mülteciler
Kaynak: HRW

“Artık Sizi İstemiyoruz”: Devletler Mültecilerin Akışını Nasıl Engelledi

Mülteciler, Facebook’ta Üçüncü Ülkeye Yerleştirme Grubu’nda UNHCR’nin (Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği) 2020 yılının planı okuyor. Komşu ülkelerde 10 yıllık zor bir yaşamın ardından herkes üçüncü ülkeye yerleşecek 25 bin kişiden olmak için dua ediyor.

Ürdün’ün kuzeyinde el-Zetari Kampı’nda bahsi geçen grubun bir üyesi Cemil’le buluştuk. Cemil, bu çölü ev edinmiş 77 bin kişiden biri. Cemil 30 yaşında ve ailesi için güzel bir gelecek hayalini kurarak UNHCR’nin yeni kararını büyük bir umutla karşıladı. Cemil’in karavanında oturup ona üçüncü ülkeye gidecek kişiler arasından seçilme ihtimalini sorduğumuzda; yaşadığı gerçeği saklayan bir tebessümün ardından “Bu, kırmızı karın yağması gibi bir şey: Buradaki herkesin dua ve umuttan başka bir seçeceği yok aslında.” diye cevap verdi.

Cemil’in yaşadığı karavan | Kaynak: Daraj

Cemil, Suriye’de babasından kalan bir otomotiv tamir servisinde çalışıyordu. Aynı zamanda üçüncü ülkeye yerleşebilmek için seçilme fırsatını artıracak iyi bir tahsili olmadı. Burada, Ürdün çöllerinin ortasında her gün kampta iş arayarak hayatına devam ediyor. Bütün mülteci kamplarında olduğu gibi el-Zetari Kampı’nda da insanlar el becerisi gerektiren işlerle çalışabiliyor. Lâkin iş bulmak Cemil’in tek derdi de değil, para kazanmak için sürekli okuldan kaçan oğlunu yakalamak üzere her gün kilometrelerce yürümek zorunda kalıyor. Bu konuyla ilgili Cemil’e soru sorduğumuzda, “Oğlum okulun önemli olduğunu düşünmüyor, bu ıssız yerde okul ne kadar önemli olabilir ki?” şeklinde yanıt verdi. Maalesef istatistiklere bakıldığında Cemil’in oğlunun büyük oranda haklı olduğunu görüyoruz.

Mültecilerin dağılımını yakından görüntülemek için UNHCR istatistiklerine, Kanada Hükümeti’nin resmî sitesine, Amerika Mülteciler Kaydı Merkezi ve Avrupa İstatistik Merkezi’nin verilerine baktığımızda, Batı ülkelerine milyarlarca dolar maliyeti olmasına rağmen mültecilerin hayatını yeniden inşaa etmeleri için katkıda bulunulmadığını ve sürdürebilir bir çözüm yaratılmadığını fark ettik.

Diğer yandan arka arkaya oluşan Suriyeli mülteci dalgaları devam edince ve sayıları artınca; bazı ülkeler, mültecilerin hayatına devam etmeleri yönünde değil, geçici ve onları ilk sığındıkları yerde kalmaları yönünde yardımlar yaptı. Dolayısıyla bu ülkelerin politikalarından dolayı komşu devletler oldukça fazla yük altında bırakıldı ve devam eden savaş bitene kadar Suriyeliler için daimî bir yaşam alanına dönüştü. Ayrıca Suriye’de bir değişim olana kadar, komşu ülkelere mültecileri hayatta tutacak şekilde yardımlar yağdı.

Ortada Kalan Mülteciler

Suriye’de savaşın başlamasından 2020 Mayıs ayına kadar her 100 Suriyeli vatandaşından 41’i yerinden edilmiş, bu ise 7 milyon kişiye tekabül ediyor. UNHCR’nin verilerine bakıldığında Cemil’in mültecilerin üçüncü ülkeye yerleştirilme konusunda haklı olmasının olasılığı daha yüksek olduğunu görüyoruz. UNHCR yerinden edilen her 50 Suriyeliden sadece 1 kişiyi üçüncü ülkeye yerleştirebildi, geri kalan 5,6 milyon ise Türkiye, Lübnan, Ürdün, Irak ve Mısır gibi komşu ülkelerde beklemeye devam ediyor. Bu insanlar “mülteci” statüsüne bile alınamıyorlar ve hayatlarını birçok konuda engel oluşturabilecek geçici koruma statüsüyle devam ettirmek durumundalar.

Komşu ülkelerde yaşayan Suriyeliler hem sosyal hem de yasal anlamda çeşitli sorunlarla karşı karşıya kalıyor. Alınan maddi yardımlar ise sivil toplum kuruluşlarının ve uluslararası kuruluşların, çok ihtiyacı olan kişilere verdiği ve ortalama aylık 27 dolar olan yardımlarından başka bir şey değil.

Bazı ülkelerde geçici koruma altındaki Suriyeliler için özellikle iş izinleri konusunda birtakım düzenlemeler getirilmiş olmasına rağmen bu düzenlemeler bilhassa kamplarda yaşayanların hayat standartlarına yansıdığı görülmüyor. Ayrıca yapılan düzenlemeler bazen sorunu çözmüyor. Örneğin, Ürdün’de Suriyelilere el işleri gerektiren sadece 5 alanda çalışma izni verildi. Türkiye ve Lübnan’daki sigorta sisteminin pahalılığından mütevellit çalışanların büyük çoğunluğu kayıt dışı çalışmaya sürükledi.

Şanslılar Az, Cömert Batı Ülkeleri Sayıları Azaltmak Peşinde

Sait el-Hassan ve ailesi 2013 yılında el-Zetari mülteci kampında yaşıyordu, sonra başka bir şehre gitti. 2018 yılının ilk günlerinde Sait ve ailesi için güzel bir haber geldi. Fransız hükümeti iltica talebini kabul etti. O yılın Şubat ayında Sait ve ailesi Fransa’ya gitti. Sait Şam Üniversitesi’nde matematik ve fizik okumuş ve Suriye’de öğretmen olarak çalışıyordu. Sait’in tahsili ve iş tecrübesi Fransa hükümeti tarafından iltica talebinin kabul edilmesi için kâfi görüldü.

Artık Ürdün’de inşaatta günlük çalışma geride kaldı, Sait bu meşakkatten kurtuldu. Şu an çocukları düzenli bir şekilde okula gidiyor ve evsiz kalma korkusu ortadan kalktı; Fransız hükümeti onlara ev ve aylık 1450 $ yardım sağladı. Artık ailece mutlu bir gelecek hayalini kurabiliyor.

OFPRA tarafından Sait ve eşine ücretsiz verilen 400 saatlik Fransızca kursu yakında bitecek. Dil kursunu bitirince İş Bulma Kurumu, Sait’e iş bulma konusunda yardım edecek. Üstelik diplomaları için denklik istendiği takdirde bütün masrafları ve gerekli eğitimlerin ücreti İş Bulma Kurumu’nca karşılanacak. Onun dışında, eğitime devam ettiği süreçte ortaya çıkabilecek herhangi bir masraf, Sait’in ailesine verilen yardıma ek olarak eklenecektir.

İncelediğimiz verilere göre 1,3 milyon Suriyelinin üçüncü ülkede iltica hakkını kazandığı, her 25 kişiden sadece 3’ünün UNHCR programıyla üçüncü ülkeye yerleştiği, geri kalanının ise ölüm botlarıyla Ege ve Akdeniz’i geçerek ya da yürüyerek istedikleri ülkeye gidip iltica talebinde bulunduğu görüldü.

Avrupa’ya gelen yaklaşık 1,3 milyon Suriyelinin yarısı Almanya’da iltica talebinde bulundu.

Üçüncü ülkeye yerleşme talebi olan her 100 Suriyeliden;

  • İsveç 10’unu,
  • Yunanistan ve Macaristan 6’sını,
  • Kanada ve Avusturya 5’ini,
  • Hollanda 3’ünü kabul etti. Geri kalan ülkeler ise %2’den az Suriyeli kabul etti.

Almanya sayısal olarak en çok Suriyeli sığınmacı kabul etmiş olmasına rağmen, nüfusuna göre diğer Avrupa devletlerinden daha az kabul etti. Örneğin nüfusunun her 100 bin vatandaşa karşı;

  • İsveç’te 1241,
  • Güney Kıbrıs’ta 933,
  • Macaristan’da 800,
  • Almanya’da 767,
  • Yunanistan’da 670,
  • Avusturya’da 654,
  • Malta’da 609 Suriyeli tekabül ediyor. Geri kalan ülkelerde ise bu oran 400’ün altına düşüyor.

Mültecilere Sürdürebilir Çözüm Üretmeyen Onlarca Milyar Dolarlık Yardımlar

Ne Batı ülkeleri ne komşu ülkeler ne de Suriyelilerin kendileri, Suriye’de yaşanan savaşın bu kadar uzun sürmesini beklemiyordu. Lâkin artık bu savaş, emrivaki olmasına rağmen uluslararası toplum sorunu kökünden çözmek yerine hâlâ insani yardım yapmaya devam ediyor. Son 9 yılda onlarca milyar dolarlık yardım, 43 ülke ve 26 kuruluş tarafından yapıldı. Fakat ne yazık ki bu yardımlar, anca sığınmacıların komşu ülkelerde ümitsizce yaşamalarına yetebildi.

Bu paraların nasıl harcandığını anlamak için uluslararası yardımlar hakkında geniş çaplı veriler sunan Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) verilerine baktık. Verilere göre 2011 ve 2018 yılları arasında yerinden edilen Suriyeliler için 39 milyar dolar harcandığı görülüyor. 2018 sonundaki verilere baktığımızda ilk sırada Türkiye’nin geldiği görülüyor. Verilen her 100 doların;

  • 58’ini Türkiye,
  • 11’ini ABD,
  • 9’unu Almanya,
  • 5’ini Birleşik Krallık veriyor. Geri kalan ülkeler ise 2 dolardan az verdi.

Yardımların büyük miktarına rağmen, ancak Suriyelilerin yaşadığı acil ihtiyaçları için gerçekçi bir çözüm üretebildi. Verilen yardımların sınıflandırmasını yaptığımızda, her 100 doların;

  • 75’ini acil para yardımı,
  • 11’ini acil yemek ihtiyacı,
  • 3’ünü iç barış,
  • 2’sini yüksek öğretim için harcandığını görüyoruz. Geri kalan 7 dolar ise lojistik hizmetleri ve diğer yardımlar için yapıldı.

Üçüncü Ülkeye Yerleştirme ya da Kamplarda Bırakma Kararının Artıları ve Eksileri

UNHCR’nin Global Resettlement Needs 2020 raporunda, Suriyelilerin dünyada üçüncü ülkeye yerleştirilmeye en çok ihtiyacı olan grup olduğunu söylüyor. Onlardan, 646 bini Türkiye, Lübnan, Ürdün, Irak ve kuzey Afrika’da üçüncü ülkeye yerleştirilmeyi bekliyorlar.

Açıkçası Suriyeli sığınmacıların sayıca çok olmaları, halihazırda ekonomik durgunluk yaşayan Türkiye, Ürdün ve Lübnan gibi komşu ülkelere ciddi bir yük teşkil etmektedir.

Batı Asya ve Kuzey Afrika Enstitüsü’nde ekonomi araştırmacısı olarak görev yapan Karim el-Şarabi, Suriyeli sığınmacıların Ürdün’de genel olarak işsizlik oranını artırmadığı, yarattıkları olumsuz etkinin geliri en düşük kesime yansıdığını ve gerçek etkisinin kayıt dışı ekonomide görüldüğü kanaatinde olduğunu ifade etti.

Unutulmaması gereken bir konudan daha söz etmemiz gerekirse; bu kadar büyük bir mülteci dalgasının yarattığı etkileri sadece iş dünyasıyla sınırlandırmamız hiç doğru değildir. Gelenlerin ev sahibi ülkelerin altyapılarında oluşan olumsuz etkileri de göz ardı edemeyiz.

27 Eylül 2017 tarihinde Avrupa Komisyonu üçüncü ülkeye yerleştirme sistemine yeni bir düzenleme sundu. Bir araştırmaya göre mevcut sistemin yıllık maliyeti 49 milyar dolardır. Fakat araştırmada en çok göze çarpan konu ise düzensiz göç ve insan ticareti ile mücadeleye 19,7- 33,2 milyar Euro arasında ayrılan bütçe oldu. Bu demek oluyor ki AB, 2018- 2020 yılları arasında mültecileri uzak tutmak için 53,7 milyar euro harcayacaktır ve bu rakam AB’nin geçen 9 yılda mültecilere yaptığı insani yardımın 6 katına tekabül ediyor.

Lâkin bu konu ile ilgili en farklı görüş ise ekonomi profesörü William N. Evans ve arkadaşı Daniel Fitzgerald’ın çalışmalarında buluyoruz. İki bilim insanı, ABD’deki vergi hesaplama sistemini inceleyerek mültecilerin vergi sistemine dahil oldukları takdirde, ABD’de ilk 20 yıllarında devletten aldıkları desteğin 21 bin dolar fazlasını ödeyeceklerini tespit ettiler.

Son olarak, Sait, yeni yerleştiği ülkede, yakında iş hayatında yerini alacakken, öteki tarafta Cemil’in çölün ortasında el-Zetari Kampı’nda insani yardım alarak hayatına ne kadar devam edebileceği sorusuna kimsenin bir cevabı maalesef yok.

Yazar: Hazm Almazouni

Kaynak: daraj.com