçildiğinde kendilerine olumsuz yansıyacağından korkacak şekilde konuyu yandaş bir konuya çevirdi.

Netanyahu’nun anlatısı yine de uzun süreli oldu ve çok takipçi çekti. Seçim öncesi bir anket, 18-24 yaş arası gençlerin Netanyahu’yu %65 oranında desteklediği, buna karşın Gantz’ı %17 oranında desteklediğini ortaya koydu. Aradaki fark neredeyse 50 puan.

Aynı anket; vatandaşların, Trump’ın Golan açıklamasının Netanyahu’nun pozisyonunu güçlendirdiğini düşündüğünü ortaya koydu. Anket gençlerin neden Netanyahu’yu çok sevdiğini açıklamadı ama Netanyahu’nun rakipleri, çoğu İsrailli gencin onun yerine başka birisini iktidarda düşünemeyeceğinden şikayetçi.

İsrailli gazeteci ve “Bibi” kitabının yazarı Anşel Pfeffer, başbakanın görevde çok uzun süre dayandığını söylüyor çünkü Netanyahu, “İsrail Filistinliler üzerindeki askeri yönetimi sona erdirmediği sürece İsrail’in düzelemeyceği” fikrini yıktı.

“Birkaç yıl öncesine kadar uluslararası kamuoyu ve İsrail solunun anlatısı, İsrail’in sorunu çözmesi gerektiği üzerineydi. Eğer çözülmezse ortalığı yıkacak bir intifada (Filistin ayaklanması) olabilirdi, ekonomi çökebilirdi ve İsrail diplomatik açıdan izole olabilirdi.” diye de ekliyor.

Pfeffer, Netanyahu’nun bu fikri alaşağı ettiğini, Filistin sorununu küçük gördüğünü ve İran ve IŞİD’den gelen tehditler üzerinden oynadığını savunuyor. “Bunun iyi bir fikir olduğunu söylemiyorum. İsrail’in Filistin sorununu çözmesi gerektiğini ve işgali sonlandırması gerektiğini düşünüyorum çünkü işgal kötü bir şeydir ve Filistinliler de vatandaşlık haklarını hak ediyorlar.”

“Ama buradaki asıl problem, herkesin yıllarca İsrail’in Filistin işgalini ortadan kaldırması gerektiğini söylemesi çünkü eğer bunu yapmazsa İsrail acı çekecekti. Tahmin edildiği gibi İsrail bunu yapmadı ve aksine daha da gelişti.”

Bu makaleye atıf için: Ad soyad, Kurum Adı, Sayfa Adı ya da Başlığı, Yayın Tarihi , Web Adresi, ( Son Güncellenme Tarihi / Erişim Tarihi ) formatında belirtilmesi gerekmektedir.
Telif Hakları hakkında detaylı bilgi için tıklayınız.

Sinan Karaoğlu

Sinan Karaoğlu
TESAD Çeviri Birimi Yardımcı Direktörü

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir