Size daha iyi hizmet verebilmek adına sitemizde çerezler bulundurmaktayız. Gizlilik Politikamızı öğrenmek için tıklayınız. Ayrıca kişisel verilerin koruması kanunu kapsamında TESAD ile iletişime geçen her birey, iletişim verilerinin paylaşılmasını ve ilgili TESAD birimlerince kullanılmasını kabul beyan ve taahhüt eder.
Biden
Kaynak: The Strategist

Biden Kuzey Kore Sorununa Karşı Nasıl Bir Yaklaşım Sergileyecek?

 

Joe Biden’in 20 Ocak 2021’de Başkan olarak göreve başlaması, ABD’nin Kuzey Kore ile gergin ilişkilerinde yeni bir sayfanın habercisi olacak. Trump yönetimi, “ateş ve öfke” tehditlerinin ve nükleer güçlüklerin endişe verici seviyelere yükseldiği bir yıllık yüksek gerilimin ardından 2018’den 2019’a kadar zirve diplomasisini denedi. Zirve diplomasisi, beklendiği gibi, Pyongyang’ın nükleer silah cephaneliğini ve uzun menzilli balistik füzelerini oluşturma kararlılığını tersine çeviremedi.

Gerçek şu ki, Kuzey Kore, ABD’nin gelecekteki  herhangi bir “ilkeli diplomasi”nin parçası olarak sunabileceği tavizler ne olursa olsun hiçbir koşulda nükleer silahlardan arındırılmayacaktır. Biden, Kuzey Kore’nin terimin her anlamıyla bir nükleer silah devleti olduğu temelinde çalışmalıdır.

Biden yönetiminin, Obama yönetimindeki “stratejik sabır” yaklaşımına dönüşü pek olası değil çünkü hiçbir şey başaramadı ve bunun yerine sadece Kuzey Kore’ye daha kabiliyetli nükleer kuvvetler geliştirmesi için zaman verdi. Biden, Kuzey Kore’nin yeni nükleer ve füze kabiliyetleri geliştirmeyi bırakmayacağını biliyor. Ekim ayındaki 75. yıl dönümü kutlamalarında, devasa sıvı yakıtlı Hwasong-16 ICBM’nin açıklanmasından sonra, yeni denizaltıdan fırlatılabilen balistik füzeler ve karayolu mobil katı yakıtlı kıtalararası balistik füzeler muhtemelen Pyongyang’ın gündeminde üst sıralarda yer alıyor.

Kuzey Koreliler, Biden’ı “öldüresiye dövülmesi gereken” bir ‘kuduz köpekolarak adlandırdı. Bu nedenle,Kim Jong-unun Donald Trump’a yaptığı gibi Biden’a aşk mektupları göndermesi pek olası görünmüyor. Bunun yerine Kim’in, Biden yönetimini uzun menzilli balistik füzelerin testlerine devam etme ve potansiyel olarak yeni bir nükleer test dahil olmak üzere yeni füze çalışmalarıyla deneme olasılığı daha yüksek. Bundan umudu, Biden’ın uysal bir şekilde yanıt vermesi ve Pyongyang’ın bunun karşılığında çok az şey vermesi ya da hiçbir şey vermemesi ile tavizlere yol açan diplomasiye kapılması olur.

Bunun başarılı olması pek olası değil; Biden, Trump’ın açıkça geliştirdiği Kim hayranlığını beslemiyor. Bunun yerine, başka bir Kuzey Kore uzun menzilli füze testi, yalnızca Biden yönetiminin, ABD’nin Güney Kore ile ilişkilerinin erozyonunu tersine çevirmek ve Japonya ile ilişkilerini güçlendirmek için hızlı hareket etmesine neden olacak ve bir nükleer test de ABD’nin Pyongyang karşısında sert bir şekilde geri adım atma teşvikini güçlendirecektir.

Füze ve nükleer testlerine geri dönmenin bedelleri, göreve başladıktan kısa bir süre sonra Biden tarafından Pyongyang’a açıkça iletilmeli ve ABD’nin hem Seul hem de Tokyo’ya yönelik genişletilmiş nükleer caydırıcı güvenlik garantilerini hızla güçlendirerek retoriğe içerik eklemek için harekete geçmelidir. Böyle bir adım, ABD müttefiklerinin Washington’un Kuzey Kore’nin nükleer cephaneliğinin yarattığı zorluklarla başa çıkma taahhüdüne olan güvenini artıracaktır. Pyongyang’a sorumsuzca hareket etmemesi için açık bir sinyal gönderecektir.

Böyle bir hareket ABD için kendi zorluklarını ortaya çıkaracaktır. Biden, yönetiminin nükleer güçler konusundaki tutumunu henüz resmi olarak açıklamadı, ancak genişletilmiş caydırıcılık, Demokrat Parti’nin 2020 platformunda ABD nükleer güçleri için tek amaçlı bir deklarasyon duruşu kabul etmesine ters düşecektir. ABD’nin önleyici caydırıcılığa yönelik nükleer olmayan acil saldırı yetenekleri, geleneksel nükleer caydırıcılığa bir alternatif sunacak kadar olgun değil. Biden, Kuzey Kore’nin ortaya çıkardığı artan nükleer ve füze tehdidinin ABD’nin nükleer duruşunu vaktinden önce değiştirmesine engel olduğunu görebilir.

Biden yönetiminin genişletilmiş nükleer caydırıcılığı güçlendirme ve Güney Kore’de ABD güçlerine ev sahipliği yapmanın mali yönleri konusunda yıkıcı çekişmelerden dolayı Seul ile savunma ilişkisine verilen hasarı onarma çabaları ile Pyongyang, ABD ile diplomatik yoldan anlaşma yolunun kapanacağını anlayabilir. Ekonomik yaptırımlar yerinde kalacak, barış anlaşması olmayacak. ABD’nin güçleri geri çekilmeyecek ve Kim’in elinde kalan tek şey nükleer çubuğu olacak.

Kim için bu, kendi yarattığı bir tuzak. Kuzey Kore, yaptırımların kaldırılması karşılığında nükleer silahlardan arındırma fırsatını ve sonunda yarımadadaki gerilimi azaltmayı ve bir gün bir tür yeniden birleşme olasılığını görebilecek bir barış anlaşmasını kabul etmek yerine nükleer silahlardan arındırma konusunda meydan okurcasına isteksizliğini sürdürüyor. ABD karşılığında bir şey almadan Pyongyang’a taviz veremez.

Kim tarafından 2019’daki Hanoi zirvesinde Yongbyong’u bir kez daha kapatma teklifi gibi bir jest, aynı atı iki kez satmaya çalışmak anlamına geliyor. Bu nükleer silahlardan arındırma yönünde ciddi bir hareket değil. ABD ile ekonomik ve politik angajman karşılığında nükleer silahlardan arındırmaya yönelik gerçek ve doğrulanabilir bir düzenlemeye dayalı aşamalı bir anlaşma, aydın bir yol olacaktır. Bunun olacağı yok, bu yüzden Biden göreve geldiğinde yeni bir gerilimli dönemin başlamasını beklemek daha uygun.

Yazar: Malcolm Davis

ASPI’de kıdemli bir analisttir. Bu makalenin bir versiyonu da The National Interesttarafından yayınlandı.

Kaynak: ASPI Strategist