Ana Sayfa / Yazılarımız / Siyaset / Araştırma Yazıları / Avrasyacılık: Rusya Ve Türkiye’de Avrasyacılık Anlayışları

Avrasyacılık: Rusya Ve Türkiye’de Avrasyacılık Anlayışları

Özet 

     Avrasyacılık, yalnızca jeopolitik bir kavram değil aynı zamanda tarihsel, sosyo-kültürel geçmişi de olan bir düşünce sistemidir. Günümüzdeki anlamıyla Avrasyacılık aslen 20. yüzyılın başlarında ortaya çıkmış olsa da 20. yüzyılın sonlarında farklı biçimlerde tekrarlanmıştır. Rusya’nın etkin gücünün Asya ve Avrupa arasında üçüncü bir kıta olan Avrasya’da ortaya çıkmasını sağlayan Avrasyacılık aynı zamanda Türk dünyasına da yayılmış hatta Türkiye’yi özellikle dış politika bağlamında etkilemiştir.

Anahtar kelimeler: Avrasyacılık, Türkiye, Rusya, Yeni Avrasyacılık, jeopolitik.

 

Abstract

     Eurasianism is not only a geopolitical concept, but also a thought system with a historical, socio-cultural background. With today’s sense, Eurasianism firstly appeared at the beginning of the twentieth century, however at the end of the twentieth century it was repeated in different forms. Eurasia, which is the third continent between Asia and Europe, allows Russia’s effective power to emerge in this region with the Eurasianism idea. This idea has also spread to the Turkish world and has even affected Turkey especially in the context of foreign policy.

Key words: Eurasianism Turkey, Russia, Neo- Eurasianism, geopolitics.

 

Giriş

     İlk defa Alexander Gumbeldt tarafından dünya literatürüne kazandırılan Avrasya kavramı[1]  coğrafi olarak Asya ve Avrupa’yı tanımlamanın yanı sıra jeopolitik olarak da bölgenin tarihsel ve sosyo-kültürel yapısını ele alarak politik bir ideolojiyi ifade etmeye başlamıştır. Günümüzdeki Avrasyacılık anlayışı ise 20. yüzyılın başlarında düşünce dünyasına girmiştir. Özellikle Rusya’da jeopolitik bir olgu haline gelmesi 21. yüzyıla yaklaşırken farklı Avrasyacılık akımlarının ortaya çıkmasına sebep olmuştur.[2]

İlk haliyle bölgesel bir nitelikte olan Avrasyacılık anlayışı Avrupa ve Asya arasında var olduğu varsayılan üçüncü bir kıta olan “Avrasya”yı ifade etmektedir.[3] Tarihsel, kültürel ve jeopolitik bütünlükle beraber bölgede bir bütünlüğün oluşmasını sağlayan Avrasyacılık sosyal, politik ve ekonomik iş birliklerini de içinde barındırırken yalnızca bir Avrasya ulusu oluşturma amacı gütmemiş esasında Batı’ya karşı güçlü bir birlik oluşturmayı hedeflemiştir.

 

Rusya’da Avrasyacılık ve Avrasyacılık Anlayışları

     Rusça’da ilk kez Vladimir Lamanski tarafından kullanılan Avrasyacılık kavramı coğrafi bir kavram olmanın yanında 19. yüzyılda ideolojik bir anlam kazanarak 20. yüzyılda tamamıyla Rusya için milli bir ideoloji halini almıştır. Rusya bağlamında bakıldığında Avrasyacılık, Rusya merkezli olacak şekilde Avrasya’nın ortaya çıkarılması hareketidir. Bu bakış açısına göre Rusya, Avrasya’nın coğrafi çekirdeğini oluşturmaktadır. Dostoyevski, Nikolay Trubetskoy gibi isimlerin “özüne dönme” fikriyle birlikte Avrasyacılık, bir bakıma Batı’dan kaçış olarak nitelendirilebilir.[4]

Rus Avrasyacılığına göre Avrasya gerek siyasi gerekse coğrafi olarak özel koşullara sahiptir [5]ve doğal bir denge unsuru olan Rusya önderliğinde bir Avrasya ulusu inşa edilmelidir. İnşa edilecek olan bu Avrasya ulusu ırki bir birlikteliği değil coğrafi birlikteliği ifade etmektedir ve Batı karşısında bir savunma aracı olarak da kullanılmalıdır.

Rusya’daki Avrasyacılık yaklaşımlarına bakıldığında Doğu ve Batı medeniyetlerinin tam ortasında bulunması sebebiyle eşsiz olarak tanımlanan Rusya için Batı’dan ziyade yakın çevresi daha büyük bir tehlikedir ve bu sebeple Rusya kendisini güvence altına almak ve çevresini kontrol ederek etkin gücünü gösterebilmesi için Avrasya’nın ve Avrasyacılığın temeli olmalıdır. Bu yaklaşımlara göre modernleşmek için Batı’ya ihtiyacı olmayan Rusya, çıkarları doğrultusunda Batı ile iş birliği yapabilir fakat -özellikle Aşırılıkçı Avrasyacılar’a göre- Rusya’nın bölgede kendisine has bir stratejisi olmalıdır. [6]

Rus Avrasyacılığı incelemelerinde 2 önemli Avrasyacılık anlayışından biri olan Klasik Avrasyacılık, 19. yüzyılın sonlarında ortaya çıkmış 20. yüzyılın ortalarına kadar devam etmiştir. Klasik Avrasyacılığa göre, Rusya “kara medeniyetinin temsilcisi”dir ve Rusya’nın Avrasya’daki öncülüğü coğrafyanın bir dayatması olarak ortaya çıkmıştır[7]. Bu görüşe göre Avrasyacılık, Batı’ya karşı bir alternatif olacak olan Avrasyalı kimliğine duyulan ihtiyaçtan dolayı var olmuştur. Yine Klasik Avrasyacılığa göre Batı ile Rusya birbirlerinden farklı geçmişlere ve kültürlere sahiptir ve Rusya Avrasya’da her türlü kültüre değer vermesinden dolayı hiçbir zaman Batı gibi ulus-devlet olamamıştır. Rusya’nın Avrasya’ya verdiği bu değer, birliktelik için önemli bir adım olmakla beraber Rusya’nın -özellikle Batı’dan- farklılığını ortaya koymaktadır.

20. yüzyılın sonlarında Klasik Avrasyacılık anlayışına çeşitli eklemeler yaparak ortaya çıkan Yeni Avrasyacılık ise Rusya’nın yönünü Asya’ya çevirerek Avrasya olarak nitelendirilecek olan bölgede barış yapıcı ve medeniyet getirici bir faktör olmasını amaçlamaktadır. Bulunduğu coğrafya itibariyle dünyaya hâkim olabilecek bir güç olan Rusya milli şuur olgusundan yararlanmalıdır. Yeni Avrasyacılığa göre Rusya Avrasya coğrafyasında kendi imkanları ile Batı karşısında ayakta kalabilmek için coğrafi birlikteliğin öncüsü olmalıdır.

Türkiye’de Avrasyacılık ve Avrasyacılık Anlayışları

     Türk Avrasyacılığı da esasında 1900’lü yılların başında Türk fikir adamları tarafından ele alınmış, Yusuf Akçura, H. Nihal Atsız gibi isimlerin destekleriyle hareketlenmiştir.[8] Özellikle cumhuriyetin ilk yıllarında desteklenen Turancılık düşüncesi ve SSCB’nin dağılmasıyla sona eren Soğuk Savaş döneminde değişen politikalar[9] ve Türkiye’nin Rusya’yı iş birliği yapılabilecek bir güç olarak görmesi ilerleyen zamanlarda Türkiye’nin Avrasyacılık düşüncesi ile yakınlaşmasını sağlamıştır.[10] Ortaya çıktığı ilk dönemlerde Türk-Rus ilişkilerinin artmasını sağlayan Türk Avrasyacılık anlayışı temel bir ideolojiden yoksun olması sebebiyle Rusya’daki Avrasyacılık anlayışıyla karşılaştırıldığında çok eksiktir. Günümüze değin farklı anlayışlarla yenilenen Türk Avrasyacılığı sol kesim için bir çıkış noktası olarak adlandırılırken milliyetçi kesim için “Türk Birliği” düşüncesinden öteye gidememiştir.

21. yüzyıla gelindiğinde, Türk Avrasyacılığının özellikle Irak Savaşı’ndan sonra Batıyla yaşanan soğukluk sebebi ile Batı karşıtı bir hal aldığı öne sürülmüştür.[11] Gerek diğer Türk Cumhuriyetleri ile ilişkilerini geliştirmek istemesi gerekse de Rusya ile iyi bir politika izleyerek Asya’da kendisine rakip bir gücü yanına alma isteği sebebiyle Avrasyacılığa daha da ilgi gösteren Türkiye, son dönemlerde Avrupa Birliği ile yaşadığı sıkıntılı müzakereler sonucunda da Avrasya’yı ve Rusya’nın “Avrasya Birliği” projesini Avrupa Birliği’ne karşı bir alternatif olarak görmektedir. Bu bağlamda bakıldığında, Türk dış politikasının Avrasyacılıktan etkilendiği ve Batı’da ilgi görememesi dolayısıyla yüzünü Asya’ya daha doğrusu Rus Avrasyası’na döndüğü söylenebilir.

Sonuç

     Uzunca bir geçmişe sahip olmasına rağmen günümüzdeki anlamını en erken 1900’lü yıllarda almış olan Avrasyacılık, esasında Rusya’da doğarak, 20. yüzyılın ortalarında Asya’ya -Rus Avrasyası’na- yayılmıştır. Rusya’daki Avrasyacılık anlayışının Rusya merkezli bir coğrafi birlikteliğin oluşturulması anlamına gelmesi Rusya’nın etkin gücünün gösterilmesi ve hatta kullanılmasını amaçlamaktadır. Bu bağlamda ırksal bir birlikteliğe ihtiyaç duymayan Rusya, aynı zamanda ilerleyen süreçlerde kendisine tehdit unsuru olabilecek komşularını ve yakın çevresini kendi strateji sahasına almaya çalışmaktadır. Batı ile ilişkilerinde sıkıntılı süreçlerden geçen Türkiye ise zaten 1900’lü yıllarda Turancılık ideolojisine sahip olması sebebiyle Avrasyacılığa kısa zamanda ilgi duymuş ve Batı-Avrupa Birliği karşısında Avrasyacılığı ve Rusların Avrasya Birliği fikrini bir alternatif olarak görmüştür. Bunlara bağlı olarak gelişen dış politikanın etkisiyle Avrasyacılığın farklı versiyonları ortaya çıkmış 21. yüzyıla gelindiğinde Yeni Avrasyacılık anlayışı güç kazanmıştır.

 

Bibliyografya

1- AKGÜL, Fatih. Rusya ve Türkiye’de Avrasyacılık. İstanbul:2009

2- CENGİZ, Recep. “Avrasyacılık Tartışmaları Uluslararası Hoca Ahmet Yesevi Türk-Kazak Üniversitesi Örneği”. TASAM

3- KASIM, Kamer. “Turkey-Taiwan Relations in the Context of Turkey’s Asia Pacific Policy”. Uluslararası İlişkiler Akademik Dergi

4- MUSAOĞLU, Neziha. “Avrasyacılığın Rus ve Türk (Kazak) Versiyonları ile Türkiye’de Avrasyacılığın Jeopolitik Ortak Paydası: ‘Türk Dünyası”. Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi (2008), 59-86

5- ÖZSAĞLAM, M. Tolga. “Geçmişten Günümüze Avrasyacılık”. ResearchGate (2006)

6- YILMAZ, Reha. “Türk Avrasyası ve Avrasyacılığı Üzerine”. Çankırı Karatekin Üniversitesi Dergisi

7- YILMAZ, Salih. “Yeni Avrasyacılık ve Rusya”. Sosyal ve Beşerî Bilimler Araştırmaları Dergisi (2015)

 

Dipnotlar

[1] Salih Yılmaz, “Yeni Avrasyacılık ve Rusya”, Sosyal ve Beşerî Bilimler Araştırmaları Dergisi (2015)

[2] Recep CENGİZ, “Avrasyacılık Tartışmaları Uluslararası Hoca Ahmet Yesevi Türk-Kazak Üniversitesi Örneği” TASAM

[3] Neziha MUSAOĞLU, “Avrasyacılığın Rus ve Türk (Kazak) Versiyonları ile Türkiye’de Avrasyacılığın Jeopolitik Ortak Paydası: ‘Türk Dünyası”, Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi (2008)

[4] Fatih Akgül, Rusya ve Türkiye’de Avrasyacılık (İstanbul:2009)

[5] M. Tolga Özsağlam, “Geçmişten Günümüze Avrasyacılık” ResearchGate (2006)

[6] Fatih Akgül, Rusya ve Türkiye’de Avrasyacılık (İstanbul:2009)

[7] Fatih Akgül, Rusya ve Türkiye’de Avrasyacılık (İstanbul:2009)

[8] Fatih Akgül, Rusya ve Türkiye’de Avrasyacılık (İstanbul:2009)

[9] Kamer Kasım, “Turkey-Taiwan Relations in the Context of Turkey’s Asia Pacific Policy”, Uluslararası İlişkiler Akademik Dergi

[10] Neziha MUSAOĞLU, “Avrasyacılığın Rus ve Türk (Kazak) Versiyonları ile Türkiye’de Avrasyacılığın Jeopolitik Ortak Paydası: ‘Türk Dünyası”, Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi (2008)

[11] Neziha MUSAOĞLU, “Avrasyacılığın Rus ve Türk (Kazak) Versiyonları ile Türkiye’de Avrasyacılığın Jeopolitik Ortak Paydası: ‘Türk Dünyası”, Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi (2008)

 

Yazar Hakkında

Sümeyya Hilal ALTUN / TESA Siyaset Masası Araştırmacı Yazarı

29 Mayıs Üniversitesi

Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir