Ana Sayfa / Yazılarımız / Siyaset / Film Analizi / Ayla Film Analizi

Ayla Film Analizi

Yazan: Atilla Arda Beşen & Burak Hamza Ayaz

Ayla, meşhur Kore Savaşı yıllarında İskenderun'dan Kore'ye giden iki Türk askeri Süleyman ve arkadaşı Ali'nin hikayesini bizlere sunmaktadır. İkilinin, bir pusuya yakalandıktan sonra karşılarına çıkan küçük bir kız çocuğunu savaş alanında bırakmayıp yanlarına almalarıyla beraber asıl hikaye başlamaktadır ve Ayla ile Süleyman arasında kurulan bağın bir baba-kız ilişkisi haline dönmesi filmin ana temasını bizlere göstermekteydi. Filmin sonunda gerçek görüntülere yer verilmesi ve filmdeki repliklerle aynı cümleler olması filmin hikayemsi özelliğini daha da güçlendiren bir özellik olarak seyirciye sunulmaktadır.

Filmin Ana Hattı

Film analizlerine başlarken amaçladığımız nokta kendinizi birden filmin içinde bulmamızdır, sosyolojik bir film analizi, siyasi ve ekonomik yönü olan filmlerden hissiyat yönünden ayrılmaktadır. Şimdi ise kendinizi Ayla filminin içinde bulmanızı sağlayacağız ve belli noktaları sosyolojik olarak değerlendireceğiz.

Ayla, meşhur Kore Savaşı yıllarında İskenderun’dan Kore’ye giden iki Türk askeri Süleyman ve arkadaşı Ali’nin hikayesini bizlere sunmaktadır. İkilinin, bir pusuya yakalandıktan sonra karşılarına çıkan küçük bir kız çocuğunu savaş alanında bırakmayıp yanlarına almalarıyla beraber asıl hikaye başlamaktadır ve Ayla ile Süleyman arasında kurulan bağın bir baba-kız ilişkisi haline dönmesi filmin ana temasını bizlere göstermekteydi. Filmin sonunda gerçek görüntülere yer verilmesi ve filmdeki repliklerle aynı cümleler olması filmin hikayemsi özelliğini daha da güçlendiren bir özellik olarak seyirciye sunulmaktadır.

Tarihsel Önem ve Genel Bir Bakış

Kore Savaşı, SSCB ve ÇİN’in desteği alan Kuzey Kore’nin 38. paralelin arkasına geçmesiyle başlamış ve Birleşmiş Milletler dahil birçok ülkenin müdahalesine sahne olmuştur. O dönemde Kore’ye en çok asker gönderen ülkelerden birisi de Türkiye idi. Türkiye’nin bu bölgeye asker yollamasının ana sebeplerini sıralamak ve açıklamak gerekirse şöyle diyebiliriz; İkinci Dünya Savaşı’nın ardından Türkiye üzerinde oluşan güvensizliğin giderilmek istenmesi ve Batı’nın güveninin kazanılmak istenmesi bu gerekçelerden birisiydi. Ancak asıl sebep ise Türkiye’nin NATO’ya üye olmak istemesiydi. Bu savaşa Türkiye’nin asker göndermesinin ardından ABD ve Avrupa SSCB’ye karşı bir üs olarak Türkiye’nin konumuna sıcak bakmaya başlamıştı ve bununla birlikte karşıt görüşler azalmaya başlamıştı. Türkiye NATO üyelik isteğini bu savaşla elde edecekti. MacArthur’un diyeceği üzere tarih gerçekten kahraman olarak Türkleri yazacaktı ve bunun üzerine Güney Kore 17 Ağustos 1999 depreminde Türkiye’ye bir yardım ekibini yollayacaktı.

Ayla, meşhur Kore Savaşı yıllarında İskenderun'dan Kore'ye giden iki Türk askeri Süleyman ve arkadaşı Ali'nin hikayesini bizlere sunmaktadır. İkilinin, bir pusuya yakalandıktan sonra karşılarına çıkan küçük bir kız çocuğunu savaş alanında bırakmayıp yanlarına almalarıyla beraber asıl hikaye başlamaktadır ve Ayla ile Süleyman arasında kurulan bağın bir baba-kız ilişkisi haline dönmesi filmin ana temasını bizlere göstermekteydi. Filmin sonunda gerçek görüntülere yer verilmesi ve filmdeki repliklerle aynı cümleler olması filmin hikayemsi özelliğini daha da güçlendiren bir özellik olarak seyirciye sunulmaktadır.

Savaşın Kültür İmgesi Olarak Önemi

Tarih boyunca savaşlar insanların birbirleriyle etkileşim şekilleri arasında büyük roller üstlenmişlerdir. Savaşa sadece insan öldürmek ve anlaşmazlık olarak bakılmadığı zaman aslında bir kültür etkileşiminin mevcut olduğu ve toplumlar arası kültür geçişlerinin savaş yoluyla olduğu söylenebilmektedir. Kore Savaşı sürecinde filmde gördüğümüz asıl imgelem de budur. Türkçe bilmeyen Koreli bir kızın Türk Karargahında yaşayarak Süleyman’ı babası olarak görmesi ve Türk dilini öğrenmesi bu kültürel etkileşimin ürünü olarak gösterilebilir. İki farklı dili konuşan insanın dil üzerinden değil de, yaşanmışlıklar üzerinden kurduğu BABA-KIZ ilişkisi kesinlikle düşünülmesi gereken bir noktadır. Savaşın kültürel etkileşimi burada bitmemekle beraber, savaştan yıllar sonra bu ikiliyi birbirine kavuşturmayı hedefleyen araştırmacıların projesiyle beraber devam da etmektedir. Nesiller birbirlerini bir savaş sonucu olarak etkilemekteydi.

Ayla, meşhur Kore Savaşı yıllarında İskenderun'dan Kore'ye giden iki Türk askeri Süleyman ve arkadaşı Ali'nin hikayesini bizlere sunmaktadır. İkilinin, bir pusuya yakalandıktan sonra karşılarına çıkan küçük bir kız çocuğunu savaş alanında bırakmayıp yanlarına almalarıyla beraber asıl hikaye başlamaktadır ve Ayla ile Süleyman arasında kurulan bağın bir baba-kız ilişkisi haline dönmesi filmin ana temasını bizlere göstermekteydi. Filmin sonunda gerçek görüntülere yer verilmesi ve filmdeki repliklerle aynı cümleler olması filmin hikayemsi özelliğini daha da güçlendiren bir özellik olarak seyirciye sunulmaktadır.

Ayla Filminin Dil ve Kültür İlişkisi Kapsamında Toplumsal Yapıya Etkisi

Ayla filminin toplumsal olarak yarattığı etkiyi tam anlamıyla kavrayabilmek için film içerisinde geçen ve filmin odak noktasında yer alan dil ve kültür ilişkilerini irdelememizde yarar vardır. Küçük bir Koreli kız ile bu kültüre tamamen yabancı ve tek amacı ülkesini onurlandırmak olan bir astsubayın arasında geçen ilişki, izleyicilere kültürün ortak bir duygu ve düşünce birliği olduğunu filmin arka temasında çok net bir şekilde açıklamıştır. Özellikle bu iki bambaşka dünyalara ait insan arasındaki ilk tanışma ne dille ne de kültürle alakalı değildir, bütünüyle hisle alakalıdır. Aslında filmde verilmeye çalışılan mesajın başlangıç noktası olarak nitelendirebileceğimiz bu ilk tanışma sahnesi izleyicilere toplumu oluşturan değerlerin yazılı veya sözlü olarak sadece dille aktarılabileceği görüşüne karşı bize farklı bir görüş sunmaz mı? Aynı dili konuşamayan ancak çaresizlik içindeki bir ortamda annesi ve babası katledilmiş küçücük bir kıza uzatılan yardım eli, film boyunca izleyenlere duygu dolu anların kapısını aralayacak filmin en dokunaklı sahnelerinden biridir. Tabi ki burada bahsedilmeden geçilmeyecek önemli konulardan biri de yetiştiriliş tarzının etkisiyle yardıma muhtaç birine koşmada dil, din ve ırk ayrımı gözetmeksizin Süleyman Dilbirliği Astsubayın göstermiş olduğu cesarettir.

Ayla, meşhur Kore Savaşı yıllarında İskenderun'dan Kore'ye giden iki Türk askeri Süleyman ve arkadaşı Ali'nin hikayesini bizlere sunmaktadır. İkilinin, bir pusuya yakalandıktan sonra karşılarına çıkan küçük bir kız çocuğunu savaş alanında bırakmayıp yanlarına almalarıyla beraber asıl hikaye başlamaktadır ve Ayla ile Süleyman arasında kurulan bağın bir baba-kız ilişkisi haline dönmesi filmin ana temasını bizlere göstermekteydi. Filmin sonunda gerçek görüntülere yer verilmesi ve filmdeki repliklerle aynı cümleler olması filmin hikayemsi özelliğini daha da güçlendiren bir özellik olarak seyirciye sunulmaktadır.

Filmi tek cümleyle özetlemek gerekirse yukarıda da değindiğimiz gibi çaresizlik içinde kalmış küçük bir kız ile koca yürekli bir asker arasında yaşananlar diyebiliriz. Buradan çıkarılabilecek sonucu şu şekilde ifade etmek doğru olacaktır sanırım; tohumu filizleyen unsur ne kadar cesaret olsa da tek başına cesaret yeterli olmamakta filmin tamamından anlaşılacak üzere sorumluluk duygusu da bir o kadar önemlidir. Bir askere üstleri tarafından küçük bir kızın yük olacağı söylenmesine rağmen ne şartta olursa olsun sorumluluk duygusuyla başladığı işi layıkıyla yerine getirme bilincinde olan kahramanımız topluma büyük bir insanlık dersi vermektedir. Arkadaşlarının desteğini de alarak konuşarak iletişim kuramadıkları yabancı bir kız ile içten gelen duygular sayesinde güçlü bir bağ ortaya çıkarılmış ve güzel bir şekilde bu bağ izleyicilere geçirilmiştir.

Ayla, meşhur Kore Savaşı yıllarında İskenderun'dan Kore'ye giden iki Türk askeri Süleyman ve arkadaşı Ali'nin hikayesini bizlere sunmaktadır. İkilinin, bir pusuya yakalandıktan sonra karşılarına çıkan küçük bir kız çocuğunu savaş alanında bırakmayıp yanlarına almalarıyla beraber asıl hikaye başlamaktadır ve Ayla ile Süleyman arasında kurulan bağın bir baba-kız ilişkisi haline dönmesi filmin ana temasını bizlere göstermekteydi. Filmin sonunda gerçek görüntülere yer verilmesi ve filmdeki repliklerle aynı cümleler olması filmin hikayemsi özelliğini daha da güçlendiren bir özellik olarak seyirciye sunulmaktadır.

Ayla filminin Oscar Aday Adayı olarak ülkemiz adına gurur kaynağı olması ve gişede büyük izlenme rakamlarına ulaşması filmden çıkarılabilecek sonuçları izleyiciler gerçek hayata daha kolay bir şekilde entegre edebilecektir. Filme getirilen eleştiriler genel olarak, Türk sineması klasiğine devam edildiği ve izleyenleri ağlatmaya yönelik bir film amaçlandığı yönündedir. Bu eleştirileri bir kenara bırakırsak zor zamanlardan geçtiğimiz bu dönemlerde film analizi sonucu çıkarılan değerlendirmeler ışığında filmin yaşamımıza birçok yönden etki edebileceğini görebiliriz. Bürokrasinin ve siyasetin giderek kızıştığı dünya genelinde filmden alacağımız dersler bir hayli önemli olacaktır. Özellikle zulüm gören veya ezilen kesime karşı ufakta olsa sağlanabilecek bir yardım tahmin edilemeyecek boyutlarda büyük sonuçlar doğurabilecektir. Bundan dolayıdır ki ihtiyaç duyduğumuz ve birçok kesim tarafından unutulmaya yüz tutmuş duygularımızı tekrardan canlandırmak adına izleyiciler Ayla filminden kendi içlerinde barındırdıkları duygulara doğru yaşayacakları bu serüvende yardımlaşma bilinciyle yapacakları iyiliklerle toplumsal katkıya destek sağlamış olacaklardır.

Toplum Yapısı Hakkında Çıkarım Yapılacak Belli Noktalar

  1. Süleyman’ın sevdiği kızın amcası tarafından başka biriyle nişanlandırılması ve bundan geri dönüşün kesinlikle olmaması.
  2. Süleyman’ın ailesine uygun gördüğünüz biriyle evlenmek istiyorum demesiyle aynı durumun erkeklerde de görülüyor olması.
  3. Komünist karşıtı söylemlerin tam 1950 döneminde artması ve buna duyulan nefretin asker söylemlerine yansıması.
  4. Savaşa katılan askerlerin arasında dahi Türk olup komünist olan askerlerin bulunması.
  5. Duygusal bağın iki taraf içinde yıllar sonra dahi olsa kopmaması. Kore ve Türk kültürlerinin bir göstergesi. İki kültürün de içerdiği ailevi bağ bu durumda inanılmaz büyük bir rol oynamaktadır.

 

Yazar Hakkında

Atilla Arda Beşen / TESA Siyaset Masası Araştırmacı Yazarı / Çevirmeni

İstanbul Üniversitesi

Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Mezunu

&

Burak Hamza Ayaz / TESA Ekonomi Masası Yardımcı Direktörü

Çukurova Üniversitesi

Maliye Bölümü Yüksek Lisans Öğrencisi

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir