Avrupa Birliği
Newtimes.az

Avrupa Birliği: Federasyon Mu, Konfederasyon Mu? Tartışması Üzerine Teorik Bir Yaklaşım

Özet                        

Maastricht Paktı, diğer adıyla Avrupa Birliği Paktı, 1 Kasım 1993 tarihinde yürürlüğe girdi. Bu pakt ile 1999’a kadar parasal birliğin tamamlanmasına, Avrupa vatandaşlığının oluşturulmasına ve ortak dış ve güvenlik ile adalet ve içişlerinde işbirliği politikalarının meydana getirilmesine karar verildi. Dolayısıyla Avrupa Birliği siyasi entegrasyonunu tamamlamak amacıyla yetkilerini yani egemenliklerini ulus-üstü bir mekanizmaya devri, tartışmalara neden olmuştur. Avrupa Birliği federasyon mu, yoksa konfederasyon mu? sorusuna yanıt aradığım bu çalışmamda federalizm ve konfederalizme değinip; Avrupa Birliği’nin bu yaklaşımlara nasıl baktığını inceleyeceğim. Tabi Avrupa bütünleşmesine değinirken neo-fonksiyonalizm teorisinden hareketle konunun daha iyi anlaşılması bakımından bu yaklaşıma da yer vereceğim.

Anahtar Kelimeler: Avrupa Birliği, Avrupa Bütünleşmesi(entegrasyonu), Federalizm, Konfederalizm, Federasyon, Konfederasyon, Neo-Fonsiyonalizm.

Giriş

7 Şubat 1992’de imzalanan Maastricht Paktı, Avrupa entegrasyonunun gelecekteki gelişimi üzerinde derin bir etki yarattı. Bugün bildiğimiz Avrupa Birliği(AB), adını ve doğasını nihayet 1 Kasım 1993’te yürürlüğe giren yeni bir pakta borçludur. Maastricht Antlaşması, Avrupa Birliği’nin doğduğu yerdir; ismini taşıyan paktın müzakere edilip imzalandığı yerdir. Avrupalı liderler 1991 yılında Masstricht’ye yeni bir paktı sonuçlandırmak için bir araya geldiklerinde masaya kendi ulusal kaygılarını getirdiler. Ancak aynı zamanda başarılı bir sonuç sağlama ihtiyacını – Avrupa’yı yeni bir gündem araçlarıyla donatacak bir sonuç olduğunun farkındalardı. Avrupa işbirliğine doğru hareket ve 1950’lerde başlayan ve artan entegrasyon 1970’lerde yavaşladı ve Avrupa ekonomileri enflasyon ve işsizliğin etkisi altında kaldı. Birçoğu ilerleme yetersizliği yüzünden hüsrana uğramıştı. Ancak 1980’lerin ortasından itibaren, Avrupa projesini ilerletmek için yeni bir hırs ve kararlılık duygusu vardı. Bunun önemli bir kısmı, İngiltere’den önemli bir ivme kazandıran Avrupa  tek pazarının yaratılmasıydı. Tek Pazar, refah ve büyüme sağladı. Çok daha yakın ekonomik entegrasyon, ortak bir para birimiyle parasal birleşme oluşturma olasılığını ortaya koydu. Maastricht Antlaşması’nın kalıcı etkisi: Maastricht ‘‘Avrupa Birliği’’ ismini doğurdu. Üye devletler, Birliğin yapısında ve yetkilerinde oluşturdukları önemli değişiklikler konusunda hemfikirdi. Ana değişiklikler, o sırada çağrıldıkları üzere, üç ‘‘sütuna’’ odaklandı:

  • (mevcut) Avrupa Toplulukları (AK) sütunu
  • Adalet ve İçişleri (IHA) sütunu
  • Ortak Dış ve Güvenlik Politikası (CFSP) sütunu

Bu değişikliklerin amacı, Maastricht Antlaşması (Treaty), Avrupa Birliği vatandaşlarına daha iyi hizmet vermek ve onları korumak için önemli yeni politikalar geliştirmesine izin verdiği Avrupa entegrasyonunu değiştirmekti. AB’yi daha etkili, kapsayıcı, şeffaf ve hesap verebilir hale getirdi.[1]

1993’te Maastrict Antlaşması’yla Avrupa Birliği’nin kurulması bir anlamda federalistlerin mücadelesinin başlangıcı olmuştur. İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki ekonomik, sosyal ve siyasal tahribatın ardından bölgesel bütünleşme hareketi olarak temelleri atılmış olan, siyasal bütünleşme Avrupa Birliği’nin geleceğini şekillendirmiştir.[2] Ancak temel problem siyasal bütünleşme girişiminin sosyal bütünleşmeyi arka plana itmiş olmasıdır. Eski Doğu Bloku üyelerinin Avrupa Birliği’ne üye olmalarından sonra sosyal uyum da sağlanabildiği takdirde Avrupa bütünleşmesinin gerçekleşmesi daha olası gözükmektedir.[3]

Federalizm (Federasyon)

Arend Lijphart, federalizmi, merkezi yönetim ile federasyonun kurucu birimleri (federe devletler, eyaletler) arasında anayasayla güvence altına alınmış yerel düzeyde bir yetki kullanımı olarak tanımlamaktadır[4]**. Federalizm, ‘‘merkezi ve bölgesel yönetimler arasında güvenceli bir iktidar bölüşümü’’[5]*** demektir. Federal devlet ve federe devletler ayrı tüzel kişiliklere haizdir. Federasyonda iki ayrı tür devlet olduğuna göre, aynı ülke ve insan topluluğu iki ayrı devlet egemenliğine ve dolayısıyla hukuk düzenine tabidir.[6] Dolayısıyla egemenliklerin iki ayrı koldan yürütüldüğü; fakat farklı hukuk düzenlerinde temellendiğini sonucunu çıkartıyoruz. Federasyon ile yönetilen ülke örneği olarak Rusya’yı ele alalım. Rusya, başkanlık sistemiyle idare edilen, kendi anayasaları ile yasama ve yürütme organlarına sahip 21 cumhuriyet, 9 eyalet (Kray), 46 bölge (Oblast), 2 federal statüye sahip şehirdir (Moskova ve St. Petersburg). 5 özerk bölgeden (Avtonomnaya Oblast/Avtonomnıy Okrug) oluşan, 83 idari birimli bir federasyondur.[7]*

Federalizm kavramının tanımına baktıktan sonra şimdi konfederalizm (konfederasyon) kavramını inceleyelim.

Konfederalizm (Konfederasyon)

Birden fazla bağımsız devletin/devletlerin uluslararası hukuki benliklerini korumak şartıyla belli bir amaç etrafında, özellikle müşterek savunmalarını sağlamak üzere oluşturdukları bir devlet biçimidir. Konfederasyon bir uluslararası pakt ile kurulur. Bu pakt ile konfederasyona üye olan devletlerin diledikleri takdirde çıkabilecekleri kabul edilmiştir. Ancak belirtmek gerekir ki konfederasyonu bir devlet olarak görmek doğru değildir. Çünkü konfederasyonun tüzel kişiliği bulunmamaktadır. Buradan hareketle konunun daha iyi anlaşılması bakımından federasyon ve konfederasyon arasındaki farkı ineceleyeceğiz.

TABLO: Federasyon ve Konfederasyon Arasındaki Farklar[8]

KonularKonfederasyonFederasyon
KaynakUluslararası antlaşmayla kurulur.Anayasayla kurulur.
Bağın NiteliğiÜye devletler arasındaki bağ akdidir.Anayasal niteliktedir.
Ayrılma HakkıÜye devletler üyelikten çıkabilir.Ayrılma hakkı yoktur.
Uluslararası KişilikÜye devletlerin uluslararası kişiliği devam eder.Sadece federal devletin uluslararası kişiliği vardır.
Dış İlişkilerÜye devletler dış ilişkilerde bağımsızdır.Federe devletler federal devlete bağlıdır.
Zorlama GücüKonfederasyonun üye devletler üzerinde zorlama gücü yoktur.Zor kullanma gücü vardır.
VatandaşlıkSadece üye devletlerin vatandaşlığı yoktur.Federal ve federe olmak üzere iki tür vatandaşlık vardır.

Yukarıdaki tabloda da görüleceği üzere; konfederasyonun kaynağı uluslararası paktlar iken, federasyondaki kaynak  bir anayasa kurulmasıyla meydana  gelmektedir. Bu durum, ilgili üye devletlerin haklarını kullanmak için başvuru yaptıklarında konfederasyonlar tarafınca ortak bir paydada belirlenen antlaşmalar neticesinde bir yol izlenecektir. Federasyonda ise, devletin kendi belirlemiş olduğu esaslar doğrultusunda hakların kullanımı gerçekleşecektir. Tabi verilecek ve verilmesi planlanan kararların da buna göre şekillendiğini/şekilleneceğini söyleyebiliriz. Asıl konumuz: AB bağlamında federalizm süreci ve temel yaklaşımlarıdır. Buradan hareketle AB bütünleşme ve önceki süreçlerine dayanarak durumu izah etmeye çalışacağım.

Avrupa Birliği’nin Federalizm Süreci ve Yaklaşımlar

Avrupa federalizmini savunan düşünceler akımı 1940’ların ikinci çeyreğinde ortaya çıkmıştır. Bazı çevreler Avrupa federalizmini ‘‘Avrupa Birleşik Devletleri’’ adında federal bir düzenin kıtada yaşanan savaşın sona erdirilmesi konusunda aktif ve etkin bir rol üsteleneceği düşüncesini benimsemişlerdir. Ancak 1948 yılında Lahey’de toplanan Avrupa Konferansı’nda ulusüstü bir yapının gerçekleşmesinin bir olur yanı  olmadığını anlamışlardır. Konsey başkanı olan Winston Churchill, ulusal egemenliğe zarar veren devletler-üstü bir yapı içinde ülkesinin yer almayacağını ifade etmiştir. Konferansın sonunda Avrupa Konseyi (Council of Europe) kurulmuştur. Ancak bu yeni yapı, federalistlerin umduğunun aksine ulusal hükümetlerin temsil edildiği bir kurum olmaktan öteye geçememiştir.[9] Bu nedenledir ki federal ve konfederal tartışmalarının zemini, devletler-üstü bir yapının egemenliklerini kontrol etmesinin oluşturabileceği tehlike ile karşılaşmaları üzerine kurulmuştur. Ancak belirtmek gerekir ki ‘’federalizm’’, ‘’federasyon’’, ‘’federe’’, ‘’federal’’ kavramları avrupa bütünleşmesini ifade etmek için kullanılmıştır. Dolayısıyla federalizm kavramını kullanırken bu kavramlara da işaret ettiğini belirtmek gerekir.

Federalizm, Yayla’ya göre bir nevi kuvvetler ayrılığıdır. Kuvvetler ayrılığı; yasama, yürütme ve yargı erkini tek bir merkezde toplanmaması anlamına gelir. Yasama, yargı ve yürütme bağlamında kuvvetler fonksiyonel temelde birbirinden ayrılır. Federalizmde coğrafi olarak kuvvetlerin ayrılığından söz edilebilir. İktidar gücü, federal devlet ile federe devletler arasında dağıtılmıştır. Bu noktada federal yapıların ortaya çıkması tarihi, politik, iktisadi vs. süreçlerle bağlantılıdır.[10] Söz konusu federe devletler birer devlettir; çünkü, bunların her birinin kendisine mahsus bir ülkesi, kendisine mahsus bir halkı ve belli alanlarda sınırlandırılmış olmakla birlikte kendisine mahsus bir egemenliği vardır.[11]

Federalizmin arkasındaki temel fikir; devletler arasındaki ilişkilerin hukukun üstünlüğü çatısı altında yapılması gerektiğidir. Federalizm, çatışma ve anlaşmazlık, zorlama veya savaştan ziyade barışçıl yollarla çözümlemelerini ifade etmektedir. Bir federal sistemin en önemli yönü, kendileriyle başa çıkmak için farklı türden kurumlara ihtiyaç duyan farklı türden siyasi sorunların olduğunu kabul etmektir. Bazıları yalnızca yerel bir alanı etkilerken, diğerleri kendi alanlarında daha yaygındır. Bu etkiyi hükümet yansıtmalıdır; aksi takdirde hükümetin yalnızca güçlü merkezi kurumlara dayanması gerektiği düşüncesi eski ve modası geçmiş bir yer kaplamaktadır. Federal bir sistemde, bir sonla başa çıkma yetkisi kurumlar tarafından mümkün olan en düşük seviyede ve sadece mümkün olduğu kadar yüksek tutulmalıdır. Federal sistemin bir diğer önemli pür noktası, demokratik olmasıdır. Her hükümet seviyesinin vatandaşlar ile doğrudan bir ilişkisi vardır. Yasaları yalnızca kurucu devlet değil, doğrudan vatandaşlara uygulanır. Federal bir sistemde, güç dağılır ancak koordine edilir. Bu nedenle, federalizm genellikle çoğulculuğu ve bireyin haklarını aşırı güçlü bir hükümete karşı korumanın bir aracı olarak görülmektedir. Federalizmin temel yaklaşımı; devletlerin demokratik olarak formüle edilmiş uluslararası hukuka tabi olması gerektiğidir. Federalizm, her düzeydeki hükümetin demokratik olduğu ve vatandaşlara doğrudan bir ilişkisinin olduğu seviyeli bir hükümet sistemi önermektedir. Siyasal merkezi gücünü azaltarak – siyasal bir sistem içinde gücün dağılması – ya da ortak bir hukuk ve kurumlar çerçevesiyle farklı siyasal sistemlerin birbirine bağlanması olarak anlaşılabilir. Siyasi kurumların gelişmesinde federalistler demokrasi, hesap verilebilirlik ve şeffaflık ilkelerini savunurlar. Federalistler, ulusal egemenlik taleplerinin insan haklarının savunmasını veya gerektiğinde etkili düzenlemelerin uygulanmasını engellemesi gerektiğini kabul etmemektedir.

Ancak, ulusal kimlikten ve özerklikten kaynaklanan endişeleri dengelemek için yeni kurumların meşruiyetinin tesis edilmesi gerekmektedir[12]. Ulusal egemen devletler dünyasına alternatifin savaşı engellemek ve vatandaşların refahını arttırmak için sınırlı ancak yeterli güçlere sahip “katı bir uluslararası devlet” olduğunu belirtir. ABD, Avustralya, Kanada, Almanya, İsviçre, vb. gibi mevcut federasyonlar faydalı ilham veren modeller olsa bile, modern federalizmin kendine has özellikleri vardır: Modern federalizmin gebe kaldığı yadsınır. Dolayısıyla mevcut tüm federasyon, ulusal halkın politik birliğidir. Modern federalizm,  uluslarüstü federal birlikler aracılığıyla ulusal egemenliği aşma girişimidir.[13] Dünya devletinin doğası sonucu modern siyasal düşünce tarihinde derin köklere sahiptir. Kant’ın politik düşüncesinin hem federalistler hem de konferalistler için bir dönüm noktası olduğunu, yani bir Milletler Cemiyeti’nin despotik bir merkezi güçten başka bir “evrensel monarşi” değil, dünya federasyonundan daha iyi olduğunu savunanlar vardır. Örneğin, J. Habermas bir Avrupa federasyonundan yanadır ve Kant’ın kozmopolit bir devletler birliği projesini desteklemektedir, ancak kozmopolit bir birliğin bir dünya anayasasında değil, bir dünya devletinde kurulması gerektiğini savunmaktadır.[14] Dolayısıyla birliğin içerisinde meşruiyet sorununun ortaya çıkmasıyla birlikte, federal görüşteki yaklaşımlar, ‘‘halk birliği’’ anlayışını benimsemişlerdir. Bugün Avrupa Birliği, bu dünya devletine en yakın kuruluştur. Avrupa Birliği her ne kadar bu amaçla kurulmasa da özellikle Maastricht Paktı ile birlikte üye devletlerin birbirine sosyal, ekonomik ve siyasi olarak entegre olmasını sağlamıştır. Avrupa Birliği kendi merkez bankası kendi mahkemesi ve parlamentosuyla Avrupa devletini oluşturma yolunda büyük adımlar atmasına rağmen henüz tam anlamıyla bu süreç sona ermemiştir.

“Federasyonun çok önemli bir unsuru ‘federal bağlılık’ federal loyalty ya da dayanışma solidarity diyebileceğimiz duygudur. Buna göre merkez ve kurucu unsurlar bir arada ve birbirlerinin konumuna saygı göstererek yaşama isteği duyarlar. Bu, foedusidesidir. Bu olmadan bir federasyon yaşayan bir gerçeklik değil, biçimsel bir araç olur. Bu karşılıklı saygı, AB’de mevcuttur.’’[15]

“Avrupa Birliği’nin federalleşmesi; karmaşık, yavaş ilerleyen ve devamlı süreçlere dayanır. Bu sayede AB bir uluslararası örgüt ve bir devletler konfederasyonu olmak aşamalarını geride bırakmıştır, ancak federalizmin işaretleri henüz bir Avrupa federasyonundan bahsetmeye yetecek kadar açık değildir. Aslında federalleşme, birbirine bağlı ve analizi hassaslaştıran iki düzlem üzerinde gerçekleşir:

– Yönetimsel yapılar; yavaş yavaş özerk bir Avrupa hükümetinin oluşması. (…)

– Ulusal hükümetlerin liderlerinin müzakere ve konsensüsüne dayanan ‘ortak politikaların bir hükümetlerarası kavranışı’, Avrupa politikalarıyla ulusal politikaların ve kamu yönetimlerinin daha sıkı birbiriyle kenetlenmesi. Bunun uygulanması bütünleşmeyi güçlendirir.[16] Bununla birlikte üye devletlerin hepsi bu bütünleşmeye hazır değildir. Avrupa Birliğine üye olmak isteyen devletler üyelik sonrası egemenliklerinin bir kısmından vazgeçmek zorunda kalırlar. AB ulus-ötesi (süpranasyonel) bir hukuka sahiptir. Bu süpranasyonel hukuk düzeninin sağlanabilmesi için Avrupa Toplulukları üyesi devletlerinde egemenlik yetkilerinin kullanımı itibarıyla iç hukuklarında bazı değişiklikler yapması gerekmiştir.[17] Bu zorunlu değişiklikler İngiltere ve Danimarka gibi sıkı egemenlik anlayışına sahip devletlerin üyeliğe karşı soğuk davranmalarına neden olmuştur.

2.1. Neo-Fonksiyonalizmin Avrupa Birliği Yaklaşımı

David Mitrany’nin fonksiyonel işbirliği kuramından esinlenilen neo-fonksiyonalizme göre Avrupa bütünleşmesi, yayılarak genişleyen ve üç kavramla anlatılan bir süreçtir. Bu kavramlar sırasıyla; fonksiyonel spill-over, siyasi spill-over ve ortak tercih/çıkarların oluşması süreçleridir. Fonksiyonel spill-over kavramına göre, modern endüstriyel ekonominin değişik sektörleri karşılıklı olarak birbirine bağımlıdır. Farklı sektörlerden birinde başlayan bütünleşmeye yönelik aktivitelerin başarılı olabilmesi için, diğer alanlarda da benzer gelişmeler gerekir. Siyasi spill-over ise, adapte olma ve uyum gösterme sürecidir. Bu aşamada beklentilerin, değerlerin değişmesi ve ulus üstü çıkarların oluşması gerekir. Ortak tercih ve çıkarların oluşması ise, devletlerin ortak politikalara ulaşmakta zorluk çektikleri zamanlarda, karşılıklı imtiyazlarla ortak değerlerde buluşmaya çalışmışlardır. Sürecin bu aşamasında, Avrupa Birliği kurumları aracılık eder. Kurumlar sayesinde gerçekleşen sosyalleşme, – örneğin üyelerin veto haklarını kullanmalarını zorlaştırır. Bu şekilde merkezi kurumların bu aşamanın sonunda daha fazla güç kazandıkları öne sürülmektedir[18] Neo fonksiyonalizmin temel konusu, ulus devletlerin tamamen “egemen” olmaktan vazgeçerek, kendi iradeleriyle, komşularıyla bütünleşme tercihinde bulunmaları ve aralarındaki sorunları çözmek için geliştirdikleri yeni teknikleri, egemenliğin temel kriterlerine tercih etmeleridir.[19] Bu süreçte, siyasi aktörler beklentilerini ulusal otoriteler yerine, kurumları ulus devletlerin üzerinde olduğu varsayılan, yeni ve daha büyük merkezlere yöneltirler. Neo fonksiyonalizmin temel varsayımlarına bakıldığında birincisi; Avrupa Topluluğu’nda temel sevkülceyşi*** olan ve öncelik taşıyan ekonomik işbirliğini teşvik etmek, yaratılan idari organlar aracılığı ile bütünleşmeyi ilerletmek, ulusal çıkarların bu hedefe engel olmasını önlemektir. Bu şekilde bütünleşmenin ilgili başka sektörlere de yayılacağı, başka alanlarda da işbirliğini tetikleyeceği beklenir. Ayrıca, zaman içinde bağlılıkların, sosyal gereksinim ve menfaatlerin, ulusal istencin**** yerine merkezi idari organlara yöneleceği düşünülür. Bu hipoteze göre, ekonomik entegrasyon daha fazla örgütlenmeyi gerektirecek ve sonuçta siyasi entegrasyonu beraberinde getirecektir. Bu şekilde, Avrupa’da sulh kalıcı olabilir.[20]

Sonuç

Avrupa Birliği’nin hukuki şekli federasyon ile konfederasyon arasında bir yerdedir. Günümüz itibarıyla konfederasyon daha ötededir; ancak daha federasyon düzeyine de varamamıştır. Dolayısıyla AB, konfederasyon tarzını çoktan aşmıştır. Çünkü: Avrupa Birliği’nin beynelmilel bir hükmi kişiliği vardır. Bu bağlamda Avrupa Birliği’nde bazı kararların alınması için oybirliği şart değildir. Ancak belirtmek gerekir ki Avrupa Birliği henüz federasyon düzeyine de erişememiştir. Çünkü Avrupa Birliği uluslararası paktlara (1992 Maastricht Paktı, 2007 Lizbon Paktı) dayanmaktadır. Avrupa Birliği’nde savunma ve dış politika mevzusunda müşterek bir politika ve bu gaye ile kurulmuş yapı da yoktur. Bu bağlamda her üye kendi işlerini yürütmektedirler. Ayrıca belirtmek gerekir ki Avrupa Birliği’nde üye devletlerin müsavi (eşit) temsili esasına dayalı bir ikinci meclis mevcut değildir.

Bugün AB kendi hukuk düzeni, parlamentosu, merkez bankasına sahip olsa da hala kesin bir anayasası veya ordusu yoktur. Son dönemde özellikle mülteci konusunda ülkeler arasında yaşanan fikir ayrılıkları ortak bir politika izlemelerine engel olmakta ve ülkeler AB’ye karşı politikalar yürütebilmektedir. Bu da AB’nin hala yaptırım gücüne sahip olmadığının göstergesidir. Bunun gibi örnekler AB’nin federal bir kuruluş yerine hala konfederal özelliklere daha çok sahip olduğunu ve kozmopolit bir yapı için alınması gereken daha çok yol olduğunu göstermektedir.

[toggle title=”Kaynakça” state=”close”]

Ercan B., Ercan A, ‘’ Avrupa Bütünleşme Sürecinde Avrupa Birliği Sosyal Politikası ve Avrupa Vatandaşlığı İlişkisi’’, Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, Cilt 8, No 41, 2015.

Gözler K., Anayasa Hukukuna Giriş ‘’Genel Esaslar’’, Ekin Yayınevi, Bursa, 2017.

Kaya A., Aydın S., vd., ‘’Avrupa Birliği’ne Giriş – Tarih, Kurumlar ve Politikalar’’, İstanbul, Bilgi Üniversitesi Yay., 2009.

Lıjphart A., ‘’Çağdaş Demokrasiler’’ (Çev. Ergun Özbudun ve Ersin Onulduran), Ankara, Yetkin Yayınları, Tarihsiz 1997?.

Marie B., Mattli W., “Europe Beforethe Court: A PoliticalTheory of Legal Integration“, International Organization,Cilt:47, 1993.

Maurice C.; Quermonne, Jean-Louis,L’Europe et le fédéralimse, Montchrestien, Paris 1996.

Murray F.,  “Federalism, nationality, statehood: the problem of theEuropeanUnion”, MultinationalFederations, ed. Michael Burgess, John Pinder, Routledge, New York 2007.

Montani G., ‘’Cosmopolitan Democracy and Federalism’’, Altiero  Spinelli Institute for Federalist Studies, 2010.

Nail H., (KUBALI), Anayasa Hukuku Dersleri, İstanbul, İÜHF Yay., 1971.

Özdal B, Avrupa Birliği, ‘’Avrupa Birliği Siyasi Bir  Cüce, Askeri Bir Solucan mı? ‘’, Dora Yay., Bursa, 2013.

Toprak E., ‘’Neo-Fonksiyonalizmden Yapısalcılığa Entegrasyon Kuramları Işığında Türkiye-Avrupa Birliği Uyumu’’, Ankara Avrupa Çalışmaları Dergisi, Cilt: 7, No.1, 2007.

Yayla A, ‘’Siyaset Teorisine Giriş, Liberte Yay., Ankara, 2002.

Diğer dijital kaynaklar;

Masstricht Paktı  ile Avrupa Nasıl Değişti?, https://www.consilium.europa.eu/en/maastricht treaty/ (ET:19.05.2019).

Avrupa Birliği Antlaşması, https://europa.eu/europeanunion/sites/europaeu/files/docs/body/treaty_on_european_union_en.pdf (ET: 19.05.2019).

Rusya Federasyonu’nun Siyasi Görünümü (Dış İşleri Bakanlığı resmi hesabı), http://www.mfa.gov.tr/rusya-siyasi-gorunumu.tr.mfa (ET: 21.05.2019).

Özerk Yerel Yönetimler ve Federalizm(Bilgesam), http://www.bilgesam.org/incele/752/-ozerk-yerel-yonetimler-ve-federalizm/#.XOkZLogzbMU (ET: 20.05.2019).

Federal Birliği ve Demokrasi, https://federalunion.org.uk/ (ET: 25.05.2019).

DİPNOTLAR

[1] Ayrıntılı bilgi için bkz, https://www.consilium.europa.eu/en/maastricht-treaty/ (ET:19.05.2019). Avrupa Birliği Antlaşması için ayrıca

bkz, https://europa.eu/europeanunion/sites/europaeu/files/docs/body/treaty_on_european_union_en.pdf (ET: 19.05.2019).

[2] Ayhan K., Senem A., vd., ‘’Avrupa Birliği’ne Giriş – Tarih, Kurumlar ve Politikalar’’, İstanbul, Bilgi Üniversitesi Yay., 2009, s. 3.

[3]  Bilge Ercan ve Arda Ercan, ‘’ Avrupa Bütünleşme Sürecinde Avrupa Birliği Sosyal Politikası ve Avrupa Vatandaşlığı İlişkisi’’, Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, Cilt 8, No 41, 2015, ss. 407-408.

[4] Arend Lijphart, Çağdaş Demokrasiler (Çev. Ergun Özbudun ve Ersin Onulduran), Ankara, Yetkin Yayınları, Tarihsiz 1997?, s.147.**Bu kısım Kemal Gözler’in ’Anayasa Hukukunun Genel Esasları’’ kitabının ‘’Federalizmin özellikleri’’ alt başlıklı yazısınndan doğrudan alıntılanmıştır.. Bursa, Ekin Yay., 2017, s. 66-67. (Kaynak gözden geçirilmiştir).

[5]Ibid., s.148 ***Kemal Gözler a.g.e., hk. alıntılama yapılmıştır.  s. 67 (Kaynak gözden geçirilmiştir).

[6] Hüseyin Nail (KUBALI), Anayasa Hukuku Dersleri, İstanbul, İÜHF Yay., 1971, s. 169.

*Ülkemiz, Kırım ve Sivastopol’ün Rusya Federasyonu tarafından ilhakını tanımamaktadır.

[7]Rusya Federasyonu için bkz, http://www.mfa.gov.tr/rusya-siyasi-gorunumu.tr.mfa (ET: 21.05.2019).

[8]Kemal Gözler, Anayasa Hukukuna Giriş ‘’Genel Esaslar’’, Ekin Yayınevi, Bursa, 2017, s. 66.

[9] Ayhan K., Senem A., vd., ‘’Avrupa Birliği’ne Giriş – Tarih, Kurumlar ve Politikalar’’, İstanbul, Bilgi Üniversitesi Yay., 2009, s. 3-4.

[10] Atilla Yayla, ‘’Siyaset Teorisine Giriş, Liberte Yay., Ankara, 2014, s. 147-148.

Ayrıca bkz. http://www.bilgesam.org/incele/752/-ozerk-yerel-yonetimler-ve-federalizm/#.XOkZLogzbMU (ET: 21.05.2019).

[11] Hüseyin Nail (KUBALI), Anayasa Hukuku Dersleri, İstanbul, İÜHF Yay., 1971, s. 68. *Kemal Gözler’in ifade ettiği gibi federe devletlerin ‘’dış egemenliği’’ değil, sadece iç egemenliği söz konusudur.

[12]Ayrıntılı bilgi içinbkz.https://federalunion.org.uk/ (ET: 20.05.2019).

[13]Guido Montani, ‘’Cosmopolitan Democracy and Federalism’’, Altiero  Spinelli Institute for Federalist Studies, 2010, s. 1-2.

[14]A.g.e., s. 2-3.

[15]Forsyth, Murray, “Federalism, nationality, statehood,…”, s. 152.

[16]Croisat, Maurice, Quermonne, Jean-Louis, L’Europe et…, s. 88.

[17]Barış Özdal, Avrupa Birliği, ‘’Avrupa Birliği Siyasi Bir  Cüce, Askeri Bir Solucan mı? ‘’, Dora Yay., Bursa, 2013,  s.  39.

[18]Elif Toprak, ‘’Neo-Fonksiyonalizmden Yapısalcılığa Entegrasyon Kuramları Işığında Türkiye-Avrupa Birliği Uyumu’’, Ankara Avrupa Çalışmaları Dergisi, Cilt: 7, No.1, 2007, ss. 71.

[19]Burley Anne-Marie, WalterMattli , “Europe Beforethe Court: A PoliticalTheory of Legal Integration”, International Organization, Cilt:47, 1993, No. 1, ss.53.

[20]Elif Toprak, ‘’Neo-Fonksiyonalizmden Yapısalcılığa Entegrasyon Kuramları Işığında Türkiye-Avrupa Birliği Uyumu’’, Ankara Avrupa Çalışmaları Dergisi, Cilt: 7, No.1, 2007, ss. 71-72.

***strateji

****irade

[/toggle]

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir