Size daha iyi hizmet verebilmek adına sitemizde çerezler bulundurmaktayız. Gizlilik Politikamızı öğrenmek için tıklayınız. Ayrıca kişisel verilerin koruması kanunu kapsamında TESAD ile iletişime geçen her birey, iletişim verilerinin paylaşılmasını ve ilgili TESAD birimlerince kullanılmasını kabul beyan ve taahhüt eder.
Atatürk
Ted Kuzey Kibris Koleji'nden alınmıştır.

Atatürk ve Güzel Sanatlar

Giriş

Malumunuzdur ki Atatürk hakkında çok sayıda kitap, makale kaleme alındı. Atatürk’ün düşünce dünyasına ben de farklı açıdan bakmak için birkaç makale de ben yazmak istedim. Bir insanın düşünce dünyasının nasıl oluştuğunun anlaşılabilmesi için, çevresi, yaşadığı dönem ve en önemlisi okuduğu kitaplar ve etkilendiği düşünce insanlarının kimler olduğuna bakmak gerekmektedir. Çok sayıda kitap okuyan ve bu kitaplar üzerinde notlar düşen biri olarak hele ki bu Atatürk ise.  Bundan sonraki makalelerimde Atatürk’ün tüm ilgi duyduğu alanları ve bu alanlara ilişkin okuduğu kitapları incelemeye çalışacağım. O’nu etkileyen kitaplar nelerdir, yazarları kimlerdir? Nasıl ve ne şekilde etkilenmiştir, icraatlarına yansıması olmuş mudur? Oldu ise sadece söylevde mi kaldı yoksa uygulamaya koyduğu bazı pratikler var mıdır? Veya koşullar elverdiği ölçüde farklı bir uygulaması olmuş mudur? İnceleme alanım özetle bunlar olacaktır.

Okuduğu kitapları Bilim, Sanat, Edebiyat diye üç ana dala ayırırsak;

Bilimin alt dalları; Yer Bilimleri, Toplum Bilimleri, Fizik Bilimleri, Yaşam Bilimleri ve bunların da alt dalları; Tarih, Coğrafya, Hukuk, Askerlik, Fen Bilimleri, Matematik, Dil…

Sanat; Güzel Sanatlar, İşitsel Sanatlar, Karma Sanatlar

Edebiyat ise Şiir, Roman, Öykü diye ayırabiliriz.

Bu serinin ilk yazısında Atatürk’ün sanata olan ilgisini incelemeye çalışacağım. İncelemeye geçmeden önce Atatürk’ün kitap okuma alışkanlığını ve okuduğu kitapları yerinde görmek adına bizzat Çankaya Köşkünü ziyaret edip kitaplığını inceledim.* Kitaplığı hakkında gördüklerimi yetkililerden aldığım bilgileri ve tabii ki bazı kaynakları aşağıda aktarmak isterim.

1. Kitaplığı

Atatürk’ün 1921 ile 1932 yılları arasında konut olarak kullandığı “Atatürk Müze Köşkü ”nün toplam alanı yaklaşık 500 metrekare civarındadır. Bina iki katlı. Girişte ufak bir hol var ki önce burayı Fikrîye Hanım düzenlemiş ancak Latife Hanım geldikten sonra bura tekrar elden geçirilmiş ve Fikrîye hanımın koydurduğu mobilyalar kaldırılmış.  Giriş holünün solunda misafir karşılama odası var. Oda içinde masanın hemen yanı başına -aynı zamanda usta bir ahşap işçi yeteneği olan- Abdülhamit’in ahşap süslemesi bulunmakta. Giriş kapısının tam karşısında ise Atatürk’ün akşamları arkadaşlarıyla görüş alışverişinde bulunduğu, birlikte yemek yedikleri uzun bir yemek masası bulunmaktadır.

Ahşap merdivenlerle çıkılan ve holünü tam üstüne denk düşen üst kat salonu sonradan kapatılmış. Bu salonun hemen solunda ‘’L’’ şeklinde bir oda bulunmaktadır. İşte bu oda Atatürk’ün kitaplarının bulunduğu oda. Ortada bir masa ve kenarlarında kahverengi bir kısmı camlı dolaplarla kaplı Atatürk’ün Kütüphanesi yer almaktadır. Burası Atatürk’ün isteğine uygun yapılmış ve tavana kadar rafları olan kitaplık kısmı çalışma yerinden kadife perdelerle ayrılmıştır[1]. Yerde serili bir kaplan postu dikkat çekerken, Atatürk’ün masasının altında yer alan ayak koyma amaçlı minder Atatürk’ün böbrek rahatsızlığına binaen konulmuştur.[2]

Burada oluşturulan ilk kitaplıkta tarih, din, yönetim, askerlik, sanat, edebiyat, sosyoloji, fen bilimleri kadar geniş yelpazede koleksiyonu hazır tutulmuş. Çankaya ve Anıtkabir’deki kitaplığında Güzel sanatlar dalında 212 kitap bulunmaktadır ki bu kitaplığındaki tüm kitapların %5’ine karşılık gelmektedir.[3] Sanatsal anlamda okuduğu kitaplara örnek olarak Darü’l-Elhan Külliyatı /Anadolu Halk Türküleri[4] Kitabın muhtevasında yer alan birçok halk türküsüne Atatürk tarafından işaret konulmuştur.

2. Güzel Sanatlar Hakkındaki Düşünceleri

Falih Rıfkı ‘’Çankaya ‘’ isimli kitabında Mustafa Kemal’in müziğe olan ilgisini şu satırlarla aktarır; Mustafa Kemal Suriye’de görevliyken bir akşam evine dönüşte sokağın birinden müzik sesleri duyar. Camlar kâğıtlarla kaplı olduğu için içeri girer. İtalyan demiryolu işçileri mandolin çalıp müzik eşliğinde şarkılar söylemektedirler. Derin bir gıpta ile bakar onlara. Hayat bu kâğıtla örtülü pencerenin ardında diye düşünür. Sonraki günler bir işçi kıyafeti bulup ara sıra aralarına katılıp eğlenir.[5]

Atatürk Türk halk ve sanat müziğini de çok severdi. Kız kardeşi Makbule hanımın (Atadan) anlatımına göre en sevdiği sanat ve halk müziği şarkıları arasında

‘’Cana Rakibi Handan Edersin/Nihasnın Dideden/ Sevdiğim Cemalim/ Ela Gözlerine kurban olduğum/ Şahane Gözler Şahane/Kaçma Mecburundan Ey Ahu-yı Vahşi Ülfet ET/Gayrıdan Bulmam Teselli Sevgilim/ Pencere açıldı bilal oğlan Piştov patladı/ Alişimin kaşları Kare/ Köşküm var deryaya karşı/ Vardar Ovası/Havada bulut yok bu ne dumandır’ bulunmaktaydı.

Mustafa Kemal Fransa, Almanya ziyaretlerinde şehirlerin mimari yapılarından, estetik açıdan sokakları süsleyen sanatsal eserler, heykellerden çok etkilenir. O’na göre Osmanlı Asya, Avrupa ve Afrika’da birçok yeri fethettiği halde bunun nimetlerinden yeterince istifade edemediğini, her şeyden önce ortak bir kültür oluşturamadığını düşünür.  Oralarda kalıcı olmak adına tarıma, ticarete güzel sanatlara çok önem vermediği için kolaylıkla parçalanmıştır.

Atatürk çağdaşlığın sanattan geçtiğine, bir ulusun bireylerinin çağdaşlık seviyesine erişebilmesi için eğitim ve sanat alanında başarılı olması gerektiğine inanır. Atatürk’e göre ulus olabilmenin en önemli şartlarından birisi, insanların aynı kültürde birleşmesi, birleştirilmesidir. Ortak kültür bir ulusun ana temelidir. Atatürk’ün Tarih, Dil ve Güzel Sanatlar konusuna bu anlamda çok önem vermiştir.  Atatürk’e göre duyarlı insan yetiştirmenin ön koşulu sanata verilen önemle eş anlamlıdır. Ona göre bir ulusun kültür yaşı sahip olduğu sanatsal yapılar ve sanatçı sayısı ile ölçülebilir. Sanat, çağının en gerçekçi tanığıdır. İnsanlığın ortak değerlerinin başında gelen sanatı bize veren yaşatan ve tattıran yaratıcı da sanatçıdır. Duygu ve düşünce yüceliğini kanıtlayan sanat, en doğruyu en doyurucu toplumsal gıdadır. Kültür ögesidir zenginliğidir kaynağıdır kurumudur.[6]

3. Güzel Sanatların Geliştirilmesine Dönük İcraatları

Atatürk’ün güzel sanatlar alanında yaptığı en büyük icraatlarından biri bazı inanış ve yasaklar nedeniyle güzel sanatların gelişmesini engelleyen yasakları kaldırması olmuştur. Böylece bu alanda yeni faaliyetler yapılmasına ve birçok sanatçı yetişmesine imkân vermiştir.  Atatürk, Türk milletinin duygu ve düşüncelerini sınırlayan çağ dışı engelleri etkisiz hale getirerek sanat çalışmalarına yeni ufuklar açmıştır.[7]

Atatürk Türk kültür ve sanatını ortaya çıkarma çabasıyla sanatın gelişmesini teşvik ederken, sanatçılara güven ve destek vermeye çalışmıştır. Tabii ki birçok sanatçı yetiştiren kurumun açılmasına önayak olmuştur.

Bu alanın önünü açıcı yasalar ve yönetmelikler çıkarmakla kalmadı güzel sanatlar dalında okullar açılırken, kurslar düzenlenir, temel kurumlar ve kurullar oluşturulur.[8] Cumhuriyet sonrası güzel sanatlar dalında birçok batılı uzmanlar ülkemize davet edilir. Bunlar arasında resim dalında: 1926 yılında Alman Prof. Frey ve Prof. Stiehler.

Müzik alanında: 1935’de Alman Prof. Paul Hindemith, 1936’da Macar Bela Bartok, 1939’da Tiyatro ve Opera alanında Alman Prof. Carl Ebert’i sayabiliriz. Bu uzmanlar gerçekleştirdikleri etkinliklerle Türk sanat ve kültür yaşamına büyük katkı sağlamışlardır.

Yine aynı alanda olmak üzere 1927’de Viyana Güzel Sanatlar Akademisinden mimar Prof. Dr. Ernest Egli davet edilerek açılacak olan güzel sanatlar eğitim binalarının mimarisi ve nitelikleri konusunda son derece yararlı olmuştur.

Sonraki yıllarda açılan Halkevleri ve Köy Enstitülerinin programlarında sanat eğitimi gözetilmiştir. Bu kurumlar vasıtasıyla Türk insanı ve gençleri güzel sanatlarla tanışmış, eğitim görenler arasında çıkan sanatçılar vasıtasıyla birçok eserler yazılmış, çizilmiş, işlenmiştir.[9]

Sanatsal eserlerin sergilemesi noktasında yaptırılan mekânların yanısıra eski Anadolu uygarlıklarını da halkımıza ve dünyaya tanıtma açısından yeni müzeler açılmış veya yapılmıştır.

14 ağustos 1923’te hükümet programında Milli Müzeler kurulması kararını almıştır. Bu yasadan sonra başta Ankara Anadolu medeniyetleri müzesi olmak üzere Anadolu’da pek çok müze kurulmuştur. Önemli bir nokta olduğu için aşağıda bir telgraf metnini de koyma gereği hissettim. Telgraf Atatürk’ün 1931 yılında Konya’yı ziyareti esnasında zamanın Başbakanı İsmet İnönü’ye çekilmiştir. Telgrafta Konya’da bulunan bazı Selçuklu eserlerinin bakıma muhtaç ve acilen tamir bakım yapılması gerektiğine vurgu yapılır.

‘’ 20. II. 1931

Acele ve önemlidir.

Son tetkik seyahatimde muhtelif yerlerdeki müzeleri, eski sanat ve medeniyet eserlerini de gözden geçirdim. Konya’da asırlarca devam etmiş ihmaller sebebiyle büyük bir harabî içinde bulunmalarına rağmen sekiz asır evvelki Türk medeniyetinin hakikî şaheserleri kıymette bazı mebânİ vardır. Bunlardan bilhassa Karatay Medresesi, Alâeddin Camii, Sahip-Ata medrese, cami ve türbesi, Sırçah Mescid ve înce Minare, derhal ve müstacelen tamire muhtaç bir haldedirler. Bu tamirin gecikmesi, bu âbidelerin kâmilen indirasmı mucip olacağından evvelâ asker işgalinde bulunanların tahliyesinin ve kâffesinin mütehassıs zevât nezaretiyle tamirinin temin buyurulmasmı rica ederim.

Gazi Mustafa Kemal ‘’[10]

1926 yılında Güzel Sanatlar Akademisi fındıklıdan çifte saraylardan birine taşındı.

Atatürk 4 Kasım 1927 Ankara’da etnografya Müzesi önündeki ve Yenişehir’deki Atatürk Heykellerinin açılışı.

19 Kasım 1927 Ankaraya gelen Alman Ressam A.Kampf’in Çankaya’da Atatürk’ün resmini yapmaya başlaması.

8 Ağustos 1928 Taksim Cumhuriyet Anıtının açılışı.[11]

18 Temmuz 1930’da Ankara Etnografya müzesi açıldı.

1936’da Ankara devlet konservatuvarı açıldı.

1935 yılında Dr. Ernest Proetorius cumhurbaşkanlığı senfoni orkestrasını kurmak üzere Ankara’ya getirildi.

1937 yılında Ata’nın emriyle Dolmabahçe Sarayı Veliaht dairesinde Resim ve Heykel müzesi ilk defa açıldı.

6 Mayıs 1938 Ankara Devlet Konservatuvarı kuruldu.

4. Güzel Sanatlar Hakkındaki Söylev ve Demeçleri

Sanat güzelliğin anlatımıdır. Sözle olursa şiir, sesle olursa müzik, resimle olursa ressamlık, oyma ile olursa heykelcilik, bina ile olursa mimarlık olur.

Bir ulus ki resim yapamaz, bir ulus ki bilimin gerektirdiği şeyleri yapamaz, itiraf edelim ki o ulusun ilerleme yolunda yeri yoktur.

Sanatsız kalan bir ulusun hayat damarlarından biri kopmuştur.

Hepiniz milletvekili olabilirsiniz, bakan hatta Cumhur reisi olabilirsiniz, fakat sanatçı olamazsınız.

Ulusal ince duyguları düşünceleri anlatan, yüksek deyişleri toplamak, onları bir an önce müzik kurallarına göre işlemek gerekir. Bu sayede Türk müziği yükselir, evrensel olur.

Güzel sanatlarda başarı bütün devrimlerin başarılı olduğunun en kesin delilidir. Sanatta başarılı olamayan uluslar diğer dallarda başarılı olsalar dahi uygarlık alanında yüksek insanlık sıfatıyla tanınmaktan hep yoksun kalacaktır.

Hayatta müzik gerekli değildir. Çünkü hayat müziktir zaten. Müzikle ilgili olmayan yaratıklar insan değildir.

Müziksiz devrim olmaz.

Dünyada uygar ileri ve olgun olmak isteyen bir ulus kesinlikle heykel yapacak. Anıtların dikilmesine dine aykırı bulanlar din kurallarını gereği gibi araştırıp incelememişler.

Edebiyat söz ve anlatımı her türlü bilgileri ve insan karakterinin en büyük duygularını bunları dinleyen veya okuyanları çok ilgilendirebilecek şekilde söylemek ve yazmak sanatıdır.

Bir gün ressamlar yiğitlik yüzünü yitirirlerse Yıldırımı alsınlar yapıversinler

Yahya Kemal geniş tarih kültürünün eseridir. Şairlerimiz esaslı kültür sahibi olmalı ve tarihi iyi bilmelidir.[12]

*Çankaya Köşkü ziyaretim

Zuhuri Yaman

 


Kaynakça

Atatürk Araştırma Merkezi, Atatürk’ün Tamim Telgraf ve Beyannameleri IV, Ankara, 1991.

Kültür ve Turizm Bakanlığı, Atatürk ve Sanat Eğitimi, http://ekitap.kulturturizm.gov.tr/TR-80349/ataturk-ve-sanat-egitimi.html

Atay, Falih Rıfkı: Çankaya Falih, Çağdaş Matbaacılık ve Yayıncılık, 1999.

Bey, Rauf Yekta: Darü’l-Elhan Külliyatı / Anadolu Halk Türküleri, İstanbul, 1926.

Dağlı, Şemsettin Ziya: “Atatürk’ün Kültürel Bağlamda Sanata Bakışı ve Modern Türkiye’de Sanatın Olgunlaşması”, Ulakbilge, 3, 6, 2015.

İnan, Afet: Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.

Kocatürk, Utkan: Doğumundan Ölümüne Kadar Kaynakçalı Atatürk Günlüğü, Atatürk Araştırma Merkezi, 2007.

Köklügiller, Ahmet: Atatürk’ün İlkeleri ve Düşünceleri, Toplumsal Dönüşüm Yayınları, İstanbul, 2000.

Özdemir, Hikmet: Atatürk ve Kitaplığı, Türk Kütüphaneciler Derneği, 2011.

Dipnotlar

[1]Afet İnan, Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, s. 21-304.

[2]A.g.e., s. 304.

[3]Hikmet Özdemir, Atatürk ve Kitaplığı, Türk Kütüphaneciler Derneği, 2011, s. 15.

[4]Rauf Yekta Bey, Darü’l-Elhan Külliyatı / Anadolu Halk Türküleri, İstanbul, 1926.

[5]Falih Rıfkı Atay, Çankaya Falih, Çağdaş Matbaacılık ve Yayıncılık, 1999, s. 286.

[6]Şemsettin Ziya Dağlı, “Atatürk’ün Kültürel Bağlamda Sanata Bakışı ve Modern Türkiye’de Sanatın Olgunlaşması”, Ulakbilge, 3, 6, 2015.

[7]A.g.e.

[8]Kültür ve Turizm Bakanlığı, Atatürk ve Sanat Eğitimi, (Erişim tarihi: 18.09.2019) http://ekitap.kulturturizm.gov.tr/TR-80349/ataturk-ve-sanat-egitimi.html

[9]A.g.e.

[10]Atatürk Araştırma Merkezi, Atatürk’ün Tamim Telgraf ve Beyannameleri IV, Ankara, 1991, s. 603.

[11]Utkan Kocatürk, Doğumundan Ölümüne Kadar Kaynakçalı Atatürk Günlüğü, Atatürk Araştırma Merkezi, 2007, s. 413.

[12]Ahmet Köklügiller, Atatürk’ün İlkeleri ve Düşünceleri, Toplumsal Dönüşüm Yayınları, İstanbul, 2000, s. 137-154.