Yöntem Çeşitleri
Yenifelsefe.com'dan alınmıştır.

Bilim, Yöntembilim ve İktisatta Yöntem Sorunu

Giriş

Yöntem tartışmaları bilginin tarihi kadar eskidir. Çünkü bilginin doğrulanması veya sorgulanmasının olduğu yerde yöntem tartışmaları var olmuştur. Fakat buradaki yöntem tartışmaları 17. yüzyıldan başlamaktadır. Bugün bağımsız birer bilim olan fizik, kimya, biyoloji, sosyoloji, siyaset bilimi, ahlak, iktisat vb. gibi alanlar eskiden felsefenin birer alt dallarıydılar. O dönemde kullanılan yöntem felsefenin yöntemi idi. 17. yüzyıldan itibaren köklü bir değişimle bilim olup sadece bilimin değil, yöntem tartışmalarında da önemli dönüşüme neden olmuşlardır.  Doğal bilimlerin kısa sürede gösterdiği başarı sosyal bilimcilerinde dikkatine çekti ve doğal bilimlerin bu başarıya giden yolda kullandıkları yöntemi sosyal bilimlerde de benzer yöntemi kullanıp kullanamayacaklarını araştırmak istediler. Bu yöntem tartışmalarının odak noktasını meydana getirdi.

Değişik isimler altında ve türlü biçimlerde çıkan bu tartışmalarının gündemini oluşturan soru ise şudur; Bir bilgiyi “bilimsel bilgi” yapan, onun hangi özelliğidir? Bu soruya cevap arayan tartışmalar bilim felsefesinde bilim olanla bilim olmayanın ayırt edilmesi sorununu ortaya çıkarmışlardır ki bu soru hala bir sonuca bağlanmamıştır.

1. Bilimsel Bilginin Tanım, Kapsam ve Sınırları

Bilimin ne olduğu bilinmemekle birlikte onun hangi özelliğinin diğer bilme biçimlerinden farklı olduğu bilinmemektedir. Fakat yine de bilimsel bilgiye olan güven üzerinde genel bir uzlaşı sağlanmıştır.

Bilimin farklı şekilde açıklamaları mevcuttur. Bilim “örgütlenmiş bilgi bütünü”, “bir örgün bilgiler bütünü”, “insan deneyim ve yaşantısını betimleme, yaratma ve anlama metodu” ya da “geçerliliği kabul edilmiş sistemli bilgiler bütünü” gibi tanımları mevcuttur. Daha dar özelliklerini öne çıkaran açıklamalar ise şöyledir; “bilim, her türlü düzenden yoksun duyu verileri(algılar) ile mantıksal olarak düzenli düşünce arasında uygunluk sağlama çabası” veya “bilim, gözlem ve gözleme dayalı uslama (akıl yürütme) yoluyla önce dünyaya ilişkin olguları, sonra bu olguları birbirine bağlayan yasaları bulma çabasıdır.”

Öte yandan bir bilgi biçimi olan bilim, köken olarak belirgin bir şekilde Avrupalıdır. Özellikle yöntemleri açısından Batılıdır. Bilim ve modern bilim bu sebeple eş anlamlı olarak kullanılmıştır. Ancak Batı uygarlığının yayılmasıyla diğer uygarlıkların batı bilimine uyum sağlaması ve bilimin alternatifsiz kalmasına dikkat çekmek gerekir. Bununla birlikte bilimin sahip çıktığı üç temel özellik vardır: Evrensellik, nesnellik, rasyonellik.

Genel kabul gören yaklaşıma göre bilimin amacı karmaşık modelleri daha basit modellere çevirerek anlaşılır teoriler geliştirmek ve daha açık seçik düzenli açıklamalar elde etmektir. Ancak “bilim alanına dikkatle bakıldığında inceleme araştırma derinleştiğinde; düşünce yoğunlaştığında belirlilik değil, belirsizlik artar. Belirli sonuçlara ulaşmak istendiğinde düşünceyi bir yerde durdurmak gerekir.” Bunu bilimi tanımlarken de görmekteyiz. Bilim, evrensellik, doğruluk, nesnellik, geçerlilik, güvenilirlik gibi temel epistemolojik kavramların hepsinin tartışmaya açılması, hiçbir şey tartışamamaya götürmektedir.

Sosyal bilimcilerin dünyayı anlatması veya kavraması sırasında içinde bulunduğu sosyokültürel ortamdan etkilenmesi ve toplumu etkileyip dönüştürmesi mümkündür. Fakat doğa bilimci için bunu söylemek zordur.

Yöntem
bilimvegelecek.com.tr’den alınmıştır.

2. Yöntem ve Yöntembilim

Yöntem kelimesi farklı anlamlarda kullanılmaktadır. Fakat genel tanımı şöyledir: “bir amacın gerçekleştirilmesi ve bir hedefe ulaşılması için izlenen yol, stratejiler bütünü; araştırma, çalışma ve bir sonuç elde etmek için kullanılan akıl yürütme biçimi; herhangi bir şeyi yapmanın yolu; düşünce ve eylemde düzenlilik ve derli topluluk; düzgün ve düzenli işlem” olarak tanımlanabilir.

Yöntem tartışmalarının çıkış noktalarından ilki; farklı bilim dallarında bir işlem veya etkinliğin gerçekleştirilmesinde hangi yöntem veya yöntemlerin izlendiğinin belirlenmesinde ortaya koyulan çeşitli yaklaşımlardır. İkinci noktası ise; bir konuda hangi yöntemin izlenmesi gerektiğine ilişkin farklı görüşlerin ortaya çıkmasıdır.

Yöntembilim tartışmaları ise iki ayrı şekilde incelenebilir. Birinci düzey; yöntembilim yaklaşımlarının, bilimsel açıklamasının “nasıl” ve “niçin”lerini ortaya koyarken gösterdiği farklılığı konu edinmektedir. İkinci düzey ise metodoloji tartışmalarının niteliğine göre farklılaşmalarını konu edinmektedir.

Yöntembilim
sherpa.blog’dan alınmıştır.

3. Temel Yöntembilimsel Yaklaşımlar

Yöntembilimsel Tekçilik; tüm bilimler için yalnızca tek bir yöntemin geçerli bir yöntem olacağını söylemektedir. Buna göre sosyoloji psikolojiye, psikoloji biyolojiye, biyoloji kimyaya, kimya da fiziğe indirgenebilir.

Yöntembilimsel İkicilik; sosyal bilimlerin araştırma nesnesinin farklı olduğunu dolayısıyla doğal bilimlerinde oldukça karmaşık olduğunu hem de araştırmacının konumu nedeniyle ayrı bir yöntem uygulanması gerektiğini savunmaktadır. Temel tezi şudur; “inançlar ve uygulamalar, kurallar ve değerler, roller ve kurumlar, ancak özel niyetler ve kültürel geleneklerle ilişki içinde anlam kazanırlar. Dolayısıyla sosyal bilimin amacı insan davranışının değişmez yasalarını belirlemek değil, bu davranışı anlaşılabilir kılmak, kültürel varsayımlar ve özel niyetleri de hesaba katarak, rasyonalitesini açıklığa kavuşturmaktır.”

Yöntembilimsel Bireycilik; “grupların davranışlarının yalnız bu grupları meydana getiren bireylerin faaliyetlerine bağlı olarak açıklanabileceğini belirten doktrin.”, “sosyal teorilerin bireylerin tavır ve davranışlarıyla temellendirilmesi gerektiğini savunan görüş.” olarak tanımlanmaktadır. İktisatta yöntembilimsel bireycilik egemen paradigma olarak bilinen neoklasik çözümlemenin vazgeçilmez varsayımı olarak kullanılmaktadır.

Yöntembilimsel Bütüncülük; Yöntembilimsel bireyciliğin tam tersini savunmaktadır. Özellikle kurumsalcılar tarafından benimsenmektedir.

Yöntembilimsel Çoğulculuk; Yöntem tartışmalarının bir veya birden çok yöntem kullanılmasından dolayı uzlaşmaya varılmasını imkânsız kılmıştır. Dolayısıyla bütün hepsini kabul eden yöntembilimsel çoğulculuk kavramı ortaya çıkmıştır. Aynı zamanda bilime alternatif her türlü bilgi üretimine de fırsat eşitliği verilmesini savunduğundan yöntembilimsel anarşizm olarak anılmaktadır. Bugün bilim felsefesi tartışmalarında çoğulculuğun bir fiili durum haline geldiği söylenebilir.

Yöntembilim Tartışmaları
hbrturkiye.com’dan alınmıştır.

4. Kuram, Varsayım, Aksiyom, Hipotez, Deney

Bilim felsefesi ile metodoloji için kuram kavramı çok önemlidir. Genel olarak kuram “Bir bütün olarak gerçekliği, yahut gerçekliğin belli bir bölümünü açıklama; olay, olgu ve nesneler arasındaki düzenli ilişkilerden genel sonuçlar çıkarmak ve bu sonuçlara göre gelecekle ilgili ön deyilerde bulunma amacı güden, geçerliliği temel aldığı varsayımlarla sınırlı sistematik bilgi çerçevesidir.”

Teorilerin ise temel özellikleri şunlardır; soyutlamalardan oluşurlar, karmaşık olan gerçekliği basitleştirirler ve olay veya ilişkiler arasında sebep- sonuç ilişkisi kurmaya çalışırlar. Teorilerin benimsenebilmek ve uygulanabilirliğinin yanında kullanışlı da olması gerekir.

Diğer sosyal bilimlerde olduğu gibi kuram ile model eş anlamlı olarak kullanılmaktadır. Model kavramının anlamı günlük kullanımını benzemekle birlikte biraz farklıdır. Metodolojide, “teorinin üzerine inşa edildiği soyutlama” veya “bir araştırma evreni içinde yer alan öğelerin aralarındaki ilişkileri anlamak, daha ileti çözümlemeler yapmak veya neden sonuç ilişkilerini yakalamak amacıyla oluşturulan teorik, matematiksel veya kavramsal nitelikli ilişkiler yumağı” olarak tanımlanır. Bu bağlamda iktisatta yaygın olarak kullanılan modellerin yanında; “homo economicus”, “rasyonel tüketici”, “arz- talep diyagramı” vb. gibi birçok model sayabiliriz. Modeller; birincisi gerçekliğe ilişkin varsayım ve hipotezleri olan teorilerden hareketle ve ikinci doğrudan verilere başvurarak olmak üzere iki şekilde geliştirilebilir.

Varsayımlar, “gerçekliği açıklamaya yönelik bir model kurarken, sınırlama ve basitleştirmelerin ifade edildiği önermeler” yahut “kuramsal sonuçlara gidilebilmesi için başlangıçta öyle oldukları kabul edilen öncüllerdir.” Örneğin; ceteris paribus. Bu varsayım, iktisadi değişkenlerinin birinin değişmesi durumunda sonucu tahmin edebilmek için, diğer tüm durumların sabit kabul edilmesidir.

Aksiyom, “bir mantıksal sistemde, başka önermelerin üretilmesi için gerekli olan, yeni önermelerin üretilebilmesinde başlangıç noktası olarak alınan ve tanımı gereği doğru kabul edilen önerme” olarak tanımlanabilir. Mesela fayda maksimizasyonu veya rasyonellik ilkesi birer aksiyomdur.

Hipotez; “bir ya da daha fazla değişkenin birbiriyle nasıl bir ilişki içinde olduğuna ilişkin önerme”, “bilimsel soruşturmanın sonucu hakkında ve çok genel anlamda bir öneri” olarak tanımlanabilir. Hipotez; somut, sınanabilir, yanlışlığı veya doğruluğu gösterilebilir bir öneridir.

Yöntem Çeşitleri
bilimvegelecek.com.tr’dan alınmıştır.

5. Gözlem, Deney ve Veri

Gerçek hayatta bilimsel etkinlik sürecinde aksiyom, varsayım, hipotez, kuram ve model ayrımı belirsizleşmekte; aksiyomların gözlemle, kuramların veriyle olan ilişkileri karmaşık hale gelmektedir. Bu ilişkileri açıklamaya yönelik iki temel yaklaşım söz konusudur. Pozitivist görüş; deneysel verilere ilişkin gözlem önermeleri ile kuramsal önermelerin birbirinden ayrılabileceğini söyler. Anti pozitivist görüş; buna şiddetle karşı çıkar ve onlara göre gözlem kuram yüklüdür, her kelime için yer aldığı teorik çerçeveye göre anlam kazanır ve neyin olgu olarak kabul edileceğini teori tanımlar.

“Teori ‘olguları’ algıladığımız yoldur ve bir teori olmaksızın olguları algılayamayız.” “Ancak teori yardımıyla olguların neler olduğunu belirleyebiliriz.”

Bu alıntılara bakarak kuram ile gözlem-olgu arasındaki ilişkinin niteliği konusunda yerleşik iktisadın anti pozitivist bir tavır takındığı sonucu çıkarılamaz. Tersini söylemek daha mümkündür. Yani yerleşik iktisadın, tercihinin kuram ile deneyi birbirinden ayırma eğiliminde olduğu söylenebilir. İktisadın deneysel bir bilim olabilmesi için gerçek dünyayla ilgili bilgilerin gerçek görüngelerin bazı özelliklerinin gözleminden gerektiği görüşü yaygındır.

Yöntembilim Çeşitleri
reformdanismanlik.com.tr’den alınmıştır.

6. İktisat Bilimi

İktisadın yöntem sorunları tanımından başlamaktadır. Her şeyden önce tanımı, konusu ve yöntemi çerçevesinde, iktisadı diğer sosyal bilimler, “bilimsel yöntem” çerçevesinde “sosyal gerçeklik” ile ilgilenmektedir.

“İktisat, insan ve toplumların para kullanarak veya kullanmadan, değişik mallar üretmek ve şimdi veya gelecekte tüketilmek üzere onları toplumdaki bireyler veya gruplar arasında bölüştürmek için alternatif kullanımları olan kıt üretken kaynakların kullanımına ilişkin tercihlerin nasıl sonuçlandığının incelenmesidir. İktisat kaynak kullanım örüntülerinin geliştirilmesinin fayda ve maliyetleri çözümler.”

“İktisat kıt kaynakların, sınırsız insan isteklerini tatmin etmek için kullanımının incelenmesidir.”

Görüleceği gibi tanımlardan iki kelime ön plana çıkar. Kıtlık ve seçim.

İktisadın amacı nedir? Gerçekliği anlamamızı sağlamak mı? Yoksa betimlemek mi? İnsan davranışlarını yönlendiren kesin yasalara ulaşmak mı? Gözlemlediğimiz olgulardan hareketle gözlemleyemediklerimiz hakkında ön deyide bulunmak mı? İktisadın bir bilim olduğu konusunda bazı düşünürler ümitsizdir. Bazılarına göre ise fizik ne kadar bilim ise iktisat o kadar bilimdir. İktisadın kendi yöntemi olduğu söylenemez. Kullanılan araştırma teknikleri ile istatiksel ve matematiksel yöntemlerin; iktisada özgü olmadığı gibi bunların iktisadi gerçekliği algılama ve açıklayışımıza ne tür katkılarının olduğu da tartışmalıdır.

Yöntem Metodolojisi
acilci.net’ten alınmıştır.

7. İktisatta Yöntem Tartışmaları

İktisatta metodolojik tartışmalar klasik iktisatçılara kadar dayanmaktadır.  Fakat en büyük artış 1970-90 yılları arasında görülmüştür.

İktisatta yöntem tartışmalarının hız kazanmaya başladığı zamanlar modern yaşam tarzının sorgulanmaya başlandığı zamana denk gelmektedir. Rönesans dönüşümü ile başlayan aydınlanma süreci insanların peşinden koşacağı yeni hedefler yaratmıştı. Kendi kendini belirleyen özerk birey, rasyonalizasyon, batı uygarlığının diğer bütün uygarlıklardan üstün olduğuna olan inanç sebebiyle batılılaşma, kitle üretimi ve sanayileşme, ulus devletlerin kurulması, insan hakları, sekülerizm, düzen, hiyerarşi, otorite, demokratikleşme, hümanizm gibi çoğaltılabilir. Modern projenin bu idealleri uzun yıllar sürse bile 20. yüzyılın yarısından sonra bu idealler doğru olmasına rağmen gerçekleşmesinin çok zor olduğu anlaşılmış. Böylece bilimsel yöntem tartışmaları söylem tartışmalarıyla buluşmaya başlamıştır.

İktisat metodolojisi tartışmasının hız kazanmasının bir diğer nedeni ise iktisat biliminin içine düştüğü bunalımdır. Her şey yolunda giderken niteliğini sorgulama gereği duymazsınız. Bu bağlamda en önemli gelişme makro iktisadın başarısız olmasıdır.

Yöntem
medium.com’dan alınmıştır.

Kaynakça

Ömer Demir, iktisat metodolojisi, Sentez yayınları

Özgün Burak Kaymakçı,  Bilim Felsefesi Işığında İktisat Metodolojisi, Ötüken Yayınları

Arş. Gör. Sinem KUTLU, İktisatta Yöntem: Gleen Fox’un Penceresinden İktisada Metodolojik Bir Yaklaşım, Sosyal Bilimler Dergisi

Turan Yay, İktisadın Kapsamı Ve Yöntemi Üzerine, Ekonomik Yaklaşım, Cilt: 16, Sayı: 57, ss. 1-33

Mark Blaug, İktisatta Yöntem, Efil Yayınevi

Doç. Dr. Ferhat Pehlivanoğlu, İktisat Biliminde Yöntem Tartışmaları: Carl Menger ve Gustav Schmoller Çekişmesi