Ana Sayfa / Çeviriler / Analiz Çevirileri / Aşırı Sağ, Bu Sene AB İçinde Gücünü Sağlamlaştıracak Mı?
Matteo Salvini ve Jarosław Kaczyński AB'nin derin kaygılarını paylaşıyorlar, göçmenlere yoğun bir antipati duyuyorlar antipati (özellikle de Müslüman olanlara) ve şiddetli bir şekilde geleneksel Katolik değerlerini savunuyorlar. Fotoğraf: Guardian Design

Aşırı Sağ, Bu Sene AB İçinde Gücünü Sağlamlaştıracak Mı?

Mayıs’taki AP seçimleri, aşırı sağa gücünü artırma ve iş birliği yapma şansı sunuyor – ve AB’yi kendi iradesine bağlamayı da.

Yazan: Cas Mudde

Milyonlarca Avrupalı, her beş yılda Avrupa Parlamentosu’ndaki temsilcilerini seçmek için sandığa gidiyor. Mayıs ayında tekrardan seçime gideceğiz, ki bu durum sağ kanat siyasetçiler için bir dönüm noktası olabilir.

Geçen iki seçimde aşırı sağ partiler çok sandalye kazansa da AP’nin güç bloğunu oluşturan farklı gruplar içindeki etkileri sınırlı kaldı. Bu yıl çoğu sağ partinin ek sandalye kazanımı az olabilir. Ancak ilk defa, AB’nin yönetim organlarında bulunan merkez partilere karşı güçlü bir rakip blok oluşturma fırsatları var.

Bugün sağ kanadın en güçlü ve AP’nin üçüncü büyük grubu olan Avrupalı Muhafazakârlar ve Reformcular (ECR), İngiliz Muhafazakârların oluşturduğu AB şüphecisi bir koalisyon. Brexit’in devam edeceği varsayılırsa, ECR çoğu üyesini kaybedecek ve Ukip’in yönettiği ayrı bir gruba bölünecek. Sonuç olarak sağ kanat yeni liderlere ve gruplara açık hale gelecek.

Geçen çarşamba günü Varşova’da; sağ Kuzey Ligi (LN) lideri ve İtalya İçişleri Bakanı Matteo Salvini, Hukuk ve Demokrasi Partisi (PiS) lideri ve Polonya hükümetinin arkasındaki asıl güç olan Jarosław Kaczyński ile görüştü. AP’de yeni bir siyasi grup kurma konusunda görüş alışverişinde bulundular.

Her ne kadar Kaczyński Rus karşıtı ve Salvini de Putin’in en büyük hayranlarından biri olsa da ikisi de AB’ye büyük bir güvensizlik duyuyor, özellikle Müslüman mültecileri istemiyor ve geleneksel Katolik değerleri savunuyor. Aynı zamanda ülkelerini AB baskısından koruma ihtiyacı hissediyor. Polonya liberal demokrasiye olan saldırılarından dolayı yaptırımla karşılaşırken İtalya, finansal ve göç politikalarından dolayı Brüksel tarafından eleştiriliyor.

Salvini; Marine Le Pen ve partisi Ulusal Cephe’nin kontrol ettiği ve AP’deki en küçük grup olan Avrupa Milletleri ve Özgürlük için Hareket’in (ENF) bir üyesi. AB’nin en büyük ülkelerinden birisinin siyasetçisi olarak Salvini, etkisini bu gruptan daha çok artırdı.

Eğer Salvini; ENF’deki partilerle Kaczyński’nin en büyük aktör olacağı ECR’yi bir araya getirebilirse oluşacak yeni grup (ECR+), şu an parlamentoda ikinci büyük grup olan ama Mayıs’ta büyük kayıplara uğrayacak merkez-sol Sosyalistler ve Demokratlar’a (S&D) karşı en büyük rakip grup olabilir. Ayrıca ECR+ grubunu kuracak partiler, Avrupa Konseyi’nde çoğu AB üyesi ülkenin hükümetlerinde kritik konumlara gelebilir, hatta başbakanlıkları bile alabilirler. (Mesela İtalya’da Giuseppe Conti ve Polonya’da Mateusz Morawiecki)

Tabi ki Kaczyński-Salvini ortaklığının gerçekleşmesi kesin değil. 2014 AP seçimlerinde aşırı sağdaki en büyük olay, seçimlerde başarılı olan ama siyasi açıdan marjinalleşmiş Marine Le Pen ve Geert Wilders ittifakıydı. Medya, ikilinin “AB’yi içten tüketecek” büyük bir siyasi koalisyon oluşturmaya çalıştıklarını iddia etmişti ve ikiliyi acımasızca eleştirmişti. Sonuç olarak küçük bir grup kurabilmeleri bir yıllarını aldı, ki bu grup yasama dönemi boyunca aktif olamadı.

Bununla beraber hiç şüphe yok ki aşırı sağ partiler AP’de daha görünür olacaktır. Almanya’da AfD (Almanya için Alternatif) ve İspanya’da Vox, orta ölçekli partiler olacaktır, bu da AP’de çok sandalye alacakları anlamına geliyor.

Dahası, bu partiler önceki zamanlara göre daha çok ana akım hale gelecektir. ECR de dahil olmak üzere en büyük sağ gruplar daha da sağa kaydığı için, koalisyonlar içindeki ve dışındaki ana akım ve aşırı muhafazakârlar arasındaki iş birliği, özellikle göç ve güvenlik konularında, yeni parlamento için yeni bir norm haline gelecektir.

Aşırı sağ partiler AB’yi kökten dönüştürmede başarılı olacak mı? Büyük ihtimalle hayır. Ancak sadece Brexit ve yavaşlamış ekonomik büyüme gibi iç problemleri çözmek için değil, aynı zamanda Putin ve Trump gibi dünyayı domine eden liderlere karşı AB’nin yapmak istediği reformları bloke edebilirler. Bundaki en büyük ironi ise, tüm zararı Brüksel’de verecek olmaları – kaldırmak istedikleri AB’nin tam kalbinde.

Bu makaleye atıf için: Ad soyad, Kurum Adı, Sayfa Adı ya da Başlığı, Yayın Tarihi , Web Adresi, ( Son Güncellenme Tarihi / Erişim Tarihi ) formatında belirtilmesi gerekmektedir.
Telif Hakları hakkında detaylı bilgi için tıklayınız.

Sinan Karaoğlu

Sinan Karaoğlu
TESAD Çeviri Birimi Yardımcı Direktörü

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir