Tovuz Krizi
Kaynak: Hürriyet

Azerbaycan-Ermenistan Arasındaki ‘Tovuz’ Krizi ve Krizin Bölge Dinamiklerine Etkisi

Giriş

Tarih boyunca Avrasya’nın değişik bölgelerine yayılan kavim göçlerinin en önemli kavşak noktalarından birini oluşturan ve bu nedenle de göreceli olarak küçük bir alanda son derece karmaşık bir etnik ve dilsel yapı barındıran Kafkaslar, Anadolu-Akdeniz ve Step-Karadeniz nitelikli siyasi güçler arasındaki en önemli rekabet alanlarından birini oluşturmuştur.[1] Bu bölgedeki güç değişiklikleri küresel anlamda da dünyayı etkilemiştir. Bu bölge Soğuk Savaş yıllarında Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB)’nin aktif olarak rol aldığı ve Batı Blokuna karşı kullandığı coğrafi olarak stratejik bir konum olmuştur. Azerbaycan ve Ermenistan da Kafkaslarda önemli bir konuma sahip iki ülkedir. Bu iki ülke Soğuk Savaş yıllarında SSCB’nin parçası olup Batı Blokuna karşı stratejik konumda olan ülkeler olduğu için bu ülkeler Rusya için hala büyük ölçüde önem arz etmektedir.

Kafkasya, Asya’ya ve Avrupa’ya açılan bir kapıdır. Azerbaycan ve Ermenistan da bu kapının kilididir. Kafkaslar asırlar boyunca jeopolitik, jeoekonomik ve jeostratejik önemi nedeniyle birçok gücün odak noktası haline gelmiştir. Kafkaslar, yoğun olarak Soğuk Savaş döneminde kullanılan bir geçiş bölgesi olduğu için son yüzyılda en fazla çatışmalara şahit olduğumuz coğrafyalardan biri olmuştur. Fakat Kafkaslar, Orta Doğu coğrafyasında yaşanan sorunlarda olduğu gibi başat güçlerin hemen hemen eşit söz hakkına sahip olduğu bir coğrafya olmamıştır. Soğuk Savaş yıllarında SSCB’nin, Soğuk Savaş sonrasında ise Rusya’nın Kafkaslarda hâkimiyeti söz konusudur. Soğuk Savaş sonrası dönemde Kafkasya’nın uluslararası konumu farklı düzlemlerde ele alınmıştır. Bunlar; uluslararası dengelerdeki değişimin bölge üzerindeki etkisi, bölge dışı fakat bölgeye komşu ülkelerin Kafkaslara müdahil olması, bölge içindeki etnik ve dini çatışmalar. Kafkaslarda yaşanan çatışmaların çoğu Azerbaycan ve Ermenistan arasında yaşanmaktadır.

Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra ilk zamanlar Kafkaslarda birçok sorun ortaya çıkmıştır. Bu sorunların çoğunluğunu Azerbaycan-Ermenistan arasındaki sorunlar oluşturmaktadır. Bunun sebebi bölgedeki güç boşluğundan kaynaklanmaktadır. Kafkaslarda ele aldığımız düzlemlerin çoğu Azerbaycan-Ermenistan arasındaki sorunların sebebinde bulunmaktadır. Azerbaycan-Ermenistan arasındaki sorunlar bir asırdır devam etmektedir. İki ülke arasındaki etnik-dini çatışmalar, sınır anlaşmazlıkları, tarihsel sorunlar gibi anlaşmazlıklar çatışmanın devam etmesine sebep olmaktadır. Dağlık Karabağ sorunu, Hocalı Katliamı, işgal edilen Azerbaycan toprakları gibi sorunlar 2020 Temmuz ayında yaşanan sınır çatışmalarının sebebidir. Bölge ayrıca enerji hatları için kritik bir konumdadır. Hazar havzasından Avrupa’ya giden enerji hattının kilit noktası Kafkaslar ve hatta Azerbaycan’dır.

1. Azerbaycan-Ermenistan İlişkileri, Arka Planı ve Sorunlar

İki ülke de Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin parçası olduğu için SSCB döneminde birbirlerine karşı ne olumlu ne de olumsuz ilişkiler sergilememiştir. İkili ilişkiler SSCB döneminde nötr olarak gözlendi. Azerbaycan-Ermenistan ilişkileri için kritik tarih olan 1988 yılında Karabağ Ermenilerinin ayrılıp Ermenistan’a katılma isteğinden dolayı çatışmalar başlamıştır. Bu çatışmalar sürecinde dünya kamuoyunun son dönemde gördüğü en kanlı savaşlardan birisi olan Karabağ Savaşı ile sonuçlanmıştır. İkili ilişkiler, Karabağ Savaşı’ndan sonra imzalanan barış antlaşması ile ‘‘Ne savaş ne de barış’’[2] ilkesi üzerinde devam etmektedir. SSCB’nin dağılmasının ardından bağımsız devletler olan Azerbaycan ve Ermenistan, bu süreçten sonra daha çatışma odaklı ve olumsuz ilişkiler sergilemişlerdir. İki ülke arasındaki en kanlı çarpışma Karabağ Savaşı’dır. Karabağ Savaşı’ndan sonra Ermenistan, Azerbaycan’dan birçok bölgeyi ele geçirmiştir. İki ülkenin çatışmalarının sebebinde yatan sorun, Karabağ Savaşı’ndan sonra ortaya çıkan anlaşmazlıklar ve sınır problemidir.

1994 yılından sonra iki ülke ilişkilerini düzeltmek için Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı Minsk Grubu (AGİT) bünyesinde arabulucu ülkeler araya girse de bu misyon pek başarılı olamamıştır. Bu arada iki ülke karşılıklı diplomatik hamleler yapmıştır. Azerbaycan, Ermenistan Pasaportuna sahip olan kişilerin Azerbaycan Cumhuriyetine giriş yapmasını yasaklamıştır. İki ülke arasında herhangi bir diplomatik ilişki yoktur. Bu diplomatik kesinti diğer bölge ülkelerine de yansımaktadır.

Ne savaş ne de barış ilkesi üzerinde hareket eden iki ülkenin zaman zaman çatışma dönemleri olmuştur. Örneğin 2010 yılında sınır çatışmalarında her iki taraftan da can kaybı oldu. Ayrıca bu dönemde askeri tarihte eşi benzerine az rastlanır bir olay meydana geldi. 19 Haziran 2010 tarihinde gece 23:30 civarında Azerbaycan ordusunda görevli Astsubay Çavuş Mübariz İbrahimov kendi başına Ermenistan sınır karakolunu basmış ve 5 saat boyunca Ermenistan sınır birlikleri ile çatışmıştır. Bu çatışma sonucunda 45 Ermeni askerini etkisiz hale getirmiştir. Çatışma sonucunda Ermeniler tarafından etkisiz hale getirilen Mübariz İbrahimov, Azerbaycan tarafından “Milli Kahraman” ilan edilmiştir.

Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki çatışmalar genellikle sınır karakollarının birbirlerine taciz ateşi açmasıyla alevlenmektedir. İki ülke belirli aralıklarla savaşın eşiğine gelmiş, Rusya ve diğer devletlerin araya girmesiyle bu çatışmalar yatıştırılmıştır. Yine 2014 yılında çıkan çatışmalarda Azerbaycan’ın Ermenistan’a ait olan  Mil Mi-24 saldırı helikopterini düşürmesi ile çatışmalar alevlenmiştir. En son olarak 2016 yılında olan çatışmalar, 1994’ten sonra olan çatışmaların arasında en büyüğü olmuştur. 2016 Nisan ayındaki çatışmalarda her iki tarafta da 100’ün üzerinde kayıp ile sonuçlanmıştır. Bütün bu sınır çatışmaları, Dağlık Karabağ sorunu nedeniyle ortaya çıkan sınır çatışmalarıdır.

2. Temmuz 2020’deki Azerbaycan-Ermenistan arasındaki ‘Tovuz’ Krizi

Azerbaycan ile Ermenistan arasında Ermeni işgali altında bulunan Karabağ bölgesi ihtilafı sürerken, 12 Temmuz’da sınır bölgesinde patlak veren çatışmalar iki ülkeyi yeniden savaşın eşiğine getirdi. Azerbaycan’ın Tovuz ilinde karşılıklı topçu ateşi şeklinde devam eden çatışmalarda geçtiğimiz 5 günde iki taraftan yaklaşık 20 asker hayatını kaybetti.[3] Bakü’nün konu hakkında açıklaması ilk saldıran tarafın Ermenistan olduğu ve ilk top ateşini Ermenilerin açtığı yönünde olmuştur. Bu açıklamayı Rus askeri uzmanlar da doğrulamıştır. Azerbaycan-Ermenistan arasındaki sınır çatışmaları olağandır ve herhangi bir belirti olmadan her iki tarafın bir anda saldırması alışık olduğumuz bir durumdur. Fakat bu sefer çatışmalar Dağlık Karabağ sınırında başlamamış, onun aksine daha kuzeyde olan ve Karabağ’dan uzakta ulunan Tovuz bölgesinde yaşanmıştır.  Yani özetle, Ermenistan ile Azerbaycan çatışması bu sefer cephe hattında değil, sınır bölgesinde başlamıştır.

Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri, birçok Ermeni noktasını vurmuş ve bu görüntüleri kamuoyuna servis etmiştir. Fakat bu görüntüleri Ermeni kaynaklar yalanlamıştır.[4] Ermenistan Silahlı Kuvvetleri de Azerbaycan İnsansız Hava Aracı’nı (İHA) düşürmüş ve bu görüntüleri medyada paylaşmıştır.[5] İki ülkenin çatışmaları çok şiddetli geçmiş ve Tovuz bölgesinden cephe hattına kadar bu kriz sıçramıştır. Hem Dağlık Karabağ bölgesinde yani cephe hattında hem de sınır bölgelerinde birçok noktada ateşkes ihlali yapılmıştır.

Yaşanan bu çatışmalarda yeni savaş teknolojileri de kullanılmıştır. Azerbaycan’ın Ermenistan noktalarına düzenlediği saldırılarda İHA kullandığı görülmüştür. Hem Ermenistan hem de Azerbaycan bu taktik İHA’ları karşılıklı olarak düşürmüş ve aralarındaki bu çatışmaya yeni boyut getirmişlerdir. Genellikle sınır ya da cephe hattında olan savaşlarda top, helikopter veya ağır silahlar kullanan iki ülke, bu çatışmada farklı teknolojiler kullanmışlardır.

Bölge ülkelerinin ve dünyanın itidal çağrısı üzerine bölgede şu anlık bir ateşkes söz konusudur. Dünyanın çoğu bölgesinden kriz ile ilgili yatıştırmak üzere açıklama gelmiş, Avrupa Birliği  (AB) de bölgeye AGİT gözlemcilerinin yerleştirilmesi çağrısında bulunmuştur. Her çatışma döneminde olduğu gibi bu kriz de yine bölge dinamiklerini etkilemiş ve bölge dinamikleri bu çatışma ekseninde hareket etmişlerdir. Birçok uzmana göre Ermenistan’ın bu saldırısının temelinde gündemi değiştirme çabası yatmaktadır. İç siyasette güven kaybeden Ermenistan Başbakanı Nikol Peşinyan, Ermenistan Silahlı Kuvvetleri’nin bu saldırısı ile Ermenistan’ın bölgede önemli bir aktör olduğunu ve düşmanlarına korku saldığını göstererek iç siyasette güven toplamak istemektedir.[6] Fakat bu son saldırı seçimden çok bazı uzmanlara göre enerji meselesi ile alakalıdır. Ermenistan’ın cepheden uzak olan Tovuz kentine saldırmasının altında Tovuz bölgesinden geçen enerji hattının olması olduğu iddia edilmektedir.[7]

3. Azerbaycan-Ermenistan Arasındaki ‘Tovuz’ Krizinin Bölge Dinamiklerine Etkisi

Dünya’nın çoğu yerinde yerel çatışmalar ve anlaşmazlıklar mevcuttur. Bu yerel anlaşmazlık ve çatışmalar; o alt bölgenin ait olduğu bölgeyi, o bölgeler de tüm dünyayı etkilemektedir. Dağlık Karabağ sorunu da bu tip bir anlaşmazlıktır. Başlangıçta Azerbaycan-Ermenistan arasındaki bir sorun gibi görünse de aslında bu kriz tüm Kafkasları, Kafkaslar da komşu olduğu bölgeleri ve Kafkaslar enerji hatlarıyla zengin bir bölge olduğu için bütün dünyayı etkilemektedir. Fakat bu krizin Kafkaslar ve komşu bölgelere verdiği etki seviyesi diğer bölgelere nazaran daha fazladır. Tovuz krizi çıktıktan sonra dünya kamuoyundan tepkiler gelse de en fazla tepkiyi Türkiye ve Rusya göstermiştir. Türkiye ve Rusya’nın bölgede enerji hatlarıyla ilgili bağlantısı olduğu için bu kriz iki ülkenin Kafkaslar stratejisini etkilemiştir.

Türkiye ve Rusya’nın yanı sıra bölgede bulunan Gürcistan ve bölgeye yakın olan İran’ı da etkileyen Tovuz krizi, Türkiye ve Rusya’yı etkilediği kadar bu iki ülkeyi etkilememiştir. Azerbaycan’dan gelen enerji jeoekonomik bir öneme sahip olduğu için Rusya ve Türkiye için çok önemli olsa da, İran’ın kendi enerjisi ve enerji hatları Kafkasları pek etkilememektedir. Gürcistan da Ermenistan ve Azerbaycan ile ilişkilerini dengede tutsa da bu tip krizler Gürcistan’ı da etkilemekte ve bölgede krize sebep olmaktadır.

Türkiye’nin Azerbaycan taraflı tutumu ve Bakü doğalgaz hattı, Rusya’nın bölgede baskın olma isteği gibi sebepler her iki ülkenin de bu krizde Gürcistan ve İran’dan fazla etkilenmesine sebep olmaktadır. Rusya ve İran’ın daha çok Ermenistan yanı tutumu, Türkiye’nin Azerbaycan’dan yana olan tutumu gibi etkenler, son yıllarda ivme kazanan Türkiye’nin Avrasya yanlısı tutumunu da etkilemektedir. Bundan dolayı Tovuz saldırısından etkilenen ve olaya müdahil olan iki aktör olan Rusya ve Türkiye, derinlemesine analiz edeceğimiz ülkelerdir.

3.1. Krizin Türkiye’ye Etkisi ve Türkiye’nin Krize Bakışı

Türkiye, çok yönlü bir coğrafyaya sahip olduğu için ve dünyadaki tüm çatışmaların geçiş veya odak noktasında olduğu için kritik bir öneme sahiptir ve buna göre dış politika stratejisi geliştirmektedir. Kafkaslar da Türkiye için çok büyük önem arz etmektedir. Hem ekonomik hem de kültürel açıdan Kafkaslar, Türkiye için bir geçiş noktasıdır. Kafkaslarda bulunan devletler ile tarihten gelen bir bağı olan Türkiye, burada Ermenistan hariç diğer ülkelerle iyi komşuluk üzerinde ilişkiler geliştirmektedir.[8] Kafkaslar, Türkiye’nin tarihsel bağı olan Orta Asya’ya açılan kapıdır. Fakat bu kapı sadece kültürel anlamda değil, artık ticaret ve ekonominin yükseldiği Güneydoğu Asya’ya giden bir ekonomik köprü anlamında önemlidir. Türkiye’nin dış politika tarihine bakarak Kafkasların son 30 yılda önem kazandığını görebiliriz. SSCB dağıldıktan sonra değişen dünya sistemine ayak uyduran Türkiye, Orta Asya gibi Kafkaslar ile de yakın ilişki sergilemiş ve tarihsel bağlardan dolayı kamu diplomasisi uygulamıştır. Gelişen ilişkiler ışığında Kafkas ülkeleri ile yeni ticari antlaşmalar yapılmış ve bu antlaşmalar Türkiye’ye ekonomik anlamda kazanımlar getirmiştir.

Azerbaycan, Türkiye’nin Kafkaslardaki tarihsel, kültürel, ekonomik ve askeri anlamda en yakın müttefikidir. SSCB dağıldıktan sonra Türkiye, Azerbaycan ile olumlu ilişkiler kurarken aynı zamanda Ermenistan ile de olumlu ilişkiler kurmuştur.[9] Hatta Türkiye, Ermenistan’ı Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü’ne (KEİ) davet etmiştir. Fakat daha sonraları patlak veren Karabağ krizi bu olumlu ilişkilerin gelişmesini engellemiştir. Karabağ krizinde Türkiye, Azerbaycan’dan yana taraf almış ve Ermenistan ile olan ticari ilişkileri kesmiştir. 2000’li yıllara geldiğimizde Türkiye ve Ermenistan arasındaki sınır kapıları kapanmış vaziyettedir ve olumsuz derecede durağan ilişkiler görmekteyiz. Türkiye, Kafkaslarda en yakından muhatap aldığı ülkelerden ilki Azerbaycan, diğeri de Gürcistan’dır. Azerbaycan ile kültürel ve ekonomik bir bağ kuran Türkiye, iyi komşuluk ilişkiler kapsamında Gürcistan ile de ekonomik anlamda güçlü bağlar kurmuştur.

Türkiye ile Azerbaycan ilişkileri SSCB dağıldıktan sonra kültürel bağ, müttefiklik ve ticari düzlemde gelişmektedir ve her geçen yıl daha da bu ilişkiler değer kazanmaktadır. Türkiye 90’lı yıllardan sonra ve 2000’li yıllarda Kafkasya’nın enerji kaynağı açısından önemini kavramış ve bu yönde adımlar atmıştır. Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı (TANAP) da bu adımlardan bir örnektir. Bakü’den başlayan Azerbaycan doğalgazı, Türkiye aracılığı ile Avrupa’ya kadar ulaşmaktadır. Bu durum da hem Azerbaycan’ın hem de Türkiye’nin batı ile bağlantısını güçlendirmekte ve her iki ülke de ekonomik ve ticari kazanımlar elde etmektedir. Ermenistan’ın doğalgaz hattına yakın bölge olan Tovuz’a saldırması Azerbaycan ve Türkiye’yi zor duruma düşürmeyi planlayacak şekilde bir atılım yapması da Türkiye’nin bu durumdan etkilenmesine sebep olmuştur. Ermenistan her ne kadar amaç doğalgaz hattı değildi açıklamaları yapsa bu saldırı Türkiye’yi yakından ilgilendirmektedir. Nitekim Türkiye, saldırıdan sonra F-16’larını Nahçivan ve Ermenistan sınırına göndermiş ve devriye uçuşu yaptırtarak Ermenistan’a gözdağı vermiştir. Aynı zamanda Türkiye, Kafkaslarda en büyük müttefiki olan Azerbaycan ile yakın zamanda ortak bir tatbikat düzenlemiş ve bölgede etkili olduğunu göstermek istemiştir. Türkiye içinde çoğu siyasi parti ve bürokratlar Tovuz saldırısına tepki göstermiş ve Ermenistan’ı kınamışlardır.

Azerbaycan-Ermenistan arasında çıkan her kriz her dönemde Türkiye’yi etkilemiştir. Bu etkileyici sebepler arasında en önemli etken enerji hattıdır. Enerji konusunda dışa bağımlı olan Türkiye, çoğu enerji ihtiyacını Kafkaslardan karşılamaktadır. Ayrıca, Azerbaycan ve Kafkasların Orta Asya’ya açılan bir kapı ve son zamanlarda yükselen Güneydoğu Asya’ya açılan bir köprü olması nedeniyle Türkiye’nin son krize müdahil olması işten bile değildir.

3.2. Krizin Rusya Federasyonu’na Etkisi ve Rusya Federasyonu’nun Krize Bakışı

Kafkaslar, Rusya’nın asırlar boyunca hâkim olduğu bir bölgedir. Rus İmparatorluğu döneminde, SSCB döneminde ve Rusya Federasyonu döneminde de bu bölgede bir Rus hâkimiyeti söz konusudur. Rusya, bölgede tüm alanlarda kendi hakimiyetini sağlamlaştırmak için asimilasyon politikası gütmüştür.  Gürcistan’da Abazya ve Güney Osetya krizinde, Azerbaycan-Ermenistan arasındaki çatışmalarda Rusya’nın belirgin bir etkisi mevcuttur. Bu mevcudiyette hareket eden Rusya, bölgede düzenlediği manevralar ve bölge ülkelerinin savunma sanayii üzerinde önemli bir aktör olması da bu durumun kanıtıdır. Rusya, yüzölçümü nedeniyle büyük bir ülkedir. Rusya; ekonomik, bölgesel, askeri ve hatta kültürel çıkarlarını korumak için bu politikaları uygulamak zorunda kalmıştır.

SSCB dağıldıktan sonra bölgede güç dengesizliği oluşan Kafkasları bırakmak istemeyen Rusya; Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan gibi ülkelere eski silahlarını hibe etmiş ve o ülkelerin ilk zamanlarda toparlanmalarını sağlayarak bir denge politikası izleyerek bölgedeki ülkeleri kendisine bağımlı hale getirmeye çalışmıştır. Bölgeden geçen enerji hattının bir uğrak yeri de Rusya olduğu için bu krizin büyümemesi bütün taraflar için daha iyi olduğunu düşünen Rusya, bu yönde adım atmıştır. Rusya Dışişleri sözcüsü Maria Zaharova da arabuluculuk teklifi ederek bu krizin en kısa zamanda bitmesi yönünde açıklama yapmıştır.

Rusya, bölgedeki krizleri sindirerek kendisi halletmek için adım atmakta ve dünyanın buraya odaklanmasını engelleyerek kendi hâkimiyetini güçlendirmek istemektedir. Son olarak 2009 yılında Ukrayna, Gürcistan, Ermenistan, Azerbaycan, Beyaz Rusya, Moldova gibi Rusya ile hem kültürel hem de tarihi yakınlığı olan ülkelerin AB ile “Doğu Ortaklığı Antlaşması” yapması ile bölgede ticari, ekonomik, kültürel bir hakimiyet kurmak isteyen Rusya’nın Avrupa’ya karşı tepkileri daha da sert olmuştur. Fakat son zamanlarda bu ortaklıkta olan ülkeler, Rusya ile antlaşmalarından dolayı AB ile uzaklaşma sürecindedir. Sadece Ukrayna, Kırım’ın İlhakı nedeni ile AB ile yakınlaşma içindedir. Kafkas ülkeleri ve Beyaz Rusya, Rusya ile olan ticari ve ekonomik çıkarlarını korumak istemektedirler.[10]

Bölgeye en yakın NATO üyesi olan Türkiye’nin tutumları, Azerbaycan’ın bölgedeki Türkiye yanlısı politikası Rusya’yı denge politikasından uzaklaştırarak Ermenistan yanlısı bir politikaya itmekte ve bölgedeki krizleri sindirme politikası ile desteklemesine sebep olmaktadır. Tovuz krizinde Rusya, hem enerji hatları konusunda endişe duymuş hem de günden güne tırmanan krizin bir küresel sorun haline gelmesinden endişe duyarak bu yönde hareket etmiştir.

Sonuç

Soğuk Savaş sonrası değişen dünya sisteminde yerel krizlerin dünya çapında yankı uyandırması sonucunda Azerbaycan-Ermenistan krizi, siyasi nedenlerden ve anlaşmazlıklardan dolayı hâlâ çözülememiştir. SSCB dağıldıktan sonra küyereselleşme bu kriz ekseninde görülmektedir. Bu kriz kendi sınırlarını aşmış, farklı bölgeleri etkilemiş ve bu yönde barış görüşmeleri düzenlenmiştir. Azerbaycan’ın bir NATO müttefiki olan Türkiye ile yakınlaşması, Ermenistan’ın neredeyse dünyadan soyutlanması nedeniyle bir hegemon boşluğu oluşan Kafkaslarda Rusların yatıştırma politikası nedeniyle Azerbaycan-Ermenistan arasındaki sorunlar çözülemediği gibi, ara sıra daha şiddetli şekilde patlak vermektedir.

Son olarak Tovuz krizinde Türkiye, aynı zamanda Doğu Akdeniz’de bölgesel güçlere karşı mücadele verirken bir taraftan da Ermenistan sınırına SİHA ve F-16’larını göndererek her bölgede güçlü olduğunu vurgulamıştır. Türkiye, Doğu Akdeniz ve Orta Doğu kadar Kafkaslara da önem vermekte ve bu yönde adım atmaktadır. Orta Doğu, Akdeniz üzerinden Kafkaslarda da söz sahibi olmak isteyen NATO bölgede Türkiye’yi desteklemektedir. Türkiye ile Rusya her ne kadar farklı konularda anlaşsalar da Kafkaslar konusunda hemfikir olamamış ve Azerbaycan-Ermenistan arasındaki Tovuz krizinde farklı tarafları desteklemiştir. Rusya dışarıdan krize itidal çağrısı yapsa da lojistik olarak Ermenistan ordusuna destek vermiştir. Fakat Rusya ve Azerbaycan ilişkileri de sırf Azerbaycan-Ermenistan krizi ekseninde şekillenmemiştir. Rusya ve Azerbaycan arasında yüksek ölçüde ticari ve ekonomik antlaşmalar bulunmaktadır. Azerbaycan-Ermenistan arasındaki dönem dönem çıkan kriz ve çatışmalar, Rusya-Azerbaycan ilişkilerini etkilese de kökünden sarsmamıştır.

Bölgedeki ihtilaflar yüzünden bir konsensüs oluşturulamamıştır. Fakat bölgedeki askeri krizler çözülememişken bölge ülkelerinin de bir ortak noktada oluştuğu Avrupa Birliği önderliğinde bir “Doğu Ortaklığı Antlaşması” imzalanmıştır. Avrupa Birliği, Sovyetlerden kalma altı ülkeye politik ve ekonomik reformlar kazandırmak istemiştir. Bölge ülkeleri ticari ve ekonomik konsensüslerde müşterek hareket edebilecek fırsatlar elde edebilirken, aynı şey askeri ve sınır konularında geçerli değildir.

Büyük kıtalar arası geçiş bölgesi olan ve sıcak çatışma bölgesi etiketine sahip olan Kafkaslar, dönem dönem Tovuz krizi benzerinde sıcak çatışmalara sahip olmaktadır. Burada yatan sorunlar Soğuk Savaş öncesinden kalan ve hala günümüzde çözüme muhtaç olan yüzlerce bölgesel sorunlardan bir tanesidir. İki ülke zaman zaman kriz içinde olmuş fakat bölgesel aktörler arabuluculuk yaparak bu çatışma ve kriz ortamı bir süreliğine durdurulmuştur. Bu arabuluculuğun sebebi, bölgesel olarak bir geçiş noktası olan Kafkasların önemidir. Küresel dünyada diğer aktörler ile bağlantı kurmak isteyen bölgesel aktörler buradaki herhangi bir krize ehemmiyet vermektedir.

 

 


Kaynakça

Armenia Sputnik, ‘’ Videoları birleştirerek Azerbaycan Silahlı Kuvvetlerinin bir başka yanlış bilgisini ortaya çıkarıyoruz.’’,   https://armeniasputnik.am/society/20200717/23770293/Hamadrelov-tesnyutery-bacahaytum-enq-Adrbejani-ZU-hertakan-apateghekatvutyuny.html, (Haber Tarihi: 17.07.2020) E.T 19.08.2020

Atahan Birol Kartal, “II. Kafkasya ve Orta Asya Jeopolitiğinin Sorunlar ve Dondurulmuş Çatışmalar Açısından İncelenmesi: Büyük Güçler ve Türkiye”, Jeopolitik Düşünce, haz., Cem Oğultürk ve Güngör Şahin, İstanbul: Yeditepe Yayınları, 1.bs, 2020.

Balcı, Ali, Türk Dış Politikası, Alfa Yayınevi, İstanbul, 2017.

Civilnet, ‘’Ermenistan Silahlı Kuvvetleri, Azerbaycan “Elbit Hermes 900” insansız hava aracını imha etti.’’, https://www.civilnet.am/news/2020/07/14/, (Haber Tarihi: 14.07.2020), E.T 19.08.2020

Davutoğlu, Ahmet, Stratejik Derinlik, Küre Yayınevi, İstanbul, 2016.

Hürriyet, “Azerbaycan-Ermenistan Sınırında Neler Oluyor ?”,  https://www.hurriyet.com.tr/dunya/azerbaycan-ermenistan-sinirinda-neler-oluyor-41567236, (Haber Tarihi: 18.07.2020), E.T. 11.08.2020.

Mesut Hakkı Caşın ve Sina Kısacık, Kafkasya’da Azerbaycan-Ermenistan Uyuşmazlığı: Çatışma-Barış Sarkacı, Ankara: Seçkin Yayınevi, 2017.

Özge Nur Öğütçü, “Avrupa’nın Doğu Ortaklığı ve Rusya’nın Artan Etkisi”, E.T 25.08.2020, https://avim.org.tr/tr/Analiz/AVRUPA-NIN-DOGU-ORTAKLIGI-PROGRAMI-VE-RUSYA-NIN-ARTAN-ETKISI

Trt Haber, “Azerbaycan-Ermenistan arasındaki ‘Tovuz’ krizinde son durum”, https://www.trthaber.com/haber/dunya/azerbaycan-ermenistan-arasindaki-tovuz-krizinde-son-durum-502162.html, (Haber Tarihi: 16.07.2020), E.T. 10.08.2020.

 

Dipnotlar

[1] Ahmet Davutoğlu, Stratejik Derinlik, Küre Yayınevi, İstanbul, 2016, s.124

[2] Mesut Hakkı Caşın ve Sina Kısacık, Kafkasya’da Azerbaycan-Ermenistan Uyuşmazlığı: Çatışma-Barış Sarkacı, Ankara: Seçkin Yayınevi, 2017, s.15.

[3] Hürriyet, “Azerbaycan-Ermenistan Sınırında Neler Oluyor ?”,  https://www.hurriyet.com.tr/dunya/azerbaycan-ermenistan-sinirinda-neler-oluyor-41567236, (Haber Tarihi: 18.07.2020), E.T: 11.08.2020

[4] Armenia Sputnik, “Videoları birleştirerek Azerbaycan Silahlı Kuvvetlerinin bir başka yanlış bilgisini ortaya çıkarıyoruz.”, https://armeniasputnik.am/society/20200717/23770293/Hamadrelov-tesnyutery-bacahaytum-enq-Adrbejani-ZU-hertakan-apateghekatvutyuny.html, (Haber Tarihi: 17.07.2020), E.T: 19.08.2020

[5] Civilnet, ‘’Ermenistan Silahlı Kuvvetleri, Azerbaycan “Elbit Hermes 900” insansız hava aracını imha etti.’’, https://www.civilnet.am/news/2020/07/14/, (Haber Tarihi: 14.07.2020), E.T: 19.08.2020

[6] Trt Haber, ‘’Azerbaycan-Ermenistan arasındaki ‘Tovuz’ krizinde son durum’’, https://www.trthaber.com/haber/dunya/azerbaycan-ermenistan-arasindaki-tovuz-krizinde-son-durum-502162.html, (Haber Tarihi: 16.07.2020), E.T: 10.08.2020

[7]  A.g.e, Hürriyet, (Haber Tarihi: 18.07.2020) E.T: 11.08.2020

[8] Atahan Birol Kartal, ‘’II. Kafkasya ve Orta Asya Jeopolitiğinin Sorunlar ve Dondurulmuş Çatışmalar Açısından İncelenmesi: Büyük Güçler ve Türkiye’’, Jeopolitik Düşünce, haz., Cem Oğultürk ve Güngör Şahin, İstanbul: Yeditepe Yayınları, 1.bs, 2020, s.310

[9] Balcı, Ali, Türk Dış Politikası, Alfa Yayınevi, İstanbul, 2017, s.254

[10] “Avrupa’nın Doğu Ortaklığı ve Rusya’nın Artan Etkisi”, Özge Nur Öğütçü, E.T: 25.08.2020, https://avim.org.tr/tr/Analiz/AVRUPA-NIN-DOGU-ORTAKLIGI-PROGRAMI-VE-RUSYA-NIN-ARTAN-ETKISI